İnsan beyni, hassas bir mekanizma olmasına rağmen, son derece dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Aynı zamanda tasavvur edildiğinden de çok daha faydalı bir uzuvdur. Beynin düşünme, hafıza ve şuur üstü faaliyetlerini içine alan kısmında 12 milyon hücre vardır, her bir hücre birbirlerine elektro kimyevi haber taşıyan ince uçlarla bağlı bulunmaktadır Düşünce ve hafızanın bu elektrik akımlarının yolculuğuyla yakından alakası vardır. Beynin çalışması adali olmayıp; elektro kimyevi karakterdedir. Doğru akımlı bir bataryanın çalışmasına çok benzer. İlim adamları dimağ yorgunluğu, zihin doluluğu gibi halleri kabul etmezler, uzun süren zihni çalışmalar neticesinde yorulan beynimiz değil: gözlerimiz, boynumuz, sırtımızdaki kaslar veya vücudumuzun muhtelif kasılmalardır. Beynimizin kendisi hiç yorulmadan devamlı çalışacak güçtedir. Zihin yorgunluğu denen şey umumiyetle dikkatsizliktir, sıkıntıdır; dikkatimizin dağılmasına mani olacak kuvveti kendimizde bulamayışımızdır Aslında dimağımız azami tasarruf prensibine göre az bir glikozla (kesme şekerinin dörtte biri kadar) bütün gün yorulmak bilmez bir kapasiteyle çalışabilmektedir.

Yaş ilerledikçe beyinde öğrenme kabiliyetinde azalma olacağı nazariyesi de bugün ilmen çürütülmüş bulunmaktadır. Beyin hücrelerinde ölenlerin yerine yenileri gelmez. Tehlike arz eden bazı beyin hastalıklarındaki, çok sayıda ölen beyin hücreleri dışında kaybolan hücreler pek mühim sayılmaz. İnsanlar ihtiyarladıkça; bedeni, bir dereceye kadar da zihni güçlerini kaybettikleri doğrudur. Tıbbi olarak her iki halde de bu çok karışık fizyolojik mekanizmaların çeşitli kısımlarında bir seri yıkılma ve yıpranmalar neticesinde bozukluklar meydana gelmektedir. Bu seri bozukluklar tek başına bir tehlike teşkil etmemesine rağmen, hepsinin birden tesiri ciddi olabilmektedir. Yaş ilerledikçe beynin arızalanması oksijen ve glikoz taşıyan kan dolaşımı azaldığı içindir, gençlikte hatıraların daha canlı olarak hatırlanması, dolaşım sisteminin daha iyi çalıştığı zamanlarda beyine işlenmiş olmasındandır. Bu sebepten ihtiyarlar gençliklerinde olan şeyleri, yakın geçmişte olanlardan daha iyi hatırlarlar.

Dimağımızda yaptığımız her terkip, her tahlil bir çalışma sayılır. Beyin çalıştırıldığı zaman kuvvetlenir, çalıştırılmadığı zaman zayıf kalır. Mantığımızı işlettiğimiz nispette yeni hükümlere yarma gücümüzde artma olacaktır. Hafıza da idmanla gelişmektedir. Gelişmiş bir hafızaya sahip insanlar zihinlerinde hayalleri bütün teferruatına kadar depo ederler, ihtiyaç duyulduğu an ise, derhal ve aynen ortaya çıkarırlar. Kuvvetli hafızaya sahip kişiler bir bakışta herşeyi zihinlerine işleyebilmektedirler. Onların gözleri mercek gibi çalışıp, fotoğraf makinesinin resmi çektiği gibi yazıları, resimleri, şekilleri hafızalarına nakşederler. Kendilerine sorulduğunda: Kelimeleri, resimleri, şekilleri zihinlerinde belirli olarak gördüklerini ifade etmektedirler.

Beynin, hatıraları nasıl sakladığı bugün hala tam olarak açıklanamamıştır. Hafıza; ilim adamlarınca, insanın esrarı kolay kolay anlaşılamayan kabiliyetlerinden biridir. Bazı ilim adamlarına göre; hafızanın her bir parçası yüzlerce binlerce hücreden meydana gelmiştir. Birbirine ince uçlarla bağlı ilmikler bulunmakta ve bu ilmiklerde elektrik akımları dolaşmaktadır. Diğer ilim adamlarına göre de; hatıra hücreye işlenmekte veya bir sicimdeki düğümler gibi bir hücreler zinciri teşkil etmektedir. İlmi olarak: hissettiğimiz görüntülerin 30 il 60 dakika beynimizde kayda geçmeden yüzer halde kaldığını kati olarak bilmekteyiz. Bu sebepten başına sert bir darbe yiyen insan, vuruştan 15.20 dakika evvelini hatırlayamamaktadır. Ortalama bir ömür içersinde beynin 15 trilyon bir birinden ayrı ayrı haberler aldığı hesaplanmıştır. Hafızada tutulanların adedi beyin hücre sayısında kat kat fazladır. Yapılan bir tetkikte beynin depolama kapasitesinin bir katrilyon (bir milyon milyar) bilgi parçasını alacak imkâna sahip olduğu hesaplanmıştır. İnsanın zihni deposunun tam kapasitede kullanılmadığı, umumiyetle zihni kabiliyetlerinin yüzde 10-15 ini kullanıldığı, buna rağmen hafızada trilyonlarca ayrı ayrı haberler depo edildiği düşünülecek olursa, hafızamızın gücü ve çapı beşer idrakinin kat kat fevkinde olduğu anlaşılmış olacaktır.

İnsan beyni içinde bir hardal küçüklüğünde bir yere yerleştirilen hafıza merkezine bakıyoruz. Görüyoruz ki; öyle büyük bir kitap, belki kütüphane hükmündedir ki bütün bayat maceraları içinde karıştırılmaksızın yazılıyor.

Acaba bu kudret mucizesine hangi sebep gösterilebilir? Beyindeki sinir lifleri mi? Basit şuursuz hücre atomları mı? Tesadüf rüzgârları mı? Hâlbuki o sanat mucizesi öyle bir zatın sanatı olabilir ki: insanlığın haşirde (öldükten sonra dirilince) bütün yapacağı işlerden muhasebe vaktinde hatıra getirilecek ve işlediği her fiilin yazıldığını bildirmek için küçük bir senet gibi, yazıp aklının eline verecek gayet hikmetli bir sanatkârın sanatı olabilir.

Dr. Kadir Namlı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 464
favori
like
share
Batan Güneş Tarih: 16.04.2007 10:16
güzel elne sağlık teşekkürler
Wish Tarih: 16.04.2007 01:07
ellerine saglik
SU-PERISI Tarih: 15.04.2007 19:43
teşekkürler milkboy eline saglık