TURİZM

İlimizin bütün illerle yaz-kış düzenli bir karayolu bağlantısı bulunmaktadır. 1994 Yılında hizmete giren havaalanı Siirt'e seyahat etmek isteyenlere günlük seferleriyle hizmet sunmaktadır. Kurtalan Tren Garı ise, Adını Sanatçı Barış MANÇO'nun orkestrasına veren Kurtalan Ekspresi ile nostaljik bir yolculuk yapmak isteyenlerin son durağıdır.


Samiler, Babiller, Asurlar, Urartular, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi tarihe derin izler kazımış medeniyetlere beşiklik eden Siirt'te, ayakta durabilen tarihi eserlerin büyük bir çoğunluğu Selçuklular devrinden kalmıştır. Sağda Çinili Minare olarak anılan Ulucami minaresi, tipik Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır.Solda ise cas adı verilen özel bir alçı harcı ile inşa edilmiş bulunan yöreye özgü ev tiplerinden bir örnek.



KAPLICALAR

İlimiz, dogal güzelliklerin yanısıra eşsiz kaplıcaları ile de şifa sunmaktadır . Billoris kaplıcası ile ilgili olarak Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda; kükürtlü hidrojen içeren 35 C° sıcaklığındaki suyunun deri hastalıkları, romatizma, kadın hastalıkları, nevralji, polinevrit, nevrit, polio sekelleri gibi rahatsızlıklara iyi geldiği belirtilmiştir. Billoris Kaplıcasına Mayıs-Ağustos döneminde günde yaklaşık 1500 kişi gelmekte ve kaplıcadan günübirlik yararlanmaktadır.
DAĞ ve AV TURİZMİ

Ekim-Şubat dönemini kapsayan av mevsiminde; bıldırcın, tahtalı, güvercin,yabani ördek,tavşan,tilki,samur ve porsuk avlanabilir.. Bunun dışında mevcut akarsularda balık avlamak her zaman mümkündür. Eskiden sürek avı şeklinde yapılan yabani hayvan avı bu hayvanların nesli tükendiğinden, günümüzde yapılmamaktadır. Dağ keçileri ise av yasağı kapsamına alınarak nesillerinin korunmasına çalışılmaktadır.


İNANÇ TURİZMİ

İbrahim Hakkı Hz.lerinin türbesi.

Hz.Ömer zamanında İslamiyeti benimseyen Siirt Yöresinde dini ağırlıklı eserler ağırlık kazanmaktadır. Bu da Siirt'teki turizm olgusu içinde inanç turizmini belirgin şekilde ön plana çıkarmaktadır. Hz.Muhammed'in (SAV.) övgüsüne mazhar olan tabiin büyüklerinden Hz.Veysel KARANİ'nin kabirleri ve cennetle müjdelenen an sahabeden biri olan Abdurrah- man Bin Avf Hz.lerinin makamı da bu yörede bulunmaktadır. Ayrıca Dünyaca ünlü Marifetname'nin müellifi olan İbrahim Hakkı Hz.leri ve Hocası İsmail Fakirullah Hz.leri de Aydınlar İlçesinde medfun bulunmaktadırlar. Bunların dışında Siirt Yöresinde on binlerce evliyanın yattığı rivayet edilmektedir. İnanç turizmindeki hareketlilik, İl merkezi ile Hz.Veysel KARANİ'nin türbesinin bulunduğu Baykan İlçesinde ve Hz.İsmail FAKİRULLAH ile dini ilimlerin yanı sıra matematikten astronomiye tüm pozitif bilimlerin de işlendiği 58 esere sahip İbrahim Hakkı Hz.lerinin türbesinin bulunduğu Aydınlar (Tillo) ilçesinde yoğunlaş maktadır. Bu eşsiz mekanlar, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.

