Halk Şiiri ve Ozanlar :
Antolojilerde yöreden yetişmiş halk ozanlarının ürünlerine rastlanmamaktadır. Karma toplumsal yapı ve dil özellikleri, bunun en önemli etkenlerindendir.

Maniler :
Siirt’te mani söyleme geleneği, öbür illerde olduğu gibi canlı ve yaygın değildir. Düğünlerde mani okuyucu kadınlar gelince, güveye ve kardeşlerine maniyi andıran arapça dörtlükler söyler. Bunlar daha çok bahşiş alma amacıyla söylenmiş övgüler niteliğindedir.
Mani okuyucuların gün geçtikçe azalması, söylenen dörtlüklerin sürekli tekrarlanarak cazipliğini yitirmesi sonucu, bu gelenek ortadan kalkmış gibidir.

Siirt’te Kullanılan Atasözleri ve Deyimler :- İş na ehline verilmesin.
- Akşam yağmurundan korkan, ikindiden tedbir alır.
- Siyah köpek beyaz olmaz.
- Söylemek adettir, gelse minnettir, gelmese devlettir.
- Fakire nerden, zengine güle güle.
- Çömlekçi kırık tastan su içer.
- Deve besleyen kapısını geniş tutar.
- Tilkinin bağladığı aslanı fare çözer.
- Öküz yere düşünce bıçaklar bilenir.
- Danışacak adam bulamayan, taşa danışsın.
- Cumartesi-Pazar çalış, muhtaç olmamaya alış.
- Dostumu tanıyana kadar, ömrüm son buldu.
- Allah cahili, amir yapmasın.
- Kıçında donu yok, canı paça istiyor.
- Bilen bilir, bilmeyen bir tutam mercimek sanır.
- Vadi tenha olunca, tilki vali olur.
- Yazık o beldeye ki, amiri çocuk olsun.
- Testiyi başaşağı dönder, kız anasına benzer,
- Bazı musibet güldürür, bazısı ağlatır.
- Hiç yoktan, bir fırt su da iyidir.
- Nefsi uğruna hapsi boyladı.
- Galip gelenin babası, Halep’e gitmiş.
- Borç, göz ağrısından beterdir.
- Alacaklı borçlusunu boğmaz.
- Kötümserlik karartır, saadet aydınlatır.
- İbrik efendi oldu, süpürge hanım.
- At gelmeden yemini hazırladı.
- Sadık dost arıyorum, dar günler için.
- Ölüm olmasa darlık devam etmez.
- On kişi bir arada, bir fare öldüremedi.
- Her darlığın sonunda, ferahlık vardır.
- Allah, “kalk beraber kalkayım” demiş, “yatta boğazına dökeyim” dememiş.
- Ayaklarının kıymetini bilmeyen, ellerini yorar.
- Allah erik vermiş, dişi olmayan ağza.


Siirt’in Şiirleri :
Siirt’li olan Hilmi YAVUZ, doğu şiirlerinde, doğunun hüznünü, acısını dile getirir. Doğunun kalıtıyla başlayan kitapta doğunun sevdaları, ölümleri, kadınları, bebeleri, gurbetleri ve gurbetçileri yer alır. Bu şiirlerde doğunun tarihini, günümüzdeki yaşamını, bu hüzünlü, acı yaşama karşı sorulan soruları verir. “Doğunun Bebeleri” isimli şiirinde doğu, gerçekçi bir görünümle tüm olarak çizilir.

Doğunun bebeleri taş bebek
değildir acıyı trahom,
gündüzü emek,
günüyse bir gelecek için kullanır
say ki anaları ova, babaları dağ
ve emzikleri tüfek

Doğuyu derinlemesine bir akışla anlatan bu şiirin ardından şair, “Doğudan Bir Kent” isimli şiirinde Siirt’i betimler. Siirt, doğunun acısını, hüznünü, dününü, bugününü simgeleyen bir kenttir.

