Muhterem Kardeşlerim..

Fıkıh kitaplarını okudukça, dini ağırlıklı internet sitelerini bulup birçok konularda bilgileri araştırıp inceledikçe ruhunuzun okşanmasını, yaratıcımız ve Habibine hayranlığımızın doruk noktaya çıktığını görmek insana neler yaşatıyor, inanın tarif edilemez. Yani böyle güzelim bilgileri sizlerle paylaşmayayım da ne yapayım. İşte sizlere bir gerçek daha..

Kur’an-ı Kerim, her derde dava değil de, nedir dertlerin devası…

Dünyada en faydalı ilaç, maddi ve manevi bakımdan hemde eşi bulunmayan tek ilaç Kur’an-ı Kerimdir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen maddi manevi her hastalığın, her derdin, devası şifası Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an-ı Kerimin her bir harfi, yüz bin derde yüz bin şifadır.

Müslüman’a niye bela geliyor? Bunun çeşitli cevabı var. İki ana başlıkta cevabı şöyle:

1- Günahkâr Müslümanların, günahlarına karşılık olarak, bela verir. Bir Müslüman’a ne kadar çok bela geliyorsa, ne kadar çok sıkıntı geliyorsa, bu demektir ki ahirette ona dokunulmayacak, ona hesap sorulmayacak. Hadis-i şerifte buyruluyor ki:

Ümmetimin cezası dünyada verilir

2- Enbiyaya, evliyaya bela gelir. Bunlara niye gelir? Allahü Teâlâ bunlara bir derece, bir makam vereceği zaman bela verir.

Eğer Yusuf aleyhisselam, kuyuya atılmasaydı, Peygamber olamazdı. Peygamber olması için kuyuya atıldı. Onun için, Allahü Teâlâ’nın gönderdiklerine, razı olmak lazım.

Çok insanın Allah demesi, Allahü Teâlâ değildir. Onlar, kafasındaki şeye, Allah diyor. Hayallerindeki tanrı adına, ahkâm kesiyorlar. Allah’ın değil, kendi isteklerinin peşindeler. Allahü Teâlâ, Habibini geçerek, kendisine yapılan ne ameli kabul eder, ne de imanı. Allahü Teâlâ, “Habibimi geçerek bana gelmeyin, arada o olmadan bana gelmeyin, onsuz olan hiçbir şeyi kabul etmem” buyuruyor.

Allahü Teâlâ kendisine kavuşturacak her kapıyı kapatmış, tek kapıyı açık bırakmıştır. Bu tek kapı, Peygamber efendimizin mübarek kalbidir. Peygamberler dâhil, herkes bu kapıdan geçmedikçe, Allahü Teâlâ’ya kavuşamaz.

Evliyanın zahiri cahilin zehiridir. Cahil, bâtından haberi olmadığı için, zahire bakar. Evliyaya, akılla, gözle, kulakla giden helak olur. Müşrikler de böyle yapmışlardı. Ebu Cehil, Muhammed aleyhisselama Abdullah’ın yetimi gözüyle baktı. Ebu Bekri Sıddık, âlemlerin Rabbinin Habibi gözüyle baktı. Ona her şeyini feda etti, her sözüne “o söylüyorsa doğrudur” diyerek tam inandı, sıddık oldu, Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu. Onun için birisi Ebu Cehil oldu, diğeri Ebu Bekri Sıddık radıyallahü anh oldu. Bu nasip meselesidir.

Mıknatıs molozu çekmez, içinde cevher olanı çeker. Ehlisünnet âlimlerinin kitapları, mıknatıs gibidir. Kalbinde cevher olanı çeker. Kalbinde saman çöpü olanı çekmez. Büyükleri de molozlar sevmez. İçinde cevher olanlar sever.

Allahü Teâlâ sevdiği şeyleri, dostlarına verir. Doğru itikadı, büyükleri tanımayı, dostlarına verir, nasip eder. “Ben sevdiğim şeyleri, seçtiklerime, dostlarıma veririm” buyuruyor. Büyüklerin yolunda olan bütün Müslümanlar, Allahü Teâlâ’nın dostudur. Bunları üzen, beğenmeyen, onlara, gözle kulakla bakan helak olur. Evet, bunların da hataları, yanlışları olur. Bu tozlu yolda giden, araba gibidir. Tozlu yolda giden arabaya toz bulaşır. Ama bir rüzgâr eserse, yağmur yağarsa hiç toz kalmaz, tertemiz olur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 442
favori
like
share
robertokazim Tarih: 15.08.2007 22:29
paylaşımın için teşekkürler
Asiyan Tarih: 01.08.2007 17:04
Ümmetimin cezası dünyada verilir


harika bi yazı teşekkürler Allah razı olsun