Yomra İlçesi Tanıtım - Yomra İlçesi Hakkında - Yomra Tanıtım
Dogusunda Arsin,Batisinda Trabzon merkez ilcesi,guneyinde Gumushane ili topraklari ile cevrili olan Yomra ilcesinin kuzeyinde kara deniz bulunmaktadir.Trabzona uzakligi 14 km.olan Yomranin yuzolcumu 207 km2,toplam nufusu,30.727'dir
1953 yilinda belediye olan Yomra,1957 yilinda Bakanlar kurulu karari ile ilce durumuna getirilmistir.Sosya-ekonomik acidan oldukca gelisme gosteren Yom,Ayni zamanda bir sanayi bolgesi durumundadir.

KURULUŞ VE iLK SAKİNLERİ

Yomra 'nın kuruluş tarihini, Trabzon 'un kuruluş tarihiyle birlikte değerlendirilmelidir. Orta Asya ’dan dört koldan yapılan göçlerin bir kolunu da Kafkas Yaylaları ve İran Platosu üzerinden gelen Turanî bir kavmin oluşturduğu, bu kavmin Karadeniz sahillerine inerek buraları yurt edindikleri ve Trabzon şehrini kurdukları bilinmektedir. Çok eski bir şehir olan Trabzon’un M.Ö. 2000 ’li yıllarda kurulduğu, Roma 'nın ve Bizans 'ın kuruluşundan daha eski olduğu yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Hitit, Asur, İskit, Halib, Makron, Kimri, Amazon, Kloh gibi Türk topluluklarının bölgede yaşadıkları göz önüne alındığında, Trabzon 'un kuruluşunda Rum, Pontus ya da Bizansçılıktan daha çok Türklük olduğu ortaya çıkmaktadır.
Orta Asya 'dan gelen Türk kavimlerinden sonra M.Ö. 756-750 yılları arasında Miletlilerin, M.Ö. 50 - M.S. 395 yılları arasında Romalıların, 395 - 1204 yılları arasında Bizanslıların, 1204 - 1461 yılları arasında Kommenlerin idaresine, 1461’ deFatih Sultan Mehmet Han'ınTrabzon 'u fethiyletekrar Türk hâkimiyetine girmiştir1.
Trabzon ve çevresini Grek Kolonisi gösterme çabaları Yuannidis 'in Rumca yazdığı "Trabzon Tarihi" adlı esere dayanmaktadır.Oysa, buraların yerli halkının Turanî ırktan sayılması gerçeklere daha uygundur. Nitekim birçok batılı tarihçi de bu konuda fikir birliğine varmışlardır. Bunlardan, Doğu Ülkeleri hakkında geniş bilgiyesahipCharles Texier 'in“Küçük Asya” isimli eserinde "Karadeniz Bölgesi milattan önce Orta Asya 'dan gelen bazı ırkların işgaline uğramıştır." ifadesi yer almaktadır. Prof. Dr. Şemseddin GÜNALTAY ve Prof. Dr. Zeki Velidi TOGAN da aynı görüşleri ileri sürmektedirler. Charles Texier aynı eserinde "Trabzon, Yunanistan' ın en eski kenti olan Argos şehrinden daha eskidir. Aşağı yukarı M.Ö. 2000’li yıllarda kurulmuştur." demekle buraları Yunanlılık ve Rumlukla bağdaştırmaya çalışanların da tezlerini çürütmektedir. Trabzonlu Mehmet Aşıki "Menazür ül Avalim" adlı eserinde “Trabzon’ un otokton (yerli) halkı Orta Asya menşelidir." demektedir. "Amasya Tarihi" adlı eserinde Hüseyin Hüsamettin Efendi, Trabzon havalisinin Turan-üI Asl kavimlerince iskân edildiğini ileri sürer. Şemseddin Sami, "Kamus’ul Alam" adlı eserinde şöyle demektedir;
“Trabzon şehri pek eski olup Turova Muharebe-i Meşhuresi zamanında dahimevcut bulunduğu meznundur." 1
Bu tarihi vesikalara göre Trabzon 'u ilk kuranlar, ilk iskân edenler ve bu şehirde ilk yerleşenler Orta Asyalı Türklerdir. Falmerayer isimli bir Alman tarihçisi bile bu hususta "Trabzon'u ilk kuranlar buralara ilk yerleşen Kafkas taraflarından gelen Turanî bir ırktır." ifadesiyle bu görüşlere katılmaktadır. 1
Yukarıdaki bilgilerin ışığındaYomra ‘nın, Trabzon ’un yaşadığı bütün işgalleri görmüş, imar faaliyetlerini beraberce sürdürmüş, saldırılara beraberce göğüs germiş, yerleşen kavimleri bağrında barındırmış, öz bir Türk yurdu oldu söylenebilir. Şehrin Miletlilerin, Bizanslıların, Kommenlerin, Romalıların istilâsına uğradığı, Kommenler devrinde toprak gelirlerinin bir kısmınınAnadolu Selçuklu Devleti’ne verildiği bilinmektedir. Yine Anadolu Selçuklu Devleti’nin parlak devrini yaşatan Alâaddin Keykubat zamanında komutanlarından Ertoguş Bey mahiyetindeki orduyla buraların kesin olarak Türk hâkimiyetine girmesi için, Trabzon muhasara edilmiş(1228), ancak bu toprakların Türkleşmesi 233 yıl sonra gerçekleşmiştir. Nihayet Fatih Sultan Mehmet Han'ın 26 Ekim 1461 yılında Trabzon'u fethetmesiyle Anadolu 'da Türk egemenliğinde olmayan son toprakparçası da Türk birliğinekatılmıştır. Bundan sonra Trabzon 'un doğu taraflarının işgaliyle Şehzade Bayezid 'in lalası Hızır Bey memur edilmiştir. Yomra 'da onun vasıtasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun içine girmiştir. Hızır Bey aynı zamanda Trabzon 'un ilk valisi olmuştur. Yomra’da ilk yerleşme Hızır Bey zamanında başlamış, topraklarının geliri ve iskân işiyle kale muhafızlarını görevlendirmiştir1.