Siirt, ağaçsız gömütlük
çocukluğu doğal kireç
bir kent, orda her kuyu
bir ermiş kadar su bilir
hüzne kil, öfkeye kum
bir kent, orda duyguyu
doldurur boydan boya zakkum

Siirt, rüzgarlı saralı
gençliği yol geçen hanı
bir kent, korkunun pirinci
gibi ayıklar zamanı
dilencisi, kör nergis
bir kent, ölü bir balı
gömer arıya peteksiz


Siirt, üzümü ayna
yaşlılığı beton laleden
bir kent, orda güz bile
kurur acıyla birlikte
çürür gurbetler yüklükte
ve ölüm, bir büyük aile
gibi dağılır konaklarında


Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 22489
favori
like
share
onurerden Tarih: 01.03.2011 19:38
e teşekkür edin artıkkk
onurerden Tarih: 01.03.2011 19:37
MANİLER




Karanfilim sarkarım

Açılmağa korkarım

Yar geliyor deseler

Ölü olsam kalkarım



Ateşim var külüm yok

Bülbül oldum dilim yok

Yar senden ayrılalı

Ağlamadık günüm yok



Elmayı yüke koydum

Ağzını dike koydum

Şu ellerin içinde

Boynumu büke koydum



Dut yedim duttu beni

Duttu kuruttu beni

Ben gurbete gidince

Yarim unuttu beni



Kebabı ince doğra

Geçerken bize uğra

Başka bir yar seversen

Bilinmez derde uğra



Mendilim bile bile

Ben düştüm gurbet ile

Yedi mendil çürüttüm

Gözyaşı sile sile



Mendilimin uçları

Çıkamam yokuşları

Yârime selam edin

Yedi dağın kuşları



Zeytin yağın şişesi

Ak gülün menekşesi

Oturmuş mani söyler

Ciğerimin köşesi



Can için canan hani

Bu aşka derman hani

Gönül sarayı bom boş

Beyi ben sultan hani



Ata bindim kuruldum

Kız ben sana vuruldum

Keşke vurulmasaydım

Çankırıya duyuldum
Şu dağlar soldu yine

Yareler doldu yine

Kaş bozuk çehre eğri

Sana ne oldu yine



Şu dağlar ala dağlar

Al giymiş kara bağlar

Sevdiğinden ayrılan

Kah düşünür kah ağlar



Deniz üstü piyade

Muhabbetler ziyade

Ölüm var ayrılık yok

Böyle and var bende



Yaylı yaylı havada

Bir kuş vurdum yuvada

İkimize bir ölüm

Kalmayalım burada



Yemenimin yeşili

Bulamadım eşimi

Yemenim sende kalsın

Sil gözünün yaşını



Yumurtanın sarısı

Yere düştü yarısı

Nezaketten ne anlar

Şu yezidin karısı



Zeytin yağın şişesi

Aşk ateşine düşesi

Gündüz gelme gece gel

Ciğerimin köşesi



Su gelir millendirir

Çayırı çimlendirir

Benim sevgili yarim

Dilsizi dillendirir



Su gelir lüle lüle

Yar gelir güle güle

Elimde yeşil mendil

Terini sile sile



Odam sarı boyalı

İçi bülbül yuvalı

Böyle sevda görmedim

Ben anamdan doğalı




Şu dağlar olmasaydı

Çiçeği solmasaydı

Ölüm Allahın emri

Ayrılık olmasaydı





Gidiyorum kalasın

Sararıpta solasın

Benim gibi yari sen

Arayıpta bulasın



Elimde sarı kağıt

Ağlarım saat saat

İşte ben gidiyorum

Oturun rahat rahat



Evinden gelen olsa

Halimden bilen olsa

Yare mektup yollardım

Çankırıya giden olsa



Bahçelerde hurmayım

Yeşil başlı turnayım

Başka bir yar seversem

Gençliğime doymayım



