HALKLA İLİŞKİLER
Tanımlar
Halkla ilişkiler kavramının herkesin üzerinde birleştiği, kesin bir tanımı yoktur. Bu kadar çok tanımın olmasında halkla ilişkilerin henüz belli standartlar ve normlar, dolayısıyla da genel ilkelerini üretememiş olması, halkla ilişkilerin değişik alanları kapsaması, çok geniş bir uygulama alanına sahip olması, halkla ilişkileri reklamcılık ve propagandadan ayrı tutma isteğine karşın yine de kesin sınırların çizilemeyişi, halkla ilişkilerin değişik amaçlara yönelik hizmet veren kuruluşlar tarafından uygulanması gibi birçok etkenin rolü vardır.

Halkla ilişkiler konusunda kabul gören tanımlardan bazıları:
Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin tanımına göre halkla ilişkiler, bir işletmenin ya da özel veya kamusal bir kuruluşun bağlantı kurduğu veya kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevidir.
Halkla ilişkiler, belli bir davranışı benimsetmek ya da belli yönde hareket oluşturmak için halkı inandırma (ikna etme) sanatıdır.
Halkla ilişkiler, kamuoyunu etkileme ve ondan etkilenme sürecidir.
Halkla ilişkiler, yönetimin izlemekte olduğu politikanın halka benimsetilmesi, çalışmaların sürekli ve tam olarak halka duyurulması, yönetime karşı olumlu bir hava yaratılması, bunun yanı sıra halkında yönetim hakkında ne düşündüğünü ve yönetimden ne istediğinin bilinmesi ve halkla işbirliği sağlanması işlevidir.
Halkla ilişkiler: “Belirlenmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı, inandırıcı, bir iletişim çabasıdır.”
Betül Mardin’in tanımına göre halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel sektöre ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanıtım politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.”
İngiltere Halkla İlişkiler Enstitüsü’nü yaptığı tanıma göre halkla ilişkiler: “Bir kuruluş ile hedef kitlesi arasında iyi niyetli ve karşılıklı anlayışa dayalı ilişkileri sürdürmeye yönelik önceden belirlenmiş çabalardır.”
Daha kapsamlı bir tanımlamada ise halkla ilişkiler, “özel ya da kamu kesimlerinde faaliyet gösteren bir kuruluş veya kurumun ilişkide bulunduğu kitlelerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek için giriştiği iki yönlü iletişime dayalı ve sonuçta kitlede kuruluşun, kuruluşta da kitlenin istekleri yönünde değişikliklerin gerçekleştirilmesine yönelik, sistemli ve sürekli çabaları içeren bir süreçtir”.
Bu tanım hem özel kesimi, hem de kamu kesimini kapsamaktadır. Kamu kuruluşlarının amacı halka hizmet, halkla ilişkiler biriminin amacı ise halka hizmetin en iyi şekilde sunulmasını sağlamaktır. İki kesimin arasındaki farklılık, özel kesimin kar amacına dayalı, genelde rekabet esasına göre belli bir mal ya da hizmet üreten bir sektör olmasından kaynaklanmaktadır.
Halkla ilişkiler, çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bu açıdan halkla ilişkilerin kapsamı geniş tutulursa, reklamcılık ve propagandayı da içine alacak şekilde tanımlanmaktadır. Çünkü hem halkla ilişkiler, hem reklamcılık, hemde propaganda; amaçları, çalışma biçimleri, kullanıldıkları yöntem ve teknikler açısından birbirlerine çok benzemektedirler.



