Osmanlı Bahriyesi



Kadırga




Levend




Eski Osmanlı Harp Gemileri





Kalyon




Burak Reis Cengi
(12 Ağustos 1499)



Seydi Ali Reis'in Bahr-i Muhit-i Hindi'de Portekizlilerle Muharebesi

Seydi Ali Reis
(1498 - 1563)




"Seydi Ali Reis'in iki cesim Portekiz donanmasıyla iki büyük muharebeden sonra "Tüfan-ı Fil" denilen Hind denizlerine mahsus dehşetli boraya tutulması"

Tüfan-ı Fil
(Ağustos 1554)





Sıngın Donanma Cengi
(20 Kasım 1567)





Mezamorta Hüseyin Paşa
(Ö. 1701)





Çeşme Faciası
(5-6 Temmuz 1770)




Navarin
(20 Ekim 1827)




İlk Tezkire





Göke

Sultan II. Bayezid döneminde İstanbul Tershanesi'nde iki Göke
yapılmış olup Kemal Reis'in büyük hizmetlerindendir.

Resim, Deniz Müzesi'nden alınmıştır.

KEMAL REİS

Osmanlı Donanmasına hocalık ederek bu filoyu harekete geçirmek maksadıyla, İkinci Beyazıt, Akdeniz'deki Türk korsanları İstanbul'a çağırmıştı. Bu korsanların arasında sadece şahsı, bir donanma değerinde korkunç ve müthiş Kemal Reis de bulunuyordu. Kemal Reis İstanbul'a gelirken rastladığı adalara yaptığı akınlarla ve Malta Adası'na saldırıp aldığı esirlerle İkinci Beyazıd'ın huzuruna çıktı. Getirmiş olduğu hediyeler o kadar çok ve paha biçilmez şeylerdi ki, bunlar bir imparatorluk hazinesi değerinde idi. Bu sıralarda Ege Denizi'nde Santuroğlu lakabı ile anılan, asıl ismi Piyer do Buson olan Rodos Senjan şövalyelerinin amirali Türk sahillerini basıyor, ticaret yapan gemilere nefes aldırmıyordu. Santuroğlu Rodos filosundan başka, Venedik gemilerini de etrafına toplamıştı. Senjan ocağının bu amirali Ege'de rakipsiz oluşunu; İkinci Beyazıd'ın Türkiye'yi denizden çekmiş olmasına ve korsanlarımızın da İspanyol mezalimine karşı Endülüs Müslümanlarının imdadına koşarak, Batı Akdeniz'i Gaza sahası olarak seçmiş olmalarına borçlu idi. Bu sıralarda Osmanlı Hükümeti, İstanbul'daki vakıflardan biriken zengin bir hazineyi Hicaz'a göndermek istiyor, fakat deniz ve kara yolunun emniyetsiz oluşu sebebiyle buna cesaret edemiyordu. Kemal Reis, kulağına çalınan bu haber üzerine hazineyi İskenderiye'ye götürmeyi teklif etti. Bu teklif Osmanlı Devlet adamları tarafından hayretle karşılandı. Çünkü, Ege'de Santuroğlu'na karşı Kemal Reis meydan okuyabilir miydi?

Osmanlı Devlet adamlarının da, Osmanlı denizcilerinin de hayretleri arasında Kemal Reis, 1498 baharında Gelibolu'dan hareketle denize açıldı. Kemal Reis, Santuroğlu'nun dönüşte hatırını sormak üzere Sen Jan filosuna gözükmedi bile. Hazineyi İskenderiye'ye çıkardı ve dönüş için Ege'ye dümen kırdı. Santuroğlu da, Kemal Reis'in yolunu bekliyordu. Nihayet Kemal Reis, Santuroğlu'nun filosunu uzakta görünce, gemilerindeki yelkenleri, direkleri, komutan fors ve fenerlerini indirerek filosunu savaş nizamında kürekle sevk etmeye başladı. Sen Jan filosu iki kolona halinde dizilmişti. Kemal Reis de aynı savaş nizamında ilerliyordu. Kemal Reis Sen Jan filosuna yaklaşınca gemilerini tek hat (Pruva) nizamına aldı ve Santuroğlu'nun kolonaları arasına girdi. Kolonalar arasına girer girmez de, muharebe geri dönüşü ile beraber seyirle seyretmeye ve gemilerinin her iki borda toplarını da kullanarak Sen Jan donanmasına mermi yağdırmaya başladı.

Kemal Reis, böylece her iki borda toplarını da kullanarak Santuroğlu donanması top adedine eş bir top adedi ile dövüşmekte idi. Tabii, Santuroğlu kolonalarındaki gemilerin bir bordalarındaki toplar savaşa giremiyorlar, tek borda topları ateş edebiliyordu.

Kemal Reis'in ilk savurduğu salvo, Sen Jan filosunun amiral gemisini bir anda havaya uçurdu. Santuroğlu, donanmasının akıbetini görmek ve Kemal Reis'i tanımak fırsatına kavuşamadı. Çünkü ilk anda vücudu amiral gemisi enkazı ile birlikte havaya uçtu. Başsız kalan gemilerin üç beş tanesi de haklandıktan sonra diğerleri üzerine rampa edilerek zaptedildi. Sen Jan filosu içerleri esirlerle dolu olduğu halde, Türk gemilerinin yedeğine bağlandı.

