* CÜRÜM *

Ceza gerektiren, suç hata günah, kabahat, isyan. Cerîme de aynı anlamdadır. Cürüm sayılan her hangi bir işi işleyene mücrim denir. Mücrim kelimesi Kurânda bir çok âyette geçmekte olup hemen hepsinde hukukî anlamda bir suç olmaktan ziyade inançsızlık, isyan vb. gibi cezası uhrevî muhtevadaki suç anlamında kullanılmıştır. Nitekim bir âyette,
* Biz, sizden önce, kendilerine peygamberler açık delillerle geldikleri halde inançsızlık karanlığında kalan zâlim nice nesilleri helâk ettik. Onlar, zaten inanacak değillerdi. Biz, mücrim kavmi böyle cezalandırırız *
şeklinde bir diğer âyette de,
* Kâfirlere ise şöyle denilecektir, âyetlerimiz size okunmuyor muydu? elbette okunuyordu. Siz büyüklendiniz ve mücrim bir kavim oldunuz *
buyurulmuştur.Bazı hadîslerde ise, cürünî kelimesi, günah, hata vb. anlamlarda kullanılmıştır. Nitekim bir hadiste
* Müslümanların cürüm bakımından en büyüğü, hakkında yasak bulunmayan bir şeyin hükmünü sorup da, bu sorusuyla o şeyin haram kılınmasına sebep olan kimsedir *
denilmektedir.İslâm hukuk terminolojisinde ise, cürüm kelimesi hukuki anlamdaki suçları ifadede pek kullanılmamış bunun yerine daha ziyade cinayet tabiri tercih edilmiştir. Ancak, cinayet terimi de, İslâm hukukçularının dilinde özellikle, şahsın öldürme gibi canına yaralama, dövme vb. gibi vücut bütünlüğüne yönelen ve onları tehlikeye sokan suçları ifadede kullanılmış şahsın mülkiyet dokunulmazlığına mal karşı işlenen suçlar ise gasp, hırsızlık serika gibi özel isimlerle ifade edilmiştir. Bunun yanında, ihramlının hac esnasında, kurban kesmesini veya sadaka vermesini gerektirecek şerî bir muhalefette bulunması da genel olarak cürüm ya da cinayet olarak adlandırılmıştır. Bütün bunlara rağmen, cürüm kelimesinin, mahiyeti ve cezası ne olursa olsun, genel anlamda suç terimini ifade edecek tarzda ele alınması mümkündür. Nitekim, çağdaş hukuk yazarları, suç anlamında çoğunlukla, cürüm kelimesi ile aynı anlamda olan cerîme tabirini kullanmaktadırlar.Cürüm, en özel anlamını İslâm ceza hukukunda kazanmıştır. Buna göre cürüm, şârinin kanun koyucunun, had veya tazir cezalarıyla müeyyidelendirdiği yasak mahzûr işlerdir. Burada suçun teşekkül edebilmesi için gerekli üç unsurdan ikisine işaret edilmektedir. Şöyle ki bir fiilin suç olabilmesi için her şeyden önce, onun suç olduğunun belirtilmesi ve ona bir ceza takdir edilmesi gerekir. Bu, suçun kanunî unsurudur. Buradan hareketle, İslâm ceza hukukunun temel prensiplerinden biri, kanunsuz suç ve ceza olmaz şeklinde ifade edilebilir. Diğer taraftan, yine bir suçtan bahsedilebilmesi için, bir şeyi yapma icra veya yapmama ihmal şeklinde bir fiilin bulunması gerekir. Bu da suçun maddî unsurudur. Suçun tam anlamıyla teşekkül edebilmesi için bunlara bir de, failin kusurlu olması eklenir ki bu da suçun manevî unsurudur.İslâm hukukunda, bir fiilin suç sayılmasındaki esas onun toplum düzenini, toplumun huzur ve istikrarını, inançlarını sarsması ve ferdin can, mal, namus güvenliğini tehlikeye sokmak suretiyle onlara zarar vermesidir. Beşerî hukuk sistemlerinin birçoğu ferde ve topluma zarar veren fiillerin tespit ve vasıflamasında ve suçunbelirlenip cezanıntakdir edilmesinde güdülen gayelerde İslâm hukukundan büyük ölçüde ayrılırlar. Nitekim, İslâm hukukunda din, akıl, can, mal ve namusun korunması temel gayeler olarak değerlendirildiği için meselâ, dinden çıkma demek olan irtidad zina ve içki içme suçuna ağır cezalar konulmuştur. İslâm hukukunda ağır bir şekilde cezalandırılan bu suçların bir kısmı, diğer bazı hukuk sistemlerinde suç sayılmayabilmektedir. Bazı fiillere suç vasfı kazandırılması konusunda İslâm hukuku ile diğer hukuk sistemleri arasındaki farklılık, genelde, kaynaklarının ve değer ölçülerinin farklı oluşu ile izah edilebilir.İslâm hukukunda suç, değişik yönlerden kısımlara ayrılabilir. Ancak, cezanın mahiyetine ve ağırlığına göre yapılan suç taksimi, daha yaygındır. Buna göre suçlar üç kısma ayrılır