YERLEŞEN TÜRK KAVİMLERİNDEN ARDA KALANLAR

Tarih boyunca birçok kavimlere yurt olmuş, gelen geçen kavimlerden birçok şeyler almış ve vermiş olan Yomra, uzun zaman Trabzon 'un bünyesinde köy olarak kalmış ve ismini duyuramamıştır. Trabzon kadar eski bir maziye sahiptir. Fakat sahip olduğu tarihi eserler Trabzon ’unkiler kadar zengin değildir. Daha çok Trabzon 'un yerli halkının zeametleri olarak tahsis edilmiş olduğundan, buralara yerleşme erken olmamıştır1.
Trabzon 'un ekili biçili arazileri ile meyve bahçeleri Yomra ve çevresinde olup, 20. yüzyılın başına kadar Trabzon 'un meyve ihtiyacı buradan karşılanmaktaydı. O yıllarda Yomra 'da armudun, elmanın, fındığın, kirazın, karayemişin, üzümün incirin en alâsı yetiştirilmekteydi. Doğu Karadeniz Bölgesi elmanın gerçek vatanı olarak gösterilmektedir ki ilk yetiştiricileri Etilerdir. Hititlerden kalma, ağaçlara sarılarak yetişen üzümler ve (mahles üzümü, kış üzümü, kokulu üzüm) elma çeşitleri (çekirdeksiz elma, laz elması Sinop elması) bugün bile en çok yetiştirilen meyveler arasındadır. Şakir Şevket 'in "Trabzon Tarihi" adlı eserinde Yomra için şöyle demektedir "İşbu Yomra nahiyesinde ala üzüm ve armut ve bir nevi çekirdeksiz elma hâsıl olur ve Trabzon 'un meyvesi ekseriyet üzere buradan gelür.2“ Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi Yomra, ismini burada yetişen “Yomra Elması” ndan almıştır. Kemal Karadenizli de "Trabzon Tarihi" adlı eserinde aynı hususlara temas ederek “O nahiye, üzüm, armut ve bir nevi çekirdeksiz elma yetiştirmekte ve Trabzon 'un meyve ihtiyacını karşılamaktadır." ifadesini kullanmıştır1.
17. yüzyılda Yomra 'dan geçen Evliya Çelebi, ünlü Seyahatname’sinde çevrede gördüğü meyveleri şöyle anlatmaktadır:
"Yiyeceklerinden meyveleri, bilhassa kiraz, Lahican armudu, Gülabi armudu, Sinop elması, Namık üzümü, Meleki üzümü ve Frenk üzümü gayet nefis olur. Badılcan (Patlıcan) inciri derler bir inciri olur. Bu incir o kadar lezzetli olur ki benzerine Nazilli’de bile rastlanmaz."3
Milattan önceki yıllarda burada oturan Hitit ve Haliblerin balıkçılıkta çok ileri gittikleri hatta Haliblerin balığı tuzladıkları ve salamura yaptıkları bilinmektedir. Evliya Çelebi yine ünlü Seyahatname’sinde hamsinin buralarda en çok yenen balık olduğuna temas etmiş ve
"Levrek balığı, kefal balığı gayet lezzetlidir. Bir karıştan uzun kırmızı başlı tekir balığı, uskumru balığı ve bin çeşit balıkları vardır. Fakat bunlardan enönemlisi, ticaretinin yapıldığı hamsi balığı vardır. Bu balık Hamsin’ de çıktığı için bu adı almıştı” demekte, “hamsi motorları kıyıya yanaşınca tellallar, Yomra 'nın güney doğusundaki yüksek tepeye çıkarak, halka balığın geldiğini, teneke ve boru çalarak duyururlardı” cümlesini ilave etmektedir.1
Halen bu dağ “Boru Dağı” olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca bölgenin demircilikte de çok gelişmiş olduğu, Orta Asya göçleriyle gelen Türklerin mukaddes saydıkları demircilik sanatını buraya kadar taşıdıkları bilinmektedir1.
OĞUZLARIN YÖREYE YERLEŞMESİ
Orta Avrupa Koyunlu İmparatoru Balamir, 372 yılında komutanları Karsık ve Basık Beyler Trabzon üzerinden Hazar Bölgesi’ne gitmişlerdir. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul ve Çağrı Bey, Kafkaslardan aşıp 1025 yılında Anadolu’nun keşfini yaptılar ve ordularıyla Trabzon’a kadar gelerek Yomra’nın Uz (Oğuz) Köyü ’nde konakladılar. Türklerin sel gibi Anadolu’ya akmaları 18 Eylül 1048 Cumartesi günü İbrahim Yinal komutasındaki Selçuklu ordusunun Pasin Ovası ’nda Bizans ordusunu yenilgiye uğratmasıyla başlar. Prof. Dr. Osman TURAN, “Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti" isimli eserinde
“Türk Milletinin korkunç dalgaları Erzurum ve Pasin ovalarına döküldü. İnsan dalgaları sel gibi memleketin her köşesine yayıldı. Garpta Gümüşhane - Trabzon Havalisi, şimalde İspir, cenupta Muş bölgesine Sısak (Ağrı) taraflarına ulaştı."
derken Türklerin Trabzon'a kadar geldiklerini, İbrahim Yinal zamanında bir Türk ordusunun Mehmet Bey komutasında İstanbul 'a kadar gittiğini ifade etmektedir1.
1228 yılında Trabzon Seferi ile yine Oğuz Türklerinin çevreye indikleri bilinmektedir. Faruk Sümer 'in "Oğuzlar" adlı eserinde 1358 yılında bir ordu ile Çepnilerin Maçka'ya geldiklerini, burada düşmanla çarpıştıklarını yazar. Aynı yıl, Trabzon İmparatoru Türk akınlarını durdurmak için kızını Çepni Beyi Hacı Emir ’e verir1.
Osmanlıcoğrafyacılarından Mehmet Aşıki 16. yüzyıl sonlarında yazdığı "Menazür-Ül Evalim" adlı eserde Trabzon yöresinde yaşayan Türk halkının ehemmiyetli bir kısmının Çepnilerden meydana geldiğini belirtmektedir. Faruk Sümer, "Oğuzlar" adlı eserinde Çepnilerin tamamıyla toprağa bağlı olduğunu, tımar sistemine bağlı olup dirliklerin genellikle Çepnilere verildiğini Yomra ve dolaylarının Çepnilerin elinde olduğunu yazmaktadır. Türklerin kültür ve geleneklerini zamanımıza kadar sürdürdükleri, bunların ilçe hudutları içerisinde Uz Mesohor (Özdil) Köyü ’nde yerleştikleri bilinmektedir

FETİH GÜNÜNDEN SONRA

Fatih Sultan Mehmet, 26 Ekim 1461 ‘de Trabzon 'u Türk hâkimiyetine sokarak, bir an önce bütün Karadeniz havalisinin Türkleşmesini istemiştir. Fatih, Trabzon'un fethinden sonra ahalisine aman vermiştir. Vergilerini ödedikleri, devlete isyan etmedikleri sürece dini inançlarını yaşamalarına müsaade ederek, onları haraç ve cizyeye bağlamıştır. Sipahilere ise, büyük bir kısmı Yomra ve çevresinde olan tımarlar verilmiştir.
Trabzon'a valilik yapan Yavuz Sultan Selim 'in oğlu Süleyman ’ın bu şehirde doğması Trabzon ‘un önemini arttırmıştır. “Yomra”, ismini ancak Yavuz Sultan Selim 'in padişahlığı döneminde (1512–1520) duyurabilmiş ve nahiye olmuştur. Tayyip GÖKBiLGiN 'in yazdığı “15. Yüzyıl Başlarındaki Trabzon Livası" adlı eserde Yomra'yı Akçaabat, Sürmene, Maçka ile birlikte Trabzon 'un dört nahiyesinden biri olarak göstermektedir. Trabzon kalesi muhafızlarının Yavuz Sultan Selim zamanında Maçka ve Yomra nahiyelerinde tımarları olduğunu kaydeden Tayyib GÖKBiLGiN, bunların sayısının 132 olduğunu yazar. Ayrıca Yomra nahiyesinde şahin ve doğan yuvaları gelirleri Sancak beyi haslarından olarak gösterilmektedir ki Akçaabat ve Yomra'daki bu kabilyuvaların geliri ile birlikte 130 akçeyi bulmaktaydı. Bu gelirle Akçaabat Yomra nahiyeleriyle birlikte bütün Trabzon dâhilindeki mirliva hasları yekünü dört köy, iki değirmen ve 280 haneden 326 nefer ve 56450 akçeyi buluyordu.1
Elimizde tek güvenilir kaynak Tayyib GÖKBiLGiN 'in yaptığı araştırmadır. Bu araştırmaya göre Trabzon kadılığına bir nahiye olarak bağlı bulunan Yomra, bu tarihte bir zeametti ve Sinan Çavuş tasarrufunda serbest bir şekilde bulunmaktaydı. Yomra Seraskeri ise Tacettin Divane adında bir kimseydi. Serbest tımara sahipti. Sakinleri tamamen Hıristiyan olan ve hariçten geldikleri belirtilen Komera köyü geliri Yomra' ya tahsis edilmişti. Yomra'ya bağlı Hara, Varvara, Dirona, Kohali ve Uz köylerinde de bir hisse bulunmaktaydı.
9. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim
Bu tarihten sonra tarihi kayıtlarda Yomra 'nın ismine şu olaylarda rastlanmaktadır. Trabzon 'a Fatih zamanında gelip yerleşen ve Trabzon 'un en eski Türk ailelerinden biri Şatıroğulları ’dır. Paşalığa kadar yükselen Şatıroğlu Osman, hükümetin yakın adamı olmayı başarmış ve 1815yılında asilerin isyanını bastırmak için kurulan ordunun başına getirilmiştir. Şatıroğlu Osman daha sonra ordusuyla doğuya doğru kayarak Yomra sınırları içerisine yerleşmiştir. Bunun üzerine Trabzon Valisi Hasan Paşa İstanbul'a gönderdiği bir yazı ile Şatıroğlu Osman 'ın Rize'deki Tuzcuoğlu sülalesi ile ayaklanma hazırladığını, bazı eşkıyaları ordusuna dâhil ettiğini, emir dinlemeyerek hükümetin nüfuzunu kırdığını, halkı devlete karşı kışkırttığını ve nihayetinde Trabzon'u kuşatarak, şehri ele geçirip, vali olmak istediğini belirtmiş ve Şatıroğlu Osman ’ın Trabzon 'dan uzaklaştırılmasını istemiştir. Ancak hükümet yaptığı soruşturma sonunda, olayın aslında böyle olmadığını öğrenmiş, 1825 yılında Şatıroğlu Osman Erzurum 'da mübayancılık görevine gönderilerek olay kapatılmıştır.
26 Temmuz 1816 'daki Tuzcuoğulları Ayaklanması ’nda Rize ayanı Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile Yomra ayanı Kasapoğlu İbrahim, Tonya ayanı Hacısalihoğlu Ali, Tirebolulu Kelalioğlu Ali Ağa Trabzon 'un kuşatılarak Tuzcuoğlu Memiş Ağa 'nın bir bakıma devlet başkanı yapılmasında büyük rol oynadılar.1
Mahmut GOLOĞLU ‘nun “Trabzon Tarihi” isimli eserinde, 1878yılında görevden alınan Trabzon Valisi Divrikli Mustafa Paşa ‘nın, Anapa Kuşatması ’nda Trabzon ve çevre köylerden topladığı askerlerle büyük başarılar elde ettiği, aynı yıl Trabzon Valiliğine ikinci defa tayin edilen Canikli Battal Hüseyin Paşa zamanında da Ruslarca kuşatılan Anapa Kalesi müdafaasında Yomra ayanlığından Gümrükçüoğlu Mehmet 'ten yardım beklendiği ifade edilmektedir. Gümrükçüoğlu Mehmet ‘in, mahiyetindeki 150 askerle kuşatmaya bizzat katıldığı bilinmektedir.1
1870 ‘li yıllara ait Trabzon Sancağı, bağlı nahiyeler ve komşularını gösteren Osmanlıca Harita.

