Saadet zinciri
Saadet zinciri, 1990'lı yıllarda ortaya çıkmış bir para kazanma sistemi olan piramit sistemin halk arasındaki ismidir. İngilizce ismi pyramid schemedir.
Para kazanma ve sistem

Bu sistemlerde mutlaka bir katılım ücreti bulunmaktadır. Bu katılım ücretleri belli bir havuzda birikerek daha sonra hak sahiplerine bulundukları pozisyonlara göre dağıtılır.

Üçgen şeklinde oluşturulan bu sisteme, üçgenin alt sağ veya sol köşesinden giriş yapılır. Bir kişi bu köşeden giriş yaptığında önündeki herkesin bir kademe ileri gitmesini sağlar. Böylelikle üçgene daha önce girmiş ve köşesine gelmiş olan kişi, bir üst kademeye çıkarak piramidin yöneticileri tarafından belirlenen miktardaki parayı, belirlenen periyotlar aralığı ile kazanmaya başlar. Üye, her kademe atladığında havuzdaki paradan daha fazla para almaya hak kazanır ve piramidin en üst tepesine çıktığında ise en yüksek hakkı alır ve piramitten çıkar.

Genel olarak bu sisteme üye bulma işi ya kurucular ya da üyeler tarafından devam ettirilir ve her üye sistem içerisindeki yerini, ilerleme aşamalarını mutlaka birebir görebilmelidir.

(Başka türlü piramit sistemler de bulunmakta ancak bilinen ve en yaygın sistem budur.)
Türkiye'deki piramit sistemler

Türkiye'de sadece Titan saadet zinciri isimli piramit sistem kurulmuştur. Bu sistem üyelerinin şikayeti üzerine devlet tarafından tamamen yasaklanmıştır. 1998'de Titan Saadet Zinciri'ni kuran kişi Kenan Şeranoğlu ve Ahmet Hakan Baz tutuklanarak hapis cezasına çarptırılmış[1] ve 2008 yılında serbest bırakılmıştır.

Bu sisteme üye olanlar önemli düzeyde para kazanmışlardır ancak hiçbirisi vaat edilen kazancı elde edememişlerdir. Bunun sebebi sistemi başka kimsenin görememesi üzerine kuran Kenan Şeranoğlu'nun, kendisi ve 7 arkadaşını piramitten hiç çıkarmamasıdır. Dolayısı ile örneğin; 3 kademede olması gereken kişi 2 kademeye ancak ulaşmıştır ve hiçbir zaman piramidin tepesine ulaşamayarak piramitten çıkarılmıştır.

Aynı Qnet (Quest.net) gibi Hong Kong merkezli olan Mega Holdings'in Ağustos 2011'de kurulmasıyla Türkiye'deki piramit sistemlerin kendini Ağ pazarlama (network marketing) şeklinde göstererek ve kişisel gelişim uzmanlarının da yer aldığı seminerler ve konferanslar ile girişimcilik eğitimleri de yaparak Titan'ın aksine ortaya sanal da olsa somut bir ürün koymasıyla dışarıdan yasal olarak gözüken bir organizasyon hâline getirdiği görülmektedir.

Yasallık
Dünyada birçok ülkede yasal olan bu sistem; Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Brezilya, Kanada, Çin, Kolombiya, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Estonya, Fransa, Almanya, Hong Kong, Macaristan, İzlanda, İran, İtalya, Japonya, Malezya, Meksika, Nepal, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Filipinler, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Güney Afrika, İspanya, Sri Lanka, İsveç, İsviçre, Tayvan, Tayland, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yasaktır.

Türkiye'de de Piramit satış sistemleri 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 80 inci maddesinde düzenlenmiş ve yasaklanmıştır.

Network Marketing İle Para Kazanmak Mümkün mü?

