[COLOR=burlywood]1945'de matbuat umum müdür muavini imzası ile, gazetelere şöyle bir tebliğde bulunulur:''Gazetelerinizin son günlerdeki neşriyatı arasında dinden bahis bazı yazı, mütalâa, imâ ve temsillere rastlanmaktadır. Bundan sonra din mevzuu üzerinde gerek tarihî gerek temsilî ve gerek mütalâa kabilinden her türlü makale, bend, fıkra ve tefrikaların neşrinden tevakki edilmesi ve başlanmış bu gibi tefrikaların en çok on gün zarfında nihayetlendirilmesi. Kendi zulümlerini, bozgunculuklarını örtmek için geri kalmanın bütün suçunu İslâm Dini'ne yüklettiler. Husûmet tevcih etmek suretiyle ideolojilerini besleme yoluna giderek "Mürteci, gerici, nurcu, inkılâp aleyhtarı, rejim düşmanı." gibi muhayyel düşmanlar icat ettiler. Uzun seneler İslâm'a hücum etmelerinin sebebi budur. Eğer hücum etmezlerse ideolojilerini inkâr etmiş olurlardı. Azgınlıkları o dereceye varmıştı ki, bir yıldönümünde sokaklarda dolaşan şuursuz sürüler: "Karabaş tevcidini yırttık, parçaladık" diye omuzlarında taşıdıkları kocaman levhalarla Müslüman Türk Milletinin mukaddes kitabını tahkir ve tezyif ettiler. Cami duvarlarında asılı olan Kâbetullah'a, Beytullah'a aid tablolar toplattırılıyor, parçalanıyor, yahut bilinmeyen yerlere götürülüyordu. Bugün bu nefis tabloların hiçbir nam ve nişanı kalmamıştır. Cinayetin programı şöyle idi: Camiler camilikten çıkartılacak, halkevlerine benzetilecekti. Halkevleri camilerin yerine geçekti. Yani camiler halkevi, halkevleri puthane olacaktı. "Ben Cumhuriyet neslindenim. Bizim kazada, değil fes, bere ve benzeri, şapkadan başka şeyler örtünmek, sakalı olanların başları açık gezmeleri bile suçtu. Ağır cezaları müstelzim bir suç!" diyen muharrirler besleniyor, tebrik ediliyorlardı. Onların azgın devirlerinde Kur'ân diline karşı husumet o kadar ilerlemişti ki camilerde gizli gizli Müslüman çocuklarına namaz sûrelerini okutan hocalar polisler tarafından yakalanıp cürm-i meşhud mahkemelerine sevk olunurdu. Harf kanununa aykırı hareket suçu ile günlerce, aylarca mahkemelerde süründürülürdü. Diğer taraftan onların zabıtası, çarşı pazarlarda Kur'ân cüzlerini satanları takip ediyor, eline geçirdiklerini mahkemelere sevk ediyordu. Kütüphane tesisi bahanesiyle Müslüman halktan toplanan dinî kitaplar, kıymetli yazma Kur'ânlar tefsirler yok edildi. Bu eserlerin bir tanesi bile meydanda kalmadı. Müslümanlar, evlerinde bulunan Kur'ânları, tefsirleri, dinî eserleri, hakayık-ı Kur'âniye ve imaniye-den bahseden risaleleri, polisin eline geçmemek için, zahire anbarlarmda, odun depolarında, samanlıklarda saklıyorlardı. Camilerde mihrablarm etrafındaki mum şamdanlarının üstünde yazılı "Maşallah" yazılarını kazımışlardı. Âbideler, çeşmeler üzerindeki âyât-ı kerîme yazılı mermerler parçalanmıştı. Harbiye Nezaretinin (şimdiki İstanbul Üniversitesi'nin) kapısındaki Fetih âyet-i kerîmesi yazılı cihan-değer kıymeti haiz nefîs levha üzerine, siyah ve kızıl bir taş perde çekilmişti. Camilerde hulefâ-yi râşidin isimlerini havi levhalar indirilmiş, şuraya buraya atılmıştı. Sanki müthiş bir yangın ortalığı kaplamış, sanki bir işgal ordusu memleketi istilâ etmiş gibi, Kur'ân lisanı ile yazılı ne varsa hep, kırılıyor, parçalanıyordu. Âsâr-ı âtika diye bile bırakılmıyordu. Ayasofya Camii'ndeki muazzam ve muhteşem lâf-za-ı Celâl, Hazreti Muhammed ve Hulefa-yi Râşidin levhaları yerlerinden sökülmüş, indirilmiş, Bizans putları meydana çıkarılmış, bu putlara çeki düzen verilmişti. Muhteşem levhaları yok etmek, parçalamak için meçhul semtlere götürmek istenmişlerse de kapılardan çıkarmak mümkün olmadığı için bu cinayeti irtikâba yol bulamamışlar, cihandeğer kıymette olan o nadide eserleri, toz toprak içinde mahvolmak için bir kenara atmışlardı. Ayasofya'nın minareleri de yıktırılıyordu. Faks mâbed binasına zarar getireceği için bu şenaati irtikaba başka yol bulamadılar. Birçok camiler camilikten çıkarılmış, hangar haline getirilmiş, ahır olmuş, bezirganlara satılarak şarab deposu yapılmıştı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 436
favori
like
share
temsi Tarih: 28.07.2007 11:05
bu değerli çalışmalırınız için şahsinıza ve samimi paylaşımınıza hürmet ve saygılarımı sunuyorum
Sindy Tarih: 29.06.2007 11:36
cogu kelimeyi anlamadim valla :5:

paylasim icin tesekkurler