Orhangazi' de ilk yerleşim M.Ö 5400 yıllarına dayanmaktadır. Ilıpınar Höyüğü kazılarında, Anadolunun en eski yerleşimine ait bir köy bulunmuştur.
Orhangazi' nin bilinen en eski sakinleri Bitinyalılar' dır. M.Ö 74 yılından sonra bölgemiz, Romalılar' ın eğemenliği altına girmiştir. Orhangazi, 365 yılında kent derecesine yükselmiştir. Roma İmparatorluğu' nun ikiye ayrılmasından sonra 395 yılında Bizans Devleti' ne bağlanmıştır. Basilinapolis adlı kent, III. yüzyılda kentimizin bulunduğu alanda kurulmuştu. Pazarköy olan eski adını da olasılıkla Bazilinaköy' den almıştır.
Bölge 1085 - 1097 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti' nin yönetimine girmiştir. 1097 yılında kentimiz ve çevresi Haçlılar tarafından yağma edilmiştir. 1024 - 1261 yılları arasında İznik Bizans İmparatorluğu egemenliği altında kalan eski Orhangazi, göle daha yakın bir yerde bulunuyordu. 1332 yılında Orhan Bey tarafından fethedilen bölgemizde, şimdiki yerleşim alanında yeleşimi teşvik için daha sonra bir cami ve hamam yapılmıştır. Osmanlı Devletinin ikinci padişahı Orhan Bey, has mülkü olan kentimizi, daha sonra İznik' te bulunan Mevlana Alaaddin Medresesi' ne vakıf olarak bağışlamıştır. Bu tarihte İznik' in Gürle bucağına bağlı Pazarköy' ün 17 - 18. yüzyıllarda kaza derecesine ulaştığı sanılmaktadır. Kurtuluş Savaşı' nda işgal kuvvetlerinin ilerlemesine engel olan PAZARKÖY' ün adı kurucusuna dayatılarak, 1913 yılında Orhangazi olarak değiştirilmiştir.
20 Eylül 1919 tarihinde itilaf devletlerinin işgali altına giren Orhangazi' de; Yunanlılar tarafından Çakırlı, Dutluca, Çeltikçi, Gedelek ve Yeniköy' de katliamlar yapılmış, kentimiz tamamiyle yakılmıştır. Orhangazililerin bir kısmı kaçmış, bir kısmı da önce Gemlik' e sonra da İstanbul' a sürülmüşlerdir. Orhangazi, 10 Eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuş ancak kasaba yandığı için ilçe merkezi iki yıl Gürle' ye taşınmıştır. Orhangazi, Cumhuriyet döneminde Bulgaristan, Yugoslavya ve Doğu illerimizden aldığı göçlerle gelişmiş ve büyümüştür. Halen ilçemiz birinci derece ilçe merkezidir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4708
favori
like
share
Orhangazi-_-Yeniköy Tarih: 14.11.2008 22:29
Orhangazi gibi süper yer yok millete bakyamyın siz kemidinze bkn
Orhangazi-_-Yeniköy Tarih: 14.11.2008 22:22
Ya ORHANGAZİ resmem doa harikası bende orhangaziliyim ama gemlikde oturuom ama orhangazi daha gzl bence
DJ ORMAN
ayazreis Tarih: 24.11.2007 23:12
Bursanın Orhangazi İlçesi Hakkında Daha Ayrıntılı bilgi için [url]www.orhangazirehberi.com[/url] adresini ziyaret edebilirsiniz... Orhangazinin en eski resim arşivleri bu adreste sizlerin beğenisine sunuluyor...

herşey orhangazi için...
BURSALI1963 Tarih: 04.11.2007 12:06
Orhangaziden ResımLerım Su Andan Itıbaren SunuLuyor....





























BURSALI1963 Tarih: 22.08.2007 22:19
[QUOTE=missx;2012591]şu an yaşadığım yerleşim yeri Orhangazi..
güzel tanıtımın için teşekkürler..

abLası ßıLıyordum senınde yazacagını

ßız orhangaziyız ama hıc benle konusmadın sen
missx Tarih: 22.08.2007 13:30
şu an yaşadığım yerleşim yeri Orhangazi..
güzel tanıtımın için teşekkürler..
BURSALI1963 Tarih: 22.08.2007 13:09


KentLesme
Depremin endüstri yapılarında mimari planlamaya etkileri.
Türkiyede endüstri yapıları gelişen teknolojiye bağlı olarak, yeni yapım tekniklerinin mimariye uygulandığı en önemli yapılardır. Üretilen yeni malzemeler ve bunların geliştirilmesi sonucu ortaya çıkan strüktür sistemleri endüstri yapılarında geniş uygulama olanağı bulmuştur.

