Heavy metal çıkışlı çok az grup Bon Jovi kadar popüler olmayı başarabilmiştir. `80`lerin ilk yarısında tüm dünyayı sallayan İngiliz Def Leppard`a, Amerikalıların bir cevabı gibidir Bon Jovi. Grup, trendlerin peşinden gitmek yerine, kendi trend yaratıp, başkalarını peşinden sürüklemiştir. `80`lerde Amerika`da yaşanan pop metal akımından da günümüze kadar gelebilen yegane grup Bon Jovi olmuştur. Bon Jovi`nin kuruluşu, grubun vokalisti Jon Bon jovi`nin lise zamanında başlayan rock n`roll tutkusuna kadar uzanıyor. Jon, arkadaşı David Rashbaum ve kuzeni Tony ile birlikte ufak yerlerde konserler veriyordu. Tony`nin New York`ta Power Station adını taşıyan bir kayıt stüdyosu vardı. Bu stüdyoda E Street Band ve Aldo Nova gibi tanınmış isimlerle demolar kaydeden Jon, bunlardan "Runaway" adını taşıyan tek parçalık demosuyla bir anda New Jersey radyolarının en çok çalınanlarında zirveye oturacak bir hit yaratmış oldu. Bongiovi adı altında gönderdikleri demonun kayıtlarında Jon ve David Rashbaum`un yanısıra gitarist Dave Sabo, basist Alec John Such ve baterist Tico Torres yeralıyordu. 1983 yılında Polygram/Mercury Records ile yapılan albüm anlaşmasından sonra kayıtlar sırasında Jon Bongiovi, soyadını kolay okunabilmesi için Bon Jovi şeklinde değiştirdi. Diğer kurucu üye klavyeci Dave Rashbaum ise göbek adı Bryan`ı soyadı olarak kullanmaya başladı. Power Station Stüdyosu`nda albüm kayıtları sürerken gitarist Dave Sabo gruptan ayrıldı ve yerine ileride Jon`dan sonra grubun en popüler elemanı olacak olan Richie Sambora geldi. Bon Jovi`nin kendi adını taşıyan ilk albümü 1984 yılında yayınlandı. Single olarak yayınlanan "Runaway" Billboard listelerinde ilk 40`a kadar yükseldi. Albüm, bir ilk albüm için fazlasıyla başarılıydı ve bu başarının arkasında grup için benzersiz bir sound yaratan kuzen Tony Bongiovi`nin payı büyüktü. 1985 yılında grubun 2.albümü "7800 Degrees Fahrenheit" yayınlandı. Çıkar çıkmaz altın plak alan albümün en büyük hiti hiç kuşkusuz "In & Out Of Love"dı. Bu arada ilk albümünü Bon Jovi`den sadece 3 yıl önce yayınlamış olmasına rağmen Amerika`da bir fenomen haline gelmiş olan Mötley Crüe`nun da zirvedeki yeri tehlikeye girdi. İlk 2 albüm her ne kadar birçok hit ve hit adayı mükemmel parça içerse de, Bon Jovi`nin Mötley Crüe, Kiss, Def Leppard ve ZZ Top gibi sound olarak yakın durduğu rakiplerini geçebilmesi için güçlü bir çıkışa ihtiyacı vardı. Daha önce Kiss ve Mötley Crüe için de hitler yaratmış ünlü şarkı sözü yazarı Desmond Child, bu kez Bon Jovi`nin yayınlanacak olan 3.albümü için New Jersey ve New York gençliğini yakından ilgilendiren konuları içeren birçok şarkı sözü yazdı. 