Hacca gitmeye niyetli bir kardeşimizin isteği üzerine detaylı hac meselesini ele alacaz inşaallah..

* HAC *
İslâmın temel ibadetlerinden biri. Arafatta belirli vakitte bir süre durmaktan, daha sonra Kâbei Muazzamayı usûlüne göre ziyaret etmekten ibaret olan ve İslâmın şartlarından birisini teşkil eden ibadet.Hac, HCC kökünden bir mastar olup müslümanlara göre, bir farzın edası, hristiyanlara göre ise ibadet ve teberrük amacıyla mukaddes toprakları ziyaret etmek, demektir. Kuranı Kerîmin 22. suresinin adı da hac Suresidir.Hac ibadeti maksadıyla ziyaret edilecek olan yerler Kâbe, Arafat ve çevresidir. Zamanı ise hac ayları diye isimlendirilen Şevval, Zilkâde ve Zilhicce aylarıdır. hacda her fiil için özel zamanlar vardır. Ziyaret tavafının, kurban bayramı sabahından, ömrün sonuna Arafatta vakfenin ise, arefe günü zevalden, kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar yapılabilmesi gibi. Diğer yandan bu büyük ziyarete hac niyetiyle ve ihramlı olarak yönelmek de gereklidir.
Ebû Hureyreden şöyle dediği nakledilmiştir
* Allah elçisine hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca şöyle buyurdu Allaha ve Resullüne iman. Sonra hangisi? denildi. Allah yolunda cihad, buyurdu. Sonra hangisi sorusuna ise mebrûr hac, cevabını verdi *
* Umre, ikinci bir umreye kadar olan günâhlara keffârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise ancak cennettir *
Mebrûr hac kendisine hiçbir günâh karışmayan, eksiksiz olarak ifa edilen makbul hac, anlamına gelir.Hac ve umre ile, her yıl Kabenin ihyâsı gerçekleşir. Umreyi bir yılın veya ömrün herhangi bir gününde ifa imkânı vardır. Umre, belirli günlerde yapılabilen hac ibadetinden daha kolaydır. hac küçük günâhlara keffâret olur ve ruhu masiyet kirlerinden temizler. Hatta bazı Hanefi bilginlerine göre, büyük günâhları da örter. Mebrûr hac yapanın cennete gireceğini bildiren hadisle, yine Hz. Peygamberin şu hadisleri bu konuda önemli delil teşkil eder.
* Kim hac yapar, bu esnada cinsî temastan korunur, çirkin söz ve davranışlardan uzak durursa, annesinden doğduğu gündeki gibi günâhlarından kurtulur *
* Hac ve Umre yapanlar Allahın misafirleridir. Ondan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder *
Hac ibadeti, dünyanın çeşitli yörelerinden, renk, dil ve ülke ayırımı gözetilmeksizin, milyonlarca müslümanı bir araya getirir. Tanışıp, görüşmelerine, ekonomik bakımdan bütünleşmelerine, düşmanları karşısında tek saf hâlinde yardımlaşmalarına zemin hazırlar. Böylece, şu ayetlerdeki mana tecelli eder.