Türkiye topraklarının büyük bir bölümünün aktif deprem kuşağı üzerinde yer alması Türkiyede yapılmış ve yapılacak her türlü yapının , deprem yükleri altındaki davranışlarının incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Deprem en önemli doğal afetlerden biridir. Depremin büyük can kayıplarına neden olduğu ve ülke ekonomisine büyük kayıplar verdirdiği bilinmektedir. Deprem etkisinin boyutu büyük olmasına karşın etki süresi ve olma olasılığı oldukça azdır. Bu nedenle tasarıma optimum ölçülerde yaklaşılması gerekir. Deprem etkisinin bir diğer özelliği de şiddetinin yapının özelliklerine bağlı olmasıdır. Endüstri yapılarında alışılageldiği gibi, taşıyıcı sistemin boyutları arttırılarak depreme karşı bir önlem alınabildiği gibi , yapının mimari planlaması, sistemin rijitliği göz önünde bulundurularak da deprem etkileri azaltılabilir.

Türkiyede deprem riski yüksek yapılar grubuna giren endüstri yapılarının büyük bir bölümü Kuzey Anadolu deprem kuşağı üzerinde yer alan İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa gibi sanayisi ile ülke ekonomisine önemli katkıları olan illerimiz üzerinde yer almaktadır. Bu durum konuya verilmesi gereken önemi daha da arttırmaktadır.

Depremlerin ülkelerin endüstri bölgelerinde olmaları halinde üretimin büyük ölçüde düşmesine, işsizlik, bölgesel göçler, yeniden yapılandırmak için ek vergilendirmeler, kısa vadeli dış borçlanmalar gibi ülke kalkınmasını engelleyecek sosyal olaylar dizisini oluşturmaktadır.

Kentsel doku değişikliklerinin tarihi yapılardaki etkileri.
Gelişen teknolojinin getirdiği yüksek yaşam standartı, günün koşullarında insanın gereksinmelerine hizmet verecek mekan tasarımlarını gerektirmektedir. Yeni yerleşim alanlarının tasarlanıp ve projenlendirilip, günlük yaşama geçirildiği ülkemizde zaman zaman geleneksel yerleşim dokuları içerisinde tasarımlar yapılmaktadır.

Bir yerleşim dokusunun imar koşullarında değişiklikler yapıldığında doğan artışın getirisi olarak mevcut alt yapı hizmetlerinin yükü artar ve ihtiyaca cevap veremez. Alt yapı hizmetlerindeki yetersizlik ve de trafik yoğunluğundaki artış biçiminde biz tasarımcılarının karşısına çıkar.

Getirilen yenilikler özellikle tarihi yerleşmelerde yapıların ve dokunun değerini düşürecek nitelik taşımayıp, arttıracak nitelikte olmalıdır. Bursada Yeşil Türbe ve çevresinde uygulanmış olan düzenlemede olumlu yaklaşım arayışında olumsuzluklar da görülür. Araç trafiğinin yeraltına alınması, taşıt ve yaya trafiğinin birbirinin hareket özgürlüğünü kısıtlamayan, uyumlu bir düzeni sağlar. Trafik yolunun yeraltına alınması trafik araçlarının motorlarından çıkan gürültünün ve titreşimin kısmen hapsedilmesidir. Bu tür çözümlerde yapılan hafriyatın ve çıkan titreşim dalgalarının çevredeki yapıların temeli gibi taşıyıcı strüktürü üzerinde tahribata neden olmaması için gerekli analizler yapılmalıdır. Aksi takdirde kültür mirasımız olan bu tür yapılarımızı yitirmemiz kaçınılmazdır. Kültür varlıklarımızın korunması onlara gereken önem ve ilgiyi göstermek gelecek kuşaklara olan görevimizdir.