İŞGALLE GELEN VAHŞET YILLARI

4 Nisan 1916 Yomra 'nın en karanlık ve acı günlerinin başlangıç tarihidir.Birinci Dünya Savaşı ’nda dört büyük cephede savaşmak mecburiyetinde kalmamız daha sonra birçok sıkıntıların doğmasına sebep olmuştur. Bu tarihte Rus donanmasının denizden karayı top atışına tutması, karayı yakıp yıkması, halkın iç kesimlere doğru kaçmasına sebep olmuştur. Bu defada Rus ordusu içinde işgal hareketine katılan Ermeni ve yerli Rumların misilleme hareketine maruz kalınmıştır. Her tarafta kadın, çocuk, genç, yaşlı denmeyip ele geçirilen Türkler katlediyor, köylere baskınlar düzenlenerek ırz ve namusa tecavüz ediliyordu. Bin bir güçlükle bakılan hayvanları Rum çeteleri alıyor, istedikleri gibi kesip yiyorlardı. Türk evlerini yakıyorlar, Türkleri süngü uçlarıyla öldürüyorlardı. Atalarımıza büyük ızdıraplar çektiren, işkenceler yapan yerli Rumlar denizde Rus donanmasını gördüklerinde tenekeler çalıp, şenlikler yapmaya başlamışlardı. Camilerimizden, mescitlerimizden aldıkları halı ve kıymetli eşyaları Trabzon 'da Pontus merkezi idarecisi, Hrisantos 'a gönderiyorlardı. Trabzon Metropoliti Hrisantos, Türkleri bir an önce yok etmek için öyle bir kampanya başlatmıştı ki bütün Karadeniz Bölgesi ’nde yaydığı bildirilerle diğer çetelerin de bu mücadelede yanlarında olmalarını istiyor, Türkleri acımasızca öldürmekten çekinmiyorlardı.