Halkla ilişkiler-reklam-propaganda ilişkileri:
A.Halkla İlişkiler ve Reklam
Bir tanıma göre; reklamcılık bir malın veya hizmetin satışını arttırmak amacıyla basında yer, yayın kuruluşlarında ise zaman satın alma olarak tanımlanmaktadır. Reklamcılık, halkla ilişkiler faaliyetlerinde etkili bir biçimde kullanılabilecek bir araçtır. Kuruluşa güven ve saygınlık sağlamakta kullanılabilir.
Reklam; üretilen herhangi bir mal veya hizmete olan talebi artırmaya yönelik ve kısa dönemde sonuç alınması istenen bir eylem biçimidir. Halkla ilişkiler ise tam tersine, mesajlarını belirlediği hedef kitlelere dolaylı bir biçimde ve sabırla iletmeye çalışır. Reklamda ürün ön planda yer alırken, halkla ilişkilerde ise kuruluşun kendisi ön planda yer almaktadır. Reklamın amacı ticaridir. Buna karşılık halkla ilişkilerin amacı ticari değildir.
Halkla ilişkiler ile reklamcılık arasında benzer yönler olduğu kadar, farklı yönler de bulunmaktadır. Ancak, ikisinin arasındaki en belirgin özellik reklamda paranın,halkla ilişkilerde ise inanç, ikna ve karşılıklı iletişim ve etkileşimin daha ağır biçimde kullanılmasıdır.
B.Halkla İlişkiler ve Propaganda
Propagandayı en geniş anlamı ile bir “fikri yayarak ona taraftar bulma tekniği” olarak tanımlayabiliriz.
Başka bir tanıma göre ise propaganda “bir amaca hizmet ya da karşı bir amaca zarar vermek için fikirlerin, olayların, iddiaların amaçlı olarak yayılması” diyebiliriz. Kamuoyunu ve toplumun güdümünü etkilemek için yapılan bir hareket olarak da tanımlanan propaganda ile varılmak istenen amaç, insanlara belirli bir düşünceyi, fikri, inancı, davranış biçimini benimsetmektir. Propagandada amaç, mesajı hedef kitleye tek yönlü olarak aktarmaktır. Tek yönlü olduğu için de tartışmaya açık olamamaktadır.
Halkla ilişkiler doğruluk, iyi niyet ve dürüstlüğü esas ilke olarak kabul ederken propaganda, abartmalı olarak kuruluşu tanıtma amacı taşımaktadır. Propaganda gerektiğinde yanlış bilgiler vererek, tekrarlar yapıp kişileri belli bir tutumu kabule zorlamaktadır. Oysa halkla ilişkiler yanıltıcı değildir. Kişileri ikna etmek için gerçekleri olduğu gibi açıklamaktır.

YÖNETİMİN HALKLA İLİŞKİLER GEREKSİNİMİ
Toplumun Bilgi Edinme İhtiyacı ve Türk Kamu Yönetiminde Bilgi Verme
Yönetimin elindeki imkanların ve araçların artması, vatandaşın kamu bürokrasisi karşısında korunmasının ve yönetimin hukuka ve ihtiyaçlara uygun davranmasının sağlanması gereğini ön plana çıkarmıştır. Kamu yönetiminin genişlemesi, yapı ve işleyiş itibariyle karmaşık bir nitelik göstermesi, ayrıca günlük hayata artan orandaki müdahalesi,etkin bir kamuoyu denetimini de gerekli kılmaktadır. Böyle bir denetim ise, yönetimin kendisini dışa açmasını ,kamuoyunun, yönetimin eylem ve işlemleri hakkında bilgi sahibi olmasını, kararların nasıl ve kimler tarafından alındığının bilinmesini gerektirir. Dolayısıyla, yönetilenlerin de elde ettiği bilgiler ışığında yönetime aktif katılabilmesiyle denetimin daha etkin hale gelebileceği ileri sürülmüştür. Yönetimde açıklık düşüncesi ve uygulamaları, özellikle 1960’lı yıllardan itibaren hızla gelişmeye başlamıştır. Bütün dünyada, yönetimin kendini daha çok halka yaklaştırması ve faaliyetlerini topluma açması gerektiği kabul edilmektedir.
Yönetsel Etkinlik ve Toplumda Olumlu Görüntü Yaratılması
Halkın kamu yönetiminden beklentilerine, görüş, dilek ve yakınmalarına ilişkin bilgiler, iyi işleyen bir halkla ilişkiler düzeni kurulmuşsa, yönetime ulaşabilmektedir.Ama asıl amaç salt iyi işleyen bir yönetim olgusu yaratmak değil, bu bilgi akımının sonucunda yönetimin kendisine çeki düzen verebilmesidir.


Halkla ilişkilerin bölümlendirilmesi:

A. KURUMSAL HALKLA İLİŞKİLER (CPR)
Kurumsal halkla ilişkiler, kurum ya da kuruluşun muhatap olduğu ve olacağı bütün hedef kitleler ile ilişkileri düzenleyerek, bu kitlelerin kuruma karşı olan bilgisizliklerini, bilgiye, ilgisizliklerini ilgiye ve de sempatilerini kurumsal kimliğe dönüştürme çabalarının bütünüdür. Kurumsal halkla ilişkilerin işlevleri:
- Öneri ve danışmanlık
- Kurumsal yayınlar
- Kurum hakkında yayın
- Toplumla ilişkiler
- Kurumsal imaja yönelik reklam / mesaj
- Kamuoyu yaratma – etkileme
- Sosyal içerikli programlar
Kurumsal halkla ilişkilerin yerine getirdiği faaliyetlere baktığımızda kurumsal halkla ilişkiler klasik anlamdaki halkla ilişkilerin görevini yerine getirmektedir.

B. PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER (MPR)
Pazarlama yönlü halkla ilişkiler; satışı ve müşteri memnuniyetini teşvik eden, şirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçları, çıkarları ve özel ilgi alanları ile özleştiren, inanılır, güveniler, bilgi ve etkileşim iletişimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve değerlendirme programı sürecidir.
Pazarlama yönlü halkla ilişkiler; , pro-aktif halkla ilişkiler ve reaktif halkla ilişkiler olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
Pro-aktif Halkla İlişkiler: Bir işletmenin pazarlama amaçları tarafından yönetilmektedir. İşletmenin ürün ve hizmetini tanıtmak, ek bir görüntü, haber değeri, meşruiyet ve güvenilirlik kazandırmak için diğer pazarlama iletişimi araçlarıyla bütünleşik bir şekilde kullanılır.
Pro-aktif halkla ilişkilerin en önemli rolü ürün tanıtımları ve var olan ürün yelpazesinde meydana gelen değişikliklerinde oynamaktadır. Pro-aktif halkla ilişkiler diğer pazarlama iletişimi unsurlarını bütünleştirerek ürün / hizmet lansmanına bir haber özelliği ve değeri katmaktadır.
Re-aktif Halkla İlişkiler: Herhangi bir kurum ya da kuruluşun karşı karşıya kaldığı negatif durumları başarıyla atlatabilmesine yönelik giriştiği halkla ilişkiler çabalarıdır.
Re-aktif halkla ilişkiler, dış etkenlere bir cevap tavrıdır. Dış güçlerin ve rakiplerin ortaya çıkardığı durumlardan, tüketici davranışlarındaki değişmelerden, devlet politikalarında meydana gelen değişimlerden ve diğer dış etkenlerin sonuçları bağlamında gerçekleşmektedir. Re-aktif halkla ilişkiler firma için olumsuz sonuçlar doğuran değişikliklerle uğraşır.
Re-aktif halkla ilişkiler, şirketin imajını ortaya koymak, güçlendirmek dolayısıyla gelirin artırmak amacında olan pro-aktif halkla ilişkilerin aksine işletmenin zedelenen itibarını onarmak, pazar kaybını önlemek ve düşen satışları tekrar kazanmak amacındadır.
Reaktif halkla ilişkiler, genel olarak kriz zamanlarında yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini içermektedir.
Pro-aktif ve re-aktif olmak üzere iki ayaktan oluşan pazarlama yönlü halkla ilişkilerin faaliyetleri:
- Yeni ürünlerin tanıtımına yardımcı olmak.
- Var olan ürünlerin tanıtımın yapmak ve canlandırmak.
- İşletmeyi konusunda uzman ve lider olarak konumlandırmak.
- Tüketicilerin ürüne olan ilgisini pekiştirmek güvenlerini kazanmak.
- Ürüne destek veren güçlü kurum imajını yaratmak. (Bu amaçla CPR faaliyetlerin desteklemek)
- Olası krizlere karşı hazırlıklı olmak ya da kriz döneminin olumsuz etkilerini en aza indirmek
- Yeni pazarlar oluşturmak, ikincil pazarlara ulaşmak veya zayıf olan pazarları desteklemek.

