Tevbenin Üç Şartı Vardır

Kalpden büyük bir pişmanlık duymak.
Dil ile Allah-u Zülcelal' e tevbe etmek.
Âzâları günahların üzerinden çekmektir.
İnsan pişman olmuş bir kalp, tevbe eden bir dil ve günahlardan korkan ve uzak durmaya gayret eden bir vücut ile Allah-u Zülcelal' in huzuruna çıkarsa, Allah-u Zülcelal de ona merhamet ederek, af ve mağfiret eder.

Bir kimse,

Günahların çirkinliğini ve sonunun ateş olduğunu bilir,
Allah-u Zülcelal' in azabına karşı kendi acizliğini hatırlarsa,
günahlardan kendisini muhafaza etmeye gayret etmiş ve tevbeye sarılmış olur.

Hiç kimse nefsinin hilelerinden emin olup tevbeyi terketmemelidir. Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede:

“Fakat, insan ileriye doğru daima kötülük yapmak ister.” (Kıyame; 5)

buyurmuştur. Onun için insan daima kendisini kontrol altında tutmalı, daima tevbe üzere bulunmalıdır.

Tevbe, insan için hem dünyada hem de ahirette kurtuluştur. Allah-u Zülcelal tevbe edenleri methederek bir ayet-i kerimede:

“Ey Rabb'imiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al” (Ali İmran; 193) buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)' de bir hadis-i şeriflerinde:

“Her kim, tevbe etmeye devam ederse, Allah da onun sıkıntısını neşeye çevirir, darlığına bir çıkış yolu bulur ve ummadığı bir yerden onu rızıklandırır.” (Buhari Tirmizi) buyurmuştur.

Rivayet edilmiştir ki:

Bir demirci, kızgın demiri eliyle tutuyordu. Bunun sebebi sorulunca şöyle anlattı: “Bir kadına aşık olmuştum. Ona mal verip münasebette bulunmayı teklif ettim. Kadın dedi ki: 'Benim kocam var, mala ihtiyacım yok.' Bir müddet sonra kocası öldü. Ona evlenme teklif ettim. Dedi ki: 'Çocuklarımı perişan etmek istemiyorum.' ve teklifimi reddetti. Bir süre sonra, geçim darlığına düşünce, bana haber gönderdi. Ben de: 'İsteğimi yerine getirinceye kadar sana bir şey vermem' dedim. Teklifimi kabul etti. Beraberce bir odaya girince ürperdi. Neden ürperdiğini sorunca: 'İşiten ve gören Allah' tan korkuyorum' dedi. Ben de onu bıraktım. O da: 'Allah seni ateşten korusun' diye dua etti. İşte o günden sonra dünya ateşi beni yakmıyor. Allah-u Zülcelal' den beni ahirette de yakmamasını diliyorum.” dedi.

İşte tevbe böyledir. Kim Allah-u Zülcelal' den korkar ve daima O' nun huzurunda olduğunu hatırlarsa, günah işlemeye cesaret edemez. Böylece de cehennemden kurtulur ve Cennet-i Alâ' nın nimetlerine kavuşur. Nitekim Allah-u Zülcelal tevbe edenlere ahirette büyük mükafatlar vereceğini beyan ederek bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah' a dönün. Umulur ki Rabb'iniz kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar.” (Tahrim; 8)

Tevbe, bütün müminlere farzdır. İnsan tevbe ettikten sonra kendisini bütün hata ve günahlardan uzak tutmaya gayret etmelidir. Onun için Hz. Ali (R.A) demiştir ki: “Tevbe etmek farzdır. Fakat tevbe etmeyi gerektiren şeyleri terketmek ondan önce farzdır.”

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 597
favori
like
share
Gönülce Tarih: 11.09.2007 14:15
Rabbim günahlarımızı affetsin
Allah (c.c) razı olsun canım eline emeğine saglık
GÜLSiMA Tarih: 25.08.2007 11:49
[QUOTE=mirmiga61;2016365]çok güzel olmuş allah bu siteyi kuranın yanında olsun
insanların bişiler bilmesine katkı sağlıyor

amin inşallah
mirmiga61 Tarih: 23.08.2007 21:47
çok güzel olmuş allah bu siteyi kuranın yanında olsun
insanların bişiler bilmesine katkı sağlıyor