Bolu ve Mustafa Kemal Atatürk


Mustafa Kemal Paşa ilişkileri,Erzurum Kongresi sırasında başladı.23 Temmuz 1919'da Erzurum'da,4 Eylül 1919'da Sivas'daki milli kongreler, bunlara ait metinler,telgraf yolu ile Bolu Mutasarrıflığı'na ulaştırıldı.Bolu ile Adapazarı arasındaki Akyazı'da meydana gelen başkaldırma esnasında,İzmit,Adapazarı,Düzce ve Bolu yöneticilerinin sık sık dikkati çekilmiştir. Mutasarrıf Ali Haydar- M. Kemal Paşa görüşmeleri de, 1920 yılı içinde devam etmiştir. Sonraki Mutasarrıf Halil Bey de Bolu-Ankara ilişkilerini titizlikle ve zaman kaybetmeksizin devam ettirmiştir.
Mustafa Kemal Paşa'nın,ilk ve kapsamlı gezisi Cumhuriyet'in ilanından sonra 1934'de gerçekleşecektir. 1923-1934 devresinde, çeşitli vesilelerle,Çankaya'ya heyetler gönderilmiş,Boluluların içten ısrarlı davetleri tekrarlanmıştı Anadolu gezilerinde,Bolu ancak 1934 de programa alınabildi.
Şimdiye kadar,Reis-i Cumhur,Kızılcahamam,Gerede,Reşâdiye,Bolu, Düzce ve Adapazarı güzergahını görmemişti,fırsatını da bulamamıştı.Büyük Kurtarıcı'ya karşı bağlılık ve özlem duyan Bolulular,Temmuz 1934 de müjdeyi Mebus, Cevad Abbas Bey'den öğrendiler.Alışılagelmiş tetkiklerini yapmak için Bolu'ya gelen Mebus,Vali Ali Rıza (Üner) ve Belediye Başkanı, Baytar diye tanınan Reşad(Aker)le görüşerek Reis-i Cumhur'un Bolu'ya geleceği müjdesini verdi.
Haber az sonra bütün Bolu'da duyuldu.Bu mutlu geziyi,iyi bir karşılama töreni ile başlatmak istediler.Vali ve Belediye Başkanı,"Tezyin" ve Karşılama Heyeti"nin teşkili için emir verdiler.Yan komiteler de iki gruba yardımcı olacaktı. Öğretmen Kadriye Hanım (Atay), Faika Hanım (İnhisarlar Müdürü eşi),Hafız Murteza ve Muzaffer (Samur)Bolu'daki programı vilayete arz ettiler.Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ikamet edeceği yer olarak Fırka tespit edildi.Bolu,Üçtepe üzerinde kurulmuştu.Bunlar; Karga, Hisar ve Hıdırlık tepeleri idi.1930 yılı sonrası, Hıdırlık tepesinde Fırka parkı düzenlenmiş ve Bolu'nun en modern binası Cumhuriyet Halk Fırkası inşa edilmişti.Halk buraya kısaca Fırka binası diyordu.Halkevi/Fırka, bütün Bolu ovasına hakim ada vaziyetinde idi. Karacasu, Ilıcalar, Mudurnu, Düzce, Sünnice dağları, Gerede ciheti emsalsiz manzarası ile büyülüyor.İşte böylesine seçkin mevki, Reis-i Cumhur'un ikametine ayrılmıştı.
