Bölgede hayvancılık, tabii çevreşartlarının bir sonucu olarak iktisadî faaliyetler arasında çok önemli bir yeresahiptir. Gerçekten de, bölgede geniş alanlar kaplayan çayır ve otlak araziler,hayvancılık faaliyetleri için elverişli bir ortam oluşturur.
Bölgede çayır ve otlak alanlarının yüz ölçümü 146.026 hektarı bulmaktadır. Buda, yaklaşık 358.351 hektar kadar olan bölge yüz ölçümünün %40.75'inioluşturmaktadır.. Bölgede, genel olarak mera hayvancılığı besleme sistemiuygulanmaktadır. Dolayısıyla, mevcut hayvan sayısı içinde, et ve süt verimleridüşük olan yerli ırklar çoğunluktadır. İl genelinde bulunan 450.000 büyükbaş veküçükbaş hayvanın beslenmesinde esas olarak çayır ve otlak alanlardanyararlanılmaktadır, ancak, çayır ve otlak araziler, mevcut hayvan sayısıkarşısında çok yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle hayvan sayısı, arazilerin genişlikve kapasitelerini aşmayacak miktarda olmalı, diğer taraftan da mera alanlarını ıslahetmek suretiyle değerleri yükseltilmektedir. Ancak, bu şekilde hayvan ürünlerininkalitesini yükseltmek, aşırı otlatma yüzünden gittikçe değerden düşen meraları,verimsiz hale gelmekten kurtarmak mümkündür. Ayrıca bol ve ucuz yem temini, kredisağlanması, iklime ve şartlara uygun damızlıkların seçimi, hayvanyetiştiricilerinin organizasyonu, hayvansal ürünlerin değerlendirilmesinde ulaşımkolaylığının sağlanması ve bakıcılara gerekli pratik bilgilerin verilmesi gibitedbirlerin alınması, bölge hayvancılığında sorunların çözümüne katkıdabulunacaktır. Ancak, konunun bir başka ve en önemli yönü, ilimiz ve ülkemizgenelinde hayvan varlığında hızlı bir düşüşün görülmesidir. Gerçekten de,1992'de 836.926 olan ilimiz genelindeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısı 1993'te777.352 adede, 2000 yılında ise, 449.039'a kadar gerilemiştir. Yani, oran olarak1992'den 2000'e hayvan varlığında yaklaşık % 46'lık bir azalma görülmüştür. Bugerilemenin en önemli sebepleri; bölgede cereyan eden terör olayları dolayısıylaçayır ve otlak araziler olarak kullanılan ve bölge hayvancılığında çok önemlibir yere sahip bulunan Büyük ve Küçük Ağrı Dağları ile diğer yüksek kesimlerinyasak bölge ilan edilerek yaylaya çıkışların durdurulmasıdır. Diğer önemli birsebep de terör olayları nedeniyle köyden şehre büyük göç olaylarınınyaşanmasıdır. Ülkemizde de, hayvan varlığında özellikle son 14 yıl içindehızlı bir düşüşün olduğunu görüyoruz.Nitekim, 1930'da ülkemizde sağılanhayvan sayısı 15.203.866 iken, 1950'de 23.305.526'ya, 1970'te 32.086.000'e ve 1982'de enyüksek değerine 38.821.140'a yükselmiştir. Ancak bu yıldan sonra hayvan sayısındasürekli bir düşüş görülerek 1985'te 35.910.152'ye, 1990'da 35.791.950'ye ve 1992'de34.326.980'e gerilemiştir. 1982 yılını baz alırsak, 1992 yılına kadar geçen 10yıllık zaman zarfında, ülkemizde hayvan varlığının %12 dolayında azaldığınıgörüyoruz. İlimiz genelindeki azalma %32 dolayında olduğuna göre, demek ki, ildekiazalma, ülke ortalamasının çok üstündedir. Bu nedenle hayvancılık sektöründezaman kaybetmeden acil tedbirlerin alınması zorunlu olarak görülmektedir.

