Ahmet Altan Kitapları Kitap Tanıtımı - Ahmet Altan Kitapları Kitap Özetleri


Aldatmak
Ahmet Altan
Can Sanat Yayınları;
İstanbul, 2002, 11 x 19 cm., 240 sayfa, Türkçe, Karton kapak.
ISBN No: 9750702174

Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti. Bunu hissediyordu. Kaçacaksa şimdi kaçmalıydı, daha sonra çok geç olacaktı. Böyle olacağını hissettiği, hatta bildiği halde kaçmak istemiyordu. Yaşadıklarının yarattığı heyecan ve zevk kadar, hatta belki de daha çok, bundan sonra neleri nasıl yaşayacağına dair içindeki merak, kaçmasına izin vermiyordu.' Bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza ve ilişkinize bir kez daha bakacak, hepsinin size şimdi çok daha değişik göründüğünü şaşırarak fark edeceksiniz. Aşk ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi
İçimizde Bir Yer



Ahmet Altan
Alkım Yayınevi;
İstanbul, 2004, 13.5 x 19.5 cm., 158 sayfa, Türkçe, Karton kapak.
ISBN No: 9756363517

Siz kendi duygularınızın kölesisiniz, herkes gibi. Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz. Bir aşk, bir öfke, çıldırtıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir. Bazen, bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen öfkeyle kamaşır içiniz. Kendi bilinmezliğinizle yaptığınız bu karmaşık dansta adımlarınızı ayarlamak için size yardım edecek olan edebiyattır. Size, sizi, hayatı, insanları, duyguları anlatan edebiyat. Ahmet Altan, bu kitabıyla hayatın ve insanın derinliklerindeki bütün duygu kıpırtılarını ışığa çıkartıyor. Okuyacağınız her satırda kendinize ya da bir tanıdığınıza ait bir duygunun izini, macerasını bulacaksınız. Bu kitabı okurken kendi hayatınızın hikayesini dinleyeceksiniz.

İsyan Günlerinde Aşk



"Yakın tarihimize damgasını vuran 31 Mart Vakası’nı çevresinde gelişen
roman, nsanın en derinlerde saklı olan duyguları bile şaşırtıcı bir
aydınlıkla gösteriyor.”, kitabın arka kapağında da dediği gibi, Ahmet Altan,
bu önemli olayı farklı bakış açılarından değerlendirmiş. Osman, insanların
deli sandığı, ölü büyükleriyle konuşan, onların sırlarını, ilginç
hayatlarını paylaşan ve bundan büyük bir haz duyan, sıradan biri ve aynı
zamanda günümüzde yaşıyor.
2001'de çıkan İsyan Günleri'nde Aşk, Osmanlı İmparatorluğu'nun son
dönemindeki en önemli olaylardan birinin, 31 Mart olayının çevresinde
gelişiyor. Altan kitabında bu olayı yaratan koşulları, olayın yaşandığı
günleri, olay sonrası ülkenin, özellikle İstanbul'un geçirdiği çalkantılı,
karmaşalı dönemi ustaca anlatırken, olayın perde arkasının bilinenden farklı
olduğunu öne sürüyor. İsyan Günlerinde Aşk, 1909'un İstanbul'unda, 8 - 9
aylık bir süreçte, İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra başlayıp 31
Mart olayını da içine alan bir dönemde geçiyor. Tarihin ve kurmacanın
dozunun başarıyla dengelendiği romanda, Osmanlı'nın karanlık ve kuşkularla
çevrili bir dönemine bir kapı aralanırken, gerçek kişilerin yanı sıra çok
farklı kimlikler yaratılmış. Ve o kişiler, her türlü ruh halinde kusursuzca
çizilebilmiş; İsyan Günlerinde Aşk, insan kokan bir roman. Ahmet Altan, çok
etkileyici insan portreleri çiziyor. Ustaca çizilmiş kişilikler ve ruh
çözümlemeleri, romanın en önemli özelliklerinden biri. Ahmet Altan, her
çağda büyüsünü yitirmeyen İstanbul'u da canlı bir roman kahramanı gibi
romanına katmış. Güzeller güzeli Mehpare, inanılmaz etkileyiciliğiyle Şeyh
Efendi, Şeyhin yıllarca görmediği kızı Rukiye, Çerkez güzeli Hediye,
erkekleri kendine tutsak eden Dilara ve yakışıklı Ragıp Bey, mutsuzluğa
mahkum Hikmet Bey, gencecik, toy Dilevser, kendi içinde tutarsız İttihat ve
Terakki Cemiyeti, birbiriyile kavgalı alaylı ve okullu askerler ve kişiliği
üzerindeki çelişkili görüşler bugün bile netlik kazanmamış bir padişah:
Abdülhamit. Bütün bunlar, aşkla ve isyanla yoğrulmuş bu romanın başkişileri.
Aşkı ve insanı, bu kadar derinlemesine, bu kadar etkileyici ve bu kadar
isabetli bir biçimde sunan pek az yazardan biri Ahmet Altan. Tarihi
gerçeklere dayanan, ama tarihi roman olmayan İsyan Günlerinde Aşk,
belleklerden uzun zaman silinmeyecek.