. Reis-i Cumhur Gâzi Mustafa Kemal Paşa 17 Temmuz 1934 de, Bolu Vilayeti sınırında karşılandı. Öğleye doğru,sıcak,açık bir havada Gerede'de muhteşem bir karşılama yapıldı. Sonra, Arkot dağının mor koyu yeşil denizi andıran çamlıktaki Ramazan Dede tepesine çıkıldı. Gerede ve ovası, Erzurum ve Sivas yaylalarını hatırlatan serinlikte, seyredildi. Vali ve Kaymakam'ın, Belediye Başkanı'nın izahları dinlendi. Mustafa Kemal'in hoşuna gitmiş olmalı ki,tepeye "Esen Tepe" denildi. Reis-i Cumhur ve beraberindekiler,son yılların en güzel yemeğini, Geredeli, Mengenli ve Bolulu aşçıların elinden yemişlerdi. Öğlenden sonra nefis manzarası ile insanı büyüleyen Reşadiye'ye hareket edildi. Gölün güneyindeki kasabada, köy halkı Mustafa Kemal'i yine candan karşılayarak, bağrına bastı. Reşadiye, eskiden Çağa ismini taşıyordu. Gölün, Mengen tarafındaki asıl yeri yangınla harap olduğu için,tarihi kasaba, şimdiki yerine taşınmıştı. Sultan Mehmed Reşad'ın adı, yeni yerleşme yerine verilmiş, bu nedenle Reşadiye diye anılmıştı. Reis-i Cumhur, "buraya Çağa denilsin" direktifini verdi.
Diğerinden ayırmak için de Yeni çağa şekli kabul edilmiştir. Aynı gün, öğle ile ikindi arası kafile Bolu'ya vardı. Telefonla,Gazi'nin nerede bulunduğu öğreniliyor ve halka bilgi veriliyordu. Reis-i Cumhur, açık ve güneşli bir havada, Bolu'ya ilerlerken,harman vakti olmasına rağmen hemen bütün köyler, şehre dolmuş,kasabalılarla Karga ve Hisar tepeleri civarında büyük kalabalık teşkil etmişlerdi.Reis-i Cumhur,Bolu dışında yine resmen Vali Ali Rıza (Üner), Belediye Başkanı Baytar Reşad,Askeri Birlik Komutanı,subaylar,askerler,mülki erkanca karşılandı.
Reis-i Cumhur, şimdi Anıtkabir Müzesi'ndeki otomobilden inmiş ve Bolu toprağına Hisar altında cihans befindet sich auf einem aufstrebenden Ast

Standart BOLU, Atatürk'ü hiç bir zaman unutmadı..
Bolu-Mustafa Kemal Paşa ilişkileri,Erzurum Kongresi sırasında başladı.23 Temmuz 1919'da Erzurum'da,4 Eylül 1919'da Sivas'daki milli kongreler, bunlara ait metinler,telgraf yolu ile Bolu Mutasarrıflığı'na ulaştırıldı.Bolu ile Adapazarı arasındaki Akyazı'da meydana gelen başkaldırma esnasında,İzmit,Adapazarı,Düzce ve Bolu yöneticilerinin sık sık dikkati çekilmiştir. Mutasarrıf Ali Haydar- M. Kemal Paşa görüşmeleri de, 1920 yılı içinde devam etmiştir. Sonraki Mutasarrıf Halil Bey de Bolu-Ankara ilişkilerini titizlikle ve zaman kaybetmeksizin devam ettirmiştir.
Mustafa Kemal Paşa'nın,ilk ve kapsamlı gezisi Cumhuriyet'in ilanından sonra 1934'de gerçekleşecektir. 1923-1934 devresinde, çeşitli vesilelerle,Çankaya'ya heyetler gönderilmiş,Boluluların içten ısrarlı davetleri tekrarlanmıştı Anadolu gezilerinde,Bolu ancak 1934 de programa alınabildi.
Şimdiye kadar,Reis-i Cumhur,Kızılcahamam,Gerede,Reşâdiye,Bolu, Düzce ve Adapazarı güzergahını görmemişti,fırsatını da bulamamıştı.Büyük Kurtarıcı'ya karşı bağlılık ve özlem duyan Bolulular,Temmuz 1934 de müjdeyi Mebus, Cevad Abbas Bey'den öğrendiler.Alışılagelmiş tetkiklerini yapmak için Bolu'ya gelen Mebus,Vali Ali Rıza (Üner) ve Belediye Başkanı, Baytar diye tanınan Reşad(Aker)le görüşerek Reis-i Cumhur'un Bolu'ya geleceği müjdesini verdi.