* İnsanları hacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan gelen çeşitli vasıtalarla sana varsınlar. Böylece onlar dünyevî ve uhrevî menfaatlerini görsünler ve belli günlerde, Allahın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken, Allahın adını ansınlar. Siz de onlardan yeyin, yoksula ve fakire yedirin *

* Haccın Hükmü ve Delilleri *
İslâm âlimleri haccın ömürde bir defa farz olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Delilleri Kitap ve Sünnettir. Kuranda şöyle buyurulur
* Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbeyi ziyaret edip haccetmek farzdır *
* Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın *
* İnsanları hacca davet et ki, gerek yaya olarak ve gerekse uzak yollardan gelen çeşitli vasıtalarla sana varsınlar *
Hadislerde şöyle buyurulur
* Şüphesiz Allah size haccı farz kıldı, haccı ifa ediniz *
* Îslâm beş şey üzerine bina edilmiştir Allahtan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin, Allahın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Beytüllahı haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak *
İslâm hukukçuları, haccın bir defadan fazla farz olmadığı ve fazla haccın nafile sayılacağı konusunda görüş birliği içindedir. Hadiste şöyle buyurulur
* Hac ve umreyi peşi peşine yapınız. Bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşün pasını yok ettigi gibi, fakirliği ve günâhları yok eder. Mebrûr haccın sevabı ancak cennettir *
Bazı durumlarda birden fazla hac yapmak gerekebilir. Adak harcı ve bozulan bir nafile haccı kaza etmek gibi. Bazen hac haram olur. Haram para ile haccetmek gibi. Bazen de mekruh olur. Hizmete muhtaç olan anababanın iznini almadan haccetmek gibi. Ebeveyn bulunmayınca dede ve ninelerden, borcunu ödeyecek başka malı bulunmayan borçlu ve kefilin alacaklılardan izin almaksızın, hac yapması da mekruhtur. Hanefilere göre bu kerâhet, tahrîmendir.Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlere göre, haram para ile yapılan hac, gasbedilen arazide kılınan namazda olduğu gibi farz veya ikinci defa hac yapılıyorsa nafile olarak sahih olur. Bu kimsenin üzerinden farz veya nâfile düşer. Hanbeliler ise, haram malla yapılacak hacca icazet vermezler. Çünkü bu mezhep, gasbedilen arazide kılınacak namazı da sahih kabul etmez

* Haccın Fevri veya Ömrî Oluşu *
Ebû Hanife, Ebû Yûsuf, iki görüşten tercih edilende Mâlikîler ve Hanbelîlere göre, hac fevrîdir. Yani yükümlünün, gerekli şartları taşıdığı ilk yılda haccetmesi gereklidir. haccı, yıllar boyunca geciktirirse fâsık olur ve şahitliği reddedilir. Çünkü haccı geri bırakmak küçük masiyettir. Bunda ısrar etmek kişiyi fıska götürür. Böyle bir kimse hac yapmadan malı telef olsa, borç para alıp haccetmesi hâlinde, ilâhî mağfirete nail olacagı umulur. haccın geciktirilmeden ifasına, hacla ilgili âyetler delâlet ettiği gibi, şu hadisler de bunu destekler
* Hac yapmakta acele ediniz. Çünkü sizden biriniz ölümün kendisine ne zaman geleceğini bilmez *
* Bir kimseyi hastalık, açık bir ihtiyaç, bir sıkıntı veya zalim bir sultan alıkoymaksızın hac yapmazsa ister yahudi, isterse hrıstiyan olarak ölsün *
Şâfîlere ve imam Muhammede göre, hac ömrî terâhdir Yani, hac için gerekli şartları taşıyan yükümlü, bunu ilk yılda yapmak zorunda değildir. Ancak bu kimsenin hac veya umreyi, geciktirmeksizin yapması sünnettir. Çünkü tâat sayılan amelleri çabuk yapmak, hayırlı işlerde acele etmek İslâmın tavsiye ettiği hususlardandır. Ayette
* Ey müminler, hayır işlerine koşunuz, birbirinizle yarış ediniz *
buyurulur. Hac kendisine farz olan kimse, mesken yapma, çocuğunu evlendirme gibi sebeplerle, hatta sebepsiz olarak haccı başka bir yıla geciktirebilir. Çünkü hac farîzası hicretin altıncı yılında geldiği halde, Hz. Peygamber bunu, bir özür olmaksızın onuncu yıla tehir etmiştir. Eğer geciktirmek caiz olmasaydı, bunu onun da yapmaması gerekirdi. Bu görüş, müslümanlara kolaylık sağlayacağı için daha uygundur. Çünkü çoğunluk İslâm hukukçularının dayandığı hadisler zayıf olduğu gibi, haccın, hicretin altıncı yılında Âli İmrân Suresinin nüzulü sırasında farz kılındığında şüphe yoktur .

* Haccın Şartları *
Haccın Şartları erkekleri ve kadınları içine alan genel veya yalnız kadınlarla ilgili özel şartlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar tam olarak bulununca hac ve edası farz olur. Aksi halde farz olmaz.
* Genel Şartlar.
Bunlar farz oluşunun, sıhhatinin veya edasının şartları kabilinden olur. Müslüman, akıllı, ergin, hür ve haccetmeye gücünün yeter olması gibi.