Öncelikle NETWORK MARKETING sisteminin, distribütörleri tarafından anlatılan (Kulağa mantıklı gelen) tanımını; sonrasında ise standart ticaretin akla mantığa hoş gelen tanımını inceleyelim. Eğer birileri size network marketing sistemi ile zengin olmayı vaat etmiş ise bu yazıya ayıracağınız 5 dk, yüzlerce dolarınızı kurtarabilir. Yaptığım her eleştirinin altını dolduracak nedenleri de paylaşacağım. OKUYUN



Standart Ticaret Sisteminde: Fabrikadan çıkan ürün, toptancı, bayi ve reklam ajansları tarafından çeşitli aracılar kullanılarak son tüketiciye ulaştırılır. Buna bağlı olarak ürünün üretim maliyetine ek +pazarlama maliyetleri doğar. Yani 10 liralık ham madde ile üretilen bir ayakkabı için önce reklam ajansına para ödenir. Ürünün birim maliyeti 11 lira olur. Sonra toptancıya 12 liraya satılır. Toptancı, aldığı ürünü 13 lira karşılığında bayiye satar. Perakende bayi de ürünü 15 liraya son kullanıcıya satar.

Network Marketing Sisteminde: 21. Yüzyılın ticaret sistemi olarak nitelendirilen network marketing sisteminde ise: satılan ürünlerin aracılar kullanılmadan, son kullanıcıya ulaşmasını sağlayan bir ticaret anlayışı vardır. Yani fabrikadan çıkan ürünü direk son satıcı alır ve son tüketiciye satar. Ortada toptancı, ajans, bayi gibi aracılar yoktur.

Bu şekilde aracılara ödenecek ek maliyetlerden sağlanan tasarruf ya ürünün fiyatını aşağı çeker ya da satıcı kişinin kâr marjını yükseltir. Yani ürünün 2 belirgin özelliği vardır:

1. ihtimal: Fiyatı düşük olduğu için çok kolay satarsınız. (Hatta ürün kendi kendini satar yahu )
2. ihtimal: Fiyat düşük değildir ama satılan her üründen alınan kâr yüksek olduğu için sürümden kazanmakla uğraşmazsınız. (Bu da incik boncukla uğraştırmıyoruz havasıdır. Eğer yerseniz )

PRAMİT SİSTEMİ (SAADET ZİNCİRİ) KONUSU:
Saadet zinciri

Network Marketing Kazanç Sistemi

“Biz saadet zinciri değiliz. Ortada satılan bir ürün var. Pazarlamanın neresi saadet zinciri olsun” şeklinde savunmalar duymuşsunuzdur. Ozaman kazanç tablosunu beraber inceleyelim.

Yukarıdaki tablonun en önünde duran cemaat lideri bay kırmızı, parayı götüren kurnazı simgeler. Cemaatin en ön safında yer alan maviler ise bay kırmızının kazancından en yüksek sadakayı alan kişilerdir. Arkadaki gri renkli üyeler ise mavilere sadaka; kırmızıya da bol para kazandıran sizlersiniz (Sisteme ilk adımınızda malesef gri adam olacaksınız)

Kazanç Sistemi Şöyle İşler: Tepedeki adam birkaç tane sağlam alt üye bulur, onlara ürün paketini veya abonelik bedelini satıp yatışa geçer. İlk amaçları, yatırdığı sermayeyi geri kazanmak olan maviler de verdiği parayı kurtarmak için 3-4 adet alt üye bulur ve aynı paketi onlara satar. Maviler sattığı her üründen sadaka değerinde prim kazanır. Bu arada kırmızı para babası da mavinin sattığı her üründen prim alır. Eğer gri üyeler sermayesini geri kazanıp kara geçmeye başlayacaksa yeni üyeler bulup satış yapar. Bakın mavi de artık alt üyelerden prim kazanmaya başladı. Bu pramit böyle uzar gider. (Hesapta)

BU SİSTEM NEDEN KAZANDIRMAZ:

21. yüzyılın ticareti demişken, 21. yüzyılın müşterilerini de konuşmamız gerekir. Günümüzde insanlara bilinmeyen bir ürünü satmak çok zordur. Çünkü bilişim sektörü okadar ilerledi ki artık interneti cebimizde taşıyoruz. Ürün alırken TV reklamlarını referans kabul ediyoruz. Müşteri gözünde: eğer ürünün TV’de reklamı varsa firma ciddi bir yatırımcıdır ve ürünü de kalitelidir algısı vardır. Sadece tv değil. Gazete, reklam panoları vs ürünü sık sık bize gösteriyorsa artık o ürünün kaliteli olduğuna inanmaya başlarız. Doğal olarak satın almak için ille de daha öncesinde kullanmış birine sormamıza gerek kalmaz.