Konutta yapı, yapım ve malzeme kalitesinin kullanıcı yaşam kalitesiyle etkileşimi.
Sözcük anlamı nitelik olarak kısaca belirtilebilen kalite konu alanı olan ürünü yapı ise anlamını ve içeriğini açıklamaya sözcükler yetersiz kalır. Özellikle kalite konusunda Türkiyedeki yapılar için hem de konut yapıları için araştırma ve inceleme bazında sorgulanacak, yazılacak çok önemli problemler vardır. Çünkü genel olarak Türkiyede binaların, özellikle konut yapılarının sağlıklı ve kaliteli olduğunu belirtmek zordur. Niceliksel olarak konut açığını kapatmak artan nüfusun ihtiyacının çözümü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu hedefin sonucu yapı sektöründe niteliksel sorunlarla kullanıcıların hoşnutsuzluğuna neden olmamalıdır. Kullanıcının sağlıklı bir şekilde yaşamını geçirdiği konutunun her yönden kaliteli yapı olmasını sağlamak amaç edinilmelidir. Hedef insanların mutluluğudur. Mutlu bir toplum başarıya giden yola girmiş, belirli bir uygarlık düzeyine erişmiş toplumdur. Başarısının sırrı olan anahtar kelimeler ise kaliteli ürün, kalite kontrolü ve toplam kalite konularının anlaşılmış ve uygulanabilirliğidir

Kentleşmenin meydana getirdiği çevre sorunlarının nedenleri.
Çevre problemleri günümüzdeki en önemli sorunların başında yer almaktadır. Dünya üzerindeki hızlı nüfus artışı ve hızla artan nüfusa paralel olarak meydana gelen kentleşme olgusu beraberinde bir çok problemin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle de yirmi birinci yüzyıla girerken dünya üzerindeki hemen hemen bütün ulusların ve gelecek kuşakların en önemli problemlerinden birini teşkil etmektedir. Bu problemlerden biri de kentleşmeye bağlı olarak meydana gelen çevre sorunlarıdır. Bu sorunlar şu etmenlerden kaynaklanır.

1. Nüfusun merkezlerde yoğunlaşması

2. Dikey yapılaşma

3. Göçler

4. Yanlış ve çarpık yapılaşma

5. Çevre koruyucu ve geliştirici tedbir noksanlığı

6. Kentleşme politikalarındaki ekolojik değer noksanlığı

Bu faktörlerin birbiriyle olan etkileşimi, kentsel yerleşimin olduğu yörelerde zaman içerisinde çeşitli çevre problemlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu problemlerin meydana gelmesindeki en büyük etkiyi insanlar yapmakta olup, insanların sahip oldukları teknoloji ve akıl sayesinde çevreyi kontrol altına alma istekleri ve bunu uygulamaya çalışması zamanla birbirinden farklı sorunların insan yaşamında ciddi problemler meydana getirmesine sebep olmaktadır.

Güncelin mimari beğeniye katkısı ve mimaride kullanım sonucu anlama dönüşümü.
Yaşam kalitesi, kentin mikroformda bina, makroformda kentsel mekan oluşumu ve gelişmede nirengi noktasıdır. Toplumun sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimi yaşadığı mekanlara yansımıştır. Mimaride güncel bir takım olayların dayandığı neden veya nedenlerin yol açtığı sonuç olan güncel olgunun mekan oluşumunda mimarları etkilediği görülür. Belirli bir oluşum olan olgu güncelleşmekte ve yaygın kullanım sonucu mimari anlamı olan kentsel kalıtsal kalıtlar oluşmaktadır.

Kentsel kalıtların oluşumundaki etkileri irdelemek için inşa edildikleri dönemin çağdaş güncelini ve oluşumun koşullarını bilmek gereklidir. Böylelikle bu binaların varoluş nedenleri ve kullanılan malzeme ve biçimlerini mimarın süzgecinden geçerek mekanların kalitesine katkıları irdelenebilir. Mimarlık tarihi içinde herbir akım ve stilin oluşumunda neden sonuç ilişkisi görülür. Bu etkileşim güncel olguların görsel sonucu olan binaları, kent mekanlarına kazandırır. Binaların biçimlenişinde etkili olmuş mimari akım ve stillerin, ülkemizde varoluş nedenleri ve geliş nedenleri incelendiğinde sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik değişimler gözardı edilemez. Çünkü kültürel süzgeçten süzülerek, toplumun gereksinimleri bağlamında kullanılan stil ve akımlar aynı zamanda sosyal yaşantıyı da yönlendirmiştir. Toplumun kültürel verileri ile miks edilen bu akım ve stillerde Türkiyeye özgü oluşumlar da yaşanmıştır.

