[FONT="Arial Black"]
Irmaklar akmayı sürdürdükçe ne Musalar taşınacaktır firavunun sarayına. Korkularını maddi-manevi soykırıma dönüştüren firavunlar, Musa’ları kucaklarında büyüteceklerdir. “Nasıl olsa firavun ortadan kaldıracak” diye düşünmeyip, “Biz görevimizi yapalım, gerisine Allah kerim” diyerek doğurmayı sürdüren, habire çocuk yapan Beni İsrail analarına selam olsun.
Yönetici elitin tavsiyesiyle ülkenin dört bir yanından en yetenekli sihirbazlar toplanıyor. Musa’yla yenişmeden önce firavunla pazarlığa oturuyorlar, “Altedersek bize ne var?” diyorlar. Firavun,sahte tanrılığına iyiden iyiye sarılmış olacak ki onları takarrup/yakınlıkla ödüllendireceğini söylüyor, yönetime yakın olmanın avantajlarını hatırlatıyor. Gerçek karşısında büyü bozuluyor, illüzyon tutmuyor. Tüm umudunu illüzyona bağlayan firavun ve firavuncular rezil olurken, sihirbazlar Musa’nın farklı kimliğini bilgiyle hemen farkediyor ve firavuna rağmen oracıkta imkanlarını açıklıyorlar:
“Ve kapandı, büyücüler secdeye! ‘Alemlerin Rabbine inandık!’ dediler.” {7 / 120}
Firavun, işte tam o sırada panikledi. O, “Devlet benim” derken, “Tanrı benim” demiş oluyordu. Yönettiği insanların inançlarını, hayat tarzlarını kendisi belirledi. 0 halde, nasıl olur da ondan izin almadan birileri kendilerine farklı bir inanç seçebiliyorlardı. Kimin ne kadar Müslüman olacağına ancak firavun karar verirdi. Onun dileğinden fazla olursa “Radikal”, “Fundamentalist”, “Mürteci” ilan edilmeyi hak etmişti. Kükreyerek sordu:“Ne yani, şimdi ben size izin vermeden ona inandınız mı?” {7 / 123}
Yönetici elitlere ve halkla selam vermeyi de ihmal etmeyerek hemen işi “vatan elden gidiyor” edebiyatına getirdi. Ne de olsa tüm yerleşik düzenler muhaliflerinin önce imajını değiştirir sonra onları ortadan kaldırırlardı. Gözü dönmüş ana kedileri de öyle yapardı ya; yavrusunu yiyeceği zaman onu fareye benzetir, öyle yerlerdi. Firavununda yaptığı da buydu işte. Niyeti onları vatan haini ilan etmek ve kendisine karşı komplo yapmakla suçlamaktı. Eğer bunu yaparsa gerisi kolaydı. “Bu bir komplodur. Ülkede bunu planladınız ki halkı oradan çıkarasınız. Gününüzü göreceksiniz.” {7 / 123}
Müslümanlar bir kez firavun tarafından vatan haini ilan edilmiştir. Sonrası mı? Ondan sonra ne yaparsa yapsındı, vatan hainlerini asmayıp da beslesin miydi? “Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, ardından topunuzu asacağım.” {7 / 124}.
Bu yeni Müslümanlar, Musa’yla pazarlığa oturmadılar. Dikkat edin, firavunla demiyorum, Musa’yla. “Ey Musa, biz Müslüman olursak bize ne var?” ya da “İman edersek bizi firavunun hışmından kurtarabilir misiniz?” yahut “Dünyamız gitti, bari Ahiretimizi garanti et” demediler. Dedikleri şuydu:“…Olsun, biz zaten Rabbimize döneceğiz. Rabbimizin ayetleri gelince ona inandık diye bizden intikam alıyorsunuz. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslümanlar olarak öldür.” {7 / 125-126}.
Selam olsun onlara, selam olsun firavunundan izin almadan iman edenlere.
M.islamoğlu
mgez

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 499
favori
like
share
wampirella Tarih: 02.02.2008 10:18
allah razı olsun saolasın
by_KaRizMa Tarih: 26.01.2008 23:35
allah razı olsun emegine saglık
CA-CHALLENGE Tarih: 19.08.2007 21:01
allah razı olsun emegine saglık
tozkoparan Tarih: 18.08.2007 10:26
paylaşım için teşekkürler
poyraz Tarih: 15.08.2007 19:38
allah razı olsun
BoNcuKK Tarih: 15.08.2007 17:17
allah razı olsun emegine saglık