Bazen satın almak istediğimiz ürün dünyanın en iyi markası olabilir. Fakat biz yine de tek taraflı medya etkisinden tatmin olamaz ve internette kullanıcıların yorumlarına bakarız.

Örneğin: Bugün dünyanın en çok araştırılan cep telefonu Iphone’dur. Hakkında bir haber çıksın, bütün teknoloji siteleri konu eder ve yayınlar. Peki insanlar Iphone gibi bir markayı bile memnuniyet sorgusuna tutuyorken sizin network marketing ile pazarladığınız ürüne nasıl güvenecek? (Bunun cevabını birazdan vereceğim)

Tabi her ürünün medya etkisine veya kullanıcı yorumlarına bakma şansımız olmuyor. Bezen sadece bayinin prestiji ürünü almamız için yeterli sebep olabilir. Çünkü ortada bir işletme vardır. Yarın geldiğinizde aynı işletmenin aynı adreste olması da %99,9’luk bir ihtimaldir. Üstelik alacağınız ürünün faturası ve fişini de beraberinde alabilirsiniz. Dahası: dükkanın bir tabelası, kaşesi ve kartviziti vardır. Kısacası bir bayi bile tek başına kimlik sahibidir. Az çok profilini sergiler ve güven verir.

Peki sizin güven veren materyalleriniz nedir? İnsanlara öve öve anlatacağınız firmanız mı? Elinizdeki ürün bilinen bir marka da olabilir. Evet olabilir de sizin güven veren materyalleriniz neler? Siz olsanız bilinen bir ürünü mağazadan almak yerine eline katalogla dolaşan birinden almayı tercih eder misiniz?

Peki Size Kim Güvenir?

saadet zinciriDurun tahmin edeyim: En yakın çevreniz size güvenir. Eski okul arkadaşlarınız, akrabalarınız kısacası eş dost size güvenir. Onlara bir ürün satmak için çok fazla güven materyallerine ihtiyacınız yoktur. İşte tehlike tam da burada başlar. Sizi sisteme abone eden firmanın amacı budur. Eşinize dostunuza satın ister. Çünkü onlar da bilir: sizin tek başınıza bir bayi(dükkan) kadar geniş bir pazarınız olamayacaktır.

Çevrenizde AVON, ORİFLAME ve benzeri markaların temsilcilerini görürsünüz. Onların uzun süredir bu işi yaptığını da görebilirsiniz. Ama zengin olduklarını göremezsiniz. En iyisi bile cep harçlığından öteye geçecek para kazanamıyor. Sadece başarı hikayelerinde dinlersiniz. Asla göremezsiniz. Ki bu bahsettiğim firmalar Network Marketing konusunda en çok güvenebileceğiniz firmalardır. Ona rağmen sonuç ortada.

Facebookta 300-400 arkadaşınız olabilir. 2000 beğenisi olan bir sosyal medya sayfanız da olabilir. Buralardan da satarım diye düşünüyorsanız bunu hemen test edin. İnternetten bir ürün bulun ve bedavadan biraz pahalıya satmaya çalışın. Bakalım arkadaşlarınızdan kaç kişi ilgilenecek? Kaç kişi satın alma kararı verecek? Hadi satın aldılar; kaç kişi alt üyeniz olmayı kabul edecek?

Ayrıca, UNUTMAYIN:

Satış, pazarlama bir yetenek işidir. Bilgi ve tecrübe gerektirir. Vasıf gerektirir. Sizce tüm pazarlama uzmanları oturmuş sizin onu sisteme üye yapmanızı mı bekliyor. Zannetmem. Bence hepsinin çok güzel birer işi vardır. Dolayısıyla alt üye bulsanız bile vasıfsız kişilerden oluşacak. E vasıfsız satış danışmanı da bal yapmayan arıdan farklı değildir. Ne oldu peki? Kraliçe arı aç kalır

Sonuç:

Tek başınıza, tek tek insanlara dokunarak süreklilik arz eden bir satış kanalı oluşturmanız imkansıza yakındır. Kaynaklarınız çevrenizle sınırlıdır. Dolayısıyla eşinize dostunuza satış yapana kadar kazandığınızı zanneder; harcadığınız sermayeyi dahi geri kazanamadan enerjinizin ve müşteri potansiyelinizin bittiğini fark edersiniz.

