MUĞLA EVLERİ

Açık ön sofalar, avlu girişlerindeki kuzulu kapılar, ocaklar, bacalar, uzun ve geniş saçaklar, tavan süslemeleri, ahşap süslemeli verandalar, duvarlara gömülmüş dolap biçimli banyolar... Muğla evlerinin tipik birkaç özelliği.
Özellikle Hisar dağı eteklerine doğru yoğun bir şekilde yer alan bu evler, kentsel silueti kırmızı kiremit çatı-beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armoni içinde, geleneksel kunun özünü oluşturan yapılardır. Büyük çoğunluğu avlulu
ve iki katlı olur. Bazılarının sofaları sonradan kapatılmış, yakın devirde inşa edilenler ise, doğrudan kapalı sofalı olarak yapılır.












Genel özellikleri, aile mahrumiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük olmaları. Özellikle zemin katlarında sokağa penceresi olan ev yok denecek kadar azdır. Buna Karşılık avluya bakan pencerelerin çokluğu dikkat çeker ve açık, yarı açık yaşam mekanlarıyla,
geniş saçaklarla zenginleştirilir. Bu nedenle, ön cephe özelliği avlu tarafından ortaya çıktığından manzara ve güneş hakimiyetini de dengelemek üzere, evler parsellerin yukarı köşelerine ve kuzeye sağır, güneye açık olarak yerleşirler. Plan tipleri, sofa ile bunun
etrafında yer alan odaların bulundukları konuma ve üst kata çıkan merdivenin yerine göre değişiklikler gösterir. Üzerlerinde yer aldıkları parsellerin biçimi ve komşu binaların konumu da planların oluşumunda etkili olabiliyor. Ancak, genel hatlarıyla merdivenlerin,
sofa içindeki yerlere göre ortadan ve yandan merdivenli tipler olarak sınıflama yapmak da mümkün. Ortadan merdivenlerde, üst kata çıkış binayı simetrik olarak ikiye ayırdığı gibi, farklı şekillerde de bölebilir. Ancak her iki durumda da yaygın olan uygulama,
merdivenin geriye doğru sokulan bir orta sofadan çıkması ve binanın arka duvarına yaslanmış olmasıdır. Merdiven ahşaptır. Altı depo olarak kullanılır. Her iki yanında simetri hakimse birer veya ikişer oda yer alır. Sofalardan odalara girişte 45 dereceli kırılmalar bulunur.
Sofalar, avlu cepheleri boyunca uzandığı gibi sadece merdivenin açıldığı ve oda girişlerinin bulunduğu orta kısımda da yer alabilir.

Bu tiplerde de yaygın olan uygulama orta sofanın bina cephe hattının ilerisine doğru beşgen şekilde çıkma yapmasıdır. Ortadan çıkan merdivenin yapı kütlesine simetrik olarak ayırmadığı durumlarda ise sofanın bir tarafında odalar yer almakta, diğer tarafında ise yine sofanın
devamı olan bir yan çık olan mekan bulunmakta. Genellikle, avluya bakan cephelerinde boydan boya sofa bulunan evlerde ise, üst kata merdivenle çıkılır. Sofanın genişliği binanın yanından çıkan merdivenin iki kolunun genişliği ile uyum içindedir. Odalar sofanın gerisinde ve yapının
arka duvarına yapılmış olarak yan yana sıralanırlar. Her biri doğrudan sofaya açılır. Bu tiplerde merdiven altındaki hacmin bahçeye yakın olmasının da etkisiyle hele olarak yaygındır. Evlere, sokaklardan kuzulu kapı ile girilir. Bu kapı geniş iki kanadı olan ve bunlardan genellikle
girişe göre sağ taraftakinin içinden ikinci bir küçük kapı açılan, 2.30 m. yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı, çoğunun üzerinde küçük iki tarafa meyilli. kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunan kapılardır. Avlular, yılın yedi sekiz ayı boyunca yaşanılan, evin kapalı mekanları
ve sofalarıyla kullanım bütünlüğü içinde olan, genellikle kayrak taşı ile kaplı bir çoğu havuzlu iç bahçeler şeklindedir, Duvarlara yakın yerlerde ağaçlar yer almaktadır. Evin bir duvarına bitişik olarak veya yarım bir konumda tek katlı müştemilat bulunur. Müştemilat içinde evin asıl mutfağı,
ocağı, kileri ve bazen de banyo yer alır. Ayrıca, temiz su havzaları da bu binanın içinde veya dışındadır. Yapılar genellikle taş veya ikinci derecede ahşaptır. Tüm taşıyıcı duvarlar, avlu duvarları, özellikle zemin katlar kireç harcı, kırma-moloz taş duvarlarla inşa edilmiştir.
Çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılır. Çatı dışında duvar üstleri, ocak çıkıntılarının baca halinde daraldığı girintilerin üstleri de yağmurdan korunacak tüm çıkıntılar bu kiremitle örtülüdür. Ayrıca, bugün Muğla’nın sembolü olarak kabul edilen karakteristik
bacadan alaturka kiremitlerle yapılan kendine özgü bir şapka ile kapatılmıştır.

Muğla evlerini, temel olarak ikiye ayırmak mümkündür :

Türk Evleri: Özellikle Hisar dağı eteklerine doğru bir şekilde yer alan bu evler, kentsel silüeti kırmızı kiremit çatı beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokunun özünü oluşturan yapılardır. Avlu içindeki Müştemilatlarıyla bir kullanım ve form biçimini oluştururlar.
Bazılarının sonradan kapatılmış bazı yakın devirde inşa edilenler ise doğrudan kapalı sofalı olarak yapılmışlardır.
Rum Evleri: Kentte Rum tüccarlarının yerleşmeye başlaması ile Rum aileler Konakaltı ve Saburhane semtleri çevresinde yerleşerek kendi kültürlerine göre biçimlenen Taşevleri inşa etmişlerdir. Bu evleri Türk Evlerinden ayıran temel özellik içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen
bir cephe ve kütle nizamı göstermeleridir. Diğer ayırt edici özelliği ise
kesme taş yapı olmalarıdır.
Mugla evleri; ahsap iscilikleri ve tavan islemeleri ile diger evlerden cok farklidir. Eksi bir gelenek olan bu mimari yapilarin gunumuzde az da olsa Mugla yaylasinda yapimlari devam etmektedir.







Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1241
favori
like
share