Halkla İlişkiler ne değildir?
- Halkla İlişkiler çalışmalarında yüzyüze iletişim olmakla birlikte, sadece yüzyüze ilişkilerin olduğu çalışmalar Halkla İlişkiler değildir.
- Halkla İlişkiler sadece küpür derlemek değildir. Sadece basında haber çıkartmak da değildir. Ancak Halkla İlişkiler çalışmalarında çalışılan kurumla ilgili kitle iletişim araçlarını izlemek, küpürler, TV görüntüleri, radyo bantları derlemek, çalışılan kuruluşun basınla sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlamak, basında istenilen içerikte ve zamanda haberler çıkmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmak da Halkla İlişkiler biriminin görevleri arasındadır.
- Halkla İlişkiler sadece "Danışma" demek değildir. Eğer Halkla İlişkileri yapılan kurum için danışma hizmetlerine gereksinim varsa, bu birim de Halkla İlişkilerin konuları arasında yer alır ve Halkla İlişkiler birimine bağlı olur.
- Halkla İlişkiler reklam değildir. Reklam, ürün hakkında bilgi vermeyi ve (Halkla İlişkilere oranla) kısa vadede satışı hedefler. Halkla İlişkiler uzun vadede imaj oluşturup kurum kimliğini pekiştirir. Ancak dolaylı olarak satışı da etkiler.
- Halkla İlişkiler sadece müşteri ile ilişkiler değildir. Ancak müşteri ile ilişkiler Halkla İlişkilerin konuları arasındadır.
- Halkla İlişkiler lokanta, restaurant, bar gibi yerlerdeki yer göstericilik ya da müşteri çekme eylemi değildir.
- Halkla İlişkiler sadece organizasyon yapmak değildir.
- Halkla İlişkiler boş vakitleri değerlendirmek değildir. Ek iş olarak görülmemelidir.
- Halkla İlişkiler güzellik yarışmalarına katılanların kolaycı mesleği değildir.
- Halkla İlişkiler kamu kurum ve kuruluşlarına konuyla ilgili bilgi ve birikimi olmadan torpille girenlerin başarılı olacakları bir alan değildir.
- Halkla İlişkiler yüzyüze satış değildir.
- Halkla İlişkiler anketörlük değildir. Ancak Halkla İlişkiler çalışmalarının içinde anket ve araştırma çalışmaları da yer alır.

HALKLA İLİŞKİLERDE OLAN VE OLMASI BEKLENEN
Günümüzde işletmeler giderek büyümekte, hızla değişen koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bununla beraber, toplumdaki bireylerin istek ve gereksinimleri çoğalmakta, kitle iletişim araçlarının ve teknolojinin etkisiyle, yeni bir takım değerlerin kazanılması söz konusu olmaktadır. Bu durum, örgütlerin çevreleriyle olan ilişkilerine yeni bir boyut kazandırarak, işletmeleri çevrenin istek, beklenti ve gereksinimleri doğrultusunda hareket etmeye yönlendirmektedir. Örgüt yönetimlerinde gelişen bu anlayışla, örgütler, toplumu tanıma, toplumun veya toplum içinden belirli bir kesimin görüşleri doğrultusunda faaliyetlerine yön verme eylemlerini gerçekleştirmektedirler. Bu eylemleri gerçekleştirme anlayışı ile ortaya çıkan olgu, halkla ilişkilerdir.
Halkla ilişkiler, bir örgütün, toplumdaki kişiler ve gruplar ile etkileşim içine girerek, faaliyet ve politikalarını açıklamasını, toplumun destek, anlayış ve güvenini kazanmasını, söz konusu kişi veya gruplardan gelebilecek tepkilerle, düzenlemelere gitmesini ve gerekirse faaliyetlerde değişiklik yapmasını sağlayan bir yönetim işlevidir.
Halkla ilişkiler, bir yöneticilik sanatı olarak, çevre ile olan ilişkilerin planlı bir biçimde geliştirilmesi ve işletme açısından olumlu sonuçlar sağlanması amacıyla yapılan çalışmaları kapsar.
İşletmenin bütün fonksiyonlarını örgüt amaç veya amaçlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmek ve işletme eylemlerini, önceden belirlenen hedeflere ulaşacak şekilde gerçekleştirmek için işletmelerde iletişime duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır.
Örgüt faaliyetlerinin istenilen sonuçları getirmesi için öncelikle örgüt içinde iyi bir iletişim sisteminin kurulması zorunludur. Çalışanlar arasında olumlu bir iletişimin sağlanması, çeşitli araçlarla bu iletişimin sürekli ve etkin bir hale getirilmesi, örgütlerde verimliliği artıracaktır.
Örgütler için, işletme içi iletişim olduğu kadar, işletme dışına yönelik iletişim de oldukça önemlidir. Çağımızda ve özellikle demokratik rejim ve yöntemlerin geçerli olduğu ülkelerde kamuoyunun önemi tartışılmayacak kadar açıktır. Bu ülkelerde, halkın karşı çıktığı, destek ve güvenini vermediği işleri yapabilmek oldukça zordur. Halkla ilişkilerin amacı, toplumda belirli grup veya çevrelerle çeşitli yöntemler aracılığıyla etkileşim içine girerek, hedef kitlenin örgüt hakkındaki duygu ve düşüncelerini etkilemek, örgüte karşı güven, destek ve anlayışı oluşturmaya çalışmaktır. Halkla ilişkiler, bu amacını gerçekleştirecek çalışmaları yaparken, doğru bilgiye ve dürüstlüğe dayanan "ikna" yolunu kullanır. Halkla ilişkiler, tüm uygulamalarıyla örgütün ve/veya halkın zararına olabilecek faaliyetlerden kaçınarak, sosyal sorumluluk ve ahlaki değerlerin kökleşmesine yardımcı olur.
Halkla ilişkiler yönetiminde, belirlenen amaçlara ulaşmak için her türlü sözlü, yazılı araçtan ve/veya kitle iletişim araçlarından, ilişki kurma tekniklerinden ve çalışma yöntemlerinden yararlanılır.
Halkla ilişikler yönetimi kapsamında belirlenen amaçlara ulaşmak için örgütün sunduğu mal ve hizmetler her bakımdan yeterli hale getirilmeli ve olduğu şekilde tanıtılmalı, ilişkiye girilen gruplarla aşırı resmiyetten uzak durmalı, gerek örgüt içi gerekse örgüt dışı kitlelere eksik ve yanlış bilgi vermekten kaçınılmalı, mümkün olduğunca açık olunmalıdır. İlişkilerde, karşılıklı saygı, nezaket, dürüstlük hakim olmalıdır.

