1949'da Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Bozüyük köyünde doğdu. İlk ve ortaokulu Sarız’da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü'ne kayıt oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç'e üye oldu. Bu arada TIP'e de katılarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldı. Ayni dönemde, gerek İstanbul ve Ankara, gerek İzmir ve diğer yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD 6.Filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak işgalleri, kırsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katildi. 1966-1967 öğretim yılında, gerçeklesen ODTÜ Hazırlık boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.

* Hüseyin İnan, 1968'de, TIP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen gizli ve dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup, kir gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düşüncesini geliştirmeye çalıştı. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan’ın attığı grup, daha sonra THKO'nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı. Aynı yıl İdari Bilimler Fakültesi'nden çıkarılan Hüseyin İnan, ODTÜ yurtlarında kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtuluş Örgütü(FKÖ)'nün asil gücünü oluşturan El Fetih kamplarına gitti. Burada FKÖ'nün yanında İsrail'e karsı savaştı. İsrail içlerindeki karakol baskınlarında bizzat yer aldı. Şubat 1970'de Türkiye'ye geri döndüğünde, Diyarbakır-Antep yolunda bir otobüste yakalandı. Diyarbakır’da devam eden yargılama sonunda, Ekim 1970'de tahliye oldu. Hüseyin İnan Ankara'ya döndüğünde kafasındaki kir gerillası fikri iyice berraklaşmıştı. Benzeri düşünceler taşıyan ve ayni eylem çizgisini benimseyen, başlarında Deniz Gezmiş’in yer aldığı İstanbul grubuyla bir araya gelerek THKO'yu kurdu. İnan, kitle hareketleri içinde hemen hiç tanınmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteliği, insanlarla ilişki kurma becerisi ve kararlılığıyla grup içinde sivrilmişti. Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil ve Cihan Alptekin'in de yer aldığı THKO'nun tartışmasız lideri haline geldi. Daha sonra, yaygınlaşan silahlı eylemlere önderlik etmekle kalmadı, bütün eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 Aralık 1970'de, Dev-Genç üyelerinden İlker Mansuroğlu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak kendini ortaya koyduğu Kavaklıdere Polis Karakolu'nun kurşunlanması, 1 Ocak 1971'de Türkiye Is Bankası Emek Şubesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basılarak bir Amerikalının kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması eylemlerinde gösterdiği gözü pek tavrı ve kararlılığıyla THKO'nun varlığında büyük etken oldu.

24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmiş ve Yusuf Arslan'la Ankara 1. No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından 9 Kasım 1971'de idam'a mahkûm oldu. İdamlarin önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde bulunulmasına rağmen Yusuf Arslan ve Deniz Gezmiş'le birlikte 6 Mayıs 1972'de idam edildi.


İnan'ın Yakalanması

El- Fetih kamplarında yaptıkları yirmi günlük bir eğitimden sonra Hüseyin ve 15 arkadaşı, 1 Şubat 1970 Pazar günü, Suriye sınırından gizlice Türkiye'ye girer. Grubun bir kısmı Diyarbakır'a gelir. Hüseyin İnan, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner, yanlarında getirdikleri silahları Diyarbakır surlarında bir yere gömer. Daha sonra Diyarbakır Tıp Fakültesi önünde buluşmak için anlaşılır. Fakat Tip Fakültesi önüne geldiklerinde fakültenin polis tarafından basilmiş olduğunu gören Hüseyin, Alp ve Yalçıner, Adana'ya gitmek için Diyarbakır dışından bir benzin istasyonunda otobüse biner. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklara, Yalçıner tek başına oturur. Otobüs, Gaziantep yakınlarında bir yerde jandarmalar tarafından durdurularak aranır. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklarda oturduğu için gözaltına alınır. Yalçıner, şans eseri kurtulur ve Adana'ya gelir. Yalçıner, daha sonra Ankara'ya gider. Müfit Özdeş, Teoman Ermete ve Atilla Keskin ise Malatya'da tren garında yakalanır. Sonuçta, yakalananlardan Hüseyin İnan, Atilla Keskin, Teoman Ermete, Müfit Özdeş, Ercan Enç, Alpaslan Özüdoğru, Hamit Yakup, Ahmet Tuncer Sümer, Kadir Manga, Ali Tenk, Bahtiyar Emanet tutuklanır ve Diyarbakır Tutukevi'ne konur. Filistin'den dönenlerden Mustafa Yalçıner, Ahmet Erdoğan ve diger 3 kişi, yakalanamaz. Fakat yakalananların Emniyet'te verdiği ifade nedeniyle Mustafa Yalçıner ile Ahmet Erdoğan, gıyabi tevkif kararı ile aranmaya başlanır.

