Oyun ve oyuncak çocukların yaşamı öğrenmesinde en önemli araçlardır. Emekleyerek kazandıkları hareket edebilme özgürlüğü ile her objeyi yakından tanıma ve araştırma (dokunma, yere atarak çıkan sesi dinleme, ağza götürme gibi) çabaları onlar büyüdükçe çoğalır ve anlam kazanır. Bu en verimli dönemlerinde zamanı yakalamak biz ebeveynlerin görevidir. Çocuklar doğdukları andan itibaren sosyal yaşama hazırdırlar. Bizler en iyi niyetli koruma içgüdülerimizle buna inanmamayı tercih ederiz. Oysa akranlarıyla paylaşacakları sağlıklı ve güvenli bir mekan, yeterli ve gelişim düzeylerine uygun oyun ve oyuncaklar onların beyin gelişimlerini olumlu etkileyecek, öğrenme kapasitelerini arttıracaktır. Oyun gurubu çocuklara keşif yapma, deneyerek öğrenme fırsatı sunar. Oyun gurupları sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işlemelidir. Yalnızca farklı yetişkinler ve diğer çocuklarla bir arada bulunacağı mekanlar olarak görülmemelidir. Amaç sosyalleşme sürecinde çocuğunuzu oyalamak değil ona yeni beceriler ve bilgiler kazandırmak olmalıdır.

Bir oyun gurubu aynı yaş dönemi çocuklar ve bir eğitmenden oluşmalıdır. Bir eğitmen için her yaş dönemlerinde olması gereken çocuk sayısını şu şekilde sıralayabiliriz.
Bebek - emekleme dönemi (9-15 aylık ) 4 çocuğa bir öğretmen, Toddlers - yürümeyi öğrenme dönemi (15 -24 aylık ) 4-5 çocuğa bir öğretmen, İki yaş zor yaş (24 -36 ay) 6-7 çocuğa bir öğretmen, Meraklı-yaratıcı 3 yaş (36-48 aylık) 8-10 çocuğa bir öğretmen.
Eğer guruba katılan çocuk sayısında artış varsa eğitmen sayısı da arttırılmalıdır. Yaş gurupları mümkün olduğunca karıştırılmamalıdır.

Eğitmenlerin okul öncesi çocuk gelişim eğitmenliği (meslek lisesi ya da 2 yıllık yüksek okul) mezunu olması gerekmektedir. Çocuk sevgisi, güler yüz ve sabrın payını unutmayın.

Oyun guruplarının çocuğunuzun ilk defa ev ortamından ve birebir ilişkilerden çıkarak, sosyalleşme yolunda ilk adımlarını attığı yerler olduğunu düşündüğünüzde, annenin (veya tanıyıp güvendiği bir kişinin) onunla beraber katılımının ne kadar önemli olduğunu fark edersiniz. Bir çocuğa herhangi bir programa başladığı ilk günü, ayrılık ve ağlamayla yaşatmak, onun yeni rutini kabullenmesindeki süreyi çok uzatacak ve hoşnutsuzlukla başladığı bu yeni ortamı, tanıdığı yeni kişileri sevmesini zorlaştıracaktır. Duygularınız-isteğiniz onu bir an önce öğretmenleriyle baş başa bırakmak ve kendinize ayırabileceğiniz azıcık zaman olabilir. Ama sizlerin kararlı ve sabırlı olmanız, bir süreyi (bir hafta-bir ay) onun yanı başında, her aradığında sizi görebileceği bir mesafede geçirmeniz birbirinizden bağımsız, gönül rahatlığı içinde yaşanacak süreleri mümkün kılacaktır. İlk günler bacağınıza yapışık ayrılmakta zorlanan çocuğunuz sizi güler yüzle yolcu edecektir. Ayrılmanın geçici olduğunu kavramış, arkadaşları ve öğretmenleriyle paylaştığı zamanı size tercih ediyor olacaktır.

Oyun gurupları dışardaki yaşama, yeni rutinlere alışma sürecini bir yumuşak geçiş haline sokarlar. Guruptaki çocukların hepsi aynı bu yumuşak geçiş sürecini yaşadıkları için ortamda bulunan diğer yetişkinler onları huzursuz etmeyecek hatta kendilerine güven duygularını ve yetişkinlerle ilişki kurma becerilerini artıracaktır. Sosyalleşme sürecini her çocuk farklı zaman diliminde ve farklı davranış biçimleri göstererek geçirir. Kendi çocuğunuzu bir başka çocukla asla karşılaştırmayın, bunu yapsanız bile asla dışa vurmayın. Bu zeki küçük insanlar her şeyi, özellikle sizin güvensizlik duygunuzu çok çabuk algılarlar. Kendinize ve çocuğunuza zaman tanıyın. Alışma süreci, yeni rutinlerin, yeni kuralların (oyuncak toplama, birlikte masaya oturarak yapılan kahvaltı, boya önlüğü giymek gibi) benimsenmesi her çocuk için farklıdır. Uzmanlar alışma süresini 3 ila 6 hafta olarak tanımlanmıştır. Velilerce çok sık rastlanan 3. veya 4. haftada yaşanan bir geri dönüş dönemi vardır. İlk iki hafta koşa koşa giden çocuğunuz artık gitmek istemediğini söylediğinde kararlı olun. Sevmediği yaşamındaki rutin değişikliğidir aslında...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 530
favori
like
share