[COLOR="#0080ff"] [FONT="Impact"]KOCAELI TARIHI


Asya ile Avrupa´yı birbirine bağlayan yolların kavşak noktasında bulunan Kocaeli, ilkçağdan itibaren insanların yerleşmek için uygun bulduğu önemli alanlardan biri olmuştur. Buna karşın Kocaeli içinde ve yakın çevresinde günümüze kadar tarihöncesine ait yalnızca birkaç yerleşim yeri saptanabilmiştir. Yerleşmeye böylesine elverişli bir alanda yalnızca birkaç yerleşim yerinin belirlenmiş olmasının en önemli nedenlerindenbiri yeterli arkeolojik araştırma olmaması diğeri de geçmişe ait izlerin buralarda oturanlar tarafından sürekli olarak tahrip edilmesidir.

Kocaeli ve çevresinde sınırlı olarak yapılan araştırmalarda insanoğluna ait en erken izler, Kefken´in doğusundaki Kovanağzı ve batısındaki Sarısu ağzı ile Pembe Kayalar ve Cebeci sırtlarında görülmektedir. Kovanağzı ile Cebeci sırtlarından elde edilen buluntular Alt Paleolitik Çağ´a, Sarısu ağzından elde edilen buluntular ise Orta Paleolitik Çağ´a tarihlenmektedir.

Ayrıca yine Kefken burnunda, çeşitli dönemlerde kullanıldığı anlaşılan ve geniş bir alana yayılan çakmaktaşı işlik yerleri bulunmaktadır. Yörede Kalkolitik Çağ´a tarihlenen yerleşim yerlerinden ilki Karamürsel ilçesinin Yalakdere beldesine bağlı Valideköprü Höyüğü´dür. Diğer bir yerleşim yerine ait olabilecek izler Derince ilçesindeki Çene Dağı´nda tespit edilmiştir. Ancak her iki yerleşim yerinde de kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır. Bunların dışında MÖ 1200´lere kadar geçen süre içinde başka bir yerleşim yeri tespit edilmemiştir.



[FONT="Impact"]KOCAELİ´NİN TARİHİNDEKİ ÖNEMLİ OLAYLAR

• MÖ 1200 Bebrikler´in yerleşmesi
• MÖ 712 Megaralılar´ın Astakos´u kurması
• MÖ 546 Persler´in Bebrikya´yı istila etmesi
• MÖ 328 Zipoites´in Bitinya Kırallığı´nı kurması
• MÖ 301 Lysimakhos´un Astakos´u yakması..
• MÖ 264 I.Nikomedes´in Nikomedeia´yı kurması.
• İÖ 74 Bitinya´nın Roma eyaleti olması.
• İS 258 Got istilası.
• 284 Sasani saldırısı.
• 301 Nikomedeia´nın Doğu Roma İmparatorluğu´nun başkenti olması.
• 674-715 Arap saldırısı.
• 781 Arap istilası.
• 1078 Anadolu Selçukluları´nın Nikomedeia´yı ele geçirmesi.
• 1097 Haçlılar´ın Nikomedeia´yı Bizans´a geri vermesi.
•1204 Latinler´in Nikomedeia´yı işgali.
• 1327 Karamürsel Bey´in İzmit Körfezi´nin güneyi ile Kandıra´yı ele geçirmesi.
• 1337 Osmanlılar´ın İzmit´i fethi.
• 1509 Depremde İzmit´in yıkılması.
• 1621 İzmit Körfezi´nin gemilerin denize açılmayacağı ölçüde donması.
• 1766 İki ay süren depremlerde İzmit´in harap olması.
• 1844 Mesir-i Bahri gemisiyle İzmit-İstanbul seferlerinin başlaması.
• 1855 Tatar göçmenlerin Köseköy´e yerleştirilmesi.
• 1864 Çerkezler´in Vezirçiftliği´ne yerleştirilmesi.
• 1873 Haydarpaşa - İzmit demiryolunun açılması.
• 1891 İzmit – Adapazarı demiryolunun açılması.
• 1918 İngiliz işgali(20 Kasım)
• 1920 Yunan işgali (27 Ekim)
• 1921 İşgalin sona ermesi(28 Ekim)
• 1922 Gazeteci Ali Kemal tutuklu olarak Ankara´ya götürülürken İzmit´te linç edilerek öldürülmesi (6 Kasım)
• 1923 Mustafa Kemal Paşa´nın İzmit´te basın toplantısı yapması(16 Ocak)
• 1924 Gölcük Tersanesi´nin temelinin atılması; İzmit sancağının Kocaeli adıyla vilayet olması ( 20 Nisan )
• 1936 Gölcük ‘ün ilçe olması( 9 Haziran)
• 1954 Adapazarı, Akyazı, Geyve, Hendek ve Karasu ilçelerinin Kocaeli´nden ayrılarak yeni kurulan Sakarya iline bağlanması.
• 1966 Kaynarca ilçesinin Kocaeli´nden ayrılarak Sakarya iline bağlanması.
• 1966 Kocaelispor´un kurulması.
• 1992 Kocaeli Üniversitesi´nin kurulması.
• 1995 Karamürsel ilçesinin bir bölümünün yeni kurulan Yalova iline bağlanması.
• 1999 Kocaeli depremi ( 17 Ağustos)