* 1] Had gerektiren suçlar,
* 2] Kısas veya diyet gerektiren suçlar,

* 3] Tazîr gerektiren suçlar.
* Had gerektiren suçlar Bunlar zina, kazf, şarap içme, hırsızlık serika dinden dönme irtidat, silâhlı gasp, soygun, eşkiyalık hırâbe, ve isyan ihtilal bağyden ibarettir. Bu suçlara had cezası uygulanır. Hadler hudûd, Allah hakkı kamu yararı için takdir edilmiş cezalardır. Had cezasına tabi olan suçlar ve bunlara uygulanacak cezaların ölçüleri kesin olarak bellidir. Bu cezalar, kamu yararı ve toplum düzeni mülâhazalarıyla konulmuş olduğu için, fert veya toplumun affetmesi veya vazgeçmesiyle düşmez.

* Kısas veya diyet gerektiren suçlar Bu suçlar, şahsın canına veya vücut bütünlüğüne karşı işlenen suçlardır. Bu suçlar, kasden adam öldürme, kasıt benzeri ile adam öldürme, hata ile öldürme ve yaralama sakatlama fiilleridir. Bunların cezaları, kısas veya diyettir. Bu cezalar, özellikle ferdin haklarını koruma amacıyla konulduğu için kendisine karşı suç işlenen şahsın suçluyu affetmesi mümkün görülmüştür. Ancak, bu affetme ile cezanın düşeceği genelde kabul edilmekle beraber, karşı görüşte olan âlimler de vardır.

* Tazir gerektiren suçlar Bu suçlara İslâm hukukunda belli bir ceza takdir edilmemiş, bunun yerine hâkime, suçun ve suçlunun durumuna uygun bir cezayı belirleme yetkisi verilmiştir. Ancak bu belirleme yetkisi mutlak olmayıp, İslâmın genel prensipleriyle mevcut nasslara aykırı olmama ve genel yararın gerektirdiği şekilde davranma gibi ölçülerle sınırlandırılmıştır. Bununla birlikte, siyaset gereği verilecek cezalar hariç, tazir suç ve cezalarının kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi gerekmektedir.

Had ve kısası gerektiren suçlar ile taziri gerektiren suçlar arasında en belirgin fark şudur Had suçlarının suç olmaktan çıkarılması veya değiştirilmesi ve cezalarının değiştirilmesi mümkün görülmezken, diğer suçların bir çoğunda, gözetilmek istenen maslahata göre, zamanla değişiklikler yapmak mümkün görülmüştür.

Kaynak :
* İslam Ansiklopedisi
* İslam Hukuku
* Enâm, 6/124
* Yunus, 10/17
* Tâhâ, 20/77
* Meâric, 70/11
* Yunus, 10/13
* Câsiye, 45/31
* Buhârî, 96, İtisam, 3
* Dürerul Hukkâm Şerhu II, 88

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 488
favori
like
share
elma kurdu Tarih: 02.11.2007 19:39
allah razı olsun
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 08:13
eline sağlık
ŞAHİN1453 Tarih: 06.05.2007 14:12
Allah razı olsun
panason Tarih: 30.04.2007 08:36
paylasim icin tesekkurler.kelime hazneme bir kelime daha katmis oldum