İsmail Fakirullah Hz. :

İsmail Fakirullah Hz. Hicri 1067’de Recep Ayı Regaip Kandili’ne rastlayan Cuma Gecesi dünyaya gelmiştir. Babası Hoca Kasım Efendi’dir. İsmail Fakirullah Hz. çocuk yaşlarında ilim tahsiline başlamış ve hoca oluncaya kadar ilim tahsiline aralıksız devam etmiştir. 24 yaşındayken babasını kaybetmiştir. Bu yaşta evlenerek oturduğu camide müderrislik ve imamlık yapmaya başlamıştır. 30 yaşında annesini kaybettikten sonra zühd ve takvasının gereği olarak kendisine bir tarla satın almış, bizzat kendi elleriyle asma ağaçları dikmiş ve geçimini sağlamak için çalışmıştır. Tarla ekmiş, ekin biçmiştir. 40 yaşına kadar günlerinin çoğunu oruçla geçimiş, orucunu birkaç üzüm tanesi ile açmıştır. 40 gün konuşmadan, yeme içmeden kesilip mana alemine dalmıştır. Kırkıncı gün gözünü açmış, bir tas su içmiş, ekşi nar aşı isteyip, bir parça ekmekle yemiş ve kendine gelmiştir. Bundan sonra yemeğini normal yemeye başlamıştır. Daha sonra 48 yaşında Hacc’a gitmiştir. İsmail Fakirullah Hz.’nin biri kız olmak üzere 5 çocuğu vardı. İbrahim Hakkı Hz.’nin üstadı olan İsmail Fakirullah Hz.’nin büyük kerametleri olmuştur. Bunlardan bir tanesi de kuyu hadisesidir.İsmail Fakirullah Hz. 48 yaşındayken komşularından biri vefat eder. Onların evlerine taziyeye gider. Taziyede bulunduktan sonra namaz vakti izin alıp, eve dönmek isterken, avluda bulunan ve içinde su bulunmayan 22 m. derinliğinde bir kuyuya düşer. İsmail Fakirullah Hz.’nin camiye gelmediğini gören cemaat İsmail Fakirullah Hz.’ni aramaya başlar. Nihayet taziye evinden çıkanlar İsmail Fakirullah Hz.’nin kuyudan seslerini işitirler. Bunun üzerine kuyuya biri inerek İsmail Fakirullah Hz.’ni kuyudan çıkarır. Büyük Mürşid kuyudan çıkarılırken sarığı başında, terliği ayağında ve kaşındaki ufak sıyrık haricinde vücudunda herhangi bir yara veya kırık olmadığı halde olup bitenlerden habersiz hala o manevi mecliste içtiği muhabbet ve ilahi aşk şarabının etkisiyle istiğrak halindeydi. Kendisini kuyudan çıkartmak isteyenlere, “Beni kendi halime bırakın. Artık benim sizinle işim kalmadı, benden uzaklaşınız.” diyerek kendisini mevlasıyla ve o manevi mecliste hazır bulunan evliya ruhlarıyla başbaşa bırakmalarını ısrarla istemiştir. İsmail Fakirullah Hz. ayıldığında kuyuya düştüğünden haberi olmadığını, ancak kuyuda bulunduğu zaman zarfında yüce Allah’ın Tecelli Sıfatlarıyla müstağrik olduğunu, bir çok evliyanın ruhlarıyla tanıştığını ifade eder. İsmail Fakirullah Hz.’nin istiğrak hali 8 yıl boyunca devam etmiştir. 9. yıl istiğrak halinden ayrılıp Cenab-ı Hak’tan aldığı feyzle, insanları hak yoluna irşada başlamıştır. Bir tarafta “Uveysiyye” tarikatının esasları doğrultusunda her kesimden insanları irşad ederken, diğer tarafta şer-i ilimler ve müspet ilimlerde dünyaca ünlü meşhur ilim adamları yetiştirmiştir. Hayatını hak yolda insanları irşad etmekle geçiren bu büyük veli Hicri 1146, Miladi 1734 senesinde ruhunu mevlasına teslim etmiştir. Kabri Tillo Kabristanlığı’nda kendi ismiyle anılan türbededir. İsmail Fakirullah Hz.’ni vefatından sonra halka tanıtan İbrahim Hakkı Hz.’dir. Her sene binlerce kişi türbesini ziyaret etmektedir

İbrahim Hakkı Hz.



İbrahim Hakkı Hz. Hicri 1115, Miladi 1703 yılında Erzurum’a bağlı Hasankale İlçesi’nde doğmuştur. Babası Molla Osman, bir mürşit aramak maksadıyla Tillo’ya gelmiş, burada İsmail Fakirullah Hz.’ni bularak hizmetine girmiştir.