* 1. Müslüman Olmak.Kâfire hac farz olmaz. İbadeti eda ehliyeti bulunmadığı için, onun yapacağı hac geçerli değildir. Münkir hac yapsa, sonra İslâma girse, ona İslâmın haccı farz olur. Hanefilere göre, kâfir, şeriatın furûu ile muhatap olmadığı için haccı terkten dolayı hesaba çekilmez. Çoğunluk hukukçulara göre ise o, furû İslâmî emir ve yasaklara muhataptır ve ahirette bunlardan hesaba çekilir.
* 2. Ergin ve akıllı olmak Çocuk ve akıl hastaları hacla yükümlü değildir. Çünkü bunlar şerî hükümlerle yükümlü tutulmamışlardır. Akıl hastasının yapacağı hac veya umre, ibadet ehliyeti bulunmadığı için sahih olmaz. Bu ikisi hac yapsa, sonra çocuk büluğ çağına ulaşsa, akıl hastası iyileşse, bunlara hac farz olur. Çocuğun bülûğdan önce yaptığı hac nafile sayılır. Hadiste şöyle buyurulur
* Üç kişiden kalem kaldırılmıştır Uyanıncaya kadar uyuyandan, gençlik çağına girinceye kadar çocuktan, şifa buluncaya kadar akıl hastasından *
* 3. Hür olmak Köle, esir ve mahkûma hac farz değildir. Çünkü hac, süresi uzun, belli bir yolculuğu gerekli kılan ve yolculuğa güç yetirilmesi şart kılınan bir ibadettir Hürriyetten yoksun olan kimsenin bunu ifa etmesi mümkün olmaz.
* 4. Vakit Arafatta vakfe ve ziyaret tavafı için belirli vakitlere yetişmedikçe hac farz olmaz. Şu ayetler haccın vakitli bir ibadet olduğunu gösterir
* Sana yeni doğan aylan hilaller sorarlar. De ki O, insanların faydası için vakit ölçüleridir*
* Hac ayları bilinen aylardır *
Hanefi ve Hanbelîlere göre, hac ayları Şevvâl, Zilkâde ve Zilhiccenin ilk on günüdür. Buna Abadile adıyla anılan den nakledilendir. En büyük hac haccı ekber günü, kurban bayramı günleridir hadîsi delil olarak gösterilir Bu sürenin dışındaki vakitler, farz hac için ihrama girmeyi ve haccın rükünlerini ifaya elverişli değildir. Ancak hac niyetiyle ihrama, bu aylardan önce girilse, ihram geçerli ve yapılacak hac sahih olur. Delili
* Hac ve umreyi Allah için tamamlayınız ayetidir *
Bu durumda hac ayları girmedikçe hac fiillerinden birşey yapmak caiz olmaz. Hanefilere göre ihram bir şart olup, bunun öne alınması, abdestin namaz vaktinden öne alınması gibidir. Çünkü ihram, hac yapacak kişinin kendisine bazı şeyleri yasaklaması ve bazı şeyleri de gerekli kılmasıdır. Yine bu, ihramı, Mîkattan önce başlatmak gibi olur. Bununla birlikte hac aylarından önce ihrama girmek mekruhtur.Naklettiği hac için, ancak hac aylarında ihrama girilmesi sünnetlerdendir hadisi delildir .Mâlikîlere göre, hac ayları tam üç aydır. İhramın vakti, Şevvâlin başından, yani Ramazarı bayramının ilk gecesinden itibaren başlar, Kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar devam eder. Bir kimse bayram sabahı şafak sökmezden önce, bir an, ihramlı olarak Arafatta dursa hacca yetişmiş olur. Geride ziyaret tavafı ve say gibi ibadetler kalır .
* 5. haccı ifaya gücünün yetmesi istitâa.Bu beden, mal veya yol emniyeti ile ilgili olabilir. Ayette,
* Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbe yi ziyaret edip haccetmek farzdır *
buyurulur. Ayetteki hacca yol bulabilen, hacca gitmeye gücü yeten ifadesi Hanefîlere göre bedenî, mâlî ve emniyet unsurlarını kapsamına alır. Bunlar haccın edasının şartlarını oluşturur.
a] Beden sağlığı ve sağlamlığı. Buna göre yatalak, hasta, kör, felçli, iki ayağı kesik, binit üzerinde kendi başına duramayan yaşlı kimse, tutuklu bulunan ile zalim yöneticilerin hac için vize vermediği kimseler üzerine hac farz olmaz. Çünkü Allahu Teâlâ, haccın farz olması için gücün yetmesini şart koşmuştur. İbn Abbâs istitâayı yol azığı zâd ve binit râhile olarak tefsir etmiştir. Ayette,
* Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez *
buyurulur.