İlk Çağ

ANITSAL YAPILAR

SÜLEYMA PAŞA HAMAMI (Yukarı Pazar Hamamı): İzmit´in eski ticaret merkezi olan Yukarı Pazar´dadır. 14. yüzyıla ait, Orhan Gazi döneminin önemli yapılarında olan ve günümüze kadar gelebilen yapı, çifte hamam özelliği göstermektedir. İzmit´in ayakta kalan en erken tarihli Osmanlı dönemi yapısıdır ve halen harap haldedir.

SÜLEYMA PAŞA HAMAMI (Yukarı Pazar Hamamı): İzmit´in eski ticaret merkezi olan Yukarı Pazar´dadır. 14. yüzyıla ait, Orhan Gazi döneminin önemli yapılarında olan ve günümüze kadar gelebilen yapı, çifte hamam özelliği göstermektedir. İzmit´in ayakta kalan en erken tarihli Osmanlı dönemi yapısıdır ve halen harap haldedir.

MEHMED BEY HAMAMI (ORTA HAMAM): İzmit kent merkezinde Fethiye Caddesi´ndedir. Fevziye Camisi´yle birlikte Mehmed Bey tarafından 16. yüzyılda yaptırıldığı bilinir.

PERTEV PAŞA ÇEŞMESİ: Pertev Paşa Camisi avlusunun güney köşesindedir. Büyük sivri kemerin içinde çeşme aynası ve kitabesi mevcuttur. Kitabede H.987 M.1571 tarihi ile “Çeşme-i Latif-i Pertev Mehmed Paşa” yazısı vardır.

TÜYSÜZ ÇEŞMESİ: İzmit, Tüysüz Sokak´ ta bulunmaktadır. Çeşme çift yüzlüdür. Aynalık kısımlarında 18. yüzyıla ait bitkisel banzemeler kazılıdır. H.1198, M.1782´de I. Abdülhamid dönemine aittir.

KAPANCA SOKAĞI ÇEŞMESİ: İzmit, Kapanca Sokağı´ndaki çeşme 19. yüzyıl yapısıdır.

CANFEDA KETHUDA KADIN ÇEŞMESİ: İzmit, Orhan Gazi Camisi´nin karşısındadır. Onarım gören ve hazne bölümü betonarme sıvalı olan çeşmenin dikdörtgen kitabesinde sülüs yazıyla yazılmış H.1243 M.1827 tarihi mevcuttur.