Babasının arkasından İbrahim Hakkı da amcası Ali ile birlikte Tillo’ya gelmiştir. Okuma çağındayken İsmail Fakirullah Hz.’ne talebe olup, o günün şartlarına göre çok ileri seviyede dini ve fenni ilimler tahsil etmiştir. Bunun üzerine hem dini ilimlerde, hem de fenni ilimlerde üstünlüğü ifade eden “Zülcenaheyn” yani “İki kanatlı” ünvanını elde etmiştir. Bu sırada hocası ve şeyhi olan İsmail Fakirullah Hz.’nin tarikatı olan “Uveysiyye” tarikatına intisap etmiştir.



Büyük mütefekkir İbrahim Hakkı Hz. hadis ve fıkıhta, tasavvuf ve edebiyatta, psikoloji ve sosyolojide, tıp ve astronomide ve pek çok ilim dalında büyük bir kudret ve yetenek göstermiştir. Doğunun yetiştirdiği bu büyük alim, kısa zamanda dünya çapında ün salmıştır. İslam alemine ve insanlığa bıraktığı değerli eserler, onun şahsiyetinin ve ilminin faziletini gösterir.



Mürşidi ve hocası İsmail Fakirullah Hz.’nin vefatından sonra irşad ve öğretim görevlerini hocasının oğlu Abdulkadir-i Sani Hz. ile birlikte devralarak hayatı boyunca sürdürmüştür.



İbrahim Hakkı Hz. üç sefer Hacc’a gitmiştir. İlk hac farizasını 1738’de, ikincisini 1763’te, son haccını da 1767’de yapmıştır.



İbrahim Hakkı Hz. 1758’de İstanbul’a gitmiş, bu gidişinde saraya özel olarak davet edilmiştir. O zamanın sultanı I. Mahmud tarafından davet edilmesinin sebebi daha önce sultan ile İsmail Fakirullah Hz. arasındaki haberleşme olmuştur. İbrahim Hakkı Hz. sarayda bulunduğu müddetçe, zamanının çoğunu saray kütüphanesinde geçirmiştir, bir süre sonra yeniden Tillo’ya dönmüştür.



Hicri 1194, Miladi 1780’de 77 yaşında iken Cenab-ı Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Kendi arzusu üzerine Mürşidi İsmail Fakirullah Hz. için daha önce yaptırdığı ve kozmografik bir özelliğe sahip olan türbede, mürşidinin ayaklarının ucuna defnedilmiştir.



İsmail Fakirullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz.’nin Türbesi :

Bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü iki oda ve bir hol ile bir kuleden ibarettir. Türbenin asıl özelliği; Tillo’nun 3-4 Km. doğusundaki bir tepe üzerine yapılmış olan duvardaki 40x50 Cm boyundaki pencereden her yıl; gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart günü, yeni doğan güneşin ilk ışınları, türbenin tümü kale duvarının etkisiyle gölgede kalırken, pencere boşluğundan geçip, türbe kulesinin penceresine vurarak kırılmak suretiyle İsmail Fakirullah’a ait sandukanın baş tarafını aydınlatmasıdır. Bununla ilgili “yeni yılda doğan ilk güneş, hocamın baş ucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi neyleyim.” Sözü İbrahim Hakkı’nın hocasına olan saygısını göstermektedir.



Ne yazık ki bu ışık düzeni, türbenin restorasyonu sırasında bozulmuş bulunmaktadır. Avrupa’nın bir çok uzman bilim adamı, bütün uğraşlarına rağmen bu ışık düzenini eski orijinal haline getirememişlerdir.





İsmail Fakirullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz. Müzesi :

Tillo tarihi eserler yönünden çok zengindir. İbrahim Hakkı’nın kullandığı kozmoğrafya aletleri, haritalar, güneş sistemi ile ilgili tahta küreler, el yazması çok değerli kitaplarla düşünüre ait çeşitli eşyalar halen Tillo’daki torunlarında bulunmaktadır.



İbrahim Hakkı Hz.’nin Eserleri :

İlk ana eseri Divanı’dır. 1755’te yazılmış. 1847’de Mehmed Said tarafından İstanbul’da basılmıştır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Divanı ismini taşır. 230 sayfadır. İlâhiname, Aşknâme, Hz. Muhammed’i öven bir şiir ve kendi halini, niteliğini bildiren bir manzumesi vardır. Divanı büyük oğlu İsmail Fehim’e ithaf edilmiştir. İsmail Fehim astronomi ve müzikle uğraşan güzel kanun, santur çalan bir zattır. Kendisinin çalmış olduğu 74 telli bir santuru vardı. İbrahim Hakkı Divanı’nda musiki ile ilgili “Musikiye Dair Nazım” adlı bir şiir bulunmaktadır.



