Türkiye'yi yakından ilgilendiren önemli konulardan birisi Ermenilerin uluslar arası alanlarda Türkiye'yi ve Türk Halkını kendilerine karşı soykırım yapmakla suçlamalarıdır.Bu suçlamanın gerisinde Ermeniler'in çok büyük siyasi beklentileri vardır.Konuya geçmeden önce soykırımı tanımlamak istiyorum.Soykırım terimi, tanımı olan bir suça ilişkindir.Bu tanım İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hazırlanarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 9 Aralık 1948 günü kararı ile onaylanıp yürürlüğe giren "soykırımın önlenmesi ve cezalandırılmasına yönelik sözleşme"adlı uluslar arası bir sözleşmeyle yapılmıştır.Türkiye de bu sözleşmeyi imzalamıştır.Sözleşmeye göre soy kırımı bir ulusal,etnik,ırksal veya dini gruba mensup insanları,tamamen veya
kısmen,o gruba mensup oldukları için ortadan kaldırmak amacıyla işlenmiş aşağıdaki eylemlerden biridir.
a) Bir grubun üyelerini öldürmek
b) Bir grubun üyelerine bedeni veya akli zarar vermek
c) Bir grubun üyelerini fiziki olarak tamamen veya kısmen yok etme sonucunu
vereceği önceden bilinen yaşam koşulları altına sokmak
d) Grup içindeki doğumları bilinçli olarak engellemeye yönelik önlemler
dayatmak
e) Bir grubun çocuklarını başka gruplar içine zorla götürmek

Ermenilerin iddia ettiği gibi Osmanlı Devleti'nin 1915 de yapmış olduğu göç ettirme ve yerleştirme uygulamasında soy kırımın unsurları kesinlikle bulunmamaktadır.Zira;soykırımın asıl unsuru,yani sırf ermeni oldukları için Ermenileri yok etmeye yönelik kasıt unsuru yoktur.Göç ettirme ve yerleştirme O günkü şartlarda asi,saldırgan,bölücü ve düşmanla işbirliği yapan,cephe
gerisindeki Türkleri katleden,Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkan,ordunun ikmal yollarını kesmeye çalışan Ermenilere uygulanmıştır.Soykırımı iddialarının tarihsel gelişimi söyle olmuştur:Daha önce Roma ve Bizans hakimiyeti altında yaşayan Ermeniler Türklerin Anadolu'ya hakim olması ile birlikte,Selçuklu ve Osmanlı hakimiyeti altında varlıklarını devam ettirmişlerdir.Hatta Türklerin Anadolu'yu fethinde onlara yardımcı bile olmuşlardır.Bu dönemde Türklerle Ermeniler iç içe ,yan yana ve birlikte ,dostça yaşamışlardır.Ermeniler Türk kültüründen etkilenmişler ve kendi istekleri İle Türkçe konuşmaya başlamışlardır.Osmanlı Devleti'nin kuruluşu.gelişmesi ve özellikle İstanbul'un sonucu Bizans'ın yıkılması ile Ermeniler için tarihlerinin hiçbir döneminde açılmayan yeni bir çağ açılmış,üzerlerindeki her türlü baskı kalkmıştır.Ermeniler Bizansın mezhepleri yüzünden onlara uyguladıkları baskıdan kurtulmuşlardır.Osmanlı yönetiminin Ermenilere karşı hoşgörülü tutumu,Ermeni toplumu ve kilisesinin yaşamasına ve gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur.Osmanlı İmparatorluğu "gregoryan"Ermenileri "millet adı altında örgütlemiş ve onları kendi dini liderlerinin yönetimine bırakmıştır.Fatih,Ermeni patrikhanesini kuran fermanında,patriğin