[COLOR="lemonchiffon"]ROMA VE BİZANS DÖNEMLERİ

Roma döneminde Avrupa´yı Asya´ya bağlayan kara ve deniz yolları üzerinde bulunan nikomedeia özellikle askeri ulaşım açısından büyük önem taşıyordu. Doğuya, Perslere karşı sefere giden Roma lejyonları Nikomedeia´dan geçmekteydi. Bu dönemde basılan sikkeler üzerinde savaş ve ticaret gemilerine ait kabartmalar görülür.Roma yönetiminde Nikomedeia´nın en parlak yılları, diğer Roma kentlerinde olduğu gibi Traianus, ve Hadrianus´un imparatorluk dönemine rastlar. MS 3. yüzyılda Roma İmparatorluğu´nun çökmeye başlaması sonucu Nikomedeia da zarar gördü. MS 284´te imparator olan Diocletianus zamanında Nikomedeia yeniden başkent oldu.
Doğu Roma İmparatorluğu´nun merkezi konumunda otuz yıla yakın bir süre başkent olarak kaldı. Bu dönemde İmparator Diocletianus özellikle bayındırlığa büyük önem vererek Nikomedeia´da kendine saraylar inşa ettirdi. Burada bir silah atölyesi, bir darphane yaptıran Diocletianus, o dönemin Nikomedeia´yasını Roma, Antakya ve İskenderiye´den sonra dünyanın dördüncü büyük kenti haline getirdi. Tüm bu başarılarına karşın Diocletianus MS 305´te kendi isteğiyle iktidarı bıraktı.
Roma İmparatorluğu´nun ikiye ayrılmasıyla kent, Doğu Roma yönetimine geçti. Büyük Constantinus 330´da Byzantion´u (İstanbul ) Konstantinopolis adıyla imparatorluk merkezi yapınca Nikomedeia´nın yıldızı sönmeye başladı. Ayrıca MS 358 ve 362 yıllarındaki depremlerde büyük zarar gören kent, yarım yüzyıl boyunca harap bir durumda kaldı. Doğu Roma imparatoru II. Theodosius´un kenti yeniden imar ettirmesi kısa süreli bir canlanma yarattı. Ama Bizans İmparatoru İustinianos´un (527-565) askeri nedenlerle Kadıköy-İzmit yolunu tahrip ettirip kapatması sonucu İstanbul ile Anadolu arasındaki bağlantı, Gemlik Körfezi- Nikaia(İznik) hattına kaydı. Bunun sonucunda da Nikomedeia´nın dünya tarihindeki rolü sona erdi. Daha sonraları Part ve Arap ordularının Bizans´a saldırıları sırasında kent yağma edildi ve halk büyük zarar gördü.


[COLOR="lemonchiffon"]ANADOLU SELÇUKLULARI VE OSMANLI DÖNEMİ

11. YÜZYILDA Anadolu´yu egemenliği altına alan Selçuklular Nikomedeia´yı da ele geçirdi. Nikaia´yı alarak kurduğu Anadolu Selçuklu Devleti´nin merkezi yapan Kutalmış oğlu Süleymanşah´ın egemenliği altına girdi.Kent I. Haçlı Seferi sırasında İmparator I. Aleksios Komnenos tarafından geri alındı. İstanbul´da Latin


İmparatorluğu kurulunca İzmit de 1204-1207 arasında Latinlerin işgalinde kaldı; daha sonra Nikaia imparatorluğu tarafından geri alındı. Orhan Gazi döneminde, 1326´da ilk kaptanıderya Karamürsel Alp tarafından şimdiki Karamürsel kıyısında ilk Türk donanması kuruldu. Ardından 1327´de Orhan Gazi´nin komutanlarından Akçakoca Bey Kandıra, Karamürsel ve İzmit Körfezi´nin güneyi ile 1337´de İzmit´in tamamını ele geçirdi.