b] Gerekli maddî güce sahip olmak. Bu yolda tüketeceği yiyecek ve oraya varabilmek için bineceği vasıtadan ibarettir. Buna göre, bir kimseye haccın farz olabilmesi için, hac süresince hem kendisinin, hem de bakmakla yükümlü olduğu kimselerin nafakalarını ve nakil vasıtasını temin gücüne sahip olmalıdır. Mekkeliler ve Mekke çevresinde oturanlar için nakil aracına sahip olmak şart değildir yaya yürüyecek durumda bulunmaları yeterlidir.
c] Yol emniyeti. haccın farz olması için yol güvenliğinin bulunması şarttır. Bu, Ebû Hanifeye göre, vücûbunun, bazılarına göre ise edasının şartlarındandır.Kadın için yol emniyeti beraberinde neseb veya sihrî evlilikle doğan hısımlık hısımlardan fâsık olmayan akıllı, ergin veya murâhık 12 yaşla buluğ arası erkek çocuğu mahrem birisinin veya kocasının bulunmasıyla gerçekleşir. Kadının yanında kocası veya mahrem bir hısımı olmaksızın, Mekkeye üç gün üç gece sefer mesafesi ve daha uzak yerden gelerek hac yapması tahrîmen mekruhtur. O, mahremsiz hac yaparsa kerâhetle birlikte caiz olur. Mahremin bulunması vücûb şartıdır. Eda şartı diyenler de vardır. Günümüzde yaygın fesat sebebiyle, kadın süt erkek kardeşiyle yolculuk yapamaz. Çünkü genç sıhrî hısımlarda olduğu gibi, süt hısmıyla başbaşa kalmak halvet mekruhtur. Şâfiîler buna kadının, kafilede güvenilir diğer kadınlarla birlikte hac yapabileceği esasını ilave ederler .

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1131
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 08:53
Allah razı olsun
konan_1997 Tarih: 02.04.2007 14:46
sağol
KONAMI Tarih: 25.03.2007 17:25
Selamıunaleyküm...
Bu konu mezheblere göre farklılık göstermektedir ..
Kadın, kocası veya mahremi olmazsa hiç bir surette hacca gidemez. Mutlaka gitmek isterse nafile haccı olmamak şartıyla yolculuk hususunda Şafiî mezhebini taklîden
gidebilir.

Böyle bir kadın sadece yolculuk hususunda şafiiyi taklit eder. Haccı yine kendi mezhebine göre uygular.Şafiî mezhebine göre haccın kadına vacip olabilmesi için, kocası veya mahremi veya güvenilir bir kaç kadının bulunması gerekir. Yani kadının kocası veya mahremi varsa onunla birlikte hacca gider, yoksa bir kaç kadın bulunduğu takdirde onların refakatiyle hacca gidebilir. Şayet bunlar da bulunmazsa emniyet olduğu halde hacca gitmeye mecbur değildir. Amma isterse gidebilir. Yalnız kadın hac farizasını eda etmiş, nafile olarak hacca gitmek isterse, ancak kocası veya mahremiyle birlikte gidebilir. Kadınlarla birlikte gitmesi caiz değildir.
GÜLSiMA Tarih: 25.03.2007 17:04
Allah (c.c) razı olsun.bir şeyi merak ediyorum.çalışan bir bayan görev icabı hacca tek başına gidebilirmi :20:
NaZ Tarih: 25.03.2007 04:06
Rabbim insallah bizede görevimizi yerine getirmemizi nasip kismet eyler

bilgiler icin ALLAH razi olsun abi
KONAMI Tarih: 25.03.2007 00:26
Kaynak :
* İslam Ansiklopedisi
* Buhârî, Cihad l hac, 4, 34, 102 Umre, 1- Muhsar, 9,10 Nesaî, hac, 4
* Müslim, İman,135,140, Hac, 412 Nesaî, Menâsik, 1 İman,1922
* Tirmizî, Mevâkît, 13, 14, 88 , Hac, 6, İman, 3
* Nesaî, hac, 3, Zekat, 49, İmân, 1
* Dârimî, Menâsik, 7, Salât, 135
* Ahmed b. Hanbel, I, 387, III,114, 412, IV, 342 ,229, 410, 484, 494
* İbni Mâce, Menâsik, 3 Dârimî, Menâsik, 7 Talâk, 15
* Bakara, 2/196
* Hac, 22/27, 28
* Âli İmrân, 3/97
* Ebû Davûd, Hudud,17
* Kâsânî, a.g.e., II, 120122, 160
* FethulKadîr, II,120
* Lübâb, I,177
* BidâyetülMüctehid, I, 308
* Bakara, 2/197-148-189-196-286
* BedâyiusSanâyi, II, 223
* Zühaylî, a.g.e., III, 223-17,-18-63-65
* Şevkânî, a.g.e., IV, 284-290
* Şîrâzî, elMühezzeb, I,199
* İbnülHümâm, a.g.e., II, 220
* Âli İmrân, 3/97

Umarım konuyu fazla detaylı anlatmamışızdır.