imparatorlukta yaşayan bütün Ermenilerin hem din hem de dünya lideri olduğunu karara bağlamıştır.Ermenilere din,kültür,eğitim ve hayır işlerini yürütebilmeler için gerekli mali olanaklara kavuşabilmeleri açısından vakıf kurma imkanı tanınmış.kendi mali güçlerinin yetmemesi halinde Osmanlı yönetimi yardımda bulunmuştur.,patrikhanenin eksikleri tamamlanmış Ermeni kurumlarına maddi destek sağlanmıştır.Ermeni toplumu Osmanlı yönetimi altında kendine tanınan hakları başarıyla kullanarak hızla gelişmiş ve refaha kavuşmuş,ayrıca Türk-Osmanlı yaşam tarzı ve kültürünü de benimseyerek kısa süre içinde Osmanlı yönetiminin güvenini kazanmıştır.Bu güven satesinde iş hayatında olduğu gibi kamu yönetiminde de önemli yerlere gelmişler,kendisinden "milleti sadıka "diye bahsettirir olmuşlardır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2383
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 13.05.2007 09:37
Bu aşamalar şöyle özetlenebilir.Birinci aşama,asılsız soykırımın,başta büyük ülkeler olmak üzere,mümkün olduğu kadar çok sayıda ülke ile ayrıca belli başlı uluslar arası kuruluşlar tarafından tanınmasıdır.İkinci aşama ,Türkiye'nin yabancı ülkelerin asılsız soykırımı tanımasından etkilenmesi ve bu ülkelerin baskısı ile asılsız soykırımını tanımak mecburiyetinde kalmasıdırÜçüncü aşama,Türkiye'nin asılsız soykırıma maruz kalan kişilere veya onların mirasçılarına tazminat ödemesidir.Burada dikkat edilecek husus soykırımı tanımanın vaktiyle bazı kişilere zarar verilmiş olduğunun da kabulü anlamına geleceği ve genel hukuk ilkesi gereğince bu zararın tazmin edilmesi gerekeceğidir.Diğer bir deyişle üçüncü aşama ikinci aşamanın doğal bir sonucudur.
Dördüncü ve son aşama ise Sevr Anlaşması ihya edilerek Doğu Anadolu'dan Ermenistan'a toprak verilmesidir.Türkiye'nin yapması gereken şey Asılsız Ermeni soykırımını uluslaralanda yapacağı çalışmalarla çürütmek ve Ermenilerin oyununu bozmaktır.Bizler şunu biliyoruz ki soykırım yapan birileri var ise o da 500.000 den fazla türkü öldüren Ermenilerdir.Yer değiştirme Ermeniler tarafından katledilen Türkleri kurtarmak ,Ermenilerin Ruslarla birlik olup bizi arkamızdan vurmasına son vermek için yapılan zorunlu bir işlemdi.Bu esnada soykırım amacı ile öldürülmüş olan bir tek Ermeni bile kesinlikle yoktur.
matrakSsS Tarih: 13.05.2007 09:37
Rusya'da 1917 yılında çıkan ihtilal Rus Ordusu'nda çözülme meydana getirmiş.Doğu Anadolu'daki cephe Ermeni ve Gürcülerin denetimine geçmiştir.Bu dönemde Anadolu'nun pek çok yerinde Ermeniler Türklere yönelik katliamlar yapmıştır.Ermeniler'in Türklere yönelik katliamı esnasında sadece Erzurum'da öldürülen 2127 erkek nüfus tespit edilmiştir.Erzurum 'da