Alt üyelere güvenmeyin. Çünkü onlarda sizle aynı kaderi yaşayacak ve sizi dolaylı olarak sütten kesmiş olacaktır.

İşte bu yüzden BU SİSTEM KAZANDIRMAZ.

İnternet Sitesi Açsam Olmaz mı?

Neden olmasın. Peki bir internet sitesi günlük belirli bir ziyaretçi elde etmek için hangi çalışmalara ihtiyaç duyar biliyor musunuz? Google’da üst sıralara çıkmanın en az 1 yılınızı alacağını biliyor musunuz? SEO çalışmaları ve teknik detaylar için profesyonel destek almak zorunda olduğunuzu biliyor musunuz? (Ziyaretçi kazanım süresini kısaltabilmek için)

Peki sitenizi sürekli güncel tutmak zorunda olduğunuzu biliyor musunuz? Gerçekten para kazandırabilecek bir web sitesinin nekadara mâl olacağını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız araştırmanızı rica ediyorum. Oralara girersem hiç çıkamayız Yine de bir ipucu vereyim. “Arkadaşımla gerçek bir e-ticaret sitesi açmak istediğimizde ortalama 8000 TL bütçeye ihtiyaç duymuştuk” Daha bunun kimlik kazandırma, dijital dünyada yer edinme çalışmaları var.

Netice olarak demek istediğim şu: Eğer bir pazar oluşturacak ve devamlılık arz eden satışlar yapacaksanız aracılara ihtiyacınız olacak. Dolayısıyla ek giderleriniz olacak ve fazla enerji harcayacaksınız. Çok fazla enerjiye ihtiyacınız olacak.

Yaparım Ne Olmuş? Para Kazanmak Kolay mı? Diyenler Okumaya Devam…
Sizi Sisteme Dahil Etmek İsteyen Kişinin Vaatlerini Hatırlayın:

Kolay yoldan para kazanmak
kendi işinin patronu olmak,
hiçbir aracıya para ödemek zorunda kalmadan yüksek kârla satış yapmak vs.

Peki halen daha kolay olduğunu düşünüyor musunuz? Patron olduğunuza inanıyor musunuz? Hiçbir aracı kullanmadan, ekstra yatırımlar yapmadan sürekli yeni müşteriler ve alt üyeler bulabileceğinize inanıyor musunuz?

Bu gibi firmalar size şunu da söyleyebilir:

Hiçbir yeteneğe ihtiyacınız yok!
Pazarlama uzmanı, satış danışmanı veya bu konuda tecrübeli olmanıza da gerek yok.

Peki bu maddeler ne kadar mantıklı? Hadi siz kendinizi ifade etme yeteneğinize güvenerek bu işe girdiniz. Alt üye bulmak bu kadar zorken, SATIŞ YETENEĞİ OLAN alt üye bulma ihtimalinize ne kadar güveniyorsunuz? Yeteneksiz adamların bal yapmayan arıya benzediğini söylemiştik. Peki bu durumda halen daha;

Hiçbir yeteneğe ihtiyaç olmadığına inanıyor musunuz?
Satış, pazarlama konusunda tecrübesiz kadronun özverili olabileceğine inanıyor musunuz?

Konuya sadece kendinizi değerlendirerek bakmayın. Bu sistemde kazanmak için alt üyelere muhakkak ihtiyacınız var.

UYANIN ve PARANIZI KURTARMAK İÇİN ARKADAŞLARINIZI SİSTEME DAHİL ETMEYE ÇALIŞMAYIN:

Dikkat edin. Bu süreç hep bir randevu ile başlar. Daha öncesinde hiç arayıp sormadığınız bir arkadaşınızı aramanıza bile sebep olabilir. Muhtemelen sizi de bir arkadaşınız böyle tavlamıştır:

-Seninle konuşmam gereken bir konu var. Proje var ve telefonda anlatamam. Kafan karışır. Şurda buluşalım.