Asırlarca gölgesinde yaşadıkları Türk Bayrağını Ruslardan cesaret alarak yırtıp, yakan Rumların yaptığı bu zulümler unutulacak gibi değildir. Bugün Yomra 'nın köylerinde, vahşet yıllarında kahpece öldürülen Türklere ait toplu mezarlara ve mezar taşlarına rastlamak mümkündür.
Bu hususta Rusların da Rumlardan geri kalmadığını yeminli belgeaçıkça göstermektedir. Yomra Nahiyesi ’ndenKalafka Köyü ’nden Osman Kızı Fatma 'nın ve Selimoğlu Mehmet 'in yeminli şahadeti aşağıdaki gibidir:
"Nisanın birinci günüydü. Rusların köyümüze yaklaştığını gören herkes muhacerete hazırlanıyordu. Ne yapacağımızı öğrenmek için Durana Köyü muhtarı olan kayınbiraderim Kafanoğlu Mehmet Ağa 'nın evine gittik. Hemşerimle birlikte harekete hazır olmamı bildirdi. Kız kardeşim Hatice ’yle birlikte köydeki düşman ateşi kesilir kesilmez, harekete hazır olacaktık. Kayınbiraderimin evinde misafir olarak kalmak zorunda kaldım.
Evde bulunanlar, Durana Köyü’nden Kolan Ağa ve karısı, gelini Ulviye, kardeşi Kolanoğlu Ali ve karısı, akrabalarından Mehmet ve karısı Gülten, 17 yaşındaki kızı Güllü, validesi Fatma ve Zakire ve bir kaç kişi...
Ertesi sabah saat üçte düşman köyü işgal etti. 150 askerden müteşekkil bir kazak müfrezesi geldi ve evde bulunan erkek ve kadınları köyden bir saat uzakta bir meydana götürdüler. Kazak askerleriyle bulunan üç Rum kadını onlara tercümanlık yapıyordu. Bütün gün burada kaldık. Akşama doğru Rumlar kadınları bir tarafa çekerek bütün erkekleri meçhul bir istikamete doğru götürdüler. Bizi de aynı istikamete götürdüler. Duranalı Paslıoğlu 'nun kızı 18 yaşındaki Emine'ye kötü muamelede bulundular. Kardeşim Hatice 'nin yeni doğmuş çocuğu Ruslar tarafından havaya atıldı. Yere düştüğü zaman kılıçla ikiye bölünmüştü. Diğer bütün çocukları hep öldürdüler. Hasan 'ın karısı Mevlüde, Kolanoğlu Hasan 'ın 8 yaşındaki kızı ve adlarını bilmediğim daha nice kızlar aynı şekilde kötü muameleye uğradılar.Bu çirkin manzarayı görmek istemeyen bir Rum kadını ve bir Türk kadını askerler tarafından dipçiklerle öldürüldüler.
Rusların bu işlerle meşgul olması ve kendi zevklerine dalmasını fırsat bilerek vadiye kaçtım. Geceye kadar saklandığım yerde kaldım ve Osmanlı askerlerinin bulunduğu Ömer köyüne vardım. Bu köyde Hurşit Paslıoğlu 'nun torunu Zehra ' nın, Osman İskenderoğlu 'nun karısı Hatun 'un baldızı Naciye ve kızları Binnaz ve Meryem 'in de kötü muameleye uğradıklarını öğrendim."
Bulunan bu yeminli belge Ruslar ve Ruslardan destek gören Rum ve Ermeni çetelerinin, bölgede nasıl vahşet sergilediklerini açıkça anlamamızı sağlamaktadır.
Bu durum devam ederken, Ermenilerle Pontusçular, Türkler üzerine beraberce saldırarak Venizelos ‘un Megalo idea sının gerçekleşmesi için eylem birliği yapmışlardır. İki tarafın birleştirilmesi için Paris Konferansı’nda Trabzon ve havalisinin Ermenilere bırakılabileceği gündeme gelmiştir. Pontus 'u feda etmektense, hudutlar üzerinde anlaşarak Ermeni hareketinin başına Patrik Zevan 'ın getirilmesi, Rumların Pontus kuvvetleriyle takviye edilmesi gerçekleştirilmiştir.1
Atatürk, “Nutuk”unüçüncü sahifesinde bu konuya temas ederek;
"Ermeni Patriği Zevan Efendi ve Mavri Mira heyetiyle hemfikir çalışıyor. Ermeni hazırlığı tamamen Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Bu hareket Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahilinde teşekkül etmiş ve İstanbul 'daki merkez Pontus cemiyetiyle muvaffakiyetle çalışıyor." demiştir.5
Yine Nutuk ’un “Vesikalar” kısmında bir numaralı vesika olarak verilen bilgi o yıllarda olan biteni ortaya koyması bakımından çok önemlidir. Vesika aynen şöyledir:
"Tamim
(Gayet mahrem, tutulacaktır)
Pek mevsuk elde edilen malumata göre İstanbul Rum Patrikhanesinde Mavri Mira isminde bir heyet teşekkül etmişti. Bunun reisi Patrik vekili Dreteos, azaları, Athenagoras İnon metropoliti Yunan Kaymakamı Giritli Katehakis, Kathelepoolos, Diyasilmas, Aynia, Pilitini Siyari isimli kimselerden ibarettir.
Vazifesi Osmanlı Vilayetleri dâhilinde çeteler teşkil ve idare eylemek, mitingler ve propagandalar yapmaktır. Yunan Salib-i Ahmer (Kızılhaç) 'i de bu Mavri Mira Heyetine merbuttur. Vazifesi sureta (sözde) muhacirlere bakmak gibi insani bir perde altında çete teşkilatı yapmak, tertibat-i ihtilaliyeyi ihzar etmektir. Bu surette eczayı tıbbiye, levazım-ı sıhhiye namı altında silah, cephane ve teçhizat-ı memalik-i Osmaniye’ye ithaldir. Resmi muhacirin komisyonu da Mavri Mira Heyetine tabiidir.
İstanbul Patrikhanesi ve Yunan konsoloshanesi silah ve cephane deposu olmuştur. Hatta kiliseler ibadet yerleri yerine askeri ambarlar gibi kullanılmaktadır.
Rum mekteplerinin evvelce bizim yapıp da tam şimdi maalesef terk ettiğimiz teşkilatlar tamamen Mavri Mira Heyeti tarafından idare olunmaktadır. İstanbul, Bandırma, Kırk Kilise, Tekfur Dağı ve mülhakatında izci teşkilatı itham olunmuştur. İzciler yalnız çocuklar değildir. Yirmi yaşını mütecaviz gençler dâhildir. Anadolu, Samsun, Trabzon cephane tevzii mahallidir. Müsait bir halde bir yelkenli Yunan sefiresi bir istasyon halinde cephane eslihayı bu mahallelerde bulunduracaktır. Ermeni hazırlığı da tamamen Rum hazırlığı gibidir.
Mustafa KEMAL” 5
Rusların denizden başlattıkları yıpratma ateşi yanında kara yoluyla doğudan ilerleyen Rus askerlerinin de önüne geçilemiyordu. Yomra'dan gönüllü olarak meydana getirilen bir müfreze Of ’ta düşmanla mücadele için harekete geçti. Düşmanın ilerlemesi durdurulamadı. Fakat Yomra delikanlılarının gösterdiği kahramanlık dillere destan oldu.Rum ve Ermeni saldırılarına karşı kurulan bir müfreze de Santa ve dolaylarına gitti. Bu müfreze düşmanı yıldırmada büyük başarı sağladı. Kuştil 'in düşmanlardan temizlenmesine, Santa 'nın boşaltılmasına Meryemana 'nın Rumlar tarafından terk edilmesine bu müfrezenin kahramanca savaşması sebep olmuştur.1
Bütün bu olaylar halkın buralardan muhacir gitmesine sebep oldu. Muhacirliğe gidemeyen yaşlılar ise Allah 'a emanet edildi. O hicran dolu günler halen Yomra ağzında bitmeyen bir türkü gibi hafızalarda canlılığını korumaktadır.
Trabzon'dan çıktım başım selamet
Çavuşluya geldim koptu kıyamet
Anam ile yârim Hakk’a emanet
Ah bu muhacirlik şimdi büküyor belimi
Kâfir Urus yaktı yıktı evimi (Anonim)
Yomra 'nın yetiştirdiği âlim ve şairlerden İbrahim Cudi Efendi (1876–1926) muhacirlik yıllarını gayet sanatkârane ve acılı, biçimde dile getirmiştir
Nihayet can alıcı hicrete mecburkılındı
Millet yer yer memleketlerini terke başladı
Muhacirlerin her geçtiği yerde bir felaket yüz gösterdi
Bu hali gören mahvoldu işte milletin derdi
Ey Kâinatın Efendisi Kalk çünkü kıyamet kopmuştur

Bir yanda soğuyan şiddeti, bir yanda gecenin karanlığı
Bir yanda feryat eden ana bir yanda can çeken baba
Bir, yanda sıtma felaketi bir tarafta humma afeti
Bir yanda çocuklarım başları sel gibi akmakta
Ey Kâinatın Efendisi Kalk çünkü kıyamet kopmuştur
1917 yılında Rusya 'da Bolşevik İhtilali ’nin çıkmasıyla işgalci Rus kuvvetleri yavaş yavaş memleketimizi terk etmeye başladılar. 24 Şubat 1918 ’de Yomra işgalci Rus kuvvetlerinin elinden kurtuldu. Fakat yapılan tahribatlar kolay kolay tamir edilecek gibi değildi. 17 Nisan - 20 Mayıs tarihleri arasında tarafsız bir heyet yapılan mezalimi yerinde tespit için Trabzon, Erzincan, Kars, Batum illerinde incelemelere başladı. Bu heyet Alman yazar Vays, Avusturyalı yazar Dr. Ischtayn ve Türk tarihçisi Ahmet Refik Bey 'den müteşekkildi.
Ahmet Refik Bey, bu tarafsız heyetin bir azası sıfatıyla dolaştığı yerlerde gördüklerini “Kafkas Yollarında Hatıralar” ve “Tahassürler"isimli kitabında topladı. Ahmet Refik Bey kitabının bir bölümünde yapılan zalimliklerle ilgili şu cümleleri yazmıştır:
"Perişan kıyafetli halk, büyük ve feci yangından sonra sönen ocaklarını, yanan evlerini görmeye gelen, çocukluk hatıralarının mahvolduğunu seyreden insanlar. Ötede fakir bir ihtiyar düşünüyor. Ufak, yalınayak çocuklar, kirli yüzleriyle sokağın çamurları arasında koşuşuyor. Trabzon 'dan Batum’a gitmek için hareket ettiğinde, yol boyunca ve Yomra çevresinde gördüklerini ise şöyle dile getirir: "Bu dayanılmaz, unutulmaz bir yara! Trabzon’dan çıktığım halde müthiş bir istilanın enkazı devam ediyor. Yol kenarlarında kamışlar, araba parçaları, boş top ve fişek kovanları, at kafaları, müthiş bir fil gibi yolun kenarına devrilmiş makine parçaları kalbe elem veriyor."