pazaryeri tamamen yakılmış,savunmasız insanlar binalara doldurulmuş ve ateşe verilmiştir.Hasankale tamamen yakılmış,3000'den fazla Hasankale'li katledilmiştir.Doğuda Erzincan,Bayburt,Trabzon,Erzurum,Kars,ve Van gibi yerlerin kasaba ve köyleri dahil olmak üzere hemen hepsi Ermeni katliamına uğramıştır.Ermeni katliamı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Fransız ve İngiliz himaye ve desteği altında Adana, Urfa,Antep,Maraş,Bitlis ve daha birçok il ve kasabalarında vuku bulmuştur.Sadece Adana ve Osmaniye'de 50 nin üzerinde köy Ermeniler tarafından yok edilmiştir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Ermeni katliamları ve Ermeni sorunu Brest-Litovsk Anlaşması ve 3 Aralık 1920 de imzalanan Gümrü Anlaşması ile sona Ermiştir.Sevr Anlaşması ile kurulması tasarlanan Ermeni Devleti ise Türk kurtuluş savaşı sonucunda gerçekleştirilememiştir.1973 yılında yaşlı bir Ermeni Los Angeles de Türk konsolosu mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir'i katletmiştir.katilin katliamı sadece asılsız ermeni soykırımı ile sorumlu tutması basının olayın evveliyatını öğrenmesi için ilgisini uyandırmıştır.Basında bu konudan sık sık bahsedilmiş ,o zamana kadar davalarını duyurmakta başarısız olan Ermeni milliyetçileri aşırı sol bir örgüt olan ASALA yı kurmuşlardır.Bu örgüt türk diplamatlarını katlederek sesini duyurmaya çalışmıştır.Bu örgüt 1975 ile 1985 yılları arasında 34 Türk diplamatını değişik ülkelerde katletmiştir.Ermeniler bundan sonra bütün enerjilerini türkler tarafından katledildikleri yolunda çalışmalar yaparak harcamaya başlamışlardır.Asılsız soykırım konusunda çok sayıda kitap,makale,belgesel film,sergi gibi faaliyetlerin de katkısıyla ,batı ülkeleri kamuoyunda Ermenilerin Türkler tarafından soykırıma uğratılmış olduğu hakkında bir kanı yerleşmiştir.Bu kanı,Ermeni terörizmini izleyen yıllarda bazı ülke parlementolarında asılsız Ermeni soykırımını tanıyan kararlar alınmasına neden olmuştur. Asılsız Ermeni soykırımını tanıyan parlementolar
şunlardır:Uruguay(1965),Güney Kıbrıs(1982),Arjantin(1993),Rusya(1995),Kanada(199 6),Yunanistan(1996),Lübnan(1997),
Belçika(1998),İtalya(2000),Vatikan(2000) ve Fransa (2001).Asılsız Ermeni soy kırımını tanıyan tek uluslar arası kuruluş Avrupa Parlementosu'dur.Avrupa Parlementosu'nun bu konudaki kararı 1987 tarihlidir.Bu karar 2000 ve 2002 yıllarında başka vesilelerle teyit edilmiştir.Peki Ermeniler 1915 yılında gerçekleştirilen ve bizim açımızdan bir zorunluluk haline gelmiş olan yer değiştirme işlemini niçin soy kırımı olarak yansıtmaya çalışıyorlar?Bundan ne gibi bir çıkarları olabilir?Türkiye aleyhinde bu faaliyet ve girişimleri sadece düşmanlık ve intikam duyguları ile açıklamak zordur.Bu duyguların etkisi olmakla beraber Ermenilerin bu faaliyetlerden bazı beklentileri olduğu ve bunların birbirini izleyecek 4 aşamada gerçekleşmesini ümit ettikleri anlaşılmaktadır.
