Ali Rıza Hakses (1892 - 1983)

Türkiye Cumhuriyetinin 9. Diyanet İşleri Başkanı olan Ali Rıza Hakses, 1892 yılında Kayseri İlinin Saraycık Köyünde doğdu. Küçük yaşta İstanbul'a gelerek ilk tahsilini ve hıfzını Üsküdarda tamamladı. Ruus imtihanını kazanarak Medreset'ül Mütehassisinin Fıkıh ve usulü Fıkıh Şubesine girdi ve başarı ile bitirdi.


Kadıköy, Muğla, Fatih müftülüklerinde, Eğe Bölgesi Geçici Vaizliğinde bulunan Ali Rıza Hakses, 15 Şubat 1966 yılında Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği'ne seçildikten sonra, 25 Ekim 1966 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı'na tayin edildi ve 15 Ocak 1968 tarihinde emekliye ayrıldı. Ali Rıza Hakses, 5 Kasım 1983 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Celal Sandal (1942-2006)

[COLOR="yellow"]1942'de Kayseri’de doğdu. Boksa 17 yaşında Kayseri Erciyes Kulübü'nde başladı. 1964'te polis oldu ve Emniyet Kulübü'ne geçti. 1963-1967 yılları arasında Türkiye şampiyonluklarını elinde tuttu. 1967 yılı Akdeniz Oyunları ikincisi ve 1971 Akdeniz Oyunları birincisi, 1970-1971-1972 yıllarında Balkan Şampiyonu, 1971 Avrupa üçüncüsü oldu. 54 kez milli formayı giydi. Türk boksunun en sert yumruklarından biridir.

Sandal’ın toplam 5 Balkan şampiyonluğu, 1 Avrupa üçüncülüğü, 1 Akdeniz Oyunları şampiyonluğu, ve bir olimpiyat dördüncülüğü dereceleri vardır.

1960'larda Seyfi Tatar, Celal Sandal, Cemal Kamacı, Nazif Kuran, Engin Yadigâr ve Kemal Yalçınkaya gibi boksörler yetişti. Bu sporcular Akdeniz Oyunları, Balkan Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası'nda birçok madalya kazandılar. 1970'ler ve 1908’lerde de Türk boksörler özellikle Akdeniz Oyunları ve Balkan Şampiyonası'nda başarılı oldular. Celal Sandal yedi birincilik ve iki ikincilik, Seyfi Tatar altı birincilik, sekiz ikincilik kazandı.

Celal Sandal 12 Aralık 2006 tarihinde Kayseri’de vefat etti.

VEFAT-HABER
Celal Sandal’ın ölümü üzüntü yarattı

Türk boksunun önemli isimlerinden, altın madalya rekortmeni Celál Sandal, dün sabaha karşı Ankara’daki evinde 64 yaşında vefat etti.

Uzun süredir kanser tedavisi gören Sandal’ın ölümü memleketi Kayseri’de üzüntü yarattı. 1967 ile 1972 yılları arasında altı defa Balkan ve iki defa da Akdeniz Oyunları Şampiyonluğunu kazanarak toplam sekiz altın madalya ile bu önemli rekoru eline geçiren ve yıllarca zirvede kalan Celál Sandal, ayrıca bir Balkan ikinciliği ile bir de Avrupa üçüncülüğü kazanmıştı. Emekli Başkomiser Celal Sandal, yarın başkentte Hacıbayram Camii’nde kılınacak öğle namazından sonra toprağa verilecek.

Celál Sandal, anılarında boksa 17 yaşında Kayseri Erciyesspor kulübünde başladığını belirterek, "12 yaşında Gazipaşa ilkokulunda iken mahalleden bir kız arkadaşım vardı. Sen bu okula neden geliyorsun diye okulun öğrencileri beni dövünce boksör olmaya karar verdim. Bu vesile ile iyi bir boksör oldum" ifadelerine yer vermişti.