TÜRKİYE’DE HALKLA İLİŞKİLERİN GELİŞİMİ
Türkiye’de halkla ilişkiler bir yönetim fonksiyonu olarak bilinçli, örgütlü çabalar biçiminde 1960’lı yıllarda ve önce kamu yönetiminde görülmeye başlanmıştır.
Cumhuriyet döneminde, devlet-vatandaş ilişkileri çok partili hayata geçilmesinden sonra, hükümet programlarında, idari reform çalışma raporlarında, kalkınma planları ve yıllık programlarda önemli bir yer tutmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan, çok partili hayata geçilen 1946 yılına kadar görev yapan hükümetlerden, yalnızca 1 Kasım 1946’da göreve başlayan Celal BAYAR Hükümetinin programında polisin halkla ilişkilerine dair bir hüküm yer alırken, iktidarın demokratik seçimlerde halkoyu ile değişmesi gerçeği karşısında, devlet-vatandaş ilişkileri daha fazla sorgulanır hale gelmiş ve 1946’dan sonra görev yapan pek çok hükümetin programında devlet-vatandaş ilişkilerine dair görüş ve hedeflere yer verilmiştir.
1962 Yılında hazırlanan Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi (MEHTAP) Raporu’nda, Türk kamu yönetiminde çeşitli kademelerdeki her kurumun, kendi yapısına uygun biçimde halkla ilişkiler ve dinleme teknikleri kurması önerilmektedir.
1965’te “İdareyi ve İdari Metotları Yeniden Düzenleme Komisyonu” çalışmaları çerçevesinde, “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak Arif PAYASLIOĞLU tarafından yapılan araştırmaya göre, halkla ilişkilerin daha sistematik şekilde düzenlemeler yapılması gerekliliği üzerinde durulmuştur.
1971 yılında hazırlanarak zamanın hükümetine sunulan “İdari Reform Danışma Kurulu Raporu”nda, halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetlerini yerine getiren kuruluş ve birimlerin genellikle yeterli ve etkin olmaktan uzak bulunduğu, bakanlıklarda ve gerekli görülen öteki kuruluşlarda baş yöneticiye bağlı olarak halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması gerektiği belirtilmekte, Basın-Yayın Genel Müdürlüğü’nün “Devlet Enformasyon Teşkilatı” adı altında Başbakanlığa bağlı olarak yeniden örgütlenmesi ve kuruluşlarca yerine getirilen halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri arasında koordinasyon sağlanması öngörülmektedir.
1991’de tamamlanıp yayınlanan “ Kamu Yönetimi Araştırma Projesi” (KAYA) “Genel Raporu” nda, halkla ilişkiler hizmetlerinde merkezi düzeyde koordinasyon sağlamak üzere Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün Devlet Enformasyon Başkanlığı’na dönüştürülmesi, bakanlık ve kurum sözcülüğü uygulamasının getirilmesi, kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler uzman yardımcılığı ve uzmanlığı şeklinde istihdam imkanlarının düzenlenmesi gibi önerilere yer verilmektedir.
7’nci Beş Yıllık Kalkınma Planı ÖİK Raporu’nda da halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün görevleri genişletilerek Devlet Enformasyon Merkezi’ne dönüştürülmesi ve bu merkezin;
“Devletin halkla ilişkiler ve enformasyon politikası ve hükümet stratejilerinin saptanması ve uygulamaların sonuçlarının takibi,
Merkezi düzeyde alınan karar ve uygulamalar konusunda kamuoyunun aydınlatılması, bunlara tepkilerin saptanması ve değerlendirilmesi,
Kamu örgütlerince yürütülen halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri arasında koordinasyon sağlanması, teknik ve standartların geliştirilmesi, yurttaşlık bilincini geliştirecek ve önemli konularda uzlaşma zemini oluşturacak şekilde karşılıklı etkileşimi arttırıcı danışmanlık hizmetlerinin sağlanması ve geliştirilmesi,
Devletin çeşitli konulardaki politikalarının yurt içinde ve yurt dışında benimsetilebilmesi için propaganda, istihbarat ve izleme çalışmalarının yapılması.” konularında görev üstleneceği vurgulanmaktadır.
1960’dan sonra, kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler hizmetleri veren çeşitli birimler kurulmaya başlanmış, basın-yayın yüksek okullarında (iletişim fakülteleri) halkla ilişkiler bölümleri açılmış ve bu alanda ihtiyaç duyulan nitelikli personel yetiştirilmesi amaçlanmış, halkla ilişkilerle ilgili yayınlar artmış, bu konularda kamu ve özel kuruluşlara hizmet veren özel şirketler kurulmaya başlanmıştır. Ancak, bütün bu çabaların ve gelişmelerin yeterli olmadığını görmekteyiz.

