[YOUTUBE]mRfhpAjgsCE[/YOUTUBE]

Bir millet yaşam hakkı için ateşle imtihan ediliyor..."Şu Çılgın Türkler" isimli destansı romanın yazarı Turgut Özakman'ın senaryosunu yazdığı, Ziya Öztan'ın yönetmenliğinde "Kurtuluş" isimli yaklaşık altı saatlik diziden derleme bir fragman deneme kurgusudur...Tarihimizden aldığımız bu şanlı övüncü biraz anımsamak adına hazırlanmıştır...İstiklal harbimizden örnekler ve anlamlı sözlerle.


Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 614
favori
like
share
VULKAN Tarih: 22.08.2007 21:23
teşekürler
CA-CHALLENGE Tarih: 19.08.2007 14:36
eline ssağlık
MaRaBoGLu61 Tarih: 19.08.2007 11:19
Türkün Ateşle İmtihanı Kitabı’nın Özeti
Kitap Halide Edip Adıvar’ın İstanbul da ki durumları anlatmasıyla başlıyor. O dönemlerde Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul işgal altındaydı. Bu durum en çok yıllardır Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Müslüman halkla barış içinde yaşayan azınlıkları sevindirmişti. Hatta bu azınlıklar Türk halkına kötü muamele etmeye başlamıştı. Halide Edip, halk arasında dolaşıp, herkesi dinlerken kadınların memleket meselesine erkeklerden daha hassas olduğuna inandığını söyler. Bu da kitapta ilgimi çeken konulardan birisidir. Halide Edip savaş dönemine bir kadının gözüyle bakıp bize onların çektiklerini kitapta çok güzel anlatmıştır.
Savaş döneminde, Türkler’in görüşünü dış ülkelere bildirmek çok güçtü. Burada bazı Amerikan muhabirlerin ve bazı şahsiyetlerin doru düşünceleri çok işe yaramıştır. Onlar sayesinde Türkler’e karşı verilen peşin hükümlere rağmen, bizim görüşümüz Batı’ya sızmaya başlamıştır. Bu arada İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.
Halide Edip ilk açık halk mitingini Fatih’te yapmıştır. Halide Edip, söyledikleri onu izleyenlerin gözlerinden ilham alarak söylediğini belirtmiştir. Daha sonra Halide Edip meşhur Sultanahmet mitinginde konuşmuştur.
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Halide Edip’in, Dr. Adnan, Binbaşı Reşit, Rıza Bey, Cami Bey ile Anadolu’ya kaçışlarını anlatılır. Büyük zorluklarla, yakalanma tehlikesiyle, soğukla,hastalıkla, zor şartlar altında yapılan uzun yolculuklardan sonra Ankara’ya ulaşılır. Asıl iş Ankara’da başlar. Ankara’da Halide Edip, Yunus Nadi Bey ile Anadolu Ajansını kurar. Bu ajans haberlerini telgrafhanesi olan yerlere göndermek ve olmayan yerlere de camilere ilan halinde yapıştırmaktı. Kitabın ilerleyen Halide Edip kaldığı köydeki evini, köpek dostlarını, yardımcılarını, köyde yaşanan olayları anlatmaktadır. 23 Nisan 1923’te meclis açılmıştı. Mustafa Kemal, Meclis Reisi olacaktı.
Yabancı kuvvetler kadar içteki karışıklıklar kadar önemli bir hal almıştır. Kardeşler arasında kan dökülmeye başlamıştı. Halide Edip, o günlerde adeta görünmeyen bir elin Türk milletine yeni bir veçhe vermeye çalıştığını söylüyor. Millet meclisinde iki ülkü mücadele halindeydi. Garp mefkuresi ve Şark mefkuresi.
İlerleyen zamanda, başıbozuk kuvvetlerin durumu daha da karıştı. Bazıları yeni orduya geçti, Fakat Edhem’in etrafında hala güçlü bir kısım bulunuyordu. Bu sırada İngiltere’nin doğuda kaybettiği itibarı L. George, buradaki Türk hakimiyetine son vererek yerine Yunan İmparatorluğu kurarak yeniden kazanmaya çalışıyordu. Bu arada Yunanlılar Bursa’ya hücum ediyordu.
İnönü’deki ilk savaş, düzenli ordunun birinci galibiyetiydi. Ankara’da sevinç sonsuzdu. Halide Edip, Kızılay tarafından askerlere hediyeler götürmek üzere gönderildi. Halide Edip yanına yardımcısı Fatiş’i ve köpeği Yoldaş’ı da yanına aldı.
Türk ordusu bu çetin savaş günlerinde, köylerde çok yardıma ihtiyacı vardı. Bu yardımı da sade Ankara’da bulunan Hilal-i Ahmer’den görebiliyordu. Bunu Ankara kadınları hazırlamışlardı. Bu arada, İstanbul ve Ankara kadınları arasındaki farkı gördüğünü söyleyen Halide Edip şöyle devam ediyor. Ankara’daki İstanbul kadınları, umumiyetle, memur yada mebus karısı idiler, iyi tahsil görmüş, modern ve her işe atılmaya hazır kimselerdi. Ankara kadınları İstanbullular’dan uzak duruyorlardı. İstanbul kadınları ise şuuraltı bir yükseklik duygusu taşıyorlardı.
Kitabın ilerleyen bölümünde Halide Edip, cepheye nasıl katıldığını anlatıyor. Halide Edip onbaşılıkla askeri yaşantısına başlamıştır. Önce Sakarya cephesine gitmiştir. Halide Edip burada her gün, muhtelif fırkaların insan, mühimmat ve silah bakımlarından kuvvetini tespit edecek, not alacaktı. Halide Edip bu görevinde yaşadıklarını, karşılaştığı olayları, insanların nasıl birbirlerini öldürdüklerini anlatarak kitabına devam etmiştir.
Halide Edip, kitabın son bölümlerinde Yunanlıların çekildikleri yerleri nasıl mahvettiğini, oradaki halka nasıl zulüm yaptıklarını, Yunanlıların İzmir’den nasıl atıldığını, Mustafa Kemal’in Fikriye hanımla yakınlaşmasını, Lozan Konferansının hazırlıklarını anlatmıştır.
Bu kitap o döneme bir kadının gözüyle bakmıştır. Savaşta yaşananları tüm çıplaklığıyla anlatmıştır. Bu kitap sayesinde Türk insanının özellikle Türk kadınının Kurtuluş Savaş’ımızda ne büyük katkısı olduğunu, yüceliğini bir kez daha anladım. Bu kitap sayesinde Mustafa Kemal’in hem askeri kişiliğini hem de özel hayattaki kişiliğini daha iyi anladım. Türk’ün ateşle olan imtihanından büyük bir başarıyla çıkışını Halide Edip çok etkileyici bir şekilde anlatmıştır.