Savaş Yurttaş,

[COLOR="yellow"]1944 yılında Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. Tiyatroya, üniversite yıllarında İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosu’nda, Sermet Çağan’ın “Ayak Bacak Fabrikası” adlı oyunu ile başlayan sanatçı, daha sonra Ulvi Uras Tiyatrosu, Türk Öğretmenler Sendikası Tiyatrosu, Ankara Halk Oyuncuları, Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankara Birlik Tiyatrosu ve Ankara Ekin Tiyatrosu’nda çalıştı.

TRT’de yayınlanan “Bizimkiler”, “5 Dakika”, “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Yazlıkçılar” ve “Oğlum Adam Olacak” adlı dizilerde rol alan sanatçı, 1981 yılında sinema yazarlarının “En iyi yardımcı oyuncu ödülüne” layık bulundu. Yurttaş, ayrıca “Sürü”, “Yılanların Öcü”, “72. Koğuş”, “Suçumuz İnsan Olmak”, “Can Şenliği”, “Bebek”, “Güneşe Köprü”, “Yolun Sonundaki Karanlık”, “Biri ve Diğerleri”, “Ziyaret”, “Sarı Mersedes”, “Kara Kafa” gibi Türk sinema tarihinin önemli filmlerinde de rol aldı.

Ankara Halk Oyuncuları Tiyatrosu’nda “Devri Süleyman”, “141. Basamak” ve “Teneke”, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda “Durant Bulvarı”, “403. Kilometre”, “Heykel” adlı oyunlardaki rolleriyle tiyatroseverlerin gönlünde taht kurdu. Tiyatro sanatçısı Savaş Yurttaş, evliydi.

Savaş Yurttaş 10 Nisan 2002'de Ankara'da öldü.


Sakıp Sabancı (1933 - 2004)

[COLOR="yellow"]7 Nisan 1933 tarihinde Hacı Ömer Sabancı ve Sadıka Sabancı'nın ikinci çocuğu olarak Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğan Sakıp Sabancı, iş hayatına 1948 yılında, Akbank’ta stajyer memur olarak başladı. Kardeşleri İhsan Hacı Şevket, Erol ve Özdemir Sabancı'dır.


Üç yılını zatürre hastalığıyla geçirmek zorunda kalan Sabancı, hastalığı nedeniyle liseyi bitiremeden okulu bıraktı ve BOSSA Un Fabrikası’nda veznedar olarak çalışmaya başladı. 1955 yılına gelince Un Fabrikası’nın ticaret müdürü oldu. 2 sene sonra Türkan Civelek ile evlendi ve BOSSA Tekstil Fabrikası’nda Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaya başladı.


1964 yılında Dilek adlı bir kız çocuğu sahibi olan işadamı, aynı yıl Adana Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı oldu. 2 yıl sonra babası Hacı Ömer Sabancı’yı kaybetti ünlü işadamı. Babasının ölümünden 1 yıl sonra kardeşleriyle birlikte “Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş”yi kurdu ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi.


1970 yılında, ikinci çocuğu Metin’in zihinsel özürlü olarak dünyaya gelmesi sebebiyle Sabancı, diğer insanlara yardım amacıyla, 1976 yılında Erol Sabancı Spastik Çocuklar Tedavi ve Eğitim Merkezi ile 1996 yılında Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim Üretim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni kurdu.


1974’de “Hacı Ömer Sabancı Vakfı VAKSA”yı kuran işadamı, 1981’de Londra’da, Türk sermayesi ile yurtdışındaki ilk banka olan Ak International Bank’ı (Sabancı Bank Plc.) kurdu. Yine aynı yıl Amerika’da Houston’da ilk kez kalp kapakçığı ameliyatı oldu.


Üç sene sonra, 1984’de, Eskişehir Anadolu Üniversitesi tarafından ilk onursal doktorasını alan Sabancı, 1986’da TÜSİAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı oldu. 1989’da babası Hacı Ömer Sabancı zamanında toplanmaya başlanan Resim ve Hat koleksiyonlarının sergilenmesi için SSCB Kültür Bakanlığı'nın daveti üzerine Moskova'da bir sergi açıldı. Bu sergi, sonraki yıllarda dünyanın en önemli müzelerinde sergilenecek "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" için bir mihenk taşı oldu. Yine aynı yıl Amerika-Houston'da ikinci kez kalp ameliyatı oldu.


