Şanlıurfa da Yeni bir dönem


Şanlıurfa yeni bir başkanla yeni bir döneme girdi. Fakat bu yenilenme her alanda olmalı. Şanlıurfa, basınıyla da kendini yenilemeli, siyasetçisiyle de kendini yenilemeli, halkıyla da kendini yenilemeli, bürokratıyla da kendini yenilemeli.

Köşe yazarları başkana nasıl yakın olurum veya başkanı nasıl baskı altına alırım düşüncesiyle değil .Şanlıurfa ya ne gibi katkım olur düşüncesiyle kalemini yeniden ele almalı.

Siyasetçiler koltuğuyla değil, kişilikleri ile yaptıklarıyla şereflenmeyi hedef edinmeli belediyede veya kurumlarda kendilerine bağlı insanları değil , Şanlıurfa ya bağlı yetenekli insanları getirmeyi amaç edinmelidirler ve yeni başkanın kendi kişiliğini ve başarısını belediyeye ve Urfa ya yansıtmasına zaman tanımalıdırlar. Bu durum aynı zamanda %60’ın üzerinde bir oranla başkanını seçen Urfa ya bir saygının gereğidir.

Halkımız da kendini yenilemeli, kişilere değil halkına zaman ayıran bir başkanlık zihniyetinin oluşmasına yardımcı olmalı, istediğim zaman başkanı ziyaret ederim düşüncesi tarihe gömülmeli.

Başkan’a kazandırılan saygınlığın Urfa’ya kazandırılan saygınlık olduğunu düşünerek başkanları küçük düşürmeye yönelik. (çukur…. Sinek…vb) propagandalara karşı direnmelidir.

Unutmayalım her başkana olduğu gibi yeni başkanımıza da güç odaklarının iktidardan pay kapma amacıyla (ilk üç ayda) açacağı yıpratıcı kampanya’ya karşı direnmeli ve başkana yardımcı olmalıyız.

Bürokratlar birilerinin adamı olarak değil; ürettikleriyle , başarılarıyla koltuklarını korumalıdırlar. Başarının, üretimin ve eser ortaya koymanın hazzına erişmelidirler.

Belediyede çalıştığım zamanlarda Amerikan konsolosu eşiyle Şanlıurfa ya gelmişti. Onlara tarihi çarşıları gezdirdim kaleye de çıkmak istediler yaklaşık 60 yaşlarında olmalarına rağmen hiç yorulmadan kaleye birlikte çıktık, (inanın ben yoruldum onlar yorulmadı), yolda zaman zaman sohbet etme fırsatı buldum. Başkonsolos yaptığı eserlerden, okuduğu ve yazdığı kitaplardan ve ilgilendiği spor branşlarından bahsetti. Kendisine ne zaman emekli olacağını sordum; bana sevinçle altı ayının kaldığını söyledi hayret ettim! Koskoca Amerikan konsolosu emekli olmayı sevinçle bekliyordu. Sonra düşündüm, konsolos bey elbette sevinecekti, çünkü o makam arabalarından, etrafındaki dalkavuklardan, oturduğu koltuktan değil, ürettiği eserlerden zevk alıyordu, koltuk kendisini değil, kendisi oturduğu koltuğu yüceltiyordu.

Arabayla belediye’ye giderken konsolos tercümanı Emin bey; “Uğur bey biliyor musun bizim başkonsolosumuz kendi özel alışverişine giderken makam aracının kilometresine baktırır daha sonra kullandığı mesafenin yakıt ücretini konsolos veznesine yatırır.”dedi.

Emin bey’in bu anlattıklarını duyunca Amerika’nın neden süper güç olduğunu daha iyi anladım. Ülkemizde de umarım bu tür siyasetçi ve bürokratların sayısı artar.

Netice itibarıyla Şanlıurfa’nın çağı yakalamasını arzuluyorsak; birbirimizin hatasını araştıran zihniyetimizi bir kenara bırakıp, siyasetçisiyle, bürokratıyla, halkıyla ve başkanıyla el ele verip geleceğe yürümeli,”Ben Şanlıurfa için ne yaptım?” sorusunu kendimize sormalıyız…

Uğur Beyazgül

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 480
favori
like
share