Gezi Parkı eylemlerinin tüm Türkiye'ye yayılmasıyla ve pek çok kurumdan çalışanların eylemlere katılmasıyla birlikte işçi ve işveren arasında sorunların ortaya çıktığı iddia ediliyor.

İş Hukuku Enstitüsü Başkan Yardımcısı Avukat Naciye Uçar, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve anayasada düzenlenen temel hak ve özgürlükler gereğince herkesin özgürce kendi fikrini söyleme hakkına sahip olduğunu belirterek, "Mesai saatlerini etkileme durumu, mesai sırasında ya da dışında olması işçi ve işveren açısından eylemin hukuksal boyutunu da değiştiriyor" diyor.

Avukat Uçar'a göre çalışanlar, çalışma saatleri dışında yasalar çerçevesinde özel yaşamalarında serbestçe hareket edebilirler. Çalışanların mesai saatlerinde eyleme katılması, "çalışanın mazeretsiz ve izinsiz olarak işe gelmeme halini" oluşturur. Ayrıca çalışma saatleri dışında kendi hür iradeleri ile kanunlara ve iş kanununa uygun olarak eylemlere katılma özgürlüğüne sahipler. İş yerinin bu konuda bir müdahalesi söz konusu olamaz.

Çalışan gözaltına alınırsa işveren ne yapar? Kişi gözaltına alınmışsa iş yerinin izlemesi gereken yolun daha karmaşık bir hal alacağını ifade eden Uçar, çalışanların gözaltı durumunda izlenecek yolu şöyle açıklıyor:

“4857 sayılı iş kanunu madde 25/IV uyarınca işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması nedeni ile devamsızlık etmesi halinde, iş kanununun 17. maddesindeki bildirim süreleri kadar işçinin iş sözleşmesi askıda kalacaktır, sürenin bitmesi ile işveren çalışanın iş akdini feshedebilecektir.

Şöyle ki, 4857 sayılı iş kanunu madde 17, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi ile ilgili süreleri düzenlemiştir. İşveren çalışanın gözaltına alınması halinde hemen iş akdini sonlandıramayacaktır, işçinin iş akdi askıda kalacağından ancak madde 17'de belirtilen sürelerin sonunda işçinin iş akdini sonlandırabilir. Bu süreler 6 aydan az çalışmış kişiler için 2 hafta, 6 ay ile 1,5 yıl çalışmış kişiler için dört hafta, 1,5 yıldan 3 yıla kadar çalışmış kişiler için 6 hafta, 3 yıldan fazla çalışan kişiler için ise 8 hafta olarak maddede düzenlenmiştir. Bu sürelerde işçinin iş akdi askıda kalacak, sürenin bitimi halinde de işveren işçinin iş akdini feshedebilecektir.

Çalışanlar protestolara katışabilir mi? Çalışanların çalışma saatleri dışında yasalar çerçevesinde özel yaşamalarında serbestçe hareket edebileceklerini, ancak iş kanunu, iş sözleşmesi ve eklerinde düzenlenen çalışma koşullarını ihlal etmeleri halinde ise belirlenen yaptırımlarla karşı karşıya kalacaklarını belirten Uçar, "Toplumumuzun geçirdiği zor süreçte çalışanların çalışma şartlarına, işverenin de düşünce özgürlüğüne saygı duyarak hareket etmesi, çalışan ve işverenin arasındaki ilişkinin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayacağı kanaatindeyim” diyor.

"Mesai saati dışında işveren engeli mobbing'e girer" Mesai saatleri dışında çalışanların eylemlere katılmasının işveren tarafından engellenmesinin, sözlü ya da yazılı uyarı yapılmasının mobbing olarak değerlendirileceğini söyleyen Uçar, şu açıklamada bulunuyor:

“Anayasanın 34'üncü maddesine göre ‘Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.’ Dolayısıyla anayasada düzenlenen hak neticesinde kanunlara uygun olmak kaydıyla herkes eylemlere katılma özgürlüğüne sahiptir. Söz konusu olayları bir de 4857 sayılı iş kanunu ve çalışma hayatı ile ilgili düzenlemeleri göz önünde bulundurarak değerlendirirsek çalışanlar açısından mesai saatlerinde eyleme katılma ve gözaltına alınma halleri açısından sorunların ortaya çıktığını görmekteyiz.

Çalışanların iş saatleri içerisinde mesai saatlerini terk ederek eylemlere katılması iş kanunu düzenlemelerine uygun değildir ve çalışan işe gelmemesi nedeni ile uyarı ve ihtar, para cezası ve iş akdinin feshedilmesi ile karşı karşıya kalabilir. Kaldı ki 4857 sayılı iş kanunu madde 25/II gereğince iş yerinden izin almadan 2 gün üst üste işyerine gelmeyen kişinin iş akdi mazeretsiz, nedensiz ve habersiz olması kaydıyla işveren tarafından feshedilebilir. Ancak mesai saatleri dışında ise kişinin özel yaşamı başlamaktadır.

Çalışanlar, çalışma saatleri dışında kendi hür iradeleri ile kanunlara ve iş kanununa uygun olarak söz konusu eylemlere katılma özgürlüğüne sahiptir. İşverenin çalışanın çalışma saatlerini ve çalışma hayatını engellemeyecek şekilde protestolara katılmasına engel olması sözlü ve yazılı uyarılarda bulunması bu nedenle işçiyi işten çıkaracağına ilişkin tehditlerde bulunması, borçlar kanununda düzenlenen mobbing hükümleri açısından hukuka aykırılık teşkil eder. Ayrıca işveren protestoları tasvip etmemesi nedeniyle çalışanlarına iş saatleri dışında protestolara katılması ya da bu fikri benimsemesi nedeniyle işçilerine farklı davranırsa, işverenin eşit davranma yükümlülüğü ile bağdaşmayacağı da hiç şüphesizdir.”

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 367
favori
like
share
sıgınak Tarih: 17.03.2014 16:16
bırakın eyleme katılmayı rakip partinin seçim bürosunda görülmeniz bile işten çıkarılma nedeni olabiliyor..

konu için tşk