* AHLÂK *

Huylar, seciyeler, mizaçlar, anlamında bir kavram. Hulk, hulûk kelimelerinin çoğul şeklidir. Hulk veya hulûk insanın beden ve ruh bütünlüğü ile alâkalıdır. Ahlâk bu çerçeve içinde, insanın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak olmasıdır şeklinde tanımlanabilir.İslâm ahlâkı Kuranı Kerîme dayanır. Yani her yönüyle Cenâbı Allah tarafından vahiy yoluyla belirlenmiş bir davranışlar manzumesidir. Her şeyden önce İslâm ahlâkı bir vazife ahlâkı şeklinde ortaya çıkmıştır. Zira Kuranı Kerîmdeki her emir, müminler için bir görev belirlemiştir. İnsanın bir mümin olarak bu emirlere muhatap olmayı kabul etmesi, bunları birer görev olarak telâkkî etmesi anlamındadır. Kuranı Kerîmde Resulullah a hitaben
* Sen en yüce bir ahlâk üzeresin *
buyurulmuş ve Hz. Peygamberin kendisi de
* Ben ahlâkî prensipleri tamamlamak üzere gönderildim *
buyurmuştur. Aynı şeklide Resulullahın bütün hadisleri insanların birbirlerine karşı daha iyi davranmaları konusunda birer emir mahiyetinde olup, Müslümanlara görev yüklemektedir. Dolayısıyla İslâmın getirdiği ahlâk anlayışı her şeyden önce bir görev ahlâkıdır.İslâm ahlâkının diğer bir yönü de davranışlardaki niyet duygusudur. Zira Hz. Peygamber
* Ameller niyetlere göredir *
buyururken, İslâmın önemli bir prensibini belirlemiştir. Müslüman için bu niyetin arkasındaki en büyük yönlendirici duygu, müminin her davranışında Allah rızasını gözetme duygusudur. Zira mümin herhangi bir davranışta bulunurken, asla bir dünyevî çıkar yahut bir uhrevî sevap beklemeyip gönlünde sadece Allah rızasını ve onun sevgisini kazanma arzusunu taşımaktadır.
* Yoksula, yetime ve esire onun rızası için yemek yedirirler ve biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz derler *
Niyet ve Allah rızası duygularının yanı sıra, Allahu Teâlâya karşı bir sorumluluk duygusu taşımak Müslüman ahlâkının temel prensiplerindendir. İslâma göre Müslümanın bu sorumluluk duygusu Allahu Teâlâdan korkmak, onun emirlerine saygı göstermek ve bu emirleri asla aksatmaksızın yerine getirmek yasakladığı her şeyden kaçınmak İslâm ahlâkının temel ve ilk prensipleridir. Diğer bir temel prensip de müslümanın diğer mahlûkâta karşı son derece merhamet, adalet ve şefkâtle davranması, zayıf ve muhtaç olanlarına yardım etmesi, ana ve babaya saygılı olması ve onların gönüllerini kazanmaya çalışması v.s. hususlarıdır.
