İnsan, herhangi bir kimseyi, ya tabiatı veya akıl icâbı yahut kendisine yaptığı iyilikler sebebiyle veya Allahü teâlânın rızâsı için sever. Dünyâda muhabbet duyulan kimselerin rûhları, birbirlerini çektiği gibi, kıyâmette de, bunlar birbirlerini cezbederler, çekerler.

Bunun için insanın; dünyada kimi sevdiğine ve kimlerle beraber olduğuna çok dikkat etmesi lâzımdır. İnkâr edenlerle, bid’at sâhibi olanlarla berâber bulunmanın zararlarının, insanı nerelere sürükleyeceğini iyi anlamalıdır.

Çünkü Peygamber efendimiz;
(İnsanın dîni, arkadaşının dîni gibidir. Herkes, kiminle arkadaşlık ettiğine baksın!) buyurmuşlardır.
Bir kimse, Resûlullah efendimize kıyâmet hakkında sorunca;

-Kıyâmet için ne hâzırlık yaptın? buyurur. Soran kimse;
-Allahın ve Resûlünün sevgisini hazırladım cevabını verince, Peygamber efendimiz;
-Sevdiklerinle berâber olursun buyururlar.

Sevdiklerini söylüyorlarsa da!..
Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek demek, emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, bunlara karşı edebli, saygılı olmak demektir. Ebû Zer Gıfârî hazretleri;

-Yâ Resûlallah! Bir kimse, bir cemâati sevse, fakat onların yaptıklarını yapmasa, nasıl olur, diye arz edince, Peygamber efendimiz;

-Yâ Ebâ Zer! Sevdiklerinle berâber olursun buyurmuşlardır. Hasen-i Basrî hazretleri;

“Bu hadîs-i şerîfler seni yanıltmasın! Sen iyilere, ancak onların iyi amellerini yapmakla kavuşabilirsin! Yahûdiler ve Hristiyanlar, Peygamberlerini seviyorlar ise de, onlar gibi olmadıkları için, onların yanına gidemeyeceklertir” buyurmuştur.

İmâm-ı Gazâlî hazretleri de;
“Onların iyi amellerinden birkaçını veyâ hepsini yapmadıkça, yalnız sevmekle, onların yanına kavuşulamaz” buyurmaktadır.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, bir cemâati seven kimse, üç çeşit olabilir: Onların bütün amellerini ve ahlâkını edinmiştir. Yâhut hiçbirini edinmemiştir. Yâhut da, birkaçını yapar, başkalarını yapmayıp, bunların tersini yapar.

Hepsini yapabilen, onlardan olur ve onlarla olur. Onlara olan sevgisi, onu da tâm onlar gibi yapmıştır. Sevdiklerine hiç uymayan, onlara benzemeyen kimse, onlardan olamaz. Sevgisi, sözde kalır, kalbine girmez. Yalnız sözde kalan sevmeye, sevmek denilmez ve seviyorum demesi doğru olmaz.

Sevdiklerinin birkaç ameline uyan kimseye gelince, îmânda uymamış ise, onlardan olamaz. Onları seviyorum demesi hiç doğru değildir. Onun kalbinde, onlara sevgi değil, düşmanlık vardır. Din düşmanlığından dahâ büyük düşmanlık olmaz. Yahûdîlerin ve Hristiyanların, Peygamberleri seviyoruz demeleri böyledir.

Zira hadîs-i şerîfte;
(Bir kimse, bir cemâati sever. Fakat onlardan olmaz) buyurulmuştur.
Kişi, sevdikleri gibi inanıp, tâat ve ibâdetlerde, onlara tâm uymazsa, beğenmediği için uymamış ise, seviyorum demesinin yine faydası olmaz. Onlarla birlikte olamaz. Gücü yetmediği, nefsine hâkim olmadığı için, hepsine uyamamış ise, onlarla birlikte olmasına mâni olmaz. Çünkü Resûlullah efendimiz; (Kişi sevdiği ile birlikte olur) buyurdu.

Ehl-i sünnet âlimlerini, evliyâyı seven, onlar gibi olmasa bile, bu hadîs-i şerîfteki müjdeye kavuşur. Allahü teâlânın sevdiklerinin ve Allahü teâlâyı sevenlerin dirilerini ve ölülerini seven kimse, büyük saâdete, iyiliklere kavuşur.

Onları sevmek, meselâ onların düşmanlarına karşı ve onları kötüleyen câhillere karşı, onları savunmak, övmektir. Dünyâya düşkün olanların en kötüleri, Allahü teâlânın sevdiklerini, evliyâyı kötüleyenlerdir. Muhammed Ma’sûm hazretleri buyuruyor ki:

Saâdete kavuşmak için...
“İnsânın saâdete kavuşması için, âdetlerinde, ibâdetlerinde, kısacası her işinde, din ve dünyâ büyüklerinin reîsine benzemesi lâzımdır. Bu dünyâda herkesin, sevdiğine benzeyenleri çok sevdiğini görüyoruz.

Sevgilinin sevdikleri sevilir, düşmanları sevilmez. Beden ile ve kalb ile erişilebilecek bütün olgunluklar, yüksek dereceler, Resûlullah efendimizi sevmeye bağlıdır. İnsânın kemâli, bu terâzî ile ölçülür.

Bunun için, tâatların, ibâdetlerin en kıymetlisi, Allahü teâlânın evliyâsını, dostlarını sevmek ve düşmanlarını sevmemektir. Çünkü, Allahü teâlâyı sevmenin en büyük alâmeti budur. Dostun sevdiklerini sevmek, düşmanlarını sevmemek, insanda kendiliğinden hâsıl olur. Seven kimse, bu husûsta deli gibidir.”

Netice olarak, bir kimse, salihler gibi amel işlese; fakat inkâr edenlerle, fâsıklarla düşüp kalksa, iyi amelleri boşa gider, kıyâmette kötülerle beraber haşrolur.

Bir kimse de, kötüler gibi amel işlese; fakat salihleri sevse, onlarla beraber olsa, günahları iyiliğe çevrilir, iyilerle beraber haşrolur. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Yemîn ederim ki, Allahü teâlâ, insanı sevdikleri ile berâber haşredecektir.)



Osman Ünlü

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 513
favori
like
share
tozkoparan Tarih: 18.08.2007 10:30
paylaşım için teşekkürler
tozkoparan Tarih: 18.08.2007 10:30
başarılarının devamını dilerim
tozkoparan Tarih: 18.08.2007 10:30
tebrikler
tozkoparan Tarih: 18.08.2007 10:29
sağol
poyraz Tarih: 14.08.2007 21:46
allah razı olsun asiyan
VATAN 06 Tarih: 11.08.2007 12:37
paylasim icin tesekkürler
missx Tarih: 11.08.2007 11:36
çok önemli bir konu
sağol Asiyan..