KONAMI Tarih: 25.03.2007 00:24
* Haccın Yalnız Kadınlarla İlgili Özel Şartları *
Kadınlarla ilgili iki şart vardır.
* 1. Hacda yol arkadaşının bulunması
Hac yapacak kadının yanında kocası veya mahrem bir hısımının bulunması gereklidir. Aksi halde kendisine hac farı olmaz.
[COLOR="SeaGreen"]*Kadın, yanında mahrem hısımı bulunmadıkça üç günden fazla yolculuk yapamaz *
[COLOR="SeaGreen"]* Bir kadın, yanında kocası bulunmadıkça hac yapmasın *
hadisi şerifleri buna delildir. Şâfiîler ise, kadına, güvenilir kadınlarla birlikte olunca, haccı gerekli görürler. Yol arkadaşı olarak tek kadın yeterli değildir. Mâlikilere göre ise, kadın, yalnız kendilerine emanet edilmiş kadın arkadaşları veya yalnız erkekler yahut da erkekkadın karışık bir toplulukla birlikte hac yapabilir. Bu iki mezhebin dayandığı delil
[COLOR="SeaGreen"]* Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbe yi ziyaret edip haccetmek farzdır *
ayetinin genel anlamıdır. Bu yüzden, kadın kendisi aleyhine kötülükten güvende olunca, ona hac gerekli olur.Mahrem hısım ifadesi, nesep, süt veya sıhrî hısımlık yüzünden kendisiyle evlenmek ebediyyen haram olan kimseleri içine alır. Oğul, torun, baba, dede, süt oğul, süt kardeş, damat, kayınpeder gibi. Kızkardeşin, hala veya teyzenin kocası olmak geçici evlenme engeli doğurduğundan, eniştelerle hac yolculuğu caiz olmaz.Şâfiî ve Mâlikîlerle diğer fakihler arasındaki bu görüş ayrılığı, bir farzı ifa için yapılacak yolculuğa mahsustur. hac yolculuğu böyledir. İhtiyârî yolculuklar icmâ ile buna kıyas edilmez. Resulullah şöyle buyurmuştur
[COLOR="SeaGreen"]* Bir erkek, bir kadınla yanlarında mahrem bir hısımı bulunmadıkça yalnız kalmasın. Kadın, yanında mahrem hısımı bulunmadıkça yolculuk yapamaz. Bir adam kalktı.Ey Allahın elçisi, karım hac yolculuğuna çıktı. Ben ise falanca gazveye yazıldım. Hz. Peygamber şöyle buyurdu Git ve karınla birlikte haccet *
* 2. İddetli Olmaması
Hac yapacak kadının boşanma veya vefattan dolayı iddetli olmaması gereklidir. Çünkü yüce Allah şu ayetle iddetli kadınların evden çıkışını yasaklamıştır
[COLOR="SeaGreen"]* Boşadığınız kadınları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar *
Haccın başka bir vakitte edası mümkündür. İddet ise ancak özel bir vakitte sözkonusu olur

* İslâmda haccın bazı engelleri vardır, bu engeller İslâm âlimleri tarafından şöyle tesbit edilmiştir.
* 1. Ebeveyn Ana veya baba Mekkeli olmayan çocuğunu nafile hac veya umre için ihrama girmekten alıkoyabilir. Ancak bu ikisi farz hacca engel olamaz. Çünkü ebeveyne hizmet, bir cihaddır. Farz hacda ana babadan izin almak sünnettir.