Bütün bunların yanı sıra insanın kendi duygularına hakim olması, mütevazî, sabırlı, edepli, hayâlı ve insaflı olması gibi prensipler de Müslümanın başkasına karşı sorumlu olduğu hususlardır.İnsanın, dolayısıyla Müslümanın, toplum içinde güzel ve hoş karşılanmayan her türlü kötü davranış ve alışkanlıklarını zamanla değiştirebilmesi gerekir. Bu kötü huy ve davranışlardan kurtulmanın tek yolu, iradesini kontrol altında tutup ona tam olarak sahip olmasıdır. Bu kötü davranış biçimlerindende ancak Allahın bize emrettiği ibadetlere sımsıkı sarılmak suretiyle kurtulmak mümkündür. Ama iradesine hakim olamayan bir kimsenin bu gibi kötü huy ve alışkanlıklardan uzaklaşması kolay değildir.İbadetlere sıkı sıkıya bağlanmak Allahı daima bizi görüyor gibi hissedip onu hatırda tutmak, sürekli olarak iyi insanlarla oturup kötülerden uzak kalmak, asî insanların bulunduğu yerlere gitmemek, Allahın emirlerine sarılıp yasaklarından kaçınmak suretiyle İslâmî anlamda bir ahlâka sahip olunabilir.Bütün bu çizilen prensiplere göz attığımızda İslâm ahlâkının saf ve sağlam bir iyi niyete dayandığı Allahın rızasına önem vermesi müntesibinden dünyevî hiçbir çıkar beklemeyip uhrevî bir fayda peşinde de olmaksızın sırf Allah rızası ve sevgisini göz önünde bulundurmasını talep etmesi gibi özellikleri ile her türlü şekilci ve pragmatist ahlâk anlayışından uzak olduğu görülmektedir.İslâmda Emri BilMaruf ve Nehyi AnilMünker prensibi insanların ahlâkını daima iyiye doğru yönlendirmek içindir. Hz. Peygamberin
* Ahlâkınızı güzelleştiriniz., Allahın ve Resulünün ahlâkı ile ahlâklanınız.*
diye tavsiyelerde bulunması Müslümanın daima ahlâkını güzelleştirmesi gerektiğini dile getirmektedir. Bunun yanı sıra, Kuranı Kerîmin birçok yerinde İslâm toplumunun daha mükemmel bir ahlâkî yapıya kavuşması için bir hayli emir ve nehiylerin sıralandığını ve Müslüman için Allahın razı olacağı bir hayat tarzının belirlendiğini biliyoruz. Bu gibi ahlâkî emir ve yasaklamaların bazılarını şöyle sıralayabiliriz
* Rabbin yalnız kendisine ibâdet etmenizi, anneye ve babaya iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır, yaşlanır, yanında kalırlarsa sakın onlara öf bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle. Onlara acımadan dolayı, tevazu kanatlarını indir onlara karşı alçak gönüllü ol ve ey her varlığı terbiye edip yetiştiren Rabbim! Bunlar beni küçükken nasıl acıyıp yetiştirdilerse sen de bunlara acı de... Seninle akrabalığı olana, yoksula ve yolcuya hakkını ver.Malını gereksiz yere saçıp savurma. Çünkü gereksiz yere mallarını saçıp savuranlar Şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Eğer elin dar olduğu için Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek onlardan yüz çevirecek onlara bir şey vermeyecek olursan, bari onlara yumuşak söz söyle, gönüllerini al, bolluğa kavuşmaları için Allaha dua et. Ellerini boynuna bağlanmış kılma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın. Ellerin boyna bağlanması cimriliği temsil eder. Ellerin açılması da israfi ifade eder. Yani cimrilik de israf da İslâm nazarında kötü bir alışkanlık olup her iki durumda da insanın pişmanlık duymasına yol açar.... Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz. Onları da sizi de biz besliyoruz. Onları öldürmek büyük günahtır.Zinaya yaklaşmayınız. Çünkü o, açık bir kötülüktür, çok kötü bir yoldur.