Haber az sonra bütün Bolu'da duyuldu.Bu mutlu geziyi,iyi bir karşılama töreni ile başlatmak istediler.Vali ve Belediye Başkanı,"Tezyin" ve Karşılama Heyeti"nin teşkili için emir verdiler.Yan komiteler de iki gruba yardımcı olacaktı. Öğretmen Kadriye Hanım (Atay), Faika Hanım (İnhisarlar Müdürü eşi),Hafız Murteza ve Muzaffer (Samur)Bolu'daki programı vilayete arz ettiler.Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ikamet edeceği yer olarak Fırka tespit edildi.Bolu,Üçtepe üzerinde kurulmuştu.Bunlar; Karga, Hisar ve Hıdırlık tepeleri idi.1930 yılı sonrası, Hıdırlık tepesinde Fırka parkı düzenlenmiş ve Bolu'nun en modern binası Cumhuriyet Halk Fırkası inşa edilmişti.Halk buraya kısaca Fırka binası diyordu.Halkevi/Fırka, bütün Bolu ovasına hakim ada vaziyetinde idi. Karacasu, Ilıcalar, Mudurnu, Düzce, Sünnice dağları, Gerede ciheti emsalsiz manzarası ile büyülüyor.İşte böylesine seçkin mevki, Reis-i Cumhur'un ikametine ayrılmıştı.
. Reis-i Cumhur Gâzi Mustafa Kemal Paşa 17 Temmuz 1934 de, Bolu Vilayeti sınırında karşılandı. Öğleye doğru,sıcak,açık bir havada Gerede'de muhteşem bir karşılama yapıldı. Sonra, Arkot dağının mor koyu yeşil denizi andıran çamlıktaki Ramazan Dede tepesine çıkıldı. Gerede ve ovası, Erzurum ve Sivas yaylalarını hatırlatan serinlikte, seyredildi. Vali ve Kaymakam'ın, Belediye Başkanı'nın izahları dinlendi. Mustafa Kemal'in hoşuna gitmiş olmalı ki,tepeye "Esen Tepe" denildi. Reis-i Cumhur ve beraberindekiler,son yılların en güzel yemeğini, Geredeli, Mengenli ve Bolulu aşçıların elinden yemişlerdi. Öğlenden sonra nefis manzarası ile insanı büyüleyen Reşadiye'ye hareket edildi. Gölün güneyindeki kasabada, köy halkı Mustafa Kemal'i yine candan karşılayarak, bağrına bastı. Reşadiye, eskiden Çağa ismini taşıyordu. Gölün, Mengen tarafındaki asıl yeri yangınla harap olduğu için,tarihi kasaba, şimdiki yerine taşınmıştı. Sultan Mehmed Reşad'ın adı, yeni yerleşme yerine verilmiş, bu nedenle Reşadiye diye anılmıştı. Reis-i Cumhur, "buraya Çağa denilsin" direktifini verdi.
Diğerinden ayırmak için de Yeni çağa şekli kabul edilmiştir. Aynı gün, öğle ile ikindi arası kafile Bolu'ya vardı. Telefonla,Gazi'nin nerede bulunduğu öğreniliyor ve halka bilgi veriliyordu. Reis-i Cumhur, açık ve güneşli bir havada, Bolu'ya ilerlerken,harman vakti olmasına rağmen hemen bütün köyler, şehre dolmuş,kasabalılarla Karga ve Hisar tepeleri civarında büyük kalabalık teşkil etmişlerdi.Reis-i Cumhur,Bolu dışında yine resmen Vali Ali Rıza (Üner), Belediye Başkanı Baytar Reşad,Askeri Birlik Komutanı,subaylar,askerler,mülki erkanca karşılandı.
Reis-i Cumhur, şimdi Anıtkabir Müzesi'ndeki otomobilden inmiş ve Bolu toprağına Hisar altında ilk adımını atmıştır.