1986 yılında "Slippery When Wet" adı altında yayınlanan albüm, Bon Jovi`yi zirveye taşıyan albüm oldu. "You Give Love A Bad Name" ve "Livin On A Prayer" singleları Billboard`da 1 numaraya kadar çıktı, "Wanted Dead Or Alive" ise ilk 10`a girdi. Sadece Amerika çapındaki satışı ise 9 milyonu buldu. "Slippery When Wet"in getirdiği başarı, grubun "her yıl 1 albüm" geleneğini de sekteye uğrattı. Albüm sonrası çıkılan dünya turnesi 1 yılı aşkın bir süre devam etti ve 4.albüm "New Jersey" ancak 1988`de vitrinlerdeki yerini alabildi. Albüm 5 milyonluk Amerika satışının yanısıra 2 tane 1 numara olacak single`ıyla da dikkat çekiyordu: "Bad Medicine" ve "I`ll Be There For You". Yayınlanan diğer singlelar "Born To Be My Baby" ve "Lay Your Hands On Me" ise ilk 10`a girdi. 1989`da grup, Cher`i destekleme kararı aldı. Cher`in "Heart of Stone" albümünde Richie Sambora gitar çaldı, grup ise sanatçıyla 18 ay sürecek olan bir dünya turnesine çıktı. Bu arada Jon Bonjovi, Young Guns II filmi için "Blaze Of Glory" şarkısını yazdı ve bu parçayla Grammy ve Oscar Ödüllerine aday gösterildi. Şarkıyla aynı adı taşıyan ilk albümünü ise 1990 yılında yayınladı. 1991`de ise gitarist Richie Sambora`nın ilk solo albümü "Stranger In This Town" yayınlandı. 1992`de grubun 5.albümü "Keep The Faith" çıktı. Başta "Bed Of Roses" olmak üzere albümden 5 single yayınlandı ve hepsi de önemli liste başarıları kaydetti. 1994 yılında grubun ilk toplama albümü olan "Cross Road" yayınlandı ve satış rekorları kırdı. `90`ların başında Seattle kaynaklı olarak ortaya çıkan grunge akımı Amerikan pop rock ve glam rock gruplarını tarihe gömerken, Bon Jovi`nin popülaritesi buna rağmen artarak devam etti. Basçı Alec John Such`tan sonra grup dışı bir basçıyla yola devam kararı alan grup, 1995 yılında kariyerinin en silik albümü olan "These Days"i yayınladı. Elektronik müziğin hızlı yükselişi ve grup müziğinin eski popülaritesini kaybetmesi Bon Jovi üzerinde olumsuz etki yaptı. 1997`de Jon Bon Jovi 2.solo albümü "Destination Anywhere"i, 1998`de Richie Sambora da 2.solo albümü "Undiscovered Soul"u, 1999`da ise klavyeci David Bryan ilk solo albümü "Lunar Eclipse"i yayınladı. 2000 yılının sonlarında Bon Jovi "It`s My Life" single`ıyla büyük bir patlama yaptı. Ardından çıkan "Crush" albümü Bon Joviş`yi yeniden zirveye taşıdı. Yayınlanan 2.single "Say It Isn`t So" da başarılı klibiyle müzik kanallarının ilk tercihi oldu. Albüm sonrası geniş çaplı bir dümnya turnesine çıkan grup, dönüşte 1985`ten bu yana verdiği konserlerin kayıtlarını derledi ve kariyerinin ilk konser albümünü "One Wild Night" adı altında yayınladı. Albümde "One Wild Night" adını taşıyan yeni bir parçanın yanısıra 2 de cover parça yeralıyordu. Sahnede Bob Geldof`un katılımıyla söylenen Boomtown Rats klasiği "I Don`t Like Mondays" ve Neil Young klasiği "Rockin` In The Free World". 2002 yılına geldiğimizde grubun yeni albümü "Bounce" için çalışmak üzere stüdyoya kapandığını görüyoruz. Ancak Jon Bon Jovi arkadaşlarından biraz daha fazla mesai yapıyor. Harley Davidson motorsikletlerinin 100.yılı şerefine 2 yıl boyunca motorsikletle gezerek çeşitli eyaletlerdeki harley davidson kutlamalarına katılacak olan Jon Bon Jovi, New Jersey`e döndüğü an yeni albüm "Bounce"un vokal kayıtlarını bitirecek. Albümün bu yılın sonlarına dorğu yayınlanması bekleniyor.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 372
favori
like
share