1972'de İstanbul'da doğdu. 1995'e dek dirsekleriyle okul sıralarını çürütme teşebbüsünde bulunduktan sonra üstünde diploma yazan bir kağıtla üniversiteyi terk etti. Yazıları, şiirleri ve hikayeleri Ülke, Yedi İklim, Dergah, Kırklar, Yeni Dergi, Eksen, Bu Ülkenin Çocukları, Martı, Kanat ve benzeri pek çok dergide yayınlandı. Ayrıca Sağduyu, Yeni Şafak gazetelerinde de yazdı. Haftalık İntermedya Ekonomi dergisinde muhabirlik yapan Suavi Kemal Yazgıç halen Gerçek Hayat Dergisinde çalışıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 547
favori
like
share
Şayeste Tarih: 16.09.2010 11:49



Suavi Kemal Yazgıç'la söyleşi

Gerçek Hayat'tan, Cafcaf'tan bilerek bilmeyerek ama beğenerek izlediğimiz, okuduğumuz bir yazar Suavi Kemal Yazgıç. Bu söyleşide müstearlarına hiç girmedik bile...


Suavi Kemal Yazgıç'ı hangi önemli sempozyuma gitseniz boynuna asılmış fotoğraf makinesiyle, not alıyor olarak görürsünüz. Sessiz, sakin orada önemli bir dosya konusu kotarıyordur. Sonra yolda yürürken Suavi Abi'ye rastlamışsanız mutlaka elinde bir iki okunacak şey bulunur. Onları okuyorken adımları yavaşlar, okumayı bırakınca da normal insanlarla aynı tempoda yürümeye başlar. Böyle bir adamdır Suavi Abi. Önemli işlerin altında imzasını görürsünüz hep... Madem öyle Dünyabizim'in klasikleşmiş kısa kısa röportajlarına bir yenisini daha ekleyelim dedik. Sizin için sorduk. Buyrun bakalım.

Yolda bile Suavi Kemal Yazgıç'a okurken rastlıyoruz. Okumak ne demek abi, hele bize bir söyle?

Bir bilsem bak bir daha okuyor muyum?

İlginç bir hikayesi var mı, nasıl başladı okuma süreciniz?

Henüz okuma, yazma öğrenmeden önce, o dönemde moda olan fotoromanları parçalayarak başlamış okuma maceram. Yine henüz okuma bilmediğim dönemlerde Ayşegül serisini okuta okuta ezberler sonra da parmakla takip edip okurmuş gibi ezberden tekrar edermişim.

Bize anlatır mısınız? Mesela okurken yemeği ocakta unuttuğunuz oldu mu, ya da otobüse geç kalmışlığınız filan...

Otobüse geç kalmışlığım olmasa da otobüsten “geç” inmişliğim vakidir.

Kitaplığınızda ne kadar kitabınız var?

Saymadım ama bu “çok” olduğu anlamına gelmemeli. Zaten yüzde doksanı kolide. Kütüphanem yok zira.



Bu kitaplarınızdan sadece 3 kitap seçmeniz gerekse bu üçü ne olurdu acaba?

Rilke, “Malte Laurids Brigge'in Notları” (Behçet Necatigil tercümesi)

Gökhan Özcan, “Hiçbişey”

Amelie Nothomb, “Katilin Temizliği”



Şu an ne okuyorsunuz?

Ebubekir Eroğlu'nun “Çalkantı ve Dalga”sını…

Şiir deyince aklınıza kim geliyor?

Edip Cansever, Cemal Süreya, Cahit Zarifoğlu

Roman deyince?

İhsan Oktay Anar, Dostoyevski

Deneme türünde?

Rasim Özdenören, Atasoy Müftüoğlu

Sizi şaşkına çeviren bir tasavvuf büyüğümüz?

Cüneyd Bağdadi

Bir mısra söyleyin beni çarpsın, şaşkına çevirsin.

“her şey eninde sonunda sessizdir” İlhami Çiçek

Sağlıklı bir insan iki gün yemeden, içmeden yaşayabilir. Peki sağlıklı bir insan şiir okumadan ne kadar yaşayabilir?

Yıllarca… Şiir okumamak “tıbbi” sağlığı bozmaz.

Bir batılı yazar söyleyin okuduğumuzda zihnimizi açsın, bir doğulu yazar söyleyin okuduğumuzda kalbimizi genişletsin?

Frantz Fanon, Feridüddin Attar...

Özlediğiniz bir uzak şehir?

İstanbul'da yaşıyor ve İstanbul'u özlüyorum.

Ufukta Suavi Kemal Yazgıç kitabı görünüyor mu? Yoksa kaptan dümen mi kırıyor?

Kim bilir?

İsmet Özel'le ilgili sanırım herkesin düşündüğü ama söyleyemediği bir şeyi söylediniz. “İsmet Özel son dönem yazdığı şiirleri yayınlamasa Türk Edebiyatı ne kaybederdi, İsmet Özel bu şiirleri yayınlayarak ne kazandı?” dediniz... Derdiniz neydi? Tepkiler nasıl?

Pek çok “teşvik” edici söz duydum. Allah hepsinden razı olsun. O eleştiriyi aynı zamanda “özeleştiri” olduğu için de yaptım. O kadar uzun süre İsmet Özel okudum ki “eleştirince” kendimi de eleştirdiğimi düşündüm çünkü. Bu da biraz benim canımı yaktı ister istemez.

Son olarak buyrun...

Bol selam, bol dua…