Spor kıyafetli idi. Gömlek yakası açıktı. Ön cebinde beyaz mendil vardı. Siyah kuşaklı fötrü ile halkı selamladı. Öğrencileri fark edince, Gazi: "İşte Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği bunlardır. Bu gençlere değer vermeli ve en iyi biçimde yetişmeleri sağlanmalıdır. Çünkü cumhuriyet bunların omuzlarından yükselecektir"diyerek,yanındakilerin dikkatini çekti. Bolulular, aziz misafirini karşılarında görünce,hasret giderdiler,heyecan fırtınası dalga dalga yayılıyordu.Reis-i Cumhur hiç usanmadan fötrü ile halkı selamladı. Sonra,Fırka'ya çıkıldı.Kendisine tahsis edilen odaya doğru ilerlerken merdivende bir an durakladı.Ilıca,Karacasu taraflarına baktı.Recep Peker'e: "Bolu'yu Ankara'dan önce görmeliydim..." dedi.Bu söz, Bolulularca, sonraları değişik şekilde yorumlandı. "Yoksa, Gazi, Bolu'yu başkent yapamadığına mı hayıflanıyordu." Fırka'da, üst düzeyde ve halkın temsilcileri ile fikir alışverişinde bulunuldu. Gazi, Bolu'ya ve inkılaplara dair bazı sorular yöneltti. Akşam, Boluluların tertiplediği gece, öncekilerden farklı idi. Geleneksel Paşa pilavı, bazılarını hayrete düşürmüştü. Çankaya'daki sofra, burada, daha farklı ve insanı imrendirecek sıcak havadaydı. Behire (Bahire) Hanım ile Gazi arasında kısa sohbette verilen cevaplar son derece ilgi çekici idi. Gazi, sonunda Bahire'ye "senin adın bundan sonra BEDİZ olsun, Seninle, Türk kadınının temsilcisi olarak BMM'de çalışmak isterim." dedi. Bediz Hanım, önerildiği gibi kadın mebus olarak BMM'ne girdi. Soyadı olarak da, Morova'yı aldı (1935). 18 Temmuz 1934 günü, Ankara'dan Hariciye'nin ulaştırdığı, Kuşadası hadisesi, bir önceki gecenin neşesini kaçırmışa benziyordu. Zira, iki İngiliz subayının yaralanması, Türkiye ile siyasi gerginliğe sebep olabilirdi. Gazi, çevresinin üzüntüsünü hissedince, Cevad Abbas'ı yanına davetle Türk askeri, kendisine düşen vazifeyi yapmıştır" cevabi telgrafın, Ankara'ya gönderilmesi talimatını verdi.
Reis-i Cumhur'a Halkevi'nin hatıra defteri arz edildi. "Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum. 18. VII. 1934. Gazi Mustafa Kemal" Cümlelerini mürekkep kalemi ile yazdı. Mustafa Kemal, yine Boluluların coşkun kalabalığı ile Düzce'ye uğurlandı.Bütün ileri gelenler, vilayet ve belediye yetkililerince Borazanlar, Paşa köyü, Berberler, Zincirlikuyu Ayrılık çeşmesine kadar, kafileyi takip ettiler.
1935 yılında yayınlanan kutlama kitabında, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Bolu ziyareti ve bıraktığı izler şöyledir.
