BeN KaLIYoRuM


Hiçbir gelin çıkarmak için takmıyor o duvağı... Sanıyor ki hep saçlarına takılı kalacak o çiçekler, o gelin telleri...

Hiçbir yolcu dönmemek için çıkmıyor aslında bir yola. Her defasında aynı kapıya uzanacak sanıyor eli.

Ve her son, mutlu son olmuyor.

Ama her bitiş gerçekten son mu oluyor, onu da bilmiyor insan.

Bir kova, bir kürek...
Kumdan kaleler yaptık. Üst üste, yan yana... Tam da bitmişken eser, tam da seyrederken ya bir dalga bozdu kalemizi ya da başka bir çocuğun hain tekmesi...

Üç kereden fazla bozulunca bu oyun, insan artık ne oynadığı parka küsüyor ne de deniz kenarına.

Ne suçu var parkın, o hain çocuklar da eğer sınırları içinde oyun oynuyorsa?..

Hırçın dalgalar vurup durmasa, kıyı, nasıl deniz kenarı olabilir ki...

Bir "deniz kenarı" öyle ya...
Sen kıyıya küssen de, parka sırtını dönsen de hayat devam ediyor. Bir elinde kürek, bir elinde kova, yeni kumdan kaleler yapmaya geliyor yeni çocuklar.
***

Tarihe geçmiş şekerlerle doluydu dolabı, "biter" diye yemeye kıyamadığı. Ve ertelenmiş planlarla doldu bütün hayatı, her şeyi daha güzel günlere sakladı...

Ömrü bir dolapta çürüdü kaldı.
***

Hiçbir gelin çıkarmak için takmıyor o duvağı...

Sanıyor ki hep saçlarında takılı kalacak o limon çiçekleri...

Her çeyizde bir kova, bir kürek, bir koca heves, güçlü bir heves...

Kumdan büyük kaleler yapmaya oturuyor...

Kaleye kapılar, bahçesine deniz kabukları, tepesine çöpten kuş yuvaları koyuyor...

Hiçbir şeyin tarihi geçmesin istiyor; zamanında yensin bütün şekerler... "Ertelenmiş hiçbir şey kalmasın" diyor yarına; çünkü biliyor, bugün kısa ve belki yarın yok ki!..
***

Beşiktaş'taki mor salkımlı evler, Çankaya bağlarındaki iki katlı köşkler, Kordon'daki ahşap yalılarla beraber bitti sanırım "sonsuz iyilikler" kapısında bir kedinin kuyruğunu kıvırıp yattığı, kavrulan helvanın kokusunun mutfaklardan taştığı, bahçelerde salınan sakız gibi çarşafların havayı beyaz sabun kokusuyla serinlettiği, aynı saatte uyanılan ve aynı saatte "huzura uyunan" günler artık çok satanlar listesinde yeri olmayan, yersiz, çağ dışı, hisli ve örümcekli hayaller, biliyorum...

Biliyorum...
***

Ey, hayat!..
Nasıl böyle yıpranmış, eski bir ıslak beze çevirdin bizi?..

Nasıl kazandı bütün kötü adamlar bu güzel filmlerdeki başrolleri?..

Bu parkta hain çocuklar var, bu deniz kıyısı çok dalgalı desek, başka parklar arasak, başka kıyılara vursak da kendimizi...

Sonuçta hepsi, her yer, her köşe aynı...

Kabul ediyorum, artık hayat iyilerle kötülerin savaşı...

Her oyuna mutlaka karışıyor hain bir çocuğun kazanma telaşı...

Belki de hiçbir yere gitmemeli artık. En iyi yol, insanın bildiği yoldur. Belki de bildiğinden hiç dönmemeli...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 642
favori
like
share
ozlems_o Tarih: 29.05.2007 19:17
iclal aydın hayranı olduğum biri şimdi bu yazıyı okuyunca onun son 2 evliliği geldi aklıma yazısındaki her kelimenin anlamı önüme geldi :76:

hayatımızda defalarca yıkılıyoruz bizde bi daha olmicak diyoruz küsüyoruz hayata ama sonra yine yine yine aynı şeyler :79:

çok güzeldi son gül yaa teşekkürler
MeMoLi Tarih: 28.05.2007 04:54
Emegine Saglık Ama ßenlik ßişi Degilmişş