Orhan Gazi dönemine kadar kentin Nikomedeia olan adı, bu dönemde İznikomid olarak geçen kentin adı zamanla İzmit´e dönüştü. Kocaeli ise 14.yüzyıl başlarında Osman ve Orhan Gazi dönemlerinde yöreye akınlar düzenleyerek ele geçiren Akçakoca Bey´in adından kaynaklanmaktadır. 1924´te onun anısına yöreye Koca ili anlamında Kocaeli adı verildi.

1337´de şehzade Süleyman Paşa, sancak haline gelen Kocaeli´nin ilk sancakbeyi oldu. Kocaeli I. Mehmed (Çelebi) döneminde Anadolu Beylerbeyliği´ne bağlandı. Kent 1509´da geçirdiği deprem sonucunda yerle bir oldu. I. Süleyman´ın (Kanuni) 1534´te İzmit´i ziyareti olumlu gelişmeleri beraberinde getirdi ve kent, en parlak dönemini bu padişah zamanında yaşadı. Bu dönemde İstanbul´un yiyecek, yakacak odun ve kereste ihtiyacıİzmit´ten sağlandı. Anadolu´dan gelen kervanların yükü İstanbul´a en yakın liman olan İzmit´te boşaltılıp,gemilerle İstanbul´a taşındı. Bu nedenle kentte imar faaliyetleri arttı kervansaraylar, han ve hamamlar yapıldı.Osmanlı döneminde İzmit´te ilk tersane I.Selim´in (Yavuz) hüküm sürdüğü yıllarda (1512-1520) kuruldu. Daha sonra III. Selim ve II. Mahmud savaş ve ticaret gemilerinin yapıldığı bu tersanenin modernleşmesi yolunda çalışmalar yaptı.

IV. Murad´ın (1623-1640) tahtta bulunduğu yıllar İzmit´te imar faaliyetlerinin arttığı bir dönem oldu. Bizans´tan bu yana İzmit´te ilk saray bu dönemde yapıldı. Abdlümecid´in başlattığı Abdülaziz zamanında tamamlanan İzmit Kasrı İstanbul dışında ayakta kalabilen ender Osmanlı saraylarındandır. Kent IV. Murat´ın ölümü ve 1766´da geçirdiği büyük depremin etkisiyle 19.yüzyıla kadar bir durgunluk dönemi yaşadı ve ancak 19. yüzyıldan itibaren tekrar gelişmeye başladı. 1844´te, Abdülmecid´in padişahlığı döneminde İzmit ile İstanbul aasında vapur seferleri düzenlendi. 1873´te de Haydarpaşa- İzmit demiryolu açıldı.

1867´de “Kocaili livası” merkezi Bursa olan Hüdavendigar vilayetine bağlı bir sancak oldu. Daha sonra kısa bir süre İstanbul vilayetine bağlandı ve II.Abdülhamid döneminde, bağımsız bir sancak (mutasarrıflık) durumuna getirildi (1888). Bu dönemin ilk mutasarrıfı Selim Sırrı Paşa İzmit´te önemli bayındırlık etkinlikleri gerçekleştirdi. Örneğin bugün İzmit´in sembolü olarak kabul edilen ve Anıtlar Kurulu´nca da (Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) tescil edilmiş olan eski demiryolu kenarlarındaki çınarlar Sırrı Paşa zamanında dikilmiş ağaçlardır.