Allahın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyiniz. Kim zulmen birini öldürürse, onun velisi olan mirasçısına yetki vermişizdir. Öldürülenin hakkını arar. Ancak o da öldürmede aşın gitmesin. Katil yerine katilin akrabasını veya katille beraber bir başkasını öldürmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiş yetki verilmiştir. Katilin akrabası kendisine verilen bu yetkiyi kötüye kullanmasın.Yetimin malına yaklaşmayın, ancak erginlik çağına (yaşına) erişinceye kadar en güzel tarzda onun malını kullanıp geliştirebilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü insana ahdi sorulacaktır.Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha iyidir. Sonu da daha güzeldir.Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan o yaptığın kötü şeyden sorumludur.Yeryüzünde kabara kabara böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın. Boyca da dağlara erişemezsin.Bütün bunlar hepsi kötü olan ve Rabbinin katında hoş görülmeyen şeylerdir. *
İslâmda ahlâkı imandan ayırmak mümkün değildir. Zira bütün Kuranî emirlere boyun eğmek imanın gereğidir. Bu emirlere uymakla da en üstün ahlâkî değerler elde edilir. Resulullah
* Müminlerin iman açısından en mükemmel olanı, ahlâkı en iyi olanıdır. *
buyurmuştur. Bu duruma göre ahlâkî açıdan mükemmel bir anlayış ve davranışa sahip olmayan kişi iman açısından da kemâle ermiş olamaz. Diğer bir hadiste de şöyle buyurur
* İman yetmiş türdür. En üstünü Lâ ilâhe illâllahtır en aşağısı da yol üzerinde insanlara eziyet verecek bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir bölümüdür *
* Allaha yemin olsun ki, hiç bir kul, kendi nefsi için istediği güzelliği kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz. *
* Haklı olduğu halde bile çekişmeyi bırakan kimseye Cennetin avlusunda bir köşk verileceğine, yalan söylemekten kaçınan kimseye Cennetin ortasında bir köşk takdim edileceğine, ahlâkı güzel olan kimseye de Cennetin en güzel yerinde bir köşk sunulacağına ben kefilim *
* Mîzana konan ameller arasında güzel ahlâktan daha ağır gelecek hiç bir pey yoktur. İnsan güzel ahlâkı sayesinde, oruç tutup namaz kılan kimseler derecesine yükselir. *
Bu ve buna benzer hadislerde Hz. Peygamber güzel ahlâkın üstünlüğünü dile getirmiştir.
Ayrıca
* Müslüman, müslümanların onun elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir. *
İnsanların en hayırlısı ömrü uzun olup amelleri de güzel olandır. buyurmakla iyi müslümanı tarif etmiştir.Sahâbilerden biri Resulullaha şöyle sorar
* İslâmda en hayırlı iş nedir? Peygamber Efendimiz şöyle cevap verir Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığına selâm vermendir. Ashâbın ileri gelenlerinden Abdullah İbn Mesud da buna benzer bir soru sorunca Resulullah şöyle buyurmuşlardır
Vaktinde kılınan namaz, ana babaya itaat, Allah yolunda cihad İslâm ahlâkının temel prensipleri olarak sadece bunlarla amel eden ve bu prensipler çerçevesinde hareket eden bir toplum her zaman dimdik olarak ayakta durabilir *
İnsanlara karşı daima yumuşak davranmak, hatalarına rastladığında, bu hatalarını son derece yumuşak bir ifadeyle ve onları üzmeyecek bir tarz ve uslüpla söylemek gerekir. İnsanları ikaz ederken de aynı üslûbu uygulamak müslümanın prensibi olmalıdır. İslâmın insanların hayatlarında görülen pratik ahlâkı insanın kendisine, hemcinslerine, çevresinde ve Allaha karşı olan bütün görevlerini içine alır. Bütün bunlara baktığımızda İslâm ahlâkı hürmet, hizmet, merhamet, edep, hayâ, nefse hâkimiyet, tevazu, adalet, ve benzeri hususlar üzerinde yükselmiştir .Ayrıca İslâm yalan, küfür, lânet okuma, alay etme, kibirlenme, koğuculuk yapma, gıybet etme, riyâ, cimrilik, kıskançlık, vs. gibi duygu ve davranışların kesinlikle yasaklandığını bildirerek, müslümanın bütün bunlardan da uzak kalması gerektiğini açıklamıştır .

Kaynak :
* İslam Ansiklopedisi
* Kalem, 68/4
* İbni Hanbel, Müsned, II, 381
* Buhârî, İmân, 41 Edeb, 39 İman, 7
* İnsan, 76/89
* İsrâ, 17/23-38
* Ebû Dâvud, Sünnet, 14 Edeb, 7
* Müslim İman, 71-72 İman, 14
* Tirmizî, Birr, 62

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 679
favori
like
share