Soykırımın Modern Toplum İçindeki Kökleri

1989 yılında Avrupa Amalfi Sosyoloji ve Sosyal Teori ödülünü alan Zygmunt Bauman’ın Modernite ve Holocaust adlı kitabı yayınlanmasına kadar Yahudi soykırımı konusunda söylenecek her şeyin söylendiğini düşünenler, kitapla birlikte Nazi Devleti’nin soykırım politikasının uygar dünyadan ve “gittikçe daha güzele doğru yol alan” insan toplumundan bir sapma olmadığını, aksine uygar toplumların tümünün tıpkı Nazi Almanyası gibi örgütlendiğinin iddia edildiğine tanık oldular.

Modernite ve Holocaust geçtiğimiz günlerde Versus yayınları tarafından Türkçe’de yayınlandı. Bauman kitabında tüm modern devletlerin, aralarındaki küçük ayrımlar bir yana konursa, aynı kalıba oturtulabileceğini öne sürüyor ve bu kalıbın bürokrasi ve işbölümü tarafından belirlendiğini iddia ediyor. Bauman, Nazi Almanya’sının da tıpkı diğer modern devletler gibi örgütlendiğinin altını çiziyor ve yahudi soykırımının bu kalıbın olası doğal sonuçlarından biri olduğunu belirtiyor.

Bauman’a gore Holocaust, ne birkaç fanatiğin katliam dürtülerinin ne de faşizmin acımasızlığının doğal bir sonucudur. Bauman tam tersine katillere güç veren ve faşizmin böylesine bir katliamı gerçekleştirebilmesine yol açan asıl nedenin; modern toplum olduğunu, “uygarlığın” yarattığı toplumsal ilişkilerde ve üretim biçimlerinde katliamın gizli dürtülerinin saklı olduğunu ifade ediyor. Yazar daha da ileri giderek soykırımdan sorumlu olanların sadece Naziler olmadığını, Naziler kadar Almanya’da yaşayan sıradan insanların da sorumlu olduğunu söylüyor. Bauman soykırıma giden yolun teknoloji, bürokrasi, merkezileşmiş ve bu anlamıyla toplumsal yaşamdan soyutlanmış şiddet, ahlaktan arındırılmış bilimsellik ve akıl sayesinde döşendiğini; insanların sorumsuzluğunun ve modern teknik işbölümünün yarattığı atmosferde üretilen uygar dünyaya özgü kayıtsızlığın bu yolu, Auschwitz’e dek götürdüğünü iddia ediyor.
Holocaust’un Hitler faşizminin bir sonucu olmaktan çıkarılması, benzer koşullar yaratıldığında benzer soykırımların da yaşanabileceğinin en kestirme yoldan söylenmesidir.

Bauman’a gore Nazilerin başarısının altında yatan temel sır modern toplumun örgütlenişi ile yakından ilgilidir. Naziler soykırım için özel bir sistem gerçekleştirmezler. Aksine onlar sadece toplumun örgütlenme biçimi içinde, kendilerine ait olan “basit” rolleri oynamakla yetinirler. Ardından da yine tüm modern devletlerde olduğu gibi, yurttaşlardan sadece yasalara uymalarını ve o güne dek rutinleşen işlerine devam etmelerini ister. Bu anlamıyla Alman toplumu, faşizm ile birlikte radikal bir dönüşüm geçirmez. Sadece günlük yaşamın sadeliğinde, her Alman görevini yerine getirmeye devam eder. İşçiler fabrikalarında çalışır, memurlar devletin resmi işlerini yapar, mühendisler gaz odalarını planlar, makinistler tutsakları kamplara taşır, gardiyanlar onların kaçmasını engeller, sağlık memurları elindeki “dezenfekte ilacı” ile dolu olan torabayı içinde ne olduğunu bilmediği bazı odaların özel bölmelerine boşaltır ve büyük çoğunluğu ile Alman halkı kendi bireysel eylemlerinin sonuçlarından “habersiz” ya da işleyişin rutinliğinden doğan kayıtsızlıkla olayları izlemekle yetinir.

“Unutmamak gerekir ki soykırıma katılanların çoğu, Yahudi çocuklara kurşun sıkmış ya da gaz odalarına gaz vermiş değildir... Çoğu bürokrat notları düzenlemiş, taslakları hazırlamış, telefonda konuşmuş ve konferanslara katılmıştır. Onlar masalarında oturarak tüm bir halkı yok edebilirler. Görünürde zararsız gayretlerinin nihai sonucunu bilselerdi, bu bilgi kafalarının uzak girintileri içinde kalırdı ancak. Yaptıklarıyla kitle katliamı arasındaki neden-sonuç ilişkisini bulmak zordu. İnsanların, gereğinden fazla kafa yormaktan kaçınma -ve dolayısıyla neden-sonuç zincirini en uç bağlantılarına dek gözden geçirmeye yanaşmama- gibi doğal eğilimleri ahlaksal yönden pek ayıplanamazdı. Bu hayret verici ahlaksal körlüğün nasıl mümkün olabildiğini anlamak için, silah fabrikasında çalışan, yeni büyük siparişler sayesinde fabrikalarının ‘idamının durdurulmasına’ sevinen, ama Etyopyalılarla Eritrelilerin birbirlerine yaptığı toplu katliamlara gerçekten üzülen işçileri düşünmek; ya da ‘hammadde fiyatlarındaki düşüş’ dünya çapında iyi bir haber olarak karşılanırken ‘Afrikalı çocukların açlıktan ölmesi’ne aynı şekilde, dünya çapında ve içtenlikle ağlamanın nasıl mümkün olabildiğini düşünmek yararlı olabilir.”
Yıldırım Türker’in dediği gibi “İşte, soluklanıp yeniden başlamamız gereken sıfır noktası budur.” Her zaman kişisel eylemlerin aritmatiksel olmayan toplamı, milyonlarca ölü eşitliğinde kendini ifade eder. Bauman’ın kitabı modern toplumun yarattığı üretim ilişkilerinin, örgütlenişinin, bürokrasisinin, insanın yabancılaşmasının, teknolojisinin, işbölümünün, akılcılığının sonuçlarını tüm korkunçluğuyla önümüze seriyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 512
favori
like
share