Su akar merdin merdin

Kim bilir kimin derdin

Ağaçlar kalem olsa

Yazılmaz benim derdim



Bülbülü gül ağlatır

Aşığı yar ağlatır

Ben feleğe ne dedim

Her gün beni ağlatır



Bahçeniz de gül varmı

Gül dibinde yer varmı

Bu akşam geleceğim

Yatağında yer varmı



Karanfilim buğdayım

Sen çiğne ben yutayım

O senin ettiğini

Ben nasıl unutayım



Karanfilim katar oldu

Hasretlik yeter oldu

Bu ayrılık sevdiğim

Ölümden beter oldu
Camilerden huu gelir

Çeşmelerden su gelir

Çekerim ayrılığı

Elimizden ne gelir





Şu dereler akıyor

Aşkın beni yakıyor

Gel beraber gezelim

Görenler hep bakıyor



Karanfilim saksıda

Bir yar sevdim gök suda

Mevlam bizi kavuştur

Akşam ile yatsıda



Bahçelerden geçiyor

Bir kuş gibi uçuyor

Beni kendine yaktı

Şimdi benden kaçıyor



Entarin mavi boya

Kenarı ipek oya

Sen beni verem ettin

Sevemedim doya doya



Çayır ince az kaldı

Kenarında iz kaldı

Merak etme sevdiğim

Kavuşmaya az kaldı



Mektubum yazılıyor

Yüreğim sızılıyor

Sarı saçlı sevdiğim

Candan beni arzuluyor



Mektup yazdım acele

Al eline hecele

Mektup benim vekilim

Al koynunda gecele



Bir yar sevdim taburda

Çok iş vardır sabırda

Ölürsek bir ölelim

Çift koysunlar tabuta



Pencereden kuş uçtu

Yandı yürek tutuştu,

Acıyınız a dostlar

Ayrılık bize düştü




Ruhum ihtiyar değil

Hiç kimseye yar değil

Çok sevdiğim var ama

Hiç birisi uyar değil



Al bağlamış başına

Rastık çekmiş kaşına

Yeniden bir yar sevdim

Girmiş on beş yaşına



Kamışa bak kamışa

Su ne yapsın yanmışa,

Mevlam sabırlar versin

Yarinden ayrılmışa



İndim dere başına

Yazı yazdım taşına

Gelen giden okusun

Neler geldi başıma



Karanfilsin tarçınsın

Neden böyle hırçınsın

Ne küçüksün ne büyük

Tam benim harcımsın



Yeşil mumu yandırdım

Pençereye kondurdum

El oğlunun yoluna

Gül benzimi soldurdum



Karanfili oydurdum

İçine gül doldurdum

Hayırsız yar yoluna

Gül benzimi soldurdum



Karanfil koydum tasa

Akşamdan girdim yasa

Yedi yıl hizmet ettim

Ela gözlü bir kıza



Karanfilim budama

Sefa geldin odama

Eğer candan seversen

Dünür gönder babama



Karanfil evlek evlek

Dadandı kara leylek

Yazı beraber geçirdik

Kışın ayırdı felek
Karanfil oyulurmu

Güzele doyulurmu

Yari güzel olanın

Kolları yorulurmu



Ay doğar idiğinden

Gün doğar gediğinden

Bekar oğlan bekar kız

Dönermi dediğinden


Karanfil özü ile

Kim görmüş gözü ile

Adam yardanmı geçer

Ellerin sözü ile



Saçaklıkta kilim var

Karşı yanda gülüm var

Güzelliğim yok ise

Yetmiş iki dilim var



Yüzüğüm mal taşı

Yandı ciğerim başı

Senden ayrı düşeli

Akıyor gözüm yaşı



İndim nane biçmeğe

Soğuk sular içmeğe

Yarim beni istemiş

Kanadım yok uçmaya



İncili fesli yarim

Bülbül nefesli yarim

Nerelerden geliyor

Sultan misli yarim



Al mendilim sendedir

Bir ucu bedendedir