Kemal Reis'in filosu, İstanbul'a gelip Dolmabahçe önüne inerken, İkinci Beyazıt ve vezirleri, senelerdir görmekten mahrum oldukları ihtişamlı bir manzarayı zevk ve hayranlıkla seyrediyorlardı. Esirler gemilerin güvertesinde elleri arkalarına bağlı olarak dizilmişlerdi. Rodos ve Venedik bandıralar (zaptedilmiş olan gemilerin direklerine ; Türk Sancağının ve Kemal Reis'in forsunun altına çekilmişti). Hristiyan dünyasının senelerce tanımış olduğu Kemal Reis'i İkinci Beyazıt ve vezirleri de tanıdılar.

Derya kaptanlığı makamının önemi, Osmanlı Hanedanı tarafından hiçbir zaman layıkı ile anlaşılamadı. Bu makam, ya gözden düşmüş vezirlere sürgün yeri, ya damat vezirlere ikbal makamı olarak liyakatsiz ellere tevdi edildi. Donanmanın sevk ve idaresi Kemal Reis'e verildiği halde derya kaptanlığı makamı kendisinden esirgendi.

Ecnebi muharrirlerinden bir kısmı bu Amiralimizi Barbaros'la kıyaslandırarak onun kadar değerli bir denizci olduğunu kabul etmektedirler.

-------------------------------



Barbaros Hayreddin Paşa

XVI. yüzyılın ve tüm Osmanlı İmparatorluğu döneminin en namlı
Kaptan-ı Derya'sı olan Paşa'nın kurduğu ve son derece yücelttiği
Donanma, ehil olmayan ellerde giderek önemini yitirmiştir.

Resim, Deniz Müzesi'nden alınmıştır.






PREVEZE SAVAŞI (27 EYLÜL 1538)

Akdeniz'deki iktisadi menfaatler yelken devrinde bugünkünden çok başka idi. Denizdeki Hilal ve Salip mücadelesi en hareketli devrini yaşıyordu. Akdeniz'deki Türk Korsanları da Osmanlı deniz kuvvetlerine iltihak edince, bu denizde iki şöhret karşı karşıya kaldı. Barbaros ve Andrea Dorya. Bu iki Amiralin komuta ettiği donanmaların karşı karşıya gelmesi, Akdeniz hakimiyeti için savaşmaları kaçınılmaz bir hadise idi. Nitekim 1538 senesi baharında Akdeniz'deki Hristiyan devletleri bütün imkanlarını seferber ederek, her biri seyyar bir kale heybetinde 262 parça gemiden mürekkep bir haçlı filosu verdiler.

Filo, 60.000 muharibe ve 2500 top'a malikti. Osmanlı İmparatorluğu'nun Derya Kaptanı olan Barbaros'un elindeki Deniz kuvveti ise, hafif yapılı 122 gemiden ibaretti. Bu filoda 6000 muharip ve 336 top vardı. Haçlı filosu adedi üstünlüğü büyüktü. Fakat, Barbaros'ta Haçlı Donanmasında olmayan bir şey mevcuttu ki, o da her biri bir filo değerinde olan Turgut Reis, Salih Reis, Seyit Ali Reis gibi değerli komutanlardı.

Nihayet bu iki donanma 27 Eylül 1538 sabahı Preveze açıklarında karşılaştılar. Haçlı filo da, peşpeşe 3 hat halinde, yüksek bordalı yalnız yelkenle hareket eden büyük gemiler ön safı teşkil ediyordu. Dorya, kadırgaları ile ikinci hatta idi. Üçüncü sıra yardımcı gemilere bırakılmıştı. Dorya, rüzgarın önünde süratle geliyordu.

Barbaros, gemilerini bir hilal şeklinde tabiye etmişti. Kendisi hattın ortasında bulunuyordu. Turgut Reis 16 gemilik Yörük levent fırkası ile hattın gerisinde idi. Turgut fırsat kollayarak kah düşmanın arkasına sarkacak, kah düşmanı yandan vuracaktı, veya hattın sıkışan yerine yetişecekti.

Barbaros, filosunu savaş tertibi hazırlamıştı. Yelkenler ve direkler indirilmiş, tekneler kuruda ilerliyorlardı. Rüzgarla doludizgin gelen haçlı filo, top menziline girmeden, rüzgarın kesilmesiyle müşkül duruma düştü. Hattın önünde bulunan büyük haçlı gemileri, sularla birbirlerine yaklaştı ve çaparız vererek gemiler birbirinin top atışına engel oldu.

Barbaros kürekçilerine hız vererek ilk anda baş topları ile, biraz sonra bütün topları ile kalyon hattını dövmeye başladı. Dorya zor duruma düşmüştü. Bir iki kere ikinci hatta bulunan kadırgaları ile kalyon hattının arkasından çıkmak istedi ise de, Dorya'nın niyetini sezen Barbaros buna fırsat vermedi. Turgut mukabil taraftan kalyon hattının arkasına sarkmak için ileri atıldı.