Üretim ve tüketim ilişkileri olmak üzere inanç, değer, norm, algı, örf ve adetlerin oluşturduğu bir birikimler bütünü olan tüm toplumsal ve bireysel davranışları yönlendiren alt yapı olan kültürümüzde inanç sistemleri, etnik kökenler, yöresel etkenler ve diğer toplumlarla etkileşimler rol oynamış, kültürün paylaşıldığı toplumumuza ait fizik çevre, kültürel gelişimimizin izlerini taşımaktadır.

Özürlüler için kentsel ve mimari tasarım.
Tüm dünyada her yıl 3 Aralık Özürlüler Günü olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde ve dünyada 3 Aralık günü bazı toplantılar yapılarak özürlülerin toplumdaki konumları tartışılmakta, sorunlara çözüm yolları aranmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, 3 Aralık zaten gündemde olan toplumdaki Ötekilerden bir grupla ilgili sorunların masaya yeniden yatırıldığı bir gün olarak ele alınmaktadır. Ancak özürlülerle ilgili yeterli sosyal ve fiziksel düzenlemelerin mevcut olmadığı ülkemizde, 3 Aralık henüz yüzeyel bir hatırlatma günü niteliğindedir. Çevremize baktığımızda, kent ve bina ölçeğinde sadece özürlülerin değil, toplumdaki pek çok sıra dışı insanın (yaşlılar, çocuklar, çocuk arabalı anneler, çok uzunlar, çok kısalar vb.) fiziksel bariyerlerle karşılaştıkları için normal kişilerle eşit haklara sahip olmadıklarını gözlemliyoruz. Makalede mimari bariyersiz bir çevrenin oluşumunun toplumun tüm bireylerine yaşama kolaylığı sağlayacağı için kentsel yaşam kalitesinin de yükselmesine neden olacağı vurgulanmaktadır.

Bursada farklı konut alanlarında çevresel anlam.
Makalenin amacı konut alanlarında çevresel anlam konusunu Bursadaki farklı konut alanları özelinde incelemek ve bu irdelemenin sonucunda sağlıklı konut alanlarının oluşumu için ipuçlarını tespit etmektir. Bursada tipolojik olarak birbirinden farklı beş ana konut grubundan söz edilebilir. Bunlar geleneksel konutlar, apartmanlar, gecekondular ve hisseli tapulu alanlar üzerinde inşa edilen kaçak yapılar, sosyal konutlar, villalar ve toplu konutlardır. Bu konut tiplerinin çevresel anlam açısından konumu makalede ele alınmaktadır.

Konutlarda ısı kaybının yalıtımla azaltılmasının enerji tüketimindeki olumlu katkılarının incelenmesi.
Her canlı gibi insanın da yaşayabilmesi ve gelişimi için enerji gereksinimi vardır. Canlıların içinde bulunduğu eko sistemlerin işlemesi ve işlevlerini yerine gertirebilmesi için en önemli etkenlerden biri enerjidir. İnsanlar, kömür, petrol, doğalgaz, odun, hidrolik güçler ve rüzgar enerjisi gibi çeşitli tür enerjilerden yararlanırlar. Dünyadaki tüm doğal sistemleri işleten, hayata geçiren enerji kaynağı güneştir. Kullanmakta olduğumuz enerjilerin çoğu zamanla, canlı ürünlerin kalıntılarından oluşmuş doğal kaynak mirasıdır. Bu mirasın değerini bilerek bilinçsizce kullanmamak gerekir. Yenilemeyen enerji kaynakları grubuna giren fosil kaynakların tüketimlerinin kullanım hızlarına göre belirli süreleri vardır.

Enerji kullanımı ülkelere ve hatta aynı ülkenin çeşitli bölgelerine göre değişmektedir. Nüfus artışı, sanayileşme, kentleşme olgusu ve sosyal zenginlik gibi etkenlere göre farklılaşmalar izlenebilir.