* 2. Evlilik İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre, koca, karısının farz haccına engel olamaz. Çünkü bu, ilk yükümlülük yılında fevrî farz olmuştur. Şâfiîlere göre ise, koca, karısını farz veya sünnet hacdan alıkoyabilir. Çünkü kocanın hakkı önceliklidir. hac ibadeti ise ömür boyu ifa edilebilir.
* 3. Kölelik Efendinin kölesini farz ve sünnet hacdan alıkoyma hakkı vardır. Ancak köle onun izniyle ihrama girmişse, artık hac veya umreyi tamamlamasına engel olamaz.
* 4. Hapis Haksız olarak veya maddî sıkıntı içinde olduğu halde bir borçtan dolayı hapiste bulunmak hac engelidir.
* 5. Borçluluk Vâdesi gelen borcunu ödemek için başka bir malı olmayan borçlunun hac yapmasına, alacaklı engel olabilir. Vâdesi gelmeyen borçlar hac engeli teşkil etmez.
* 6. hacr altında bulunmak Sefîh olan kimse veli veya vasînin izni olmadıkça hac yapamaz.
* 7. İhsâr hac veya umre için ihrama girmiş olan kimsenin, düşmanın engel olması veya hastalık gibi bir sebeple hac veya umreyi tamamlayamadan ihramdan çıkmak zorunda kalmasıdır. Böyle bir engelle karşılaşan kimseye de muhsar denir. Ölüm veya malını verme dışında engeli aşmaya gücü yetmeyen, hacı, engelin kalkması umulan bir süre bekledikten sonra ihramdan çıkabilir. Ancak bu durumda kurban kesmesi gerekir.
* 8. Hastalık Bir kimse ihrama girdikten sonra hastalansa, Ebû Hanifeye göre, muhsar sayılır ve ihramdan çıkabilir. Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbele göre ise ihramda iken hastalanan kimse, uzun sürse bile, iyileşinceye kadar ihramlı olarak kalır

* Haccın Sıhhatinin Şartları *
Yapılacak haccın geçerli olması için dört şartın bulunması gereklidir
* 1. İslâm haccın, hem farz olma ve hem de sıhhat şartıdır.
* 2. Özel yerler Arafat ve Kâbe.
* 3. Özel vakit Arafatta vakfe, arafe günü zevalden itibaren, Kurban bayramı sabahı şafak sökünceye ziyaret tavafı ise, bayram sabahından, ömür sonuna kadar yapılabilir. Ancak ziyaret tavafını bayramın ilk üç gününde yapmak vacib olduğu için, ziyaret tavafını bundan sonraya bırakana, vacibi terkettiği için, kurban kesmek gerekli olur.
* 4. İhram hac veya umre niyetiyle, diğer zamanlarda helâl olan bir kısım, fiil ve davranışları, kişinin kendisine hac veya umre süresince haram kılması demektir. Halk arasında ihramlı erkeğin örtündüğü iki parça örtüye de ihram denilmektedir.

* İhrama Girme Yerleri Mikatlar *
Mîkat, ihrama girme yeri ve zamanı demektir. Çoğulu mevâkîttir. Bir terim olarak, Mekke çevresinde, çeşitli bölge ve ülkelerden hacca gelenlerin ihrama girecekleri özel yerleri ifade eder. Bir kimsenin, hac veya umre için, mikatları ihramsız geçmesi caiz olmaz. Aksi halde kurban veya mikat yerine dönmek gerekir. Ancak mikat yerinden önce ihrâma girmek ittifakla caizdir. Hatta Hanefilere göre, bir sakınca doğmayacaksa, ihramı öne almak daha faziletlidir. [COLOR="SeaGreen"]* Hac ve umreyi Allah için tamamlayınız *
ayetinde buna delâlet vardır. Mikatları beklemeksizin, ailesinin bulunduğu yerden ihrama girmek hac ve umreyi eksiksiz tamamlamak demektir. Hz. Ali ve Abdullah b. Mesudun görüşü budur. Çünkü bunda daha çok meşakkat ve daha büyük tazîm vardır.İhrama girme yerleri, Mekkede, Mekke Harem ile mikatlar arasında hıl bölgesi veya mikatların dışında kalan bölgelerde âfâkî oturanlara göre değişiklik gösterir
*1. Mekkede oturanlar Bunların hac için ihrama girme yeri yine Mekkedir. Hz. Peygamber ashabı kirâma hac için ihrama, Mekkenin içinde girmelerini emir buyurmuştur.Mekke dışında, harem dâhilinde evi olanlar da böyledir. Mekkelilerin umre için mikat yeri ise, dilediği herhangi bir yerden, hıllin harem bölgesine en yakın olan yeridir. Ancak umrede ihrama girmek için hıllin en fazîletli yeri Hanefi ve Hanbelîlere göre Tenîm, sonrâ Cirâne, sonra Hudeybiyedir. Resulullah Abdurrahman b. Ebî Bekre
[COLOR="SeaGreen"]* Hz. Âişeye Tenîmde ihrama girerek umre yaptırmasını emir *
buyurmuştur
* 2. Hıllde oturanlar Harem bölgesiyle, beş mikat yerinin çevrelediği alan arasındaki bölgeye hıll denir. Hıllde oturanların hac veya umre için ihrama girme yeri mikat, ailelerinin bulunduğu yer veya bu yerle. harem arasında kalan, hıllden dilediği herhangi bir yerdir. hac ve umreyi tamamlamayı emreden ayetle Hz. Ali ve İbn Mesudun görüşü buna delildir. Hanefîler bu görüşü benimsemiştir. İmam Mâlike göre, bunların mikat yeri, kendi evleridir.