MONDROS MÜTERAKESİYLE TEKRAR AZGINLAŞAN
ERMENİLER VE RUMLAR

1918 yılında Rusların çekilmelerinden sonra Rum ve Ermeniler olanca hızlarıyla Türkler üzerine saldırılarına devam ettiler. 30 Ekim 1918 Mondros Mütareke şartları uyarınca ordumuzun elinden silahları alınıp terhis edilince, bu durum Rum ve Ermeni çeteleri için bulunmaz bir fırsat oldu. Çevrede silahlı baskınların başlamasının yanında, Rusya'dan ve değişik bölgelerden Rum muhacirleri getirilerek bu bölgelere yerleştirilmeye başlandı. Her gün Yomra sahillerine motorlarla Rumlar ve silahlar çıkartılıyordu. Çevre kiliseleri başta Kuşdil Manastırı olmak üzere silah deposu haline getiriliyordu.
Trabzon ve çevresini Rumlaştırma faaliyetlerine karşı kurulan Trabzon Havalisi Âdem-i Merkeziyet Cemiyeti pasif sayılabilecek mitingler tertip etmek, protestolarda bulunmak gibi küçük hareketlere başladı. Bu durumu Kazım Karabekir Paşa 19 Nisan 1918 tarihinde Trabzon'a çıktığında şu cümlelerle ifade ediyordu
"Arkadaşlar, vatanımızı ancak silah yoluyla kurtarabileceğiz. Bunun için de evveli silahlarımızı vermeyeceğiz. Her gün buraya vapur dolusu Rum muhacirleri nereden geliyor? Kimler gönderiyor? Ne yapmaya geliyorlar? Burada kendilerini barındıracak teşkilatları var mı? Bu gelenlerin içinde ne kadar Yunan zabit ve neferi var biliyor musunuz? Yunan Salib-i Ahmer (Kızılhaç) muhacirleri için gönderdiği battaniyelerin içinde ne kadar mitralyöz vardır? Efendiler ilk yapacağımız silahlarımızı terk etmememizdir. Sahillerimize kaçak girenlerin sayısını ben karargâhımda tespit ettim. Sizler hadiselerin içindesiniz. Milletlerin istiklallerini mitinglerle, beyannamelerle kurtaracakları fikrini aklınızdan çıkarınız. Eğer Rum ve Ermenilerin hazırlığı bu şekilde devam edecek olursa ve bizlerde bunlara lafla mukabele etmeye kalkarsak hiçbir itilaf devletinin işgaline lüzum kalmadan, memleket elden gider ve burada Türk’ün namı kalmaz. Ne yapılabilecekse milletimizin kararıyla milletin azmiyle yapılacaktır. Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti Erkânı beni dikkatle dinlediler ve sözlerimi tasdik ettiler.”

Kuşdul Manastırı
Yomra ve çevresinde yapılan araştırmalar Rumların ve Ermenilerin topluca katliam yaptıklarını göstermektedir.1 Karargâh kurdukları yerlerden olan Firincit, Demirciler, Özdil köylerinde Rum ve Ermeni barbarlığından kalma toplu Türk mezarları bulunmaktadır.1 .
Üçbahar, Sulaklı, Gümüşki, Sırhanlı, Lenda Yaylaları’nda oturan Rumlar, Santa Rumları ile irtibat halinde idiler. Talimat zaman zaman Santa’dan alınıyor, yapılacak saldırılar ona göre düzenleniyordu. Bu yaylalardan Santa ’ya gidiş geliş eskiden zorolduğundan Rum ve Ermeniler sisten kaybolmamak için yol boyunca 30 m. mesafelerle yüksek taşlar da diktirmişlerdir. Halen Kazıklı Yaylası olarak bilinen yer ismini buradan almaktadır. Bu arada Govlagoz Yaylası ’nda ulaşımı sağlamak için yapılan taş köprü, halen sapasağlam durmakta hatta yöre halkına da hizmet vermektedir. Meryemana’daki Rumlar gıda ihtiyacını Yomra'nın yüksek yaylalarından alıyor ticaretlerini de kendi aralarında yapıyorlardı.
Yomra sahillerine Evliya Çelebi 'nin "Rovşe limanı derler ki çok iyi bir yataktır" dediği Şana limanına ilaç ve yiyecek diye indirilen silahlar bu kilise ve yaylalarda depolanıyordu. Kuşdil 'de tepe üzerinde yükselen manastır önemli bir silah deposu idi. Trabzon Metropolü en çok Kuşdil, Demirciler, Santa-Meryemana üzerinde durmaktaydı. Çünkü kontrolden uzak savunulması kolay yerlerdi.
Yomra halkının eskiden beri gelenek halinde yaşattığı yayla yaşantısı o yıllarda yapılmaktaydı. Göçler halinde yapılan gidişler sırasında kafileler Rum ve Ermeni çetelerinin saldırısına uğruyor, çok insan öldürülüyordu. 1
Yaylaya giderken Rumların Ermenilerin pusularına düşerek öldürülenlerden bazıları hakkında Kayabaşı Köyü ’nün 18 No ‘lu hanesinde oturan Hasanoğlu Havva 'dan doğma Kadir YILDIRIM şu yeminli ifadeyi vermiştir:
"Babam, Yusuf Amcam, aynı hanede oturan Mehmet oğlu Nokta’dan doğma Ahmet (Dulgarıoğlu) Yıldırım, Sifter Köyü’nden Osmanoğullarından Abdullahoğlu Ayşe'den doğma Kadir, yine aynı köyden Mollamehmetoğulları’ndan Emine'den doğma Alioğlu Ahmet ve Halil İbrahim (ŞAHiN) ‘den oluşan Yomralı vatandaşlar yaylaya giderlerken Gümüşki’nin güneyinde Kocacık mevkiinde Ermeni ve Rum çetelerinin pususuna düşürülerek öldürüldüler1. (22 Mayıs1922)1
Buralarda köyleri basan Ermeni çeteleri Santa dolaylarında bulunan Ermenilerin bir kolu idi. Bu çetenin başında İfkili adlı biri bulunmaktaydı. Ermeniler talimatı Anton Paşa adındaki Ermeni ’den alıyorlardı. Türklerin Yunan 'ı denize dökmesinden sonra İfkili komutasındaki Ermeni çetesi bir süre Trabzon 'un Çömlekçi Mahallesi ’nde kaldı daha sonra Türkiye 'yi terk ettiler. 1
Bugün bahsettiğimiz yaylalara gidilecek olursa isimsiz, sayısız mezarlar; boş kovanlar, tüfek parçaları, insan kemikleri görülür. Ruslarla yaptığımız cephe harbinin en büyüğü Sulaklı Yaylası ’nın güneyinde bulunan Çataltepe mevkiinde yapılmıştır ki burada yüzlerce Türk askerinin mezarı vardır.
Çataltepe Şehitliği
Bu bitmeyen işkence ve zulümler devam ederken baba ocağından vatan müdafaası için İstiklal Harbine katılan Yomraların sayısı da az değildir.

CUMHURİYETTEN SONRA YOMRA

Şakir Şevket 'in "Trabzon Tarihi" adlı eserine göre Yomra 'nın ilk merkezinin Kovata, sınırlarının ise Trabzon ile Sürmene arasında bulunduğu bilinmektedir. Yazar, Yomra hakkında şu bilgileri vermektedir:
"İşbu Yomra nahiyesi Trabzon'un cihet-i şarkiyesinde ve merkezi hükümeti olan Kovata nam mahallin Trabzon'a berren (karayolu üç saat mesafesi olan Trabzon'la Sürmene arasında vaki ve 4605 hane ve 51 kurai (Köy) ve 157 bin dönüm araziyi camidir. Buranın kasabası birkaç dükkândan ibarettir. Bundan iki sene evvel zaptiye Alay Beyi Sabık İzzetli Ali Bey ile sair Hamiyyetkarani ahalisinin eseri himmet ve delaletiyle mezkûr kasabada bir tek camii şerif tesis henüz na-tamam ise de derununda edayı salât edilmektedir. Burada öyle yazılacak bir eseri atik(tarihi eser) olmayıp ancak Şana nam karyede bir taştan acı su akarak şişelere alınır, istimal eylerler (kullanırlar). İnsan için pek nafi olduğunu tecrübe edenlerden işittim. Hatta bundan Avrupa'ya dahi gönderiliyor. Nahiyeyi merkumeye tabi Hos karyesinde kain Ganboz Çayırı nam araziyi pederlerinden yedi erkek biradere intikal eylemiş ise de bunlar heyni takimde uyuşamadıklarından cümlesi birlikte merkez*i hükümete gelerek mezkur araziyi canib-i miriye terk eylemeleriyle hıyn-i tanzimata kadar oradan hasıl olan çayır miri hayvanlarına yedirilir ve baded tanzimat araziyi merkümenin çayırı bundan beş sene evveline gelinceye kadar canib-i miriden beher sene mültezime ihale olunur idi. Muharren araziyi merküme bilmüzayyede sabık belediye reisi Rıfatlu Hacı Derviş Ağa ya ihale olunmuştur.” 2

