Kırım Türk Edebiyatı

Bahçesaray'da doğan Umer İpçi (1897-1955) edebiyatın hemen her türünde eserler vermiştir. Şiirleri, hikayeleri, tiyatro eserleri, makaleleri ve tercüme eserleri bulunan İpçi'nin, bu eserlerinde savaşın getirdiği büyük sıkıntılar ve açlık; Kırım tarihi, Kırım halkının yaşadığı acılar işlenmiştir. 1917 yılında yazdığı "Gazi Mansur" isimli şiirinden sonra "Alim" (1925), "Nenkecan Hanım" (1926), "Şain Giray" (1929) isimli tiyatro eserlerinde ve "Tair ile Zöre" (1927), "Taraktaşlı Seitoğlu Seydamet" (1930) gibi eserlerinde tarihi konuları işlemesi ayrıca gene konularını tarihten alan "Alim Kırım Yiğidi" isimli film senaryosu ile "Alim" romanını yazmaya başladığının İleri gazetesinde (1930, N 7, c.14) resmen ilan edilmesi, 1927-1928 yıllarında işletilmeye başlayan çarkın, İpçi'yi de pençesine almasına ve iki üç yıl önce birlikte çalıştığı arkadaşlarının suçlamalarının gazete sayfalarını doldurmaya başlamasına sebep olmuştur. Umer İpçi, 24 Eylül 1937 tarihli "Yaş Kuvet" gazetesinde bazı Kırımlı yazar ve şairlerle birlikte o günün moda suçlaması burjuva milliyetçiliğiyle suçlanır. Bunun akabindede 23 Ekim 1937 tarihinde on iki hapis cezası verilir. Pek çok şiir, hikaye, tiyatro, makale yazan Umer İpçi, dünya ve Rus klasiklerinden tercümeler de yapmıştır.

Şair şiirlerinde cemiyetteki haksızlığa ve adaletsizliğe karşı insanların mücadele etmeleri gerektiğini vurgular. "Medrese", "Evlere Bakkanda", "Kimden Yardım?", İpçi'nin ilk şiirlerindendir. Ekim inkılabından sonra yazdığı "Balıkçılar", "Cigitke", "Deniz" gibi şiirlerinde inkılapla ilgili duygularını anlatır. Şairin şiirleri, 1926'da "Şark Kadınlığı", 1928'de "Küreş İçün" adlı şiir kitaplarında yer alır.

Hikayelerinde halkın yaşadığı hayatı tarafsız ve realist bir şekilde ifade eden Umer İpçi, yaptığı yeniliklerle Kırım nesrinin seviyesini yükseltmiştir. 1917'de "Arkadaş ve Yoldaş" isimli kolhoz dergisinde hikayeleri çıkan İpçi, aynı sene "Bosağa" adlı hikayesini de yazmıştır. İpçi, 1924'te "Açlık Hatireleri", 1925'te "Traktör", "Küreş" 1927'de "Avcı", "İlki Bolşevik" gibi hikayelerini Kırım edebiyatına kazandırmıştır.

İpçi'nin Kırım dram ve tiyatrosunun gelişmesinde de çok büyük hizmetleri olmuştur. Umer İpçi, tiyatro yazarı olmanın yanında rejisör olarak da tiyatronun gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Yazar, "Faişe", "Alim" (1924); "Nenkecan Hanım" (1926); "Motor", "Ayınıklar", "Azat Halk" (1930), "Şaingeray" (1929), "Düşman" (1933) gibi eserleri tiyatroya kazandırmıştır.

Dil ve edebiyat meselelerine çok önem veren İpçi, edebi dil konusunda açılan tartışmalara katılarak bu konuda pek çok makale yazmıştır. "Bizde İmla Meselesi" (1923), "Til ve İmla", "Yazı Meselesi", "İmla ve Til Konferentsiyası Münasebetiyle" (1924) adlı makaleleri edebi dil konusunda yazılmıştır. Ayrıca "Kırım Mektepleri" (1926), "İftira Değil Hakikat" (1926) isimli makaleleri okullarda okutulan dil ve edebiyat dersleriyle ilgilidir. "Nefis Edebiyat Tercümesi" (1932), "Edebiyatımızın Muvaffakiyetleri ve Bazı Eksiklikleri" (1935; "Edebiyatta Eksiklikler Yok Edilmeli" (1934) gibi makalelerinde Kırım yazarlarının vazifeleri hakkındaki görüşlerini belirtir. "Teatr Ömürinde" (1925), "Köyde Teatr İşlerimizi" (1932), "Milli Opera" (1937) isimli makaleleriyle tiyatronun gelişmesini engelleyen problemleri ortaya koyarak eksiklikleri ve yapılması gereken işleri gösterir.

Bütün propagandist tavırlarına rağmen, Stalin'in zulmune uğradı

Umer İpçi, halkın sosyalizmin getirdiği yeniliklere uyum sağlaması maksadıyla yaptığı bunca edebi çalışmaya rağmen, Stalin'in gazabından kurtulamayarak sürgünlerde, kamplarda her türlü azap, işkence, mahrumiyet çektikten sonra 1955'te Tomsk şehrinde ölür.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 383
favori
like
share