* 3. Mikatların çevrelediği alan dışında oturanlar âfâki Arabistanda mikatlar dışında oturanlarla, dış ülkelerden hac veya umre niyetiyle Hicaza gidenler için geldiği bölge veya ülkeye göre ihrama girme yerleri mikat belirlenmiştir. İbn Abbâstan şöyle dediği nakledilmiştir Nebî
[COLOR="SeaGreen"]* Medineliler için Zülhuleyfeyi, Şamlılar için elCuhfeyi, Necidliler için KarnülMenâzili ve Yemenliler için Yelemlemi mikat olarak belirledi. Bunlar, belirtilen bölge veya ülke tarafından gelen diğer belde yolcuları için de mikat yeridir *
Câbir den merfû olarak rivayet edilen Müslim hadisinde bunlara, Iraklılar için Zatı ırk ilâve edilmiştir Gelinen ülkelere göre mikatlar şöyledir.
* a. Türkiye, Suriye, Mısır, Mağrib ve Avrupa tarafından deniz yoluyla gelenlerin mikatı Cuhfe Râbiğdir. Cuhfe ile Mekke aiası yaklaşık 187 km. dir.
* b. Medineden gelenlerin mikatı Zülhuleyfe olup, Mekkeye yaklaşık 464 km.dir. En uzak mikat yeri burasıdır.
* c. Irak, İran ve diğer doğu ülkelerinden gelenlerin mikatı Zâtı Irktır. Bu yer Mekkeye yaklaşık 94 km.dir.
* d. Kuveyt ve Necid yönünden gelenlerin mikatı bugün esSeyl denilen KarnülMenâzildir.
* e. Yemenden gelenlerin mikatı Mekkenin güneyinde bulunan Yelemlem olup, Mekkeye 54 km.dir,İhrama girme yerlerini Hz. Peygamber tayin ettiği için hac, umre, ticaret veya başka bir amaçla gelen her müslümanın buralarda veya daha önce ihrâma girmiş olması lâzımdır. Eğer yol, bu noktalardan geçmiyorsa buraların hizalarından ihrâma girilir. Medineye gelenler, hac için Mekkeye doğru yola çıkınca Zülhuleyfede bugün Âbârı Alî denilen yerde ihrama girerler.Mikatlardan içeride bulunan kimseler, ihramsız Mekkeye girebilirler. Fakat hac veya umre için, bulundukları yerden ihrama girerler. Mikat içinde, fakat Mekke dışında bulunan, bulunduğu yerde Mekkenin içinde oturanlar ise, kaldığı evde ihrama girerler.Dışarıdan hac veya umre için gelen kimse mikatı ihramsız geçerse ya bir kurban keser veya geri dönüp mikat yerinde ihrama girer. Mekkeye girme niyeti olmaksızın mikatı ihramsız geçene birşey lâzım gelmez.