Kiliç Yarası Gibi



Yazarın Adı: Ahmet Altan
Kitabın Adı: KILIÇ YARASI GİBİ
Türü: Roman

Kısa sürede çok ses getiren Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan'ın romancılığında farklı bir aşama; tarihe değişik bir bakış açısıyla bakan, onun insan yüzünü gören bir çalışma. Klasik romanın yeniden doğuşu diyebileceğimiz Kılıç Yarası Gibi, insanı, insan ilişkilerini, duygularını ve aşkı derinlemesine işleyen, yoğun içerikli bir roman. On dokuzuncu yüzyıl sonlarında, Ermenilerin Osmanlı bankasını basmaları ve romanın başkişilerinden Şeyh Efendinin düğünüyle başlayan roman örgüsü, yirminci yüzyıl başındaki Osmanlı döneminin tarihini, tarihsel kişilerini, siyasal ve askeri gelişmelerini fon alarak, bir yandan Şeyh Efendinin, öte yandan saray erkânından Reşit Paşanın ailesinin alabildiğine renkli ve gizemli bir biçimde birbirine bağlı yaşamlarını izliyor, roman boyunca titizlikle örülmüş bir dantel gibi işliyor. Bu romanı benzersiz kılan, kendi dilini yaratmış olması yanında, yakın tarihimizin gölgede kalmış pek çok olayına ışık tutarken, kurmacayı müthiş bir ustalıkla gerçeklerle yoğurmuş olması. Kılıç Yarası Gibi, okura, `çoktandır özlediğim, okumak istediğim roman' dedirtecek türden bir çalışma. İnanıyoruz ki, yalnız Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatında da hak ettiği yeri bulacak.

Ve Kırar Göğsüne Bastırırken


Yazarın adı: Ahmet Altan

Kitabın Adı: VE KIRAR GÖĞSÜNE BASTIRIRKEN

Türü: Deneme


Baskı Tarihi: Nisan 2003




Ahmet Altan, yalnızca duyguların, tutkuların değil, düşüncelerin de yazarı. Birçok insanın sustuğu, susturulduğu, sindirildiği dönemlerde, düşüncelerini açıkça yazmaktan, inandıkları için mücadele etmekten çekinmeyen; defalarca yargılanıp mâhkum olsa da düşüncelerinden taviz vermeyen güçlü bir kalem. Kalabalıkların, sessizliğin karanlığına çekildiği zamanlarda toplumun vicdanı olmayı başaranlardan biri. Ve kırar Göğsüne Bastırırken‘de, düşüncelerini her zaman insan duyarlılığının sıcaklığı ile ifade etmeyi başarmış olan Altan‘ın, hayatımıza, geçmişimize ve geleceğimize ışık tuttuğu, kaygılarımızı ve umutlarımızı dile getirdiği yazılar var. Romanlarında insan ruhunun derinliğini, insanın kaderini, hüznünü, coşkusunu anlatan Altan‘ın bu kitabı, toplumun söylenmesi yasaklanmış acılarına, bastırılmış sevinçlerine, gölgede bırakılmış sırlarına eğiliyor.