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi; Yomra ilk önce merkeze bağlı olup merkezi Kovata 'ydı. Yukarıdaki ifade şu şekilde özetlenebilir; “Birkaç dükkândan ibaret, meyvesi bol, çekirdeksiz elması ünlüdür. Yomra'ya bağlı Has köyündeki çayırlık, kardeşler arasında anlaşmazlık çıkınca belediye başkanı Hacı Derviş Ağa 'ya satılmıştır.
1870 ‘li yıllara ait Trabzon Sancağı, bağlı nahiyeler ve komşularını gösteren Harita.6 (Osmanlıca aslından Türkçeleştirilerek)


Yomra teşkilatında ilk görev alanlar hakkında da şu bilgilere rastlanmaktadır.
Nahiye Müdürü :Hacı Süleyman Rakım Efendi
Naib-i Vekili :Şakir Efendi
Belediye Reisi :Hacı Derviş Ağa
Tabii Üyeler :Ağa
Seçilen Üyeler :Leya Ağa, Boyazoğlu Atomağa, Ali Ağa
Vergi Mal Kâtibi : Gümrükçüzade Mehmet Ağa
Memurlar :Vergi Kâtibi Ömer Efendi
Sandık Emini (veznedar) :Ahmet İlhami
Tapu Kâtibi :Ömer Nafız Ağa
Zabıta Memuru :İlyas Ağa
Liman Reisi :Genç Ağa
Duyun-u Umumiye Memuru : Rıfat Efendi
Duyun-u Umumiye kâtibi : Salih Efendi
Cumhuriyetten sonraki gelişmelerin çok hızlı olduğunu 1960 ve 1980’li yıllardaki fotoğraflar ortaya koymaktadır.
YOMRA’NIN İLÇE OLUŞU
Yomra 19 Haziran 1957’de çıkarılan 7033 sayılı kanun ile ilçe olmuş, 04.04.1959’da fiilen ilçe teşkilatı kurulmuştur.

YOMRA’DA BELDE TEŞKİLATININ KURULUŞU

Yomra’da 1953 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. İlçede bu güne kadar görev yapan Belediye başkanları ve görev yaptıkları dönemler şöyledir;
Dursun ŞAHİN 1953 - 1973
Osman YILDIRIM 1973 – 1989
Ömer YILDIRIM 1989 – 2004
İbrahim SAĞIRIOĞLU 2004 -

YOMRA ’NIN KÖYLERİ

Eski Adı Yeni Adı
1- Bacılak Ocak
2- Büyükşana Çınarlı
3- Hozarak Kıratlı
4- İşgivroz Yenice
5- Kalafka arduçlu Gülyurdu
6- Kalafka hatipli Kömürcü
7- Kalafka İskenderli Taşdelen
8- Kân Kayabaşı
9- Kodil Oymalı
10- Kuhla Kaşüstü
11- Küçüksamaruska İkisu
12- Kılıçlı Kılıçlı
13- Küçükşana Çukur
14- Mesona ibâlâ Yokuşlu
15- Sifter Tepeköy
16- Simona Tandırlı
17- Sukuru Demirciler
18- UzMesohor Özdil
Özdil ’de 1987 yılında, Kaşüstü ’nde 1994 yılında belde teşkilatı kurulmuştur.Oymalı ve Tepeköy 1994 yılında birleşerek Oymalıtepe adını almış ve belde haline gelmiştir.
Bugün Yomra ‘nın 4 ’ü Merkez, 6 ‘sı Özdil, 3 ‘ü Kaşüstü ve 5 ‘i Oymalıtepe Belediyesine bağlı olmak üzere toplam 18 Mahallesi ve 17 Köyü bulunmaktadır.

YOMRA’DA EĞİTİM-ÖĞRETİM

19. Yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Yomra ’da iki derslikli ve iki öğretmenli bir okul bulunmaktaydı10. 1920 yılında Yomra Merkez İlköğretim Okulu, eğitim-öğretim hayatına başlamıştır. Günümüzde 13 ’ü beş yıllık; dokuzu sekiz yılık olmak üzere 22 ilköğretim okulu ile dört lisede eğitim-öğretim faaliyetleri sürdürülmektedir.

İLKÖĞRETİMOKULLARI

Bünyesinde sekiz sınıf olmayan ilköğretim okulları
1.Çınarlı İlköğretim Okulu (1926) *
2.Tandırlı İlköğretim Okulu (1951)
3.Yokuşlu İlköğretim Okulu (1960)
4.Demirciler İlköğretim Okulu (1961)
5.Kılıçlı İlköğretim Okulu (1964)
6.Tepeköy İlköğretim Okulu (1968)
7.Çamlıyurt İlköğretim Okulu (1968)
8.Çamlıca İlköğretim Okulu (1971)
9.Maden Köyü İlköğretim Okulu (1972)
10.Ocak Köyü İlköğretim Okulu (1975)
11.Demirciler Yukarı Mahalle İlköğretim Okulu (1983)
12.Oymalı Kazantaş İlköğretim Okulu (1984)
13.Gürsel İlköğretim Okulu (1990)
* 2003-2004 ’ten itibaren taşımaya alındı.
Bünyesinde sekiz sınıf bulunan okullar
1.Merkez İlköğretim Okulu (1920)
2.Kömürcü İlköğretim Okulu (1927)
3.Kaşüstü İlköğretim Okulu (1954)
4.Özdil İlköğretim Okulu (1957)
5.Oymalıtepe İlköğretim Okulu (1978)
6.DR İbrahim Ustaömeroğlu İlköğretim Okulu (1990)
7.Kaşüstü Cumhuriyet İlköğretim Okulu (1991)
8.Değirmenönü İlköğretim Okulu (2003)
9.Maden İlköğretim Okulu (2003)

LİSELER

1.Yomra Lisesi (1974)
2.Trabzon Yomra Fen Lisesi (1989)
3.Özdil Çok Programlı Lise (1996)
4.Kaşüstü Çok programlı Lise (1999)
1996 yılında ÖSS Türkiye birincisi, 2004 yılında da ÖSS Türkiye ikincisi ve Y-ÖSS Türkiye birincisi çıkaran ayrıca ulusal ve uluslar arası bilimsel çalışmalarda dereceler elde eden Trabzon Yomra Fen Lisesi kazandığı bu başarılarla ilçenin adını bütün Türkiye’ye duyurmuştur.


Yomra ‘nın köklü eğitim kurumlarından Yomra Lisesi başta olmak üzere ilçedeki diğer liseler ülkemizin çeşitli üniversitelerine öğrenci, iş sektörüne kalifiye eleman ve Milli Eğitim Temel İlkelerine uygun bireyler yetiştirmektedirler.