Küçükbaş Hayvancılık :
Bölge hayvancılığında en fazla yetiştirilen tür, koyundur. Bu bakımdan bölge,koyun yetiştiriciliğine en uygun bölgelerden biridir. Bu da mera hayvancılığı içinen uygun türün koyun olmasından ileri gelmektedir.Bölgede, koyun yetiştirilmesinigüçleştiren en önemli sorun, yılın 3.5-6 aylık bir süresi boyunca arazinin karlaörtülü olması ve hayvanların ağıl veya komlarda hazır otla beslenmesizorunluluğudur. Iğdır ili ve çevresinde daha çok "Mor Karaman" cinsi koyunyetiştirilmektedir. Zaten Doğu Anadolu Bölgesi'nin iklim ve arazi yapısına en iyiadapte olmuş koyun ırkı Mor Karaman cinsidir. Bu cins koyunların canlı ağırlığı45-50 kg., yapağı verimi 1.0-1.5 kg., süt verimi ise 0.5-1 kg/gün arasındadır.Bölgede toplam koyun sayısı yıldan yıla değişmekle birlikte 350.000 ile 400.000arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Örneğin; 1985 yılında 719.049 baş kadarolan koyun sayısı, 1986'da 593.150 adede düşmüştür. İlin 1992'deki koyun sayısıise 733.629 kadardır. Ancak, bu yıldan sonra bölgenin iki en önemli sorunu olan"terör ve göç" nedeniyle 1994 yılı itibariyle koyun varlığı 476.733adede, 1997 itibariyle de 355.365 adede kadar düşmüştür. Bölgede huzur ve güvenortamının sağlanmasıyla birlikte 2000 yılında bu sayı 373.249 adedeyükselmiştir.Bölgedeki hayvan varlığının artış ve azalışlarında daha öncebelirtilen nedenlerden farklı olarak, Mayıs-Haziran-Temmuz aylarında bölgeye düşenyağış miktarıyla ilişkili olduğunu da söylemek gerekir. Çünkü, çayır ve otlakarazilerdeki otların büyümesinde bu aylarda düşen yağış miktarı etkiliolmaktadır. Iğdır Ovası ve çevresinde yaz mevsimlerinin az yağışlı geçmesi,hayvanların beslenmesinde büyük güçlüklerle karşılaşılmasına ve dolayısıylahayvan satışlarının artmasına yol açar. Bu nedenle bazı yıllarda bölgedeki koyunsayısında, önemli miktarlarda azalmalar olmaktadır. Bu durum, başlıca iki şekildehayvancılığı etkilemektedir. Birincisi, çoğu hayvan yetiştiricilerinin kışlıkihtiyaçlarını karşılayacak miktarda kuru ot üretememeleri, ikincisi de, çayır veotlak alanların hayvan besleme kapasitelerinin büyük ölçüdezayıflamasıdır.Bölgede keçi yetiştiriciliği koyunculukla bir arada yürütülür.Genellikle her koyun sürüsünde 5-10 tane de keçi bulunur. Bölgenin toplam keçivarlığı 25.000 ile 50.000 arasında değişmektedir. Çadır yapımında kılındanyararlanmak için bölgede önemli ölçüde kıl keçisi yetiştirilir. Kıl keçisiyetiştiriciliğini teşvik eden bir diğer faktör de, bu hayvanların süt verimlerininkoyunlara oranla daha fazla olmasıdır. Gerçekten bölgede, bir koyun günde ortalama0.5-1 kg. kadar süt verirken, keçiden yaklaşık 1.5 kg. kadar süt elde edilmektedir.Bölgede, yaylacılık faaliyetleriyle geçinen oymakların yaşadığı köylerde, kılkeçisi sayısı belirgin bir şekilde artmaktadır. Kuşkusu/ bu durum keçinin,bölgenin dağlık ve engebeli yörelerine çok iyi uyum sağlayan bir hayvan türüolmasından kaynaklanmaktadır denilebilir. Buna karşılık keçi beslemeye elverişligeniş çayır ve otlak arazilere sahip olmayan ve daha çok ekme-dikme şeklindekitarımsal faaliyetlerin önem kazandığı ova köylerinde keçi yetiştiriciliği,ekonomik anlamda pek önem taşımaz.