YARARLANILAN KAYNAKLAR
-Alaaddin Asna, Halkla İlişkiler, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Eğitim Merkezi Ders Kitapları Serisi, Ankara,
-Halil Can, Doğan Tuncer, Doğan Yaşar Ayhan, Genel İşletme Bilgileri, Siyasal Kitabevi, Ankara,
-Sahavet Gürdal, Halkla İlişkiler ve Yerel Yönetimlerde Uygulamalar, İstanbul,
-Demet Gürüz, F.Belma Güneri, Halkla İlişkiler Yönetimi, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları, İzmir,
-Birkan Uysal Sezer, Yönetsel Liderlik ve Halkla İlişkilere Etkisi, Amme İdaresi Dergisi,Cilt: XVIII, Sayı: 1, 1989,
-Metin Kazancı, Halkla İlişkiler ve İdari Danışma Merkezleri, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: V , Sayı: 2, 1972,
-A.Fikret Işıkyakar, Halkla İlişkiler İPRA Raporu, çev. Anadolu Üniversitesi yayınları, No: 251, Eskişehir 1987,
-Cemal Mıhçıoğlu, Halkla İlişkiler Nedir?, Halkla İlişkiler Semineri, MPM yayınları, No: 106, Ankara 1971,
-Birkan Uysal-Sezer, Halkla İlişkiler: Bir Değerlendirme, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: XVI, Sayı: 3, 1983,
-Selçuk Yalçındağ, Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: XIX, Sayı: 1, 1986, Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler, Halkla İlişkiler Sempozyumu, Ankara 1987
-Ertekin Yücel, Halkla İlişkiler, TODAİE Yayını, Ankara 1986,
-Semra Şen -Meral Çerçi, Halkla İlişkiler, DPT, Ankara 1974,
-Feyzi Uluğ, Türk Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler ve Enformasyon, TODAİE-Kaya Projesi Yayınları, 198,
-Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ÖİK Raporu, Ankara, 1994

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 9894
favori
like
share
krsn Tarih: 23.04.2010 12:08
cumhuriyet döneminde halkla ilişkiler bulumadım bi türlü yardımcı olabilecek biri varmı acaba
havuk Tarih: 11.03.2010 18:53
arkadaşlar benim de tez konum halkla ilişkiler yardım ederseniz sevinirim...teşekkürler şimdiden
nagi_4142 Tarih: 21.08.2008 19:21
arkadaşlar yükseklisans tez konum bankacılık ve halkla ilişkiler yardımlarınızı bekliyorum