İkinci ana eseri Marifetname’dir. Ansiklopedi türündedir. 1757’de yazılmıştır. 1836 ve 1864’te Mısır’da 1868, 1889 ve 1914’te İstanbul’da basılmıştır. Ortalama 600 büyük sayfadır. El yazmaları 2 cilt olup, halen Tillo’da torunlarından Sadettin TOPRAK tarafından muhafaza edilmektedir.



Eser bir önsöz, üç büyük bölüm ve bir sonsöz ihtiva eder. Her bölüm daha alt bölümlere ayrılmıştır. Önsöz tamamen dinidir.



Birinci bölüm Fenn-i Evvel’dir. Allah’ın varlığını, birliğini anlattıktan sonra yalın ve bileşik cisimleri, madenleri, bitkileri ve nihayet insanı anlatır. Sonra geometri, astronomi ve takvim konuları yer alır. Coğrafyaya ait bölümünde 100’den fazla ilin hangi enlem ve boylamda olduğunu göstermiştir. Ayrıca, “Hiçbir çağda yerin döndüğüne inananlar eksik olmamıştır.” demiştir.



İkinci bölümde fenn-i Sani, anatomi, fizyoloji gibi bilimler yer alır. İnsan vücudunu estetik bakımdan da incelemiş, araya beyitler sıkıştırmıştır. Vücut yapısı ile huy arasındaki ilişkiye inanmış ve bunu şiirle anlatmıştır. Bu bölümün sonunda ruha, sağlığa ve ölüme ait geniş bilgi vardır.



Üçüncü bölüm olan fenn-i Salis, dini, ilahi ve felsefi içeriklidir.



Kırk sayfa tutan son bölüm törebilimdir diyebiliriz. Öğretimin yol ve yöntemini, öğrencinin üstadına takınacağı tutumu, ana ve babaya karşı saygı ve sevgi, evlenme ve evlenmede aranacak nitelikler, karı-kocanın birbiriyle ilişkileri töresi, çocuklara karşı görevleri, akraba, hizmetçi, komşu, dost, halk ve bilginlerle görüşüp konuşma yolu ve töreleri yer alır. Sayın Rauf İNAN, İbrahim Hakkı’nın bu cephesini incelerken, O’nu ilk eğitim filozofumuz olarak tanıtır.



Marifetname, Arapça ve Farsça’ya da çevrilmiştir.



İbrahim Hakkı’nın üçüncü büyük eseri İrfaniye’dir. 1761’de yazılmıştır. 495 sayfadır. Arapça, Farsça ve Türkçe bölümleri vardır. Konusu “Kendisini bilmeyen, Rabbini bilemez.” anlamındaki hadistir. İnsan vücudu evrene benzetilmiştir. Vücutta akıl, evrende Rab gibidir. Şöyle öğütleri vardır: “Tekkelerde eğlenmeyip, ilim meclisine gelesin. Herkese şefkat nazarı ile bakıp hakir görmeyesin ve hizmet buyurmayasın. Tezyi-i zahiri koyup gökçek ahlak ile tezyi-i bâtına gidersin.” demektedir.



Dördüncü ana eseri İnsaniye’dir. 1763’te yazılmıştır. 722 sayfadır. Kendisi bu eseri için “140 kitaptan üç lisan üzre cem ettim.” diyor. Oğlu İsmail Fehim ve amcazadesi Yusuf Nedim’in el yazısı olan iki nüshası torunlarında vardır.