YOMRA ’NIN YETİŞTİRDİĞİ ÖĞRETİM ÜYELERİ

Türkiye’nin birçok üniversitesinde çok sayıda Yomralı öğretim üyesi görev yapmaktadır. 2005 YÖK verilerine göre bu öğretim üyelerinin unvanlarına göre alfabetik sıralaması aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Unvanı, Adı-Soyadı
Üniversitesi
Bölümü
Prof. Dr. A. Hayri DURMUŞ
İstanbul Ticaret
Meslek Yüksek Okulu
Prof. Dr. A. Kemal İSKENDER
Mimar Sinan
Güzel Sanatlar Fak. Resim B.Resim ASD
Prof. Dr. Adnan ÇALIK
Karadeniz Teknik
Tıp Fak. Cerrahi Tıp. Bil. Böl.Genel C. ABD
Prof. Dr. Alipaşa AYAS
Karadeniz Teknik
Fatih Eğt. Fakültesi Kimya Eğt. ABD
Prof. Dr. Cafer UNAY
Uludağ
İkti. ve İd. Bil. Fak. İktisat B. İktisat Teorisi ABD
Prof. Dr. Cemal BIYIK
Karadeniz Teknik
Müh. Mim.Fak..Jeodezi ve Fotogrametri M. Böl.
Prof. Dr. Faruk BEŞER
Sakarya
İlahiyat Fak. Tem. İslam Bil. B. İslam Huk. ABD
Prof. Dr. Fazıl AYDIN
Karadeniz Teknik
Dâhiliye Tıp. Bil. İç Hastalıkları ABD
Prof. Dr. Hüseyin TURAL
Atatürk
İlahiyat Fak. Arap Dili ve Belagati ABD
Prof. Dr. İsmail. E. GÜMRÜKÇÜOĞ
Ondokuz Mayıs
Fen-Ed.Fak. Kimya B. Organik Kimya ABD
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
Karadeniz Teknik
Fen-Edeb. Fak. Kimya Böl.A.Kimya ABD
Prof. Dr. Necati TÜREDİ
Karadeniz Teknik
İktis. ve İd. Bil. Fak. Ekonometri B. İstatistik ABD
Prof. Dr. Osman KÜÇÜKAHMETOĞ
Marmara
İkti. ve İd. Bil. Fak. İktisat B. İktisat Pol. ABD
Prof. Dr. Saadettin KORKMAZ
Karadeniz Teknik
Jeoloji Müh. Böl. Genel Jeoloji ABD
Prof. Dr. Sabit ADANUR
Auburn (USA)
Tekstil Mühendisliği
Prof. Dr. Salih ERGAN
Selçuk
Eğt. Fak. Güz. Sanat Eğt. B. Müzik Eğitimi ASD
Prof. Dr. Sabahattin BEKTAŞ
Ondokuz Mayıs
Jeodezi ve Fotogrametri M. B. Jeodezi ABD
Doç. Dr. Berahittin ALBAYRAK
Ankara
Astronomi ve Uz. Bilim. B.Astrofizik ABD
Unvanı, Adı-Soyadı
Üniversitesi
Bölümü
Doç. Dr. Hüseyin KURT
Selçuk
Jeoloji Müh. B. Mineraloji Pedrografi AB
Doç. Dr. Mualla YALÇINKAYA
Karadeniz Teknik
Jeodezi ABD
Doç. Dr. Muhammet BORAN
Karadeniz Teknik
Sürmene Dnz Bil. Fak. Balıkçılık Teknik. Müh. B
Doç. Dr. Muzaffer DOĞAN
Karadeniz Teknik
Mak.Müh.B.Mak.Teorisi ve Dinamiği ABD
Doç. Dr. Orhan KURT
Ondokuz Mayıs
Zirrat Fak. Tarla Bit.B.Tarla Bitkileri ABD
Yrd. Doç. Dr. Atakan AKSOY
Karadeniz Teknik
Gümüşhane Müh. Fak. İnş. Müh.B.Ulş. ABD
Yrd. Doç. Dr. Ayhan URAL
Abant İzzet Baysal
Akçakoca Turizm İş. Otelcilik Y.O.
Yrd. Doç. Dr. Hakan KARSLI
Karadeniz Teknik
Jeofizik Müh.B. Uygulamalı Jeofizik ABD
Yrd. Doç. Dr. Hüseyin PEHLİVAN
Karadeniz Teknik
Elktrik-Elktronik Müh.B. Telekominikasyon ABD
Yrd. Doç. Dr. İlknur TOSUN
Karadeniz Teknik
Temel Tıp. Bil. Böl. Mikrobiyoloji ABD
Yrd. Doç. Dr. İlyas KARSLI
Karadeniz Teknik
Rize İlah. Fak. Temel İs. Bil. B. Belagati ABD
Yrd. Doç. Dr. Murat İSKENDER
Sakarya
Eğt. Fak. Güz. Eğt. Bil. B. Eğ. Psikolojik Hiz. ABD
Yrd. Doç. Dr. Orhan KARSLI
Karadeniz Teknik
Jeoloji Müh.B. Mineraloji Petrografi ABD
Yrd. Doç. Dr. Selami KARSLIOĞLU
Karadeniz Teknik
Anorganik Kimya ABD
Yrd. Doç. Dr. Selmahan SELİM
Yıldız Teknik
Fen-Ed.Fak. Mat. B.Uygulamalı Matematik ABD
Yrd. Doç. Dr. Ümmihan ÇOLAK
Karadeniz Teknik
Fen-Edeb. Fak. Kimya Böl. A.Kimya ABD
Yrd. Doç. Dr. Veysel ATASOY
Karadeniz Teknik
Trabzon M.Y. O Teknik Programlar Böl.
Yrd. Doç. Dr. Yılmaz YILDIRIM
Kara Elmas
Müh.Fak.Çevre Müh.B.Çevre Teknik. ABD
Yrd.Doç..Dr.Emrah ÇİÇEK
Abant
Orman Fakültesi
Yrd. Doç. Dr. Zekeriya AKTÜRK
Trakya
Tıp Fakültesi
Ayrıca Yomralı çok sayıda araştırma ve öğretim görevlisi de çeşitli üniversitelerde görev yapmaktadır.

YOMRALI ŞEHİTLER

Cumhuriyet öncesi birçok cephede savaşmış ve şehit olmuş Yomralıların şehit oldukları yıla göre sıralaması aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Adı-Lakabı
Savaş-Cephe
Sınıf-Rütbe
Yıl
Yer
Mustafa - (Hasan Oğlu)
Görev Şehidi
Er
1889
Peyk-i Meseret (II) Korveti
Halil – Alioğ. (Mehmet Oğlu)
Görev Şehidi
Er
1890
Ertuğrul Firkateyni
İsmail – Selimoğ.(Mehmet Oğlu)
Görev Şehidi
Onbaşı
1890
Ertuğrul Firkateyni
Mehmet (Bayram Oğlu)
Görev Şehidi
Onbaşı
1890
Ertuğrul Firkateyni
Mehmet (Genç Ali Oğlu)
Görev Şehidi
Onbaşı
1890
Ertuğrul Firkateyni
Mehmet - Kalaycıoğ. (Ömer Oğlu)
Görev Şehidi
Onbaşı
1890
Ertuğrul Firkateyni
Mustafa - Bağcıoğ. (Hüseyin Oğlu)
Görev Şehidi
Er
1890
Ertuğrul Firkateyni
Numan - Aliyazıcıoğ. ( Osman Oğlu)
Görev Şehidi
Er
1890
Ertuğrul Firkateyni
Abdullah (S.Mehmet Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Koz köy Hastanesi
Halil – Uzunalioğ. (Keleş Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Mustahfız Er
1897
Kozköy
Hasan – Kaşıkçıoğ. (İbrahim Oğlu)
Osmanlı Yunan
Er
1897
Pernife
İsmail – Kozoğ. (Ali Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Kozköy
İsmail – Çalgıcıoğ. (Mehmet Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Kozköy Karşısında
Mehmet - Hacıahmetoğ.(Ahmet Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Kozköy
Mehmet - Karahasanoğ. (Ahmet Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Domka Forka
Mustafa - İskefiyelioğ. ( Ali Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Alasonya Hst.
Mustafa - Balcıoğ. (Halil oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Kozköy
Mustafa - Kıyıkoğ. (Ömer Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Kozköy karşısı
Adı-Lakabı
Savaş-Cephe
Sınıf-Rütbe
Yıl
Yer
Vehbi - Uzunmehmetoğ. ( Hurşit Oğlu)
Osmanlı-Yunan
Er
1897
Kozköy
Emrullah (Mehmet Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1914
Zavarak Civarı
İsmail – Çörekçioğ. (Osman Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1914
Ardahan
Osman - İsmailoğ. (Ahmet Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1914
?
Rüştü (Yahya Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1914
?
Halil İbrahim- Musaoğ. (Ahmet Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1914
?
Ali (Çil Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1915
Kuzican Tepesi
Ali (Hüseyin Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1915
Yeşillik Mevkii
Ali (Osman Oğlu)
1. Dünya-Çanakkale
Piyade Er
1915
Arıburnu
Arslan - Karaalioğ. (Hasan Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1915
?
Arslan (Osman Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1915
Gökdere sırtları
Halil – Keleş (Mihdat Oğlu)
1. Dünya-Irak
Er
1915
Felahiye
Halil - Keleşoğ. (Muhtar Oğlu)
1. Dünya-Irak
Piyade Er
1915
Felahiye
Hamdi (Vehbi Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Piyade Er
1915
3. Ordu Menzil Ağır M. Hst.
Hasan – Selimoğ. (Abdulmecit oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1915
II. Kolordu Seyyar Hastanesi
Hüseyin – Keleşoğ. (Hasan Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Çavuş
1915
Kozcan Tepe
Yusuf (Mehmet Oğlu)
1. Dünya-Çanakkale
Er
1915
Kirte
Ali (İbrahim Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Piyade Er
1916
2350 Rakımlı Tepe
Hasan – İbrahimoğ. (Müslüm Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1916
Meydan harbi
İbrahim– Bayrakdaroğ. (Mehmet Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1916
Giresun Menzil Hast.
Musa (Emin Oğlu)
1. Dünya-Irak
Er
1916
Kırmızı Ova
Osman - Kocamanoğ. (Ali Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1916
Giresun Menzil Hst.
Mehmet – Hacıemin (Emin Oğlu)
1. Dünya-Filistin
Başçavuş
1917
?
Mustafa - Haliloğ (Emin Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1917
Giresun Menzil Hst.
Adı-Lakabı
Savaş-Cephe
Sınıf-Rütbe
Yıl
Yer
Yakup - (Hasan Oğlu)
1. Dünya-Kafkas
Er
1917
Samsun Menzil Hst.
Ali - Havalı (Mikdat Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Mezartepe
Ali - İbooğlu (Osman Oğlu)
İstiklal
Er
1921
?
Cafer – Kürt (Hasan Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Kütahya
Halil – Feyzullahoğ. (Ahmet Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Mezartepe
Hasan – Musumul (Osman Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Mezar Tepe
Hüsnü – Kalmıkoğ. (Süleyman Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Mezartepe
İsmail – Alemdaroğ.(Halit Oğlu)
İstiklal
Er
1921
Sivri Dere
Mahmut – Balcıoğ. (Osman Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Mezartepe
Osman - Hacı (Hacımusa Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1921
Kırmızı Tepe
Raif - Kocamanoğ. (Hüseyin Oğlu)
İstiklal
Er
1921
?
Bozbey - Bektaşoğlu (Ali Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1922
Arpalı Tepe
Hasan – Azaklı (Mehmet Oğlu)
İstiklal
Er
1922
?
Abdullah - Öksüz (Hüseyin Oğlu)
İstiklal-Garp
Er
1922
Küçük istesyon şimal Sırtı
Ali Osman - Kavurduoğ. (Bilal Oğlu)
Balkan
Er
?
Balkanlar
Ali (Ahmet Oğlu)
Balkan
Çavuş
?
Balkanlar
İsmail - Hamzaoğ. (Paşa Mehmet Oğlu)
Arabistan
Er
?
Taift
Yomra terörle mücadelede de şehitler vermiştir.

