Yeşil Artvin’in Karagölleri


Artvin’in Karagölleri, Karadeniz’in yemyeşil yaylaları ve ormanlarının, her daim karlı yüksek dağlarının nazar boncukları..






Hayatın kaynağıdır su. Aynı zamanda huzurun öteki adıdır. Özellikle bir su birikintisi görünümündeki küçük göller sakinlik, rahatlık ve tarifsiz bir heyecan kaynağıdır bizler için. Bazen orman içerisinde, bazen dağların koynunda ansızın karşımıza çıkıp bizi farklı diyarlara götürürler. Anadolu’nun gizli saklı köşelerinde pek çok göl var, bir çoğunun adı da Karagöl. Aynı ismi taşıyan bu doğal güzelliklerin üçü Artvin sınırları içerisinde yer alıyor.

ŞAVŞAT’IN KARAGÖLÜ
Sırtını Yalnızçam Dağları’na yaslayan Artvin’in Şavşat ilçesi, tipik bir Anadolu kasabası görünümünde. Hayat rutin ve ağır akışını sürdürürken, biz de Kaçkar doruklarına selam veren Söğütlü Kalesi’ni geçip Veliköy ayrımındaki tabelayı takip ediyoruz. Ağaçların sıklaşıp ormanla gökyüzünün renklerinin birbirine karıştığı kilometrelerin ardından, ansızın yol bitiyor ve ıssız bir göl yeşil yeşil gülümsüyor bize.

Güneş tepelerdeki ağaçların üzerinde kaybolmak üzere. Göl kenarındaki çamların gölgesi berrak suda yansımalar yapıyor. Neredeyse tüm yüzeyi, dallarında yeşilin türlü tonlarını barındıran ağaçların görüntüsü kaplamış. Kıyılara yakın bölümlerde sarı-beyaz nilüferler nazlı nazlı salınıyorlar. Derin bir sessizlik, kendi halinde bir varoluş... Büyülenmiş gibi öylece bakıyorum önümdeki manzaraya. Bir orman denizi ortasındaki Karagöl’ün doğu tarafında, yeşillikler içinde küçük bir çayırlık bulunuyor. Göz kamaştıran bu çiçek bahçesi aynı zamanda bir kamp alanı. Kafkas arıları iş başında, çiçekten çiçeğe coşkuyla uçuyorlar. Etrafta minik böcek izleme istasyonları kurulmuş. Işıklandırılmış geniş bir yol gölün çevresini dolaşıyor. Suların yükselmesi sonucu, küçük ahşap iskele gibi yolun bir kısmı da sular altında kalmış. Gölün beyaz kayığını yalnız bırakan iskele, balıkların yuvası olmuş şimdilerde. Suda oynaşan kırmızı balıkları fark ediyorum şaşkınlıkla. Geçmiş yıllarda göle bırakılan süs balıkları çoğalmış, yayın, sazan ve alabalıklara yarenlik ediyorlar.


MİLLİ PARK KAPSAMINDA
Ülkemizdeki aynı adlı sayısız gölden biri olan Şavşat Karagölü, milli park olma özelliğinden dolayı adaşlarından ayrılıyor. 3766 hektarlık bir alana yayılan Karagöl-Sahara Milli Parkı iki bölümden oluşmakta. Yalnızçam Dağları’nın üzerine yayılmış Sahara Yaylası ve Karagöl. Heyelan sonucu oluşan bir set gölü Karagöl. Kışın yaban kazlarının göç yolundaki önemli sulak alanlardan biri olan gölün güneydoğu tarafında, olanca heybetiyle Yalnızçam Dağları’nın Göze zirvesi (3167 metre) yükseliyor. Kuzeydoğu tarafında bulunan Bagat mevkiinde, ülkemizde az bilinen etkinliklerden biri olan çim kayağı yapılabiliyor.
Yöre kamp ve karavan turizmini tercih edenler için inanılmaz güzellikler sunuyor. Bir zamanlar orman idaresine ait olan lojmanlar, artık restoran ve pansiyon olarak hizmet vermeye başlamış. Yaklaşık 1580 metre yükseklikteki gölün çevresinde birçok küçük patika, doğa tutkunları tarafından keşfedilmeyi bekliyor. Tepelere doğru tırmanan ormanlar, zümrüt yeşili çayırlar ve rengarenk dağ çiçekleri arasında yürümek bambaşka bir duygu. Yaban hayatı gözlemlemek isteyenler içinse gölü çevreleyen ormanlar eşsiz bir kaynak.