Dokuz defa yar sevdim

Benim gönlüm sendedir



Duvarlardan aşalım

Çimenliğe düşelim

El kaldır hacet dile

Çabukca kavuşalım



Yedi lüleli pınar

Hep kuşlar ona konar

Yare varamadım

Yüreğim ona yanar




Gökte uçan kırlangıç

Kanadı ayruç ayruç

Beni yardan ayıran

Kan kussun avuç avuç



Zeytin yaprağı göktür

Arada düşman çoktur

Düşmanlar ölmeyince

Bize kavuşmak yoktur



Kahve pişmiş soğusun

Koy fincana durulsun

Beni yardan ayıran

Sol böğründen vurulsun



Giden gemi dururmu

Mektup yazsam okurmu

İkimiz bir yastıkta

Yatmak nasip olurmu



Ayva sarı gül sarı

Güle dadanmış arı

Oğlan kızı sevince

Halt etmiş koca karı



Beyaz giyme söz olur

Siyah giyme toz olur

Hep yeşiller giyelim

Muradımız tez olur



İndim dere başına

Sabun koydum taşına

Sevda nedir bilmezdim

O da geldi başıma



Karanfil olacaksın

Sararıp solacaksın

Ben annene danıştım

Sen benim olacaksın



Bu gün ayın onudur

Yüküm buğday unudur

Evliye gönül verme

Eve gider unutur



Akşam oldu gelen yok

Yemek pişti yiyen yok

Gizli sevda çekiyorum

Hiç halimden bilen yok
Yol bilen gelir yakın

Yar sevdim cana yakın

Kız Allahı seversen

Eviniz kime yakın



Karşıdaki boz yılan

Gözüm doldu tozunan

Benim gibi varmıdır

Bir gül iken bozulan



Saat onu vurdumu

Çilelerim doldumu

Seni gidi vefasız

Şimdi gönlün oldumu



Karşıdan gördüm seni

Güle benzettim seni

Kıyamadım kokmağa

Ellere verdim seni



Kara karga olsaydım

Selvilere konsaydım

Gelen geçen yolcudan

Ben yarimi sorsaydım



Çimene uzanmışsın

Nar gibi kızarmışsın

Dedim tebrik ederim

Yeni yari kazanmışsın



Bir kuzu meler gelir

Dağları deler gelir

Kimsesiz olanların

Başına neler gelir



Şu giden kayıkmıdır

Gönlüme layıkmıdır

Yarim orada ben burada

Ağlasam ayıpmıdır



Yumurtanın sarısı

Yere düştü yarısı

Düşmanlarım çatlasın

Oldum vezir karısı



Aya baktım ay beyaz

Kıza baktım kız beyaz

Keseye baktım para az

Bu kız bize yaramaz




Armut daldan düşermi

Karıncalar üşermi

Sevip sevip ayrılmak

Şanımıza düşermi



Duvara çaktım eyser

Cemalin bana göster

Dolaştım şamı şarkı

Yoktur yarime benzer



Şu dağlar hali kaldı

Kuş uçtu yavru kaldı

Anahtar yar koynunda

Gönlüm kilitli kaldı



Gökte yıdız yüz altmış

Zalim kaşların çatmış

Tanrı bizi topraktan

Seni nurdan yaratmış



Kaşların kara imiş

Gözlerin ela imiş

Sevdanı bana verdin

Çekmesi bela imiş



Şu dağlar yola gelmiş

Çiçeği sola gelmiş

Ölüm Allah’ın emri

Ayrılık ola gelmiş



Benim yarim okumuş

Meğer bahti yok imiş

Ben yari benim sandım

Müşterisi çok imiş



Karanfil koptu sapsız

Goncası var hesapsız

Mektubum yüze vardı

Hepsi kaldı cevapsız



Aşk olur aşık olur

Çoğu sırnaşık olur

Aşıkların kolları

Herdem dolaşık olur



Yaşım altmış gözüm yaş

Yüreğime bastım taş

Yarimi aldı gitti

