Tek başına 21 PKK'lı teröristin arasına girdi
VATAN ŞEHİTLERİ - Binlerce şehidin binlerce gazinin ve 15 yıldır ağlayan Türkiye'nin öyküsü - VII
Osman SERTOĞLU Şehit asker Hanifi Usta, Diyarbakır Silvan Dağlan üzerinde, çetin arazi yapısına rağmen, üstün cesaret ve feragat göstererek, hayatını hiçe sayıp teröröristlerin bulunduğu bölgeye girdi.

Usta ailesinin en sevilen oğluydu Hanifi. 22 yaşında askere alındığında sevinçliydi. Çünkü vatanı için en iyi hizmeti vereceğine inanıyordu. Askerliği seviyordu. Keskin nişancıydı, korkusuzdu. Hem de teröristlerin yuvasına girecek kadar cesur bir yüreğe sahipti. 1994 yılının Mart ayının 26'sında şehit olduğu haberi Usta ailesinin üzerine kara bir bulut gibi çöktü. Hanifi nasıl ölürdü, nasıl şehit olurdu. Onun hayalleri vardı, annesinin beklentileri vardı, oğlunu evlendirecek ve mürüvvetini görecekti. Yetimdi çocukları Fatma Ana'nın. 6 çocuğuna hem annelik hem de babalık yapmıştı. Ev temizlemiş, gündeliğe gitmişti onları okutmak ve yaşatmak için. Ancak en sevdiği en çok değer verdiği oğlu çok uzaklara gitmişti. Hanifi vatanı uğruna şehit olmuştu.

ÖLDÜĞÜNÜ BENDEN SAKLADILAR

Fatma Ana oğlunun şehit olduğunu hemen öğrenememiş. Diğer çocukları ondan saklamışlar, işte Fatma Ana'nın ağzından oğlunun şehit olduğu haberi: "03.26.1994, Diyarbakır, Silvan Dağlan arasında, çatışmada şehit olmuştur. Çatışmaya gidilirken, oğlumun bütün malzemeleri, helikopterden atılıyordu. Yemekleri olsun, battaniyeleri, olsun. Dağlarda botlarını 25 gün çıkarmadan yaşamışlar. Oğlumun ayaklan yara olmuştu. Yırtık elbiselerini herkese gösterirsem, devlet utanır. Oğlum şehit oldu ve 5 erkek çocuğumu yine askere yolladım. 1994'te seçimlerin yapılacağı sırada şehit olmuş. Ertesi gün, bizim evimize iki asker geldi. Askerlerin geldiğini pencereden gördük ve çocuklarım bana, anne bak oy kullanmadın askerler seni almaya geliyorlar, dediler. Askerler kapımızı çaldılar ve oğlumun yaralandığını söylediler.

Bir anneye oğlunun acı haberini getirmek, söylemek o kadar kolay mı? Ben de askere, oğlum o zaman bana bulunduğu hastanenin telefonunu verin, arayacağım, dedim. Telefonu kardeşine verdiler. Kardeşi eve girip telefon etti. Telefonla konuşurken, oğlumun elinden telefon düştü. Ben de çok korktum. Oğlum ne oldu dedim. Yok, anne birşey yok, abim yaralanmış, dedi. Diğer oğlum, hemen beni askerlik şubesine ***ürdü. Askerdeki oğlumun öldüğünü telefona bakan oğlum, öğrenmiş ve ondan dolayı telefonu elinden düşürmüş. Ben de diğer oğluma inandım. Çünkü hiçbir anne oğlunun acı haberini kabul edemez. Bundan dolayı oğlumun öldüğünü diğer oğlum telefondan konuştuktan, bir saat sonra öğrenebildim. Askerlik şubesinden çıktık. Arabaya bindik. Diğer oğluma ne oldu, kardeşinden bir cevap alabildin mi, dedim. Oğlum da, anne eve gidip kardeşimin nüfus cüzdanını almamız gerekiyor dedi. Oğlum bana hâlâ, askerdeki oğlumun öldüğünü söylemedi. Eve geldik ve oğlum bana dedi ki: Anne ne kadar saf ve yüreğin temiz birisin, Hanifi, çatışmada, şehit olmuş dedi. O an nasıl olduğumu tahmin edebilirsiniz. Dünya adeta başıma yıkılmıştı. Üç gün yataktan kalkamadım."