* İhram *
Hac dışında yapılması mübah olan bazı şeyleri kendisine haram kılmak demektir. Hanefilere göre, ihram haccın rüknü değil şartıdır. Bu da niyet ve telbiye ile gerçekleşir. hac veya umreye yahut her ikisine niyet etmek ve Allah için telbiye getirerek ihrama girmekle hac ibadeti başlamış olur.İhrama girerken yapılması sünnet veya müstehap olan fiillerin başlıcaları şunlardır
* 1. Abdest veya boy abdesti almak. Temizlenmek için abdest veya boy abdesti alınır. Hz. Peygamber ihram için boy abdesti almıştır .Bu, temizlenmek için olup, taharet abdestlilik için değildir. Bu yüzden, hayızlı ve nifaslı kadınlar da bunu yaparlar. İbn Abbâsın merfû olarak naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur
[COLOR="SeaGreen"]* Nifaslı ve hayızlı kadınlar boy abdesti alır, ihrama girer, Beytullahı tavaf dışında, haccın bütün menâsikini ifa ederler *
Diğer yandan Hz. Peygamber
[COLOR="SeaGreen"]* Esmâ binti Umeyse nifaslı lohusa iken boy abdesti almasını emir buyurmuştur *
İhrama girecek kimsenin tırnaklarını kesmesi, tıraş olup, bıyıklarını kısaltması, koltuk altlarını ve edep yerini tıraş etmesi müstehaptır..
* 2. Erkekler, dikişli elbiselerini çıkarır ve birisi göbekten aşağısını örtmek, diğerini omuzuna almak üzere iki temiz ve yeni peştemela bürünür. Başı açık, ayakları çıplak olup, terlik veya nalın giyebilir. Hadiste şöyle buyurulur
[COLOR="SeaGreen"]* Sizden biriniz, bir izâr alt peştemal, bir ridâ üst peştemal ve iki nalınla ihrama girsin. Nalın bulamazsa, mest giysin, mestlerin topuklarından aşağısını ayırsın *
İhrama giren kadınlar, elbiselerini çıkarmazlar başlarını ve ayaklarını açık bulundurmazlar. Yalnız yüzleri açık bulunur, telbiye ederken seslerini yükseltmezler.
* 3. Çoğunluğa göre, ihramdan önce bedenini kokulamak caizdir. Hanefî ve Hanbelîlere göre, elbiseyi kokulamak caiz değildir. Şâfiîler elbise konusunda da aksi görüştedir. Delil, Hz. Âişeden nakledilen şu hadistir
[COLOR="SeaGreen"]* Ben Nebîi, ihrama girerken bulabildiğim en güzel koku ile kokuluyordum *
Buna göre, kokunun eserinin ihramdan sonra devam etmesinde bir sakınca yoktur. Ancak artık ihram süresince yeniden kokulanmak, hatta kokulu sabun kullanmak caiz görülmemiştir.
* 4. İhram namazı. Boy abdesti veya abdest alındıktan ve ihramdan önce ittifakla iki rekat ihram namazı kılınır. Delil şu hadistir Nebî
[COLOR="SeaGreen"]* Zülhuleyfede iki rekât namaz kıldı, sonra ihrama girdi *
Bu namazın birinci rekâtında Kâfirûn, ikinci rekâtında ise İhlâs suresini okumak sünnettir. Mâlikî ve Hanbelîlere göre, ihrama farz namazın arkasından girilir. Çünkü İbn Abbâstan, Resulullahın böyle yaptığı nakledilmiştir.
* 5. Telbiye. Hanefîlere göre, ihram namazından sonra telbiye getirilir. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır. Efdal olan da budur. Vasıtaya bindikten sonra telbiye getirip, sonra niyet edilebilir. Telbiye şudur
[COLOR="SeaGreen"]* Lebbeyke Allahumme Lebbeyk, Lebbeyke Lâ şerîke Leke Lebbeyk. Innelhamde vennimete leke velmülke, Lâ şerîke leke *
Hanefilere göre bir kimse mikatta niyet ederek telbiye getirince ihrama girmiş olur. Telbiye, yolda, iniş çıkışlarda, yol arkadaşlarıyla karşılaşmalarda namazların ardından tekrarlanır ve zaman zaman ses yükseltilir. Telbiye, Mâlikîler dışında çoğunluğa göre, Kurban bayramı günü Akabe cemresine ilk taşın atılmasıyla kesilir. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır Ancak taşlamadan önce tıraş olunursa, telbiye kesilir. Umre yapan ise tavafa başlamakla telbiyeyi keser.