BORÇKA’NIN KARAGÖLÜ
Küçük göller haritalarda yer almazlar, yörede yaşayanlarla yaptığınız sohbetler sırasında, ya da daha önce oraları ziyaret edenlerin tavsiyelerini dinleyerek keşfedebilirsiniz bu doğa harikalarını. Biz de, Gürcistan sınırındaki Macahel kasabasında konakladığımız Tema Vakfı Misafirhanesi’ndeki görevliyle yaptığımız sohbetler sırasında karar veriyoruz Borçka Karagölü’nü görmeye.
Borçka-Camili (Macahel) yolunda 20 km ilerleyip Karagöl tabelasının bulunduğu sapaktan girerek stabilize yolu takip etmek gerekiyor göle ulaşmak için. Beş kilometre sonra, göz alabildiğine uzanıp giden tepelerin arasında, ormanın içine gizlenmiş masmavi bir gölde son buluyor yolculuk. Güneş bulutların arasından yüzünü göstermekte nazlanırken, ansızın bir sis çöküyor etrafa. Küçük tahta iskeleye bağlı sandalın ısrarlı davetine dayanamayıp küreklere asılıyoruz. Gölün bir bölümü sazlarla kaplı. Kurbağa sesleri arasında kısa göl turumuzu tamamlıyoruz. Kıyıdaki masalardan birini mesken edinip piknik sepetlerimizi açarken yağmur bastırıyor. Tabiat parkında Artvin Çevre Müdürlüğü’ne bağlı misafirhane dışında herhangi bir tesis yok. Gölün çevresinde ayrıca doğaseverler için kamp ve piknik alanları da bulunuyor.

SANKİ YAĞMUR ORMANLARINDAYIZ
Geçtiğimiz aylarda doğal park ilan edilmesi kararlaştırılan Borçka Karagöl, Klaskur Yaylası’nın yakınlarında bulunan bir tepenin, heyelan sonucu Klaskur Deresi’nin önüne yığılmasıyla oluşmuş. 1430 metre yükseklikteki gölün etrafı tamamen dağlarla çevrili. Yıl boyunca bölgeye düşen bol yağış ve nem oranının yüksek olması nedeniyle, Borçka Karagölü yağmur ormanlarına benzer bir eko sisteme sahip. Balık avının yasak olduğu gölün çevresinde, özellikle sonbahar aylarında, ağaçların rengârenk görünümüyle muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor.

BARHAL KARAGÖLÜ
Şavşat ve Borçka’nın aksine, Altıparmak Dağları’nın doruklarına gizlenmiş Barhal Karagölü’ne sadece yürüyerek ulaşılabiliyor. Aynı zamanda Kaçkarlar’a geçiş noktası olan Barhal, Denizgölü ve Karagöl’den gelen derelerin birleştiği, yeşilin her tonunu barındıran bir vadide kurulmuş. Naznara Yaylası’nda biten araç yolunu terk edip, Altıparmak Dağları’na doğru rehberimiz Mehmet Karahan’ın peşine düşüyoruz. Neredeyse yüz yaşını devirmiş ağaç evlerin arasında yavaşça yükselirken, orman yerini çayırlara bırakıyor. Amanes Yaylası’nı geçtikten sonra, gökyüzüne uzanan bir elin parmaklarına benzeyen karlı zirveler görülüyor bulutların ardında. Köpük köpük dökülen şelaleye vardığımızda, üzerine karlı tepelerin görüntüsü yansıyan yüzeyiyle göl karşılıyor bizi. 2800 metrede yer alan Barhal Karagölü, irili ufaklı on dört buzul gölüne ev sahipliği yapan Altıparmak dağ dizisinin en büyük gölü aynı zamanda. Uzunluğu 230, genişliği 130 ve en derin yeri 7 metre olan Karagöl’ün üzerinde bir de adacık var. 3492 metrelik Karataş zirvesinin altında bulunan gölden çıkan sular, Barhal Deresi adını alarak, yetmiş kilometrelik uzunca bir serüvenin ardından Çoruh Nehri’ne karışıyor. Yaz aylarında bile yamaçlarında kar görülebilen Karagöl’de kamp yapmak da mümkün. Ansızın bastıran sis veya kötü hava şartlarında bile birkaç çadıra rastlarsanız sakın şaşırmayın.
Tarihi kilise ve köprüleri, tepeleri her daim karlı yüksek dağları, dağların doruklarındaki krater gölleri, yemyeşil yaylaları ve ormanların arasında üç mavi boncuk gibi parıldayan Karagölleri ile Artvin, sessiz ve kendine özgü bir hayatın bambaşka bir dünyaya açılan kapılarını aralıyor bizlere

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4694
favori
like
share
mehmetmithatin Tarih: 12.02.2008 23:06
iyi ama daha ii olbailar
nangaparbat Tarih: 04.12.2007 17:35
Merhaba