Barbaros, top ateşi ile kalyon hattını bir hayli hırpaladıktan sonra, kalyon hattını yarıp kadırgalara hücum için ileri atıldı. Hat yarılırken yakın mesafeden yapılan sıkı top ateşi ile kalyonların bir kısmı yakıldı. Türk Filosu, Dorya'nın kadırgalarının karşısına dikilerek iki taraf arasında müthiş bir top düellosu başladı. Türk Filosunun isabetli atışları, Dorya'yı kötü bir duruma düşürdü. Bu arada Turgut, Dorya'yı arkadan sarmıştı. Haçlı filoyu bu cehennemden kurtaramayan Dorya, kürekçilerine hız vererek selameti kaçmakta buldu.

Barbaros bir müddet Dorya'nın peşine düştü, fakat sonra ortalık kararmaya başlarken Preveze'ye döndü. Gecenin karanlığında kopan fırtına, esasen hırpalanmış olan haçlı filoyu büsbütün perişan etti.

Böylece, haçlı filo savaş sahasında ve fırtınadan 128 gemi kaybetmiştir.

Preveze Savaşı Neticeleri :

1. Türk Donanması bu zafer ile Akdeniz'de mutlak bir hakimiyet kurdu.
2. Batıya yürüyen Kanuni, ordularına deniz cephesinde destek sağladı.
3. Andrea Dorya bir daha denize açılmadı ve haçlı filo uzun zaman kendini toparlayamadı.



Ressam : Ohannes Umed BEHZAD, 1866
Teknik : Yağlıboya
Boyutlar : 125x200cm







Barbaros Hayrettin Paşa Sancağı

Barbaros Hızır Hayrettin Paşa'nın Kaptan-ı Derya olduğu dönemde (1534-1546) kullandığı sancaktır. Sancağın zemini kendinden desenli ve yeşil renk ipeklidir. Yazı ve şekiller beyaz ipek kumaşla aplike edilmiştir. Üzerinde "Fetih Suresi", dört İslam halifesinin isimleri, zülfikarlı kılıç (aynı zamanda üçlü teslis), pençe (el şekli) ve altı köşeli yıldız aplikedir.
Boyutlar : 287x200 cm




İnebahtı Savaşı'nda Osmanlı Sancağı

Sancak, savaş sırasında Haçlı Filosu'nun eline geçmiş
ve daha sonra iade edilmiştir.

Resim, Deniz Müzesi'nden alınmıştır.





İnebahtı (Lephanto) Muharebesi Sancağı

Müezzinzade Ali Paşa'nın 1571 yılında İnebahtı Deniz Muharebesi'nde kullandığı sancak, 1964 yılında Papa VI. Paul tarafından Türkiye Cumhuriyeti'ne bir nezaket göstergesi olarak iade edilmiştir. Kırmızı ipek üzerine, yeşil ipekli dokumadan ayet ve sureler aplike edilmiştir.



Fetih Suresi İşlemeli Sancak

Sultan iyi. Selim tarafından 1789 yılında Bağdat'ta yaptırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yabancı ülkelere yaptığı deniz seferlerinde kumandan gemisinin grandi ve mizena direklerine takılırdı. Üzerinde "Fetih Suresi" yazan sancak, ipek ve altın simle dokunmuştur.





Barbaros Hayrettin Paşa

Yağlıboya Tablo

Boyutlar : 152x112 cm



Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi

1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kaptan-ı Deryalığa yükseltilen Barbaros Hızır Hayrettin Paşa (Doğ.1466), 1546 yılında vefat etmiştir. 21 Eylül 1534 yılında bizzat kendisi tarafından yazdırılmış Barbaros Vakfiyesi’nde Beşiktaş’taki medrese yanına yaptırdığı türbeye defnedilmesini ve kabrinin üzerinde kandil yakılmasını vasiyet etmiştir. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyıl Osmanlı klasik mimarisine uygun bir türbe inşa edilmiştir. Kesme taştan, sekizgen planlı olarak yapılmış ve kubbesi sekizgen kasnak üzerindedir. Kapı önündeki revak, mermer iki sütunla taşınan sivri kemer üzerine çapraz tonozun oturtulmasıyla oluşturulmuştur. Türbenin yedi cephesinde iki sıra halinde toplam 14 pencere bulunur. Pencere üstü ve kubbesi kalem işleriyle bezelidir. Türbenin içinde Kaptan-ı Derya Cafer Paşa, Barbaros'un oğlu ve eşinin mezarları da yer alır.



Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi'nin İçeriden Görünümü

Türbe sürekli açık olmayıp, sadece 1 Temmuz Kabotaj Bayramı, 4 Nisan Deniz Şehitlerini Anma Günü gibi özel günlerde resmi ziyarete açılmaktadır.

Beğeniler: 2
Favoriler: 1
İzlenmeler: 989
favori
like
share