Bir vefasız arkadaş
Kaşların mildir güzel

Gel beni güldür güzel

Hanemiz ayrı ise

Kalbimiz birdir güzel



Siyah saçın örgüsü

Derunumda sevgisi

Arayıpta bulamadım

Buda hüda vergisi



Deniz dibinde midye

Şeker koydum ye diye

Kalk efendim gidelim

Saat geldi yediye


Bahçelerde mor mürdüm

Yari rüyada gördüm

O bana işmar eder

Bende bakarak güldüm



Eli elim de değil

Şalı belimde değil

Durmayıp gideceğim

Fırsat elimde deyil



Aşkından ben eririm

İste canımı veririm

Gençliğine güvenme

Sonra seni görürüm



Çamlar altında durdum

Ben o yare vuruldum

Gençliğime yanarım

Aşkından verem oldum



Çankırı’nın çarşısına

Gün doğmuş karşısına

İnsan gönül verirmi

Kapı bir komşusuna



Kahveler piştimi ola

O yarim içtimi ola

Gül yüzlü kömür gözlüm

Yollara düştümü ola



Kahveyi ağır pişir

Kirazı daldan düşür

Her kirazı yedikçe

Beni aklına düşür




Şu dağın önü güzel

Çiçeğin moru güzel

Sabreyleki gönül

Her şeyin sonu güzel



Çaya indim taşa bak

Kipriğin uzun kaşa bak

Bir hayırsız yar imişsin

Gözümden akan yaşa bak



Ocak başı yaş değil

Gümüş ibrik boş değil

Sen orada ben burda

Benim gönlüm hoş değil


Atımı atlatırım

Yemini katlatırım

İş tersine giderse

Çok düşman çatlatırım



Karşıdan gelen atlı

Altında kilim katlı

Anam babam hoş olsun

Hepsinden de yar tatlı



Kebap oldum yiyen yok

Nedir halin diyen yok

Aşk ateşten gömlek imiş

Benden başka giyen yok



Keklik taşta ne gezer

Kalem kaşta ne gezer

Bugün ben yari gördüm

Akıl başta ne gezer



Leblebi koydum tasa

Doldurdum basa basa

Yarim pek güzel ama

Azıcık aklı kısa



Mektup yazdım yaz idi

Kalemim beyaz idi

Yazacağım çok ama

Kağıdım pek az idi



Parmağında mühürü

Yeter ettin kahırı

Kahır kahır üstüne

Ver içeyim zehiri
Yattı uykuya daldı

Göğsü açıla kaldı

Bir buğsesini çaldım

Uyandı geri aldı



Ey benim gonca gülüm

Saçların büklüm büklüm

Baktım bir göz ucu ile

Takılıp kaldı gönlüm



Sevdi aldattı beni

Güldü ağlattı beni

Gittim kölesi oldum

Bir kula sattı beni


Ay doğar bedir Allah

Bu sevda nedir Allah

Ya yarimden bir haber

Ya sen ver sabır Allah



Güvercinim süt beyaz

Ayrı düştük biz bu yaz

Mektup eline varınca

Cevabını çabuk yaz



Ocak başında minder

Altını üstüne dönder

İki gözüm sevdiğim

Mektubunu tez gönder



Şeker ezecekmisin

Daldan düşecekmisin

Doğru söyle sevdiğim

Benden geçecekmisin



Altın tepsi kenarı

İçine koydum narı

Gurbet ele gönderdim

Kıvırcık saçlı yari



Artık vakit yanaştı

Saç topuğa dolaştı

Rüyamda seni gördüm

Yine zihnim dolaştı



Bulutlardan beyazsın

Kuşlardan yaramazsın

Bir halde karar etmez

Bir dalda duramazsın




Aşkım bir ince yolmuş

Üstü dikenle dolmuş

Geç kalmışım bu yolda

Geçip gidenler olmuş



Bu gün üç gündür güzel

Halim müşküldür güzel

Tepemden ateş çıkar