Ulusal enerji politikası amaçlar ve ilkeler doğrultusunda belirlenecek politika sürdürülebilir kalkınma bazında önemli rol oynayan enerji tasarrufu kapsamında ele alınmalıdır. Enerji sektöründe temel amaç ise gereksinimleri ile birlikte artan nüfus ve gelişen ekonominin enerji ihtiyaçlarının sürekli ve kesintisiz bir şekilde olanak sağlayan en düşük maliyetlerle karşılanabilmesidir. Bu beş yıllık kalkınma planlarında kapsamlı olarak belirlenir. Çünkü kalkınmanın temel ögelerinden biri olan enerjinin etkinliğini koruyabilmesi için kişilerden kurum ve kuruluşlara kadar her alanda her yerde ve her zaman görev ve katkıya ihtiyaç vardır. Dolayısıyla enerji tasarrufu kapsamındaki tüm çalışmalar yüzyılın ivedilikle her fırsatta gündeme alınması gereken konu başlıklarıdır. Bina tasarımını üstlenen kişiler olarak mimarlar yapılarda enerji tasarrufu konusuna özellikle eğilmelidirler.

Arsanın konumuna göre güneş enerjisinden optimum yararlanacak yönlendirme ve sistem seçimi ile kışın güneş enerjisinden maksimum yaralanacak detaylandırmalarda en az enerji tüketimi ile ısınacak ve soğuyacak, ısı kaybı ve iletimi optimize edilmiş planlamaya gidilmelidir. Binalarda ısı kaybı, saydam elemanları da dahil olmak üzere, duvar yüzeylerinden, altı ve üstü açık alanlarda daha da yoğun olmak şeklinde döşeme elemanlarından ve özellikle çatılardan, mekanlar arasından yatay ve düşey sirkülasyonda açık ilişkilerde gereksiz bölümlere ısı geçişinlerinden olmaktadır.

Binadan beklentiler arttıkça akıllı binalar denilen karmaşık sistemleri içeren yapım ve kullanım sisteminde, elektirik donatımlarında, uygulamalarda tüketim artışı kaçınılmaz olacaktır. Bu bağlamda tasarımcı bazı problemleri ve fazla enerji tüketimine yol açacak öznel istekler doğrultusundaki tasarım ve yapım sorunlarını planlamada çözme yoluna gitmelidir. Isı kaybını, detay, malzemeler ve bazı görsel fedakarlıklarla ısıtma ve soğutma bazında minimalize ederek, suni aydınlatmaya daha az gereksinim duyulacak mekanlar yaratarak, ısı tutucu geleneksel malzemenin yanı sıra çağın gelişmiş katkılı ürünlerinden yararlanarak, elektirik donanımını rasyonel çözebilecek sistemler önererek işe başlanmalıdır. Çizilen en basit bir çizginin üçüncü boyutuna geçilinceye kadar harcanacak her türlü enerji gereksinimini çok akılcı yöntemle inceleyen, araştıran sorumlu kişi, sorunun en önemli bölümünü aşmış ve gerekli ivmeyi sağlamış rolü almıştır.

Türkiyede ısı yalıtımı konusunun her fırsatta ve toplumun her kesiminde gündeme gelmesi olumlu bir gelişmedir. Enerji gereksiniminin büyük bir kısmını ithalat yolu ile karşılayan bir ülke olarak uzun süreli tüketim politikaları ve tasarruf planlamasına şiddetle ihtiyaç vardır. Eğitimin her kademesinde, uzun vadede tüketicinin de yalıtım ve enerji kullanımında tasarrufun önemi konusunda bilinçlendirilmesi gereklidir. Halkın bilgilendirilmesinde en önemli neden özellikle konut sektörünün enerji tüketim payının sanayi, ulaştırma ve tarımın çok önünde yer almasıdır. Ülkelerin enerji tüketimi arttığı oranda enerjiyi verimli kullanma ve tasarruf düşüncesi de gelişmektedir. Konutta mikro ölçekte tek ev konuttan, makro ölçekte toplu konutlar ve ülke çapında girişimlerle, güneş enerjisinin olumlu etkilerinden de yararlanarak ısı kaybının olduğu elemanlarda ve detaylarda uygun tasarım ve malzeme seçimi yaparak yalıtım uygulanmalı, gerekli denetimler uzmanlarca her aşamada programlı bir şekilde yapılmalıdır.