matrakSsS Tarih: 13.05.2007 09:36
Bütün emirler yerine getirilmiş,Rus kuvvetlerinin,Osmanlı ve Rus Ermenilerinden kurulmuş gönüllü alaylar öncülüğünde ,Osmanlı topraklarına girmesiyle birlikte,Osmanlı ordusunda bulunan Ermeniler,silahlarıyla birlikte firar ederek Rus ordusuna katılmışlardır.Rus ordusuna ulaşamayanlar ise çeteler kurarak isyan etmişlerdir.Yıllarca gerek ermeni gerek misyoner
okul ve kiliselerde saklanan silahlar ortaya çıkmış,askerlik şubeleri basılarak teni silahlar sağlanmıştır.Silahlanan ermeni çeteleri,partilerin "Yaşamak istiyorsan önce komşunu öldür"talimatı üzerine erkekler cephelerde olduğu için savunmasız kalan Türk şehir,kasaba ve köylerine saldırarak katliama girişmişlerdir.Osmanlı kuvvetlerini arkadan vuran Ermeniler;Osmanlı birliklerinn harekatını engellemiş,ikmal yollarını kesmiş,köprü ve yolları imha etmiş,bulundukları şehirlerde ayaklanarak Rus işgalini kolaylaştırmışlardır.Savaşın başlaması ile harekete geçen Ermeni çeteleri gerek Anadolu da gerekse Kafkaslar da katliama girişmişler,yaşlı,çocuk,kadın demeden yüzbinlerce türk ve müslümanı katletmişlerdir.Bu faaliyetlere katılmayan Ermenileri de öldürmekten çekinmemişlerdir.Ermenilerin binlerce Türkün canına mal olan isyan hareketleri karşısında dahi,Osmanlı Hükümeti'nin ortaya koyduğu sağduyulu tavır belgeleri ile sabittir.Ancak terör olayları durmak bilmeyince hükümet
ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşayan ermenileri ,savaş bölgesinden uzak bölgelere götürmek zorunda kalmıştır.Bu Ermenilerin yerlerinin değiştirilmesi onların imha edilmesi değil,devletin güvenliğini sağlamak amacına yöneliktir ve dünyanın en başarılı yer değiştirme hareketidir. Yer değiştirme kararı bütün Ermenilere uygulanmamıştır.Hasta ,özürlü,sakat,yetim çocuklar,dul kadınlar bu sevke tabi tutulmamış,bunlar köylerde koruma altına alınmış ve ihtiyaçları devletçe karşılanmıştır.Bu tablo Osmanlı Yönetiminin yer değiştirme konusundaki iyi niyetini göstermektedir.Yer değiştirme kanunu ile Erzurum,Van ve Bitlis'ten çıkarılan Ermeniler,Musul'un güney kısmı,Zor ve Urfa illerine,Adana ,Antep ve Maraş'tan çıkarılan Ermeniler ise Suriye'nin Doğusu'na taşınmışlardır.Bu esnada Ermenilerin iddia ettikleri gibi 1.500.000 Ermeni ölmemiştir.Zaten Osmanlı istatistiklerinde Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ermeni nüfusunun en fazla 1.250.000 civarında olduğu görülmektedir.Yer değiştirme sırasında
sözde soykırım maksadıyla Osmanlı Ordusu tarafından öldürülen bir tek Ermeni dahi yoktur. Anadolu ve Rumeli'den yer değiştirme maksadı ile ayrılan Ermeniler'in sayısı ile yeni yerlerine yerleşen Ermenilerin sayısının birbirini tutması bunun en açık göstergesidir

Sevk sırasında hükümet tarafından alınan önlemler şöyledir:Yolculuk sırasında Ermenilerin güvenlikleri sağlanmıştır.Yerleşebilmeleri için kredi tahsis edilmiştir.Gebe kadınlar,hastalar ,sakatlar ve onlara bakacaklar sevkin dışında tutulmuştur.Yollarda yardım amacıyla iaşe merkezleri açılmıştır,mahalli yöneticiler her türlü sorundan sorumlu tutulmuş,ihmali
görünenler cezalandırılmıştır.Yer değiştirme işlemi genelde başarı ile yerine getirilmiştir.