ŞEHİT OLMAK HANİFİ İÇİN ÖNEMLİYDİ

Şehit olmanın oğlu Hanifi için ayn bir önem taşıdığını söyleyen Fatma Ana onunla ilgili konuşurken gözyaşlarına boğuluyor: "Oğlum, Hanifi çok iyi ve dürüst bir insandı. Askerliğinin bitmesine iki gün kala, operasyona katıldı. Bize telefon açtı. Anne nasılsın, iyi misin? Anne burada arkadaşımın
kellesini bana getirdiler, dedi. Ben de oğluma, oğlum kim ne derse desin, atla gel, ne olur, senin ölmeni istemiyorum, dedim. Oğul da, anne ben kesinlikle gelmem ve ben kellemi koltuğumun altına koyup çatışmaya gideceğim. Seni şehit annesi yapacağım ama şehit olursam ağlamayacaksın, dedi. Ve nitekim oğlum öldüğü zaman ben ağlamadım. Benim oğlum vatanı, namusu ve şerefi için şehit olmuştur."

CESUR BİR YÜREK TAŞIYORDU

Fatma Ana onun askerlik yaptığı dönemde korkulu günler geçirdiğini çünkü hergün bir şehit haberi duyduklarını söylüyor. Oğlunun cesur bir yürek taşıdığını belirten Fatma Ana oğluyla son konuşmasını şöyle anlatıyor: "Askerliğinin bitmesine iki gün kala, bana telefon etti. Anne nasılsın dedi. Ben de, Hanifı oğlum, annen kurban olsun sana dedim. Diyarbakır'da durumlar nasıl, hergün şehit oluyor, ben çok korkuyorum, kendine dikkat et, olur mu oğlum, dedim. Sonra oğlum, anne biraz önce bir arkadaşım, kucağında kellesi gitti, dedi. Ben o arkadaşımın acısını almadan eve gelmeyeceğim, dedi. Ben de şehit olacağım, dedi. Fakat, ölürsem benim arkamdan ağlamayacaksın dedi. Hemen şimdi bir operasyon var, operasyona hazırlanıyoruz, komutanımız herkes annesini arayıp helallik alsın, dedi, inşallah arkadaşımın acısını almadan geri dönmeyeceğim, dedi ve o bizim son konuşmamız oldu. Oğlum da isteğine kovuştu. Arzu etti ve başardı. Allah bütün şehitlere rahmet eylesin."

'BİZİM SESİMİZİ DUYMUYORLAR'

Abdullah Öcalan'ın kendilerine hem maddi hem manevi borcu olduğunu ve bunun ödenmesini beklediklerini de sözlerine ekleyen Fatma Ana 'Kan paramızı istiyoruz' diyor. "Abdullah Öcalan, davası hakkında konuşa konuşa bir hal olduk. Ben şimdi konuşacağım. Sesimi belki duyacaklar, belki de duymayacaklar. Bizim konuşmamız onlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Ülkemizde yaklaşık 40 bin üzerinde şehit var. Devletin bize yapacağı en büyük iyilik, Apo'yu İmralı Adası'nda rahat ve konforlu bir şekilde yaşatmak. Astıralım desek sanki astıracaklar. Kesinlikle asmazlar. Devlet Şehit Analarını takmıyor. Yıllardır bu soruyu soruyoruz. Fakat bir türlü bir cevap alamıyoruz. Apo'nun ölmesini isteriz ama bize kulak veren kimse yok. Kanun ne diyorsa o olur."

İŞTE KAHRAMAN ASKERİN ÖDÜLLERİ

P. Komd. Er Hanifi'ye üstün başarısı nedeniyle kendisine, KESKİN NİŞANCI görevi verilmiştir. 31 mart 1993 tarihinde, birliği ile OHAL Bölgesinde intikal etmiştir. Burada aldığı görevler gösterdiği üstün başarısı ve kahramanlığı nedeniyle kendisini kritik bir görev olan ROKETATAR NİŞANCISI görevi verilmiştir. Kendisi 14 Mart 1994 tarihinde birliği ile tekrar OHAL Bölgesine intikal etmiştir. Burada Uzman Onbaşı olmak isteğiyle müracatta bulunmuş bu isteği Komutanlıkça uygun karşılanmıştır. Ancak Uzman Onbaşılıkla ilgili işlemler sürdürülürken 26 Mart 1994'tarihinde Diyarbakır ili, Kulp İlçesi, Beyruh Mahallesi, Kaşo Tepe mevkiinde, teröristlerle çıkan çatışmada baskı ateşi altında olan timini rahatlatmak, silahı olan RPG-7 Roketatarlarını daha uygun bir mevzide kullanmak maksadıyla kahramanca, 21 teröristin grubunun bulunduğu mevzilere askerlik kıyafetlerini değiştirerek, teröristlerin arasına girmiş ve teröristlere, beni askerler yakalayacaklardı, ellerinden zor kurtuldum. Ben sizlerdenim, demiş. Atışa hazır hale getirdiği silahını tam ateşleyeceği sırada açılan hain terörist ateşi neticesinde, şehit olmuş ve 21 teröristin ölü olarak ele geçirilmesine büyük katkıda bulunmuştur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 557
favori
like
share
eskitoprak Tarih: 14.05.2007 18:19
cesaret ve seref