Senin aşkındır güzel



Kal anın ardı çınar

Hep kuşlar ona konar

Geç buldum tez kaybettim

Yüreğim ona yanar



Maniciyim ezelden

Mani bilmem tez elden

Kör olası gönlüm

Ayrılmıyor güzelden



Karşıda yeşil kapı

İçinde yeni yapı

Beni yardan ayıran

Dilensin kapı kapı



İzmirden gemi gelir

Gözümün nemi gelir

Ağla hey gözüm ağla

Ayrılık demi gelir



Beni soktu yılanlar

Merhem edin bilenler

Acep şehit olurmu

Yar yoluna ölenler



Açık giyme üşürsün

Güzellikte meşhursun

Yalınız bir kusurun var

Herkezle görüşürsün



Çayırda kıldım namaz

O da hakka dayanmaz

Cahilin ettiğini

Allah bile aramaz



Deniz mil ile olur

Sevgi dil ile olur

İki yar sevilirmi

Gönül bir ile olur
Tabağa koydum reçel

Bu günler gelir geçer

Ağzım dilim söylemez

Kalbimden neler geçer



İşte geldim ben sana

Merhamet eyle bana

Yarim ben ölüyorum

Derdine yana yana



Çekmecemin kilidi

Üstünü güller bürüdü

Sen orada ben burada

Geçen ömrüm çürüdü


Entarisi filizi

Kim bilir kalbimizi

Hafif bir rüzgar esti

Ayırdı ikimizi



Entarsi penbeden

Yakışıyor giymeden

Yaktın beni bitirdin

Muradıma ermeden



Derelerde çakıl taş

Ördeklerde yeşil baş

Öyle bir yar sevdimki

Orta boylu çatık kaş



Bağa girdim üzüme

Dalı girdi gözüme

Bir sözüne gücendim

Ölsem bakmam yüzüne



Portakalı soyamadım

Konsula kayamadım

Ne sıcak kanın varmış

Ben sana doyamadım



Mavi yelek mor düğme

Yine geldin gönlüme

Her gönlüme geldikçe

Kan damlar yüreğime



Yeşil iplik bükeyim

Derdim kime dökeyim

Yarden gelen mektubu

Kefenime dikeyim




Zeytin yaprağın dökmez

Muhabbet serden gitmmez

Bu gözler seni sevdi

Başkasına kar etmez



Bahçelerde sedef yar

Ölüyorum medet yar

Ben burada ölürsem

Ecelime sebep yar



Mektup üstünde pulllar

Sevgilim mektup yollar

Dua edin komşular

Kavuşsun hasret kollar



Bülbülün yuvasından

Su içtim kovasından

Ben yarime kavuştum

Erenler duasından



Saçım uzun kalkmıyor

Yar yüzüme bakmıyor

Yar üstüme yar sevmiş

Hiç Allahtan korkmuyor



Raftan aldım makası

Açtım gömlek yakası

Bizim evden görünür

Sevdiğimin odası



Karşıdan gel göreyim

Saçın uzun öreyim

Senin gibi zalime

Nasıl gönül vereyim



Şu armudun dalı var

Odasında halı var

Çankırıda çok gezdim

Benden de sevdalı var



Gidiyorum işte gör

Hayalimi düşte gör

Sen kadrimi bilmedin

Bir kötüye düş de gör



Keten gömleğim kat kat

Birini giy birini sat

Başka bir yar seversen

Kalkmaz döşeklere yat

Bu dağı aşam dedim.

Aşam dolaşam dedim.

Bir vefasız yar için

Âleme paşam dedim.



Dağları dağlasınlar

Ben ölem ağlasınlar

Yârimin mendiliyle,

Yaramı bağlasınlar.



Su gelir bendi döğer

Göğer bostanım göver.

Ben burada garip düştüm

Her gelen beni döver.


Şeftali şitil ettim,
Yarama fitil ettim.
Ölüm ALLAH ın emri.
Mevla’ma şükür etim.