Beşinci büyük eseri Mecmuat-ül Mani, 1765’te yazılmıştır. Kayınbiraderi Mustafa Fani’nin el yazısı olan bir nüshası Mehmet Ali Benderli’de vardır. Bu kitapta münacaatlar, şükürnameler ve Şifa-üs Sudur başlığı altında topladığı manzumeleri vardır. Fakirullah’ın ölümü, oğul ve torunlarının doğumuna, hacca gidişine ait düşürdüğü tarihler de bu kitaptadır. Arapça, Farsça ve Türkçe bir de sözlüğü vardır. Arapça ve Farsça’dan dilimize alınan kelimelerin imlalarını, Türkçe söylenişlerine göre sesli harf koyarak yazmıştır. Mesih İbrahim Hakkıoğlu diyor ki: “Bu sözlüğü incelemeden evvel, İbrahim Hakkı’nın mektuplarında müjde, aslan, sokak gibi kelimelerin yazılışını görüp şaşırdım. İbrahim Hakkı gibi Arapça ve Farsça’yı ana dili gibi bilen, bu dillerde yazılmış yüzlerce eseri inceleyen bir bilginin mektuplarında imla hatası yapmasına akıl erer miydi? Ancak bu sözlüğü inceledikten sonra bir çığır açmak istediğini anladım.”



İbrahim Hakkı’nın günümüze kadar kalmış bir de Ruzname’si vardır. 1753 yılında yapılmış, yüzyıllarca takvim işini görebildiği için Devr-i Daim de denen araç, 52,5 Cm çapında bir ağaç çembere gerilmiş derinin bir çok daire ve yarıçaplara bölünmesi ile meydana gelmiştir. Siirt ve Tillo gibi 40. Enlemde bulunan yerlere göre düzenlenmiştir. Bir göç yılının herhangi bir ayının bir günü aranırken bunun haftanın hangi günü olduğu, o gün güneşin kaçta doğup battığı kolayca bulunabilir. Duvar ve cep takvimlerinin bulunmadığı bir dönemde bu aracın önemi açıktır.



Bu açıklamalardan sonra İbrahim Hakkı Hz.’nin tespit edilebilen 58 eserini şöyle sıralayabiliriz.



1- Seyr-u Süluk :1722 yılında yazılmıştır. Eser Arapça olup, bir tasavvuf kitabıdır.

2- Süluk-u Tarikil-Fena :1726 yılında yazılmıştır. Eser Arapça bir tasavvuf kitabıdır.

3- Lubbul-Kutub :1740 yılında yazılmıştır. Eser 4 cilt olup, seçme şiirlerden derlenmiştir.

4- Tecvit :1749 yılında yazılmıştır. Eser tecvitle ilgilidir.

5- Saatname :1750 yılında yazılmıştır. Eser zaman belirleme usullerini içerir.

6- Tertib’ul-Ülum :1751 yılında yazılmıştır. Eser manzum olup, dini ve içtimai konuları içerir.

7- Menazil’ul-Kamer :1752 yılında yazılmıştır. Eserde mevsimlerle, aylarla ilgili bilgiler vardır.

8- İhtiyarat’ül-Kamer :1752 yılında yazılmıştır. Eser gezegenler ve takvimlerle ilgili bilgileri içerir.

9- Gurre-Name :1752 yılında yazılmıştır. Eser takvimi hesapları kapsıyor.

10- Rûz-Name :1752 yılında yazılmıştır. Eser ağaçtan yaptığı takvimin kullanılışını izah ediyor.

11- Divan-ı İlahi-Name :1755 yılında yazılmıştır. Eser Türkçe manzum ve tasavvufidir.

12- Mahzen-Ül-Esrar :1755 yılında yazılmıştır. Eser manzum olup, tasavvufidir.

13- Marifetname :1757 yılında yazılmıştır. Eser Türkçe olup, tasavvuf, astronomi, anatomi, geometri, psikoloji ve edebiyat konularını içeriyor. Orjinali 2 cilttir.

14- Tezkirat’ül-Ehbab :1757 yılında yazılmıştır. Eser Arapça olup, Şeyh İsmail Fakirullah’ın hayatını konu ediniyor.

15- Mecmuat’ul-İrfanniye :1761 yılında yazılmıştır. Eser tasavvufidir.

16- Mecmuat’ul-İnsanniye :1763 yılında yazılmıştır. Eser nazımdır.

17- Hısn’ul-Arifin :1765 yılında yazılmıştır. Eser sırrın izahı ile ilgilidir.

18- Vuslat-Name :1765 yılında yazılmıştır. Eser nazımdır.

19- Mir’at’ul-Kevneyn :1765 yılında yazılmıştır. Eser Arapça nazımdır.

20- Kuvt-i Can :1765 yılında yazılmıştır. Eser şeyhinin menkıbelerini içeriyor.

21- Noş-i Can :1765 yılında yazılmıştır. Türkçe ve Farsça beyitleri içine alıyor.

