Uzun yolculuklardan sonraydı. Yorulmuş bir banka oturmuş dinleniyordu. Ben yeşillenmeye başlamış bahar mevsimindeki ağaçların heyecanı gibi pırpır Dolanıyordum etrafında.Henüz baharındaydım yaşında,mevsiminde.Düşünmelerinde başındaydım.,geceleri uykusuz kalmalarında.Ufacık şeyleri kafaya taktığım dönemlerdeydim kısaca..Aldırışsız sevinçler yüzümde geziniyordu.Bankta etrafı izlemeyen,sadece önüne bakan babamı inceliyordum ona fark ettirmeden..Saatlerce inceledim yüzündeki çizgileri,ellerinin titremesini cildindeki benlerini bir bir beynime yerleştirdim.Yüzündeki dünyaya umarsızlık bakışına takıldım.Nedenlere takıldım ama yerimden kımıldayıp yanına gidemedim.İzledim sadece..Uzun yolculuklardan sonraydı.Kaç saatlik molaydı verdiğimiz bilmiyorum.Cesur değildim tamam biraz yeşillenmiştim baharla ama,her şeyi konuşabilecek kadar cesur değildim.Ne hissediyor diye kendi kendime düşünüyordum.Yine de bulamıyordum.Anlayamıyordum sonra iki saat geçmiş olmalı yerimden kalktım ve yanına oturdum.Beni fark edince az kımıldandı.Yüzündeki ifadeyi değiştirdi.;Uyandın mı kızım,arabadan çıkmasaydın geliyordum şimdi dedi.



Uyandım dedim. ;Epey oldu. Sen neden burada duruyorsun baba ne oldu;dedim. Yok, bir şey hadi yola çıkalım der gibi baktı bana. Oldum olası konuşmazdı zaten on sekiz yıldır her hareketini okur olmuş, anlar olmuş yapar olmuştuk.



Azıcık konuşsa hemen bilirdik bugün iyi değil. Konuşmazdı çünkü hep bir derdi var gibi gezerdi evinde de, işinde de, mahallesinde



Bu yüzden bizde sormadan anlamayı öğrendik zamanla.Canının çay çektiğinde gözlerimize dikerdi gözlerini içimiz hemen anlardı isteğini..



Koşardık nede olsa az olurdu konuştuğu.Bugün başkaydı.Bugün herkes evde kalmış benide yanına almış Ordu'ya doğru yola çıkmıştık..Annem gezersin demişti.Selamlar yüklemişti bir sürü akrabalara ulaştırılması gereken..Ablam dinlen bolca bak kıymetini bil nasılda seviyorlar seni tatile götürüyorlar demişti.Kardeşlerim benim gibi manasız kalmıştı üç gün önce bana verilen bu seyahat haberine.Seyahatti işte sorgulamadım.uyumuş kalmışım arka koltukta.uyandığımda o bir bankta oturuyordu.kaç saattir orda olduğunu bilmiyorum.beni hissedemeyecek kadar oturmuştu anlaşılan.arabaya bindik yolculuğumuz boyunca da hiç konuşmadı.arada sırada bir markete uğrayıp sevdiğim şeylerden aldı.şımarttıkça şımarttı beni bu seyahatimde.



Mutluydum, sessizdi seyahatim ama babamlaydı. Korunduğumu sevildiğimi duyabiliyordu içim. Anlayabiliyordu. Orduda teyzemlere gidecektik. Annem selamlarının başında onu saymıştı. Oradayken teyzeme yardım etmemi, teyzenin ana yarısı olduğunu, onu dinlemem gerektiğini saydı durdu bana. Bahardı; ben yeşillenmiş doğa gibi umut doluydum hayattan. On sekiz yaşın heyecanlarını yaşıyordum. Teyzemin evine yaklaştığımızda babam arabayı durdurdu. Gözlerimin içine sıcak bir çay olsa da içsek der gibi baktı. Gülümsedim ;çay mı istiyorsun baba; dedim. ;Yaparız şimdi teyzemde



Gülümsedi. Yavrum dedi ve konuşmaya başladı. Dinledim. On sekiz yılda dinlemediğim kadar çok dinledim onu ve o da on sekiz yılda hiç konuşmadığı kadar çok konuştu. Anlattı.



Anladım; dedim. Gözlerim gözlerinden kaçtı. Yüreğim yüreğinden. O babamdı, babam biliyordum, babam olmalıydı. Gözlerim gözlerinden kaçtı, yüreğim yüreğinden. Bahardı yeşildi etraf, koruyucuydu, yanımdaydı, babamdı. Yerden kaldırdı başımı. ;Yavrum; dedi.;annen; teyzendir. Teyzen; annen. İki annen var artık iki baban, iki evin; Yerden kaldırdı başımı, gözlerimin yaşını; O babamdı, babam biliyordum, babam olmalıydı. Sıcak çay seven, sükûtu altın bilen ketum adamdı.



Babamdı ve artık değildi;.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 364
favori
like
share
robertokazim Tarih: 15.08.2007 22:32
paylaşımın için teşekkürler