Resul ADANUR – Terörle Mücadele – Jandarma Komando Onbaşı – Özdil Beldesi
Osman BAYRAK - Terörle Mücadele – Piyade Komando Onbaşı – Yomra Sancak Mah.
Hasan AYAZ - Terörle Mücadele – Piyade Çavuş – Özdil Beldesi
Ahmet YAVUZ- Terörle Mücadele-Piyade Komando-Yomra
YOMRALI İSTİKLAL SAVAŞI GAZİLERİ
Adı-Soyadı
Baba –Adı
Doğum Yılı
Adres
Osman EROL
Hasan
1305 (1889)
Özdil
Ali Rıza BEŞİROĞLU
İdiris
1310 (1894)
Çukur Köyü
Hüseyin ALTINKAYNAK
Abdullah
1312 (1896)
Özdil
Şakir OĞUZ
Yusuf
1313 (1897)
Gülyürdu Köyü
Mehmet ERTAŞ
Ali
1315 (1899)
Oymalı
Ahmet KÖKSAL
Mustafa
1315 (1899)
Tepeköy
Ali ZENGİN
Temel
1315 (1899)
Tepeköy
Mecit BEKTAŞ
İbrahim
1316 (1900)
Oymalı
Hayri ÇOŞKUN
Hasan
1316 (1900)
Özdil
Bilal ŞENGÜL
Ali
1316 (1900)
Tepeköy
Hasan KELEŞ
Ali
1316 (1900)
Tepeköy
Yusuf AKYOL
Mehmet
1316 (1900)
Kayabaşı
Yusuf BÜLBÜL
Ali
1316 (1900)
Özdil
Kazım ALBAYRAK
Ali
1317 (1901)
Özdil
İdris AYAZ
Yakup
1317 (1901)
Demirciler
Osman PARLAK
İbrahim
1317 (1901)
Yenice Köyü
Rafet KAZANCI
Süleyman
1317 (1901)
Kıratlı Köyü
Halil İbrahim ADANUR
İsmail
1317 (1901)
Özdil
Osman SAĞLAM
İbrahim
1317 (1901)
Kayabaşı Köyü
Abdullah BİNAY
Arif
1317(1901)
Oymalı
Süleyman AYDIN
Mustafa
1318(1902)
Özdil
YOMRALI KORE GAZİLERİ
Adı Soyadı
Baba Adı
Doğum Yılı
Adres
Ahmet SÖZ
Ali
1932
Kaşüstü
Ömer KALAYCI
Ali
1932
Yokuşlu
Hasan PEKŞEN
Ali
1932
Yokuşlu
Abdullah ATAKOL
Hacı
1931
Çukur Köyü
Hasan ADANUR
Ahmet
1931
Özdil
Abdullah BOZ
Hasan
1931
Tandırlı Köyü
Selahattin DEMİR
Şükrü
1929
Sancak Mahallesi
Mehmet GÜMRÜKÇÜ
Osman
1930
Çamlıca Mahallesi
Hüseyin PEHLİVAN
Hasan
1930
Çamlıca Mahallesi
Raif ÇAKAR
Ali
1930
Kaşüstü
Şaban ADANUR
Recep
1930
Özdil
Hüseyin YETİM
Abdulaziz
1929
Namık Kemal Mahallesi
Ali Paşa ALBAYRAK
Kazım
1926
Özdil

KIBRIS BARIŞ HAREKATI GAZİLERİ

Adı Soyadı
Baba Adı
Doğum Yılı
Adres
Mehmet KARABİNA
Ali
1953
Namık Kemal Mahallesi
Osman ÖZER
Fahri
1953
İkisu Köyü
Aydın SÖZ
Yakup
1953
Kaşüstü
Recep MURAT
Kazım
1953
Yenice
Ali Osman ZENGİN
Kamil
1953
Gürsel Mahallesi
Adı Soyadı
Baba Adı
Doğum Yılı
Adres
Kazım BAYKAL
Hasan
1953
Namık Kemal Mahallesi
Kenan ÖZKAN
Murat
1953
Kaşüstü
Yüksel ARSLAN
Ömer
1953
Çukur Köyü
A.Osman ALKAN
Hüseyin
1953
Kayabaşı
Ali Paşa AY
Mustafa
1953
Oymalı
Nazmi BIYIK
Ali Rıza
1954
Demirciler Köyü
Bahri CAN
Hüseyin
1953
Tepeköy
Fuat CAN
Fehmi
1953
Tepeköy
Ahmet COŞKUN
M.Salih
1954
Özdil
Yılmaz DİREKLİ
Ali
1954
Yenice Köyü
Şaban ERKAN
Ali
1954
Demirciler Köyü
Muammer İNCİ
Mehmet
1954
Sancak Mahallesi
Halil KOÇAK
Hasan
1954
Gürsel Mahallesi
Seyyah SAĞIROĞLU
Ali
1953
Çamlıca Mahallesi
Müslüm SAĞLAM
Yunus
1953
Gürsel Mahallaesi
A.Cahit SOYSAL
Hamdi
1953
Kaşüstü
Fazlı ŞAHİN
Musa
1954
Özdil
Mehmet TURAN
Mustafa
1951
Namıkkemal Mahallesi
Vecihi TURGUT
Hasan
1953
Sancak Mahallesi
Ekrem YAVUZ
Hasan
1954
Ocak Köyü
GÜNEYDOĞU GAZİLERİ
Ad-soyad
Baba -Adı
Adres
Engin İSKENDER
Hüseyin
Kömürcü Köyü
Ahmet TEZCAN
Harun
Oymalıtepe
İlyas ÇAVUŞ
Abdülmecit
?
Abdullah İRTEM
Metin

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 9964
favori
like
share