Gül İrepoğlu ikinci romanı "Cariye"de, XVIII. yüzyıl I. Abdülhamid dönemini kaleme aldı. 44 yıl adeta kafes içinde yaşadıktan sonra tahta çıkan padişahın kişiliğini, bunalımlarını, korkularını, inançlarını, tuhaflıklarını ve aşklarını anlatıyor.

Anlatırken de hem Batıya ayak uydurmaya çalışan hem geleneklerinden kopmamak için çaba sarf eden, hem de savaşan Osmanlının, geçmişindeki parlak günlerini çoktan yitirmiş olan bir imparatorluğun, görkemini hâlâ koruyan sarayındaki yaşamı gözler önüne seriyor.

Gül İrepoğlu sanat tarihi profesörü oluşunun getirdiği uzmanlıkla, özellikle saray ve harem tasvirlerini öylesine canlı yapıyor ki adeta bir belgesel niteliğinde.

Yazar İrepoğlunun, bir cariye tarafından sultana yazılan gerçek aşk mektuplarından hareketle kaleme aldığı romanı, üç anlatıcının ağzından fragmanlar şeklinde akıyor: Sultan Abdülhamid, Cariye Aşkıdil ve Haremağası Cafer.

Cariye yalnızca bir kez hükümdarın yatağını paylaşma şansını bulmuş ve sultana âşık olmuştur, ancak bir daha davet edilmeyerek, iltifat görmeyecektir.

O da duygularını; aşkını, coşkusunu, acısını, öfkesini mektuplara dökecektir, bir de elleriyle yaptığı kâğıttan bahçelere.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 461
favori
like
share