Buluşursunuz ve arkadaşınız anlatmaya başlar. Sistem böyle işliyor. Şöyle piramit var vs. İlk etapta mantıklı gelse bile referans istersiniz.

-Bu işten gerçekten para kazanan var mı? diye sorarsınız.

Cevaplar hep aynıdır:

-Bir süre sonra çok ciddi kazanmaya başlıyorsun. Bak bizim takım lideri Ahmet’in şuanda 10 tane alt üyesi var. Adam king resmen. Bak sana bir fotoğrafını göstereyim. (Ahmet kesin tatilde kokteyl yudumlarken ya da lüks bir araba ile fotoğraf çekilmiştir. Bugün hepimizin bi ön kamera açmasına bakar arabanın bizim olduğu yada kokteylin meyve suyundan ibaret olmadığı muammadır )

Arkadaşlarınız size Ahmet’in para kazandığını inanarak anlatır. Çünkü o da inanmıştır. Üye olup para ödediği için de artık kendi kendini inandırma psikolojisine girmiştir.

İknanın Psikolojisini yazan Prf. Robert B.Cialdini bu konuya kitabında yer vermiştir. Zaten pazarlama uzmanları tarafından da bilinen bir konudur:

Bir müşteri aldığı ürünün parasını ödedikten sonra artık o ürünün en doğru ürün olduğuna inanmaya başlar. Kendi kendine savunma geliştirir ve kazıklanmış olma ihtimalini yok sayar. Hatta ürün ile ilgili kendisine olumsuz bir özelliğini gösterdiğinizde sanki firma sahibiymiş gibi ürünü size methetmeye başlar. Savunur. Çünkü ona para ödemiştir. Aksini düşünürse kendisine “enayi” demiş olacaktır.

PEKİ BEN BUNLARI NEREDEN BİLİYORUM. DAHA ÖNCESİNDE NETWORK MARKETING İŞİ YAPTIM MI?

Size kendimden çok kısa bahsederek bu yazıyı dikkate alıp almama konusunda fikir vermiş olayım.

3 farklı Network Marketing projesiyle yakından ilgilendim. Konuyla ilgili 100’lerce kaynakta araştırma yaptım. Herbalife’ın alt üye kazanımı için yaptığı toplantılara katıldım. Dönen dolapları not aldım ve eskiden ilgilendiğim bir blogda yayınladım. 122 adet Network Marketing mağdurunun yarasına tuz basmış oldum. (122 gelen yorum sayısı)

HAKKIMDA sayfasını okumanızı rica ediyorum. Maksadım ego şişirmek değil. Eğer bir konuda fikir veriyorsam hangi vasıfla size bunları aktardığımı bilmek en doğal hakkınız.

YİNE DE NETWORK MARKETİNG SİSTEMİNİ DENEMEK İSTİYORSANIZ SİZE TAVSİYEM

Arkadaş ve Akrabalarınızı Sisteme Dahil Etmeden Önce Düşünün:

Normalde aramadığınız (eski, liseden arkadaşınız vs) kişileri, “senle bir şey paylaşmam lazım” diyerek aramayın. Çünkü içinden “İşin düşünce arıyorsun” diyecektir.
Eşinize dostunuza üyelik satmadan önce yeni müşterilere nasıl ulaşabileceğiniz konusunda çalışmalar yapın. Bakalım ulaşabilecek misiniz?
Bir web sitesi veya blog açın. Sosyal medya sayfası da olur. Bakalım ürünlerinize ilgi olacak mı?
Ekşi sözlük, şikayetvar gibi samimi paylaşımların yapıldığı web sitelerinde mağdurların ne yazdığını okuyun,
Arama motorlarına, Network Mağdurları veya Network Aldatmacası yazıp karşıt görüşleri okuyup objektif olma konusunda iç muhasebenizi yapın.