"Yıllarca bekledikten, yolunu gözledikten sonra Bolulular Atatürk'ü 17 Temmuz 1934 de aralarında gördüler. Bolulular böyle bir günü o kadar çok beklemişlerdi ki, daha Atatürk Gerede'den çıkmadan Bolu doğu tarafı Hisar'ın altı binlerce insanla dolmuştu.O'nu ilk görmek kıvancını kimse ötekine vermek istemiyordu.Nihayet geldi. Aramıza girdi. Doya doya gördük.Güzel Bolumuzu beğendi. İki gün içinde O'nu aramızda o kadar benimsemiştik ki gidişi ile Bolu bomboş gibi oldu. Bolu, O'nun Bolu'ya ayak bastığı günü, 17 Temmuz gününü, bayram günü olarak kabul etti. Her yıl 17 Temmuz sonsuz bir coşkunlukla kutlanıyor. Şimdi her yıl tekrarlanan bu büyük günde bütün Boluluların aradığı, hasretle gözlediği bir çehre var. Bir kere aralarında gördükleri büyük Türk'ü bir daha aralarında görmek." Bolu Urayı'nın yazısında da vurgulandığı gibi 17 Temmuz, Ata'nın Bolu topraklarına ayak basışı, bayram günü kabul edilmiştir. Her yıl aynı tarihte resmi törenle, 1934 yılının yıldönümü kutlanmaktadır. Şimdi, Türk ve dünya turizminin gözdesi Abant, 1935'den beri her yıl bayram şenliklerine sahne olmuştur. 1940'da Mahfel civarında, Hükümet ve Kışla'nın yanında, Düzce şosesi üzerinde heykeli ve park düzenlemesi yapılmıştır.
Heykeltraş Nejat Sirel (1897 - 1959) Bursa'dan sonra, en görkemli anıtı, Bolulular'a kazandırmıştı. Bolu kültür hayatının mühim siması M. Karamanoğlu, 1934 yılı ile ilgili olarak "Gazi dolması" hikayesinden bahsetmektedir. Basa dön "Sene : 1934 Ebedi Şef Atatürk, Bolumuzu şereflendirmişti. Ne yazık ki, İzmir'de vurulan iki İngiliz subayı olayı, daha fazla kalmalarına mani olmuş, bizleri de hayli üzmüştü.
Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda vefatı, bütün Bolu'ları kalben üzmüş ve vilayette matem havası hakim olmuştur.18 Kasım ve 21 Kasım 1938'de, bu nedenle Bolu'da iki etkinlik göze çarpmaktadır. 18 Kasım 1938'de, Büyük Kurtarıcı K. Atatürk'ün ölümü acısı Bolu'da, ilçelerinde, bir haftadır, üzerinde durulan konu idi. Beşikten mezara kadar ki çizgide, genel bir yas hüküm sürüyordu. Herkes birbirine küskün gibi göz yaşı dökmekten ağızlarını bıçak açmıyordu. Kereste Fabrikaları, dükkanlar kapalı, radyolu yerler, Halkevleri halk ile dolu. Hep, radyonun yayını tek nefes halinde dinleniyordu.
Devletin resmi yayın organı olan Ayın Tarihi'nde 20 Kasım 1938 günkü haberinde ise Bolu'daki etkinliklere temas edilerek, "Büyük ve Ebedi Kurtarıcıya, Ankara'da yapılan cenaze merasimini radyoda gözyaşları arasında dinleyen Bolu Halkı, Halkevinde toplanarak verilen hitabeleri yine sonsuz gözyaşları içinde dinlemişlerdir.
Binlerce köylü ve şehirli saat 14:00'de Cumhuriyet Meydanında toplandı. Halkevi Bandosunun çaldığı İstiklal Marşı ve matem havaları tazimle dinlendikten sonra halkın Ulu Ata'sı için hazırladığı çelenkler Anıt önüne konuldu. Üç öğretmen ve bir gencin, Atamız'ın ebedi varlığı ve hayatı ve eseri hakkında verdikleri heyecanlı söylevler hıçkırıklarla dinlendi. Hep bir ağızdan yolunda hayatlarını feda edecekleri namus ve şeref üzerine ant içtikten sonra, Abide'nin önünde başta bir albay olduğu halde asker, talebe ve bütün halk baş eğerek tazim ve gözyaşları ile geçerek, merasime nihayet verildi." Bolulular, Atasını hiç unutmadı. Her 17 Temmuz ve 10 Kasım'da O'nu hep andı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 849
favori
like
share