El-Fetih dönüşü Hüseyin İnan, Diyarbakır'dan Adana'ya giderken bindiği otobüs Gaziantep yakınlarında jandarma'lar tarafından durdurulur. Yan yana oturan Hüseyin İnan ile Alpaslan Özdoğan yakalanır, ön koltuktaki Mustafa Yalçıner ise kaçmayı başarır. Sinan Cemgil, Hüseyin İnan ve diğer gençler devrimci mücadelelerini dağlarda sürdürme kararı alır, gerekli malzeme 1970 Kasım ayında ODTÜ'den yola çıkar.


Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1180
favori
like
share
dumanalti Tarih: 06.05.2010 09:13
Hüseyin İnanın Son Mektubu - Hüseyin İnanın İdamı


Babama, anneme, kardeşlerime ve yakın akrabalarıma,
söyleyecek fazla söz bulamıyorum. Bir insanın sonunda karşılaşacağı tabii sonuç, bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı.Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum.İleride durumumu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım.Metin olunuz.Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar
Sevgiler!..
Yazılacak çok şey var; fakat hem mümkün değil,hem de sırası değil...
Candan selamlar.

Hüseyin İnan



Hüseyin inanın idamı

Hüseyin Inan'ın idamı
Ben hiç bir şahsIi çıkar gözetmeden ülkemin bagımsızlıgı ve halkımın mutlulugu için savaştım..
Hüseyini herzamanki sakin haliyle oturuyordu. sigara içmek isteyip istemedigi ni sordu avukatları
-"Içmeyeyim " dedi.
Ayagındki lastik ayakkabıları gösterdi
-"Söyleyin babama, yarın ayagımda bu lastik ayakkabıları görünce, dogru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş demesin, üzülmesin.Mamak'da,cezaevinde ayakkabılarımızı giymemize bile firsat vermediler.Ayakkabılarım cezaevinde kaldı.onlara hediyem olsun".
Hüseyin'in ayagındaki prangalar çözüldü.Savcı doktoru çagırdı.Herzamanki gibi,idama engel bir durumu olup olmadigını sordu.Doktorlar yok dedi.Hüseyin hiçbir tepki göstermedi.
Savcı, kararı okudu ve sordu
-"Bu karar sana mı ait?.Karara bir diyecegin varmı?".
Başını kaldırdı ve savcıya bakarak gülümsedi..birşey demedi.



Hüseyini ayaga kaldırdılar ve ceplerini boşalttılar.Üzerinden 21 Lira 95 Kurus çıktı.
Sonra kagıda sarılı beyaz ölüm gömlegini açtılar ve Hüseyin'e giydirdiler.
Savci-"haydi Hüseyin"dedi.
Hüseyin "hadi eyvallah!"dedi ve yürüdü
Sehbaya dogru ilerledi.Masanın üzerine çıktı.
Durdu.
Savcı-"tabureye çık" diye bagırdı.
Hüseyin savciya döndü, tükürür gibi
-"Sabırlı ol çıkacagım"dedi.
Hüseyin tabureye çıkmadan önce:
"BEN HIÇBIR ŞAHSI ÇIKAR GÖZETMEDEN ÜLKEMIN BAGIMSIZLIGI VE MUTLULUGU IÇIN ŞAVASTIM.BU AN'A KADAR BU BAYRAGI ŞEREFLE TAŞIDIM.BUNDAN BÖYLE BU BAYRAGI TÜRKIYE HALKINA EMANET EDIYORUM.YAŞASIN IŞÇILER, KÖYLÜLER.YAŞASIN DEVRIMCILER.KAHROLSUN FAŞIZM!".
Tabureye çıktı ve tabureye iki kez vurdu...