Büyükbaş Hayvancılık :
Iğdır Ovası ve çevresinde küçükbaş hayvancılık kadar büyükbaş hayvancılıkda önemli bir yere sahiptir. Bölgenin büyükbaş hayvan varlığı 1997'de 59.388 başkadardır. Büyükbaş hayvan olarak; inek, öküz, manda gibi türler görülür.Bölgede, büyük ölçüde mera hayvancılığı yapılmaktadır. Bunun yanında, besihayvancılığı da giderek önem kazanmaktadır. Bu amaçla, özellikle son yıllardabölge köylerinde modern besi ahırlarının yapılmaya başlandığı gözlenmektedir.Iğdır Ovası ve çevresinin toplam sığır varlığı 56.000-66.000 arasındadeğişmektedir. Örneğin; 1985'te 65.524 baş, 1987'de 61.702 baş, 1988'de 59.568 baş,1992'de 51.799 baş ve 1997'de 59.388 baş kadardır. Bölgede egemen olan sığır ırkıDoğu Anadolu Bölgesi'nin en yaygın ırkı olan "Doğu Kırmızısı SığırIrkı"dır. Bu ırk da, iyi beslendiği takdirde ineklerin canlı ağırlığı350-400 kg.'ı, boğaların ise 500 kg.'ı bulabilmektedir. Ancak bölgede özel birbesicilik programı uygulanmadığı için bu değerler daha küçük olmaktadır. Buırkın et verimi ortalaması 180 kg. kadardır. İneklerin süt verimi ise günde 3-4 kg.kadardır. Bölgenin sığır sayısının tür bileşimi gözden geçirildiğinde en çokinek varlığının bulunduğu görülür. Onu sırasıyla dana, boğa ve öküz izler.Bölge sığır yetiştiriciliğinde süt sığırcılığı önemli bir yer tutar. Ancaksüt verimi ticarete yönelik olmaktan çok, ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamaamacına yöneliktir. Çünkü, bölgede bu gibi hayvansal ürünlerin pazarlamaimkânlarının kısıtlı olması, ticarete yönelik üretim yapmayı büyük ölçüdegüçleştirmektedir. Öte yandan, bölgede sığır yetiştiriciliğinde manda türü degörülmektedir. Sığırlar tür grubunda yer alan manda; eti, sütü, derisi veözellikle gücünden faydalanmak için yetiştirilir. Ancak bölgede daha ziyade sütüiçin manda beslenmektedir. Çünkü manda, ineğe göre hem daha fazla hem daha uzun birsüre süt vermekte ve ineğe göre et verim ortalaması yüksek olmakla birlikte, ineksütüne göre sütündeki yağ oranı daha fazladır. Iğdır ilinin toplam mandavarlığı yıllara göre 2.000 ile 7.000 adet arasında değişmektedir. Bölgedebeslenen başlıca yük ve çeki hayvanlarını at ve eşek oluşturur. Deveyetiştiriciliği zamanla önemini kaybetmiş olup, 1987 yılında son devenin dekesilmesiyle bölgede bu hayvanın nesli tükenmiştir. Iğdır Ovası'nın güneyindekidağlık kesimlerde yer alan köylerde, at ve eşek sayısı çok belirgin bir şekildeartmaktadır. Bu yörede, özellikle yaz mevsiminde tarımsal ekonomik faaliyetlerincanlılık kazanmasına bağlı olarak, ulaşımda da yoğunluk görülmektedir. Ancakyeryüzü şekilleri, ulaşımda motorlu araçların kullanılmasını engellediğindendolayı, insan ve yük taşıması, büyük ölçüde at ve eşek gibi çeki hayvanlarıile sağlanmaktadır

Kümes Hayvancılığı :
Iğdır Ovası ve çevresinde kümes hayvancılığında; tavuk, hindi, ördek ve kaz gibiçeşitli kümes hayvanları beslense de bunların en önemlisi tavukyetiştiriciliğidir. Ancak bölgede, tavuk da yeterince gelişmemiştir. Çok eskidenberi sürdürülen bu faaliyet, ilkel me-todlarla ve ilkel ırklarla daha çok ailetavukçuluğu şeklinde sürdürülmektedir. Aile başına tavuk sayısı 5-10 adedi pekgeçmez. İlde büyük hacimli tavuk çiftlikleri bulunmamaktadır. 1992 yılında 119.953adet olan kümes hayvanları sayısı 2000 yılında 87.431 adet olarak tespitedilmiştir. Kümes hayvancılığında en büyük pay, 166.700 adet (%90) ile tavuk vehoroz sayısına aittir.Bölgede yumurta üretiminin yılda 18.100.000 adet kadar olduğutahmin edilmektedir. Bölgede hindi, ördek ve kaz yetiştiriciliği de pekgelişmemiştir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 9488
favori
like
share
fenerkusum Tarih: 24.02.2010 15:32
ya büyükbaş hayvancılığın koşullaını ekleyebilirmisiniz acil lazım