Titan Saadet Zinciri (TİTAN Uluslararası Bilgi İşlem ve Matematiksel Kazanç Sistemler Ticaret Danışmanlık Hizmeti), 1990'lı yıllarda varlık göstermiş ve Ponzi oyunu olarak da bilinen bir dolandırıcılık sistemi üzerine kurulu bir gruptur. Bir katılım ücreti karşılığında üyelerine kısa vadede son derece yüksek kâr oranları sunan Titan Saadet Zinciri, katılımcılarına zincire dahil ettikleri her yeni üye için de belirli miktarda prim ödemeleri de vaat etmiştir. Her yeni üye tarafından ödenen katılım ücreti, bahseldilen kısa vadeli ve yüksek kâr oranlı kazanç olarak daha önceki üyeleri ödenerek "zincir" ayakta tutulmuştur. Zincire katılım ücreti 2400 Alman Markı'ydı.

Organizasyon ilk olarak 1997 yılında, Titan Saadet Zinciri'nin yöneticisi Kenan Şeranoğlu'nun 31. yaş günü dolayısıyla İzmir Hilton Oteli'nde verdiği partinin ardından, Şeranoğlu'nun medya imajı, gösterişli yaşam tarzı ve aşırı lüks harcamalarıyla nedeniyle Türk medyasında yer almıştır. Üyelerin şikâyeti üzerine açılan davalar ve sürdürülen soruşturmalar sonucunda, çeşitli etkinliklerde toplanan 385,700 Alman Mark'ı Polger Cens adlı şahıs tarafından yurtdışına çıkarılırken İzmir Atatürk Havalimanı'nda ele geçirilmiştir. Davanın Haziran 1998'deki son duruşmasında Kenan Şeranoğlu kendini şöyle savundu: "Yapılan iş ticari ahlaka aykırı olabilir ama yasalara aykırı değildir. Titan'a ait tek kuruş para yurtdışına çıkarılmamıştır. Ayrıca Türkiye genelinde vergi rekortmenleri arasına girdim. Ben olay basında yayınladığında yurtdışına çıkma şansım olmasına rağmen hiçbir yere gitmedim. Çünkü yaptığım iş yasaldı. Kimseyi dolandırmadım, haksız kazanç sağlamadım. Beraatimi istiyorum.". Şeranoğlu daha sonra 17 sayfalık yazılı savunmasını mahkemeye sundu. Titan'a üye olarak para kazananların kendilerine "Allah razı olsun, sayenizde görmediğimiz şeyleri gördük, kazanamadığımızı kazandık" dediklerini söyleyen Fevzi Barbaros Şeranoğlu ise savunmasında şöyle konuştu: "35 bin üyeden sadece 100 kadar kişi şikayetçi olmuştur. Diğer binlerce kişi nerededir. Hiçbir şekilde haksız kazanç sağlamadım. Eğer dolandırıcılık suçundan dolayı ceza alırsam, Yargıtay'a, olmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağım. Beraatimi istiyorum."

Dava kararları doğrultusunda Türk Ceza Kanunu'nun 77. maddesinde düzenlenen "Şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların birleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza, hapiste 25 yılı geçemez" hükmü gereğince, Türkiye Direktörü Kenan Şeranoğlu'nun 25 yıl 10 ay hapis, 22 milyar 798 milyon 311 bin 569 lira ağır para, İzmir yetkilisi Ahmet Hakan Baz'ın 25 yıl 10 ay hapis, 22 milyar 234 milyon 626 bin 798 lira ağır para cezasına çarptırılmıştır. Mahkûm edilenler arasında Kenan Şeranoğlu'nun babası Sistem Müdürü Fevzi Barbaros Şeranoğlu, Baz DATA yetkilisi Levent Gülal, Sistem Müdür Yardımcısı Serdar Güldal, Alman uyruklu Rene Emil Herbert Patric ve Alman uyruklu Thorsten Röcker de yer almıştır.

Organizasyon 1998 yılında devlet müdahalesiyle kapatılmıştır. Zincirin kurucularının tamamı, Rahşan affı olarak da bilinen "şartla salıverme ve cezaların ertelenmesine" ilişkin yasadan yararlanarak Şubat 2008'de Eskişehir Cezaevi'nden tahliye olmuştur.



Beğeniler: 165
Favoriler: 24
İzlenmeler: 3244
favori
like
share
MAIN-BOARD Tarih: 15.10.2016 14:00
Tebrikler!
Paylaşımınız haftanın en popüler içerikleri arasında.
Ödüllü Paylaşımlar