Baskı Tarihi: Ocak 2003

Kristal Denizaltı



Ahmet Altan
Alkım Yayınevi;
İstanbul, 2005, 14 x 19 cm, 159 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9756363878

Bazen en büyük öfkeyi en çok sevdiklerimize duyarız.
Bazen en yakınlarımız en çok acıtır canımızı.
Bazen en tutkulu aşkla bağlı olduğumuzdan en vahşi intikamı almak isteriz.
Bazen kendi duygularımızdan bile kuşkuya düşeriz.
Bazen sevdiğimiz kuşkulandırır bizi.
Sevgiyi, aşkı, mutluluğu saf ve lekesiz bir biçimde ele geçirmeyi başaramayız.
Hayat, bütün izlerin birbirine karıştığı ürkütücü bir ormana benzer bazen.
Böyle zamanlarda bir ses, bir işaret, bir yardım ararız yaşadıklarımızı ve
bize yaşatılanları anlayabilmek için.
Bizim yaşadıklarımızı başka yaşayanlarda var mı merak ederiz.
Bu kitap, insan duygularının karmaşıklaşıp belirsizleştiği ilişkileri, o ilişkilerin içinde her an biçim değiştiren duyguları, içimizi yaralayan kıskançlığı, kendi mutluluğumuza kendi seçimlerimizle engel olduğumuz anları, kararsız kalmanın korkunç bir karar olarak hayatımıza yansımasını, şehvetin ruhumuzu zaptettiği o karanlık çağıltıyı, kimi zaman ele geçirdiğimiz mutluluğun ışıltısını, o mutluluğu kaybetmemize yol açan hatalarımızın geçmişimize uzanan köklerini anlatıyor bize.

Sudaki İz



Ahmet Altan'ın ikinci romanı olan Sudaki İz, ilk kez 1985 yılının ortalarında Can Yayınları arasında çıkmıştı.
Büyük bir ilgiyle karşılanan roman, yedi ay gibi kısa bir süre içinde üçüncü basımına ulaşmıştı.
Bu son basımın üzerinden iki ay geçtikten sonra kitap toplatıldı. Yargılama iki yıl sürdü.
Sonunda İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi kitaptaki iki buçuk sayfalık bir bölümü `müstehcen' bularak, kitabın `zoralım ve imha'sına karar verdi. Kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak, yasalarımıza göre yeni bir suç oluşturmuyor. Daha sonra, işte bu güvenceyle Sudaki İz'in dördüncü basımının başına, adı geçen mahkeme kararını da ekledik.
İki buçuk sayfası yüzünden kitabın bütününün sonsuza dek yok sayılmasına gönlümüz razı olmadığından ve özgür bir düşünce ve yaratım ortamının geleceğine de inanarak, Sudaki İz'in suçlu sayılan satırlarının üzerini siyah utanç bantlarıyla kapattık, yani suç ögesini ortadan kaldırdık ve kitabın yeni basımlarını böyle hazırladık.
Mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararını da kitabın başına ekledik. Bitkisel hayata sokulmuş bir kitaba, biraz oyuncaklı da olsa, yeniden can vermenin sevinci içindeyiz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6523
favori
like
share
seyyah21 Tarih: 17.12.2008 12:44
eline sağlık
amıstad Tarih: 13.12.2008 10:34
güzel emegınıze saglık
kooraybatu06 Tarih: 04.12.2008 22:09
tesekkurler hersey için
asahne Tarih: 04.12.2008 09:20
teşekkürler
asahne Tarih: 04.12.2008 09:19
Teşekkürler
bboyresul Tarih: 19.11.2008 22:20
saolun beyler benim gibi bir kitap için cok yararlı olacaktır...
_emre_ Tarih: 16.10.2008 20:31
saolasın
nadejda Tarih: 14.10.2008 12:14
[CODE][CODE]emeklerinize sağlık teşekkürler [/CODE][/CODE]
craying Tarih: 11.10.2008 10:51
GÜZEL KİTAPLAR BUNLAR