matrakSsS Tarih: 13.05.2007 09:36
Osmanlı tarihi,Ermenilerden 29 paşa,22 bakan,33 milletvekili,7 büyükelçi,11 başkonsolos ve konsolos,11 üniversite öğretim üyesi,41 yüksek rütbeli memur kaydetmektedir.Ermenilerin yapmış oldukları bakanlıkların arasında,dışişleri,maliye,ticaret ve posta bakanlıkları gibi önemli ve kilit mevkiler olmuştur.Böylece Ermeniler Türkler başta olmak üzere 19. yy'ın sonlarına kadar imparatorluğun bütün unsurları ile barış içerisinde yaşamışlar,Osmanlı yönetimi ile ilgili herhangi bir sorun ile karşılaşmamışlardır.Osmanlı Tarihinde Ermeni sorunu ilk kez 1877-78 Osmanlı -Rus Savaşı sonucunda imzalanan Berlin Anlaşması'nda ortaya çıkmıştır.Sorunun aslı ise söyledir:
Ermeni sorununun ortaya çıkışında dünya siyasasındaki gelişmelerin önemli etkisi ve katkısı vardır.Bunlardan birisi,Sanayi Devrimi'nin sonucu olan sömürgeciliktir.Bir diğer olay hemen bütün dünyayı etkisi altına alan Fransız İhtilali ve parelelinde gelişen milliyetçilik olgusudur.Ermeniler Osmanlı içersindeki azınlıkların birer birer isyanettiklerinive bunların
muhtariyet ya da bağımsızlıklarını ilan ettiklerini görmüşlerdir.Bu olaylar karşısında kendilerinin de böyle bir harekete girişebilecekleri düşüncesi ortaya çıkmıştır.Türkiye'de Ermeniler ile ilgili yazılmış kaynak kitaplar incelendiğinde hemen hepsi sorunun ortaya çıkışında baş aktörü Rusya olarak gösterir.Ancak Rusya Ermeni Ayaklanmalarındaki etkenlerden sadece bir
tanesidir.Rusya'nın yanında İngiltere ,Fransa,ABD ve Almanya'nın da mesele üzerinde etkileri olmuştur.Ermeniler,yukarıda sözünü ettiğimiz devletlerin de kışkırtmaları ile Türk topraklarında bir Ermenistan devleti kurmak amacıyla oluşturdukları terör örgütleri vasıtası ile birçok isyan çıkartmışlardır.Günümüzdeki Ermeni iddialarına kaynak olan olayların gelişimi ise birinci dünya savaşı yıllarında olmuştur.Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve Osmanlı Devleti'nin Almanya'nın yanında savaşa katılması Ermeniler tarafından büyük bir fırsat olarak görülmüştür.Ermeni örgütleri için topyekün isyanı başlatmak için en uygun zaman savaş zamanı olarak görülmüştü.Osmanlı Hükümeti Ermenilerin harekete geçebileceğinden kuşkulanıp 1914 ağustosun da Taşnaklar ile Erzurum'da bir toplantı yapmıştı.Bu toplantıda Taşnaklar savaşa girilmesi halinde sadık vatandaşlar olarak Ermenilerin Osmanlı ordusunda savaşacakları vaadinde bulunmuşlardır.Bu vaatlerini yerine getirmemişlerdir;çünkü daha önce kendi aralarında yaptıkları toplantıda Osmanlı Yönetimine karşı direnişi sürdürme kararı almışlardı.Rusya Ermenileri de Ruslar ile birlikte Doğu Anadolu'yu işgal için hazırlıklara başlamışlardı.Rusya'nın niyeti Ermenileri kullanarak Doğu Anadolu'yu topraklarına katmaktır.Rusya'nın Osmanlı'ya savaş ilan etmesi üzerine Taşnak partisinin çıkardığı gazete şunu yazmıştır.

"Ermeniler en küçük bir tereddüt göstermeden İtilaf devletlerinin yanında yer almışlar,bütün güçlerini Rusya'nın emrine vermişler,gönüllü alaylar oluşturmuşlardır."Taşnak partisi örgütüne şu talimatı vermiştir:
"Ruslar.sınırı geçtiklerinde ve Osmanlı ordusu geri çekilmeye başladığında her yerde isyanlar çıkarılmalı,Osmanlı ordusu bu şekilde iki ateş arasına alınmalıdır.Osmanlı Ordularının ilerlemeleri halinde ise Ermeni askerler silahları ile beraber birliklerini terk edecekler ve çeteler kurup Ruslar ile birleşeceklerdir."