İzmit´te dokuma üretimi ilkel bir şekilde ilk kez II.Mahmud(1808-1839) döneminde başladı. Ancak bir süre sonra üretim yetersiz hale gelince Avrupa´dan makineler getirildi ve ordunun gereksiniminin yanında halk için de yünlü ve pamuklu kumaşlar dokunmaya başladı.
19. yüzyılda Kocaeli yöresi ipek üretiminde Bursa ve Bilecik´ten sonra üçüncü sıradaydı. 1890 başlarında tüm sancaktaki ipek üreten atölye sayısı otuzu bulmaktaydı. Dokumacılıkta öncü konumda bulunan İzmit´teki Çuhahane Abdülmecit(1839-1861) döneminde kuruldu. Dolmabahçe Sarayı´nın perde ve döşemelik kumaş talebinin yanı sıra sarayda yaşayanların giysi gereksinimlerini karşılamak amacıyla 1843´te Hereke´de bir dokuma fabrikası kuruldu.
19.yüzyılda Kocaeli büyük göçlere sahne oldu.Kırım Savaşı(1853-1856) sonrası Tatarlar, 1855-1864 arasında Çerkezler kara ve deniz yoluyla gelerek İzmit´e yerleştirildi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rumeli ve Kafkasya´dan göç eden toplulukların bir bölümü Kocaeli´nin çeşitli yerlerine dağıldı. Batum´dan gelenler daha çok Gölcük ve Sapanca´ya, Rumeli göçmenleri ise ilin çeşitli kasaba ve köylerine yerleşti.

[COLOR="lemonchiffon"]İkinci Meşrutiyet Dönemi (1908-1918)


23 Temmuz 1908´de II.Abdülhamid 1876 Anayasası´nın (Kanun-ı Esasi) yeniden yürürlüğe konacağını ilan etti. Böylece yürürlükte olmasına rağmen işlerlik kazanamayan anayasanın uygulanması gündeme geldi. Özgürlüklerin ve siyasal yaşamın başlaması anlamına da gelen bu değişiklik, Kocaeli´nde de yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Aynı gün saat 16:00´da İzmit´te gerçekleştirilen bir törende konuyla ilgili telgraf okunarak meşrutiyet İzmit halkının gündemine girdi. Daha sonra yapılan seçim sonucunda belirlenen üyelerden oluşan Meclis-i Mebusan (Heyet-i Mebusan) 17 Aralık 1908´de padişahın konuşmasıyla açıldı.

İkinci Meşrutiyet adı verilen bu dönemin en belirgin özelliği, yıllardır baskı altında olan temel hak ve özgürlüklerin coşkulu fakat kontrolsüz bir biçimde yaşama geçirilmesidir. İzmit´te de özellikle toplantı ve gösteriler yapılarak kamuoyu tepkileri dile getirildi. Yapılan seçimlerin sonucunda Müfit Bey, Hafız Rüştü Bey ve Anastas Efendi milletvekili seçildi. İlk günlerin coşkusu durulup Osmanlı Devleti gibi büyük ve sorunlu bir devletin yönetiminin kolay olmadığı gerçeği ortaya çıkmış olsa da, ülke genelinde yaşanan siyasal görüş ayrılıkları Kocaeli´ne pek fazla yansımadı.

Anayasada yer alan özgürlüklerin yaşama geçirilmesi her şeyden önce bu özgürlükleri düzenleyen yasa ve yönetmeliklerin çıkarılmasını gerektirmekteydi. Özellikle başlangıçta bu yasal düzenlemeler yapılamadığı için devlet memurları ve subayların da yoğun olarak siyasetle uğraştığı görülür.Bu olgunun getirdiği sakıncaları önlemek amacıyla 1912´de hükümetin talimatı uyarınca İzmit mutasarrıfı Muhittin Paşa´nın yerel ve genel idareye bağlı memurların siyasetten ayrılması için yaptığı girişimler bir sonuç vermedi. 23 Ocak 1913´te gerçekleşen Babıali Baskını´ndan sonra İzmit mutasarrıflığına getirilen Mazhar Müfit (Kansu)Bey ve ondan sonraki mutasarrıf İbrahim Sürayya (Yiğit) Bey´in yönetimi dönemlerinde gerek ittihat ve Terakki Fırkası´nın tek parti yönetimi olması ve gerekse savaşların (Balkan Savaşı [1912-1913ve I. Dünya Savaşı [1914-1918) yoğunluğu nedeniyle aktif bir siyasal yaşam görülmedi.