22- Mecmuat’ül-Meani :1765 yılında yazılmıştır. Eser mana ilimleri ile ilgilidir.

23- Rub’ul Muceyyeb :1765 yılında yazılmıştır. Eser yeryüzünün enlem ve boylamlarının, saat vakitlerinin nasıl bulunabileceğinden, kıble ve yön tayininden, dağların yükseklikleri ile engebeli mesafelerin ölçülmesine dair usulleri içerir.

24- Tuhfet’ul-Kiram :1766 yılında yazılmıştır. Eser Arapça ve Farsça’dır.

25- Celal’ul-Kulub :1766 yılında yazılmıştır. Eser çok değerli manevi telkin ve tavsiyeleri içerir.

26- El-İnsan’ul Kamil :1766 yılında yazılmıştır. Eser Türkçe olup, olgun bir insan modelini takdim ediyor.

27- Nuhbet’ul-Kelam :1768 yılında yazılmıştır. Eser Arapça, Farsça ve Türkçe’dir.

28- Meşarik’ul-Yuh :1771 yılında yazılmıştır. Eser Arapça, Farsça ve Türkçe olup, değişik kaynaklardan derlenmiştir.

29- Avamil ve Kavaid’ul-Farisiyye :Eserler Fars Dili’nin bazı gramer kurallarını içeriyor.

30- Aynı Eser,

31- Sefinetu-Nuh :1773 yılında yazılmıştır. Eser üç dilde yazılmış manzumdur.

32- Kenz’ul-Fütuh :1774 yılında yazılmıştır. Eser tasavvufa dair nazımdır.

33- Definetur-Ruh :1775 yılında yazılmıştır. Eser Arapça, Farsça ve Türkçe yazılmıştır.

34- Kitab’ul-Alem :1775 yılında yazılmıştır. Eser Arapça’dır.

35- Ruhuş-Şüruh :1776 yılında yazılmıştır. Eser İlahi-Name adlı eserinden derlenmiştir.

36- Akidet’ul-İman :1777 yılında yazılmıştır. Eser Arapça olup, çocuklar için imani bilgiler içeriyor.

37- Urvetil-İslam :1777 yılında yazılmıştır. Eser Marifetname’den alınmıştır.

38- Ulfet’ul-Enam :1777 yılında yazılmıştır. Eser Arapça’dır.

39- Hey’et’ul-İslam :1777 yılında yazılmıştır. Eser tefsir ve hadis ilimleri ile ilgilidir.

40- Vasiyet-Name :1778 yılında yazılmıştır. Eser Oğlu İsmail Fehim’e yazdığı mektupları ihtiva ediyor.

41- Mürşid’ul-Muteehhiliyn :Eser ailevi konular içeriyor.

42- Muntehebat-i Manzume :Eser tasavvufi beyitlerden oluşturulmuştur.

43- Şükür-Name :Eser Manzumdur.

44- İkbal-Name :Eser ahlaki konuları içerir. Nazımdır.

45- İstihrac-i Amal-i Felekiyye :Eser astronomi ile ilgili nazımdır.

46- Süluk-i Tarik-i Nakşibendi :Eser Nakşi Tarikatı’nın usullerini izah ediyor.

47- Ed’iye-i Mensure,

48- Şifa-ul Sudur, 49- Uzletname, 50- Ulfet’ul-Kulub, 51- Menkubus-Sır, 52- Nefy’ul-Vücud, 53- Vahdet-Name, 54- Teferrüc-Name, 55- Manzume-i Avamil, 56- Sırr’ul-Sır, 57- Kelimatu-Fakirullah, 58- Lubbul-Lub,

İbrahim Hakkı Hz.’nin Şiirlerinden Seçmeler



TEFVİZNÂME

Hak şerleri hayr eyler

Zannetme ki gayr eyler

Arif anı seyr eyler

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler



Sen Hakk’a tevekkül kıl

Tefviz et ve rahat bul

Sabreyle ve razı ol

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler



Kalbin ona berk (yaprak) eyle

Tedbirini terk eyle

Takdirini derk eyle (anla)

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler



Hallak-ı Rahim oldur

Rezzak-ı Kerim oldur

Fa’al-ı Hakim oldur

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler




Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1939
favori
like
share
burak_narin_56 Tarih: 16.01.2009 00:00
paylaşımın için tşk edrim