Saat 03.00'tür..
NaZ Tarih: 06.05.2010 00:07




Uyan Hüseyin yoldaş uyan

Kaldır başını bir bak karşıyakadan bizim yakaya doğru

Bak da gör senin adına yola çıkanları

Hatırlat Hüseyin o yılları

Hatırlat tam bağımsız Türkiye için samsun-ankara yürüyüşünü

Anlat gemilerin boğazda denize dökülüşünü

Ve Nazım'ı hatırlat deniz kurtuluş savaşı destanını yazan

Toprağa, kitaba ve ay yıldızlı esir bayrağımıza hasretini haykıran o büyük ozan'ı hatırlat


----------------------------


zamanın gündüze çaldığı bir şafak
ilkbaharı sonbahara çevirdi 6 mayıs
dünyanın dönüşüyle ölüme aktı zaman
güneş süsü verilmiş cellat
bembeyaz karanlığa alıp götürdü canları
ve üç deniz üç yusuf üç hüseyin
üç yürek üç can üç sonsuz
yürüdüler darağacına korkusuz
adımları hapsedilse de yargısız
asılır mı bu üç yürek
Deniz'lerin
Yusuf'ların
Hüseyin'lerin türküsüdür bu
dalgalar meydanlar ve dağlar söyler bu türküyü
baldırandır yüreğimizdeki ey yoldaş
gölgesiz ve kefensiz gidenlerin türküsüdür bu
ağıtsız ağlamaksız halaylı türkülü uğurlarız gidenlerimizi
şimdi savurup bütün hüzünleri köhne bir zamana
meydan okumak zahir aynalara
ilkbaharda kanayan bir yaprak misali
savrulmak özgürlüğe esen rüzgarla
bir şarkı bir şiir bir ıslık ve bir rüzgar selamıyla gidenlerin
Deniz'lerin Yusuf'ların Hüseyin'lerin türküsüdür bu



ozgurluk_5643 Tarih: 06.05.2009 05:06
"Yaşasın Devrimci Dayanışma, Emperyalistler, İşbirlikçiler 6. Filoyu Unutmayın, Yaşasın Halkların Kardeşliği, Deniz, Yusuf, Hüseyin Yaşıyor, Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Deniz, Yusuf, Hüseyin Kavgamızda Yaşıyor"
NaZ Tarih: 06.05.2009 01:26
Bugün 1972'nin yıl dönümü, günlerden 6 mayıs, mevsim Deniz, mevsim Yusuf, mevsim Hüseyin


Deniz, Yusuf, Hüseyin tam 37 yıldır her 6 Mayıs'ta yeniden doğuyor
FreddyKrueger Tarih: 26.07.2008 16:18
[COLOR="#c0ccf4"]68 Ku$aqı DewrimCiLerinden...

Arkada$Ları AraSında Sayqı Gören we "Dede" oLarak Hitap EdiLen YurtSewer...

6 MayıS 72 Sabahı Deniz 'in we YuSuf 'un aSıLmaSını IzLedikten Sonra O da öLüme Gitmi$tir... Ewet Okuduqunuz Gibi... Arkada$Larının aSıLmaSını IzLetmi$Lerdir...
NaZ Tarih: 25.07.2008 17:59


Hüseyin Inan (Dede Hüseyin)





chromm Tarih: 07.08.2007 14:18
Ellerine saplık