Bu dönemin en önemli olayı 1915´te yaşanan ve Ermenilerin güvenlik gerekçesiyle daha merkezi yerlere göç ettirilmesidir. Mazhar Müfit Bey´in dirayetiyle bu işlemin başarıyla gerçekleştirilmesine karşın yine de savaş sonrasında birçok kişi çeşitli suçlamalarla yargılandı.
1908-1918 döneminde İzmit Mutasarrıflığı´nda görev alan kişilerin çabaları ve halkın da gönüllü katkısıyla sağlık, ulaşım, eğitim, tarım ve hayvancılık alanlarında birtakım gelişmeler sağlandığı bilinmektedir.


[COLOR="lemonchiffon"]SAKARYA – SAPANCA GÖLÜ – İZMİT KÖRFEZİ KANALI PROJESİ


İlk ve orta çağlarda şimdiki gibi bir tarım alanı olmayan Adapazarı Ovası “Ağaç Denizi” adıyla anılırdı. Bataklık olan bu düzlük sık ormanlarla kaplıydı. Bu ormanlar özellikle tekne yapımı ve konut yapımı için büyük önem taşımaktaydı. Kesilen tomruklar Sakarya Nehri´nden Karadeniz kıyısına getirilir, buradan gemilere yüklenerek tersanelere ve kentlere taşınırdı. O dönemin küçük tekneleriyle Karadenizden yapılan bu taşımacılık hem tehlikeli hem de masraflıydı.Oysa Sakarya nehri ile Sapanca Gölü ve göl ile İzmit Körfezi arasında açılacak kanallar taşımacılığın kolay ve az masrafla yapılmasını sağlayacaktı. Böyle bir suyolu açma projesini ortaya attığı bilinen ilk kişi Romalı yönetici Genç Plinius´tu MS 2. yüzyıl başlarında görevli olarak Bitinya´ya gönderilen Plinius bu konuda İmparator Traianus´a bir mektup yazdı. Ancak bu öneri, Plinius´un kısa bir süre sonra ölmesi üzerine sonuçsuz kaldı.



Kanal açma konusunda en önemli girişimler Osmanlı döneminde yapıldı. I. Süleyman (Kanuni) kanal açılması konusunda Mimar Sinan´ı görevlendirdi.Mimar Sinan ile kalfası Girez Nikola´nın göl ile körfez arasında çiftlikleri kaldırarak yaptıkları kazı çalışmaları savaşlar nedeniyle yarıda kaldı. Daha sonra III. Murad, IV. Mehmed ve I. Murad dönemindeki girişimlerden de bir sonuç çıkmadı. Kereste ve yakacak odun sağlanmasının yanı sıra İç Anadolu´nun tahıllarını kolayca İstanbul´a taşıyabilmek için bu proje daha sonra da ele alındı. Süveyş´te bir kanal açılması fikrini ortaya attığı bilinen III. Mustafa (1757 – 1774 ) Sakarya´yı körfeze bağlamak için adımlar attı. 1759´da görevlendirdiği birçok kişiyi yöreye gönderdi.

Başlatılan kazı çalışmalarına kışın ara verildi. Bu çalışmaya ertesi yıl çeşitli nedenlerle devam edilmedi. 1813´te İzmit mutasarrıfı Aziz Paşa kanal açılması için bir araştırma yapmaya girişti. Aziz Paşa Sakarya Nehri´nin kaynağından başlayarak yaptırdığı bu ayrıntılı araştırma sonucu ortaya çıkan raporu padişah II.Mahmud´a sunduktan 20 gün sonra ölünce bu girişimden de sonuç alınamadı. Kanal projesi İstanbul Boğazı´ndaki gemi trafiğini hafifletmek amacıyla son yıllarda birkaç kez gündeme geldi.

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 3130
favori
like
share
ogununal Tarih: 24.04.2010 11:25
ellerine saglık
keto_41 Tarih: 18.02.2009 23:45
bilgiler icin cok tessekur ederim...