Evvel zaman içinde ihtiyar bir kadının güzel ve iyi kalpli bir kızı varmış. Ana kız, türlü türlü nakışlar yapıp satarak geçinirlermiş. Bir gün kızcağız pencere karşısında nakış işlerken uyuyakalmış. Alacakaranlıkta gagasını cama vuran bir kuşun tıkırtısıyla uyanmış. Kızla göz göze gelen kuş, birden dile gelmiş:

“Sultanım, küçük sultan
Bir ölü başında duracaksın
Kırk günü bekleyeceksin
Muradına ereceksin.” diyerek uçup gitmiş.

Kızcağız kuşun sözlerine bir anlam verememiş. Kuş ertesi gün aynı vakitte yine gelmiş. Aynı sözleri söyleyip kaybolmuş. İyice korkan kız, anasına anlatmış. Üçüncü gün anasıyla beklemiş akşamüstünü. Kuş yine cama vurup söylemiş sözlerini. Ana kızın içini korku yumağı sarmış. Anası:

- Kızım, buralardan uzaklaşalım. Bu kuş bildiğimiz kuşlardan değil, demiş.

Gerekli eşyalarıyla biraz yiyecek alarak yola çıkmışlar. Tepelerin yamacına, dağ yollarının dolamacına düşüp gitmişler. Bir ağacın altında gecelemişler. Gece yarısında kuş, incitmeden kızı kapıp karşıki sarayın bir odasına bırakıvermiş. Kız uyandığında kendisini, atlastan bir yatak içinde hareketsiz yatan birinin başında bulur. Önce çok korkar, sonra kuşun dedikleri aklına gelir. “Bu olanlar Allah’tandır. Alnıma yazılanlar elbette gelir başıma.” der, vaktini dualarla geçirir.

Kızcağız, ölünün başında otuz dokuz günü ağlayarak, dualar ederek tamamlar. Odanın önündeki pencerenin önünden gemiler geçermiş. Yalnızlıktan bunalan kızcağız, gemilerin birine el sallar. Gemi yanaşınca kaptana, bir kese dolusu çil kuruş fırlatır. Can yoldaşı olacak bir cariye almak istediğini söyler. Pencereden bir ip sarkıtarak aldığı cariyeyi yanına çıkarır. Cariyeyi ölünün başında bırakarak biraz hava almak için dışarı çıkar.

Bu sırada hareketsiz yatan genç yavaş yavaş kıpırdamaya başlar. Meğer ölü kılığında yatan delikanlı bu şehrin şehzadesiymiş. Kırk gün kırk gece ölü gibi yatarken kendisini sabırla bekleyecek kızla evlenmekmiş niyeti. Şehzade uyanır uyanmaz cariyeye “Beni sen mi bekledin kırk gün?” der. Cariye başını sallar. Kuşun getirdiği kızcağızı da yardımcı olarak tanıtır. Gezintiden dönünce gördüklerine inanamayan kızcağız çaresiz boyun eğer. Şehzade, kendisini bekleyenin cariye olduğunu sanarak onunla evlenir.

Bir zaman böyle geçer. Kimine yıl gelir, kimine gün. Şehzade bir gün düzmece sultana Yemen’e sefere gideceğini söyler. Bir isteği olup olmadığını sorar. Sağlığını dilerim; ama bir elmas bir küpe getirirsen sevinirim, der düzmece sultan. Şehzade, istediğin elmas küpe olsun, deyip dışarı çıkar. Kapının önünde duran cariye kılığındaki zavallı kıza da “Yemen’den bir şey ister misin?” diye sorar. Zavallı kız:

- Tez gidip sağlıcakla dönesiniz şehzadem, deyip bir sabır taşı istemiş. “Eğer unutursan geminin önünü kara dumanlar alsın, yolundan kalasın!” deyince şehzade gülüp geçmiş.

Şehzade, Yemen’e varır. İşlerini halleder. Kızcağızın sabır taşını almayı unutarak dönüş yolculuğuna başlar. Günlük güneşlik bir havada geminin önünü kara dumanlar kaplar. Gemi gidemez. Kaptan gemidekilere teker teker sorar:

- İçinizde beddua almış biri var mı? Varsa hemen ortaya gelsin. Yoksa bu gemi yürümez. Gemi yolculuğu başka yolculuklara benzemez. Vebal taşıyan, felaketi gemiye çeker.

Şehzadenin aklına kızın söyledikleri gelir. Sabır taşını almadığını hatırlar. Gemiden inip sabır taşını alır. Geminin önü açılır. Memleketine döner. Hanımına küpeleri verir, kıza sabır taşını.

Zavallı kızacağız, sabır taşına yaşadıklarını bir bir anlatır.

[COLOR="sandybrown"]Sabır taşı sabır taşı
Şişti yüreğimin başı
Sen olsan ne yapardın
Söyle ey sabır taşı

Kızcağız anlattıkça sabır taşı şişer. Sonunda çat diye ortasından çatlar. Sabır timsali kızcağız:

- Ey sabır taşı sen bile dayanamadın, benim yüreciğim nasıl dayansın, diye ağlamaya başlamış.

Sabır taşının ne işe yaradığını merak eden şehzade de kulağı kapıda kızın anlattıklarını dinliyormuş. Şehzade duyduklarının şaşkınlığı içinde karısını çağırıp:

- “Kırk katır mı istersin, kırk satır mı?” demiş. Düzmece sultan olanları anlamış. Kırk katır ver de bari memleketime döneyim, demiş. Düzmece sultanı kırk katırın kuyruğuna bağlayıp, katırlara kamçı vurmuşlar. Düzmece sultan cezasını bulurken şehzade, kuşun getirdiği kızla evlenmiş. Kızın yaşlı ve üzüntülü anacığını da saraya getirtmiş. Hep birlikte mutluluk içinde yaşayıp gitmişler. Onlar ermiş muradına, darısı bütün iyilerin başına.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 501
favori
like
share
VULKAN Tarih: 27.08.2007 22:19
paylaşım için tşkler..