Karadır kaşın ördek.
Yeşildir başı ördek.
Her gün küt, küt gezersin.
Hanidir eşin ördek.
Gidiyorum ilinizden

Kurtulam dilinizden

Yeşilbaşlı ördek olsam

Su içmem gölünüzden



Duvardan iner akrep

Ağzında yeşil yaprak

Muradıma ermeden

Almasın kara toprak



Çıktım dağlar başına

Bağırdım hak aşkına

Beni yare kavuştur

Hasan Hüseyin aşkına



Şimşir yaprağın düşür

Altında kahve pişir

Yarin elden gidiyor

Aklın başına devşir



Sarı kurdelem ensiz

Sarardım soldum sensiz

Seni dinsiz imansız

Nasıl yatarsın bensiz



Çubuk ok yel benim

Kahyam mıdır el benim

Eller ne derse desin

Sen benimsin ben senin



Kal adan indim iniş

Çevresi türlü yemiş

Yare mektup yolladım

Kendisi gelsin demiş



Kalp gözün sabır taşımı

Aşka çarptım başımı

Irmak etsem diyorum

Dinmeyen göz yaşımı



Ekin ektim çöllere

Ben yedirdim ellere

On yedimde yar sevdim

Oda gitti ellere



Diz Huzuruna varayım

Çöküp yalvarayım

Sensin çalan gönlümü

Aç koynunu arayayım



Ata biner allanır

Bacakları sallanır.

Çalımından utanmaz,

Emanet at kullanır.



Ay ermeyiz ermeyiz,

Cama perde germeyiz.

Kaynana oynamadan,

Biz gelin vermeyiz.



Akşam oldu vakt oldu,

Sinem yâre taht oldu.

Benim bu kara bahtım

Bilmem ki ne vakıt oldu.



Geceler göçtü benden,

Aç gözüm doymaz senden.

Kâfir putundan dönmez,

Ben nasıl dönem senden,.



Bu dağda kuş oturur

Kuş,kuşa yem götürür

Bıldır ki şad gönlümde

Bu yıl baykuş ötüşür.








Manici başımısın

Cevahir taşımısın

Ayda bir mektup göndersem

Koynunda taşırmısın



Maniyi baştan söyle

Kalemi kaştan söyle

Benim karnım acıktı

Ekmekten aştan söyle



Maniye maraz derler

Güzele kiraz derler

Kime derdmi açsam

Bu dert sana az derler



Mektup yazdım açtımı

Oktan yaya ulaştımı

Gitti yarim gelmedi

Acep benden geçtimi



Su gelir akar gider

Yar gelir bakar gider

Nideyim öyle yari

Yüreğim yakar gider



Tarlada dolu çiçek

Benim yarim bir melek

Lakin bahtım yok imiş

Neler etti şu felek



Armut dalda dal yerde

Bülbül öter her yerde

Felek bizi ayırdı

Her birimiz bir yerde



Şu ayva yarılacak

Yar bana darılacak

Sana olan muhabbet

İkiye ayrılacak



Derdim baştan aşıyor

Çilem dolmuş taşıyor

Ben tek başıma kaldım

Herkes eşle yaşıyor


Aşkından öleceğim

Ne zaman güleceğim

Alnıma ne yazılmışsa

Şüphesiz göreceğim



Telgraflar direkte

Sevdam gizli yürekte

Benim iki yarim var

İkisi bir örnekte



Gökte yıldız yüzaltmış

Yarim uykuya yatmış

Uyku değil meramı

Sevda onu bunaltmış



Dağlar dağladı beni

Gören ağladı beni

Değme zincir kar etmez

Gönül bağladı beni



Elif üstünde cimler

Bülbül kafeste inler

Benim kalbimde sensin

Senin kalbinde kimler



Gidersen uğur olsun

Deryalar yolun olsun

Başka bir yar seversen

İki gözün kör olsun



İnci çubuk merdane

Tütünü dane dane

Benim bir sevdiğim var

Şu cihanda bir tane



Karanfil ekermisin

Bal ile şekermisin

Dünyada yaktın beni

Ahi rette çekermisin



Karanfil deste gerek

Destesi dosta gerek

Gecesi yar koynunda

Gündüzü hasta gerek
emos010 Tarih: 01.03.2011 19:19
çok güzl
onurerden Tarih: 01.03.2011 19:18
ÇOK TŞK ADMİNN
burak_narin_56 Tarih: 15.01.2009 23:56
paylaşımın için tşk edrim