1992’de Japon hükümeti tarafından Sakıp Sabancı'ya "Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı" takdim edildi. 1 yıl sonra 1988 yılında temeli atılan “Sabancı Center” açıldı. 1994’de ise “TOYOTASA” fabrikasını açtı. 1996’da kardeşi Özdemir Sabancı işyerinde uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti. 1997’de ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile onurlandırılan isadamı, dünyaca ünlü gıda devi Fransız Danone ile yüzde 50-50 ortaklıkla “DANONESA”yı kurdu. Yine aynı yıl Fransız Hipermarket zinciri “Carrefour” ve Sabancı ortaklığı ile “CARREFOURSA Hipermarket Zinciri” kuruldu.


1998’de "Altın Harfler: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nden Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu Sergisi" New York'ta Metropolitan Müzesi'nde sergilendi. Böylece Metropolitan Müzesi'nde sergilenen ilk özel koleksiyon ünvanına sahip oldu. O yıl kardeşi Hacı Sabancı vefat etti.


1999’da ise İstanbul’da, Sabancı Üniversitesi’ni açan işadamı, 2001’de DuPont’un yüzde 50-50 ortaklığıyla 4 kıtada toplam 16 fabrika ile faaliyet gösteren “DUPONTSA” ve “DUSA INTERNATIONAL” şirketlerini kurdu. Fransız Hükümeti,"Altın Harfler" koleksiyonunun “Louvre Müzesi”nde sergilenmesini gerçekleştirerek, Fransız-Türk kültür ilişkilerine yaptığı katkılar ve Fransa'nın önde gelen şirketlerinden Danone, Carrefour ve BNP ile sürdürdüğü başarılı ortaklıklarından dolayı, Elysée Sarayı'nda yapılan törenle, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından Sakıp Sabancı'ya "Légion d'honneur" şeref nişanı takdim edildi.


Doğum gününden 71 yıl 3 gün sonra 10 Nisan 2004 tarihinde sabah saat 05.55 civarında tedavi gördüğü Amerikan hastahanesinde şiddetli Akciger Enfeksiyonu'ndan vefat etti.


Behçet Kemal Çağlar (1908-1969)
(Ankaralı Aşık Ömer)

[COLOR="yellow"]Kayseri’nin Şabanbeyzãdeler namıyla bilinen ünlü bir ailesinden Şaban Hamdi Bey’in oğludur. Erzincan’ın Tepecik köyünde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Kayseri’de yaptı. Zonguldak Maden Mühendisliği Mektebini bitirdi. Şiir ve edebiyat konusunda bilgisini artırmak için 1934 yılında Atatürk tarafından Londraya gönderildi. Yurda dönünce Halk Evleri Müfettişliği ile yurdun her yanını dolaşarak halk sanatını ve şiirini tanıma fırsatını buldu. Milletvekilliği de yapan Çağlar; Aşık Ömer mahlası ile yazıp söylediği halk şiiri tarzındaki deyişleriyle haklı bir şöhret elde etmiştir. Erciyes’ten Kopan Çığ, Burada Bir Kalp Çarpıyor, Benden İçeri adlı şiir kitaplarının yanısıra çeşitli konularda 14 eseri ve 2 piyesi yayınlanmıştır.

İncili (Çavuş) Baba

[COLOR="yellow"]Tomarza’ya bağlı eski adı Afşin olan köyde doğdu. Kanuni döneminde sarayda çalıştı. 1615’te İran’a Türk elçisi olarak gitti. Muhasebecidir. Nüktelerinden dolayı “İncili” lakabını almıştır.


Erkiletli Aşık Hasan (1771-1856)

[COLOR="yellow"]Erkilet kasabasında doğmuştur. Ünü mahalli olmasına rağmen kuvvetli bir şairdir. Şiirlerinde kelime oyunlarına, cinaslara ve muammalara geniş yer vermiştir. Ozanın nasıl bir tahsil gördüğü bilinmiyorsa da şiir lerinden kültürel olgunluğa eriştiği anlaşılmaktadır.


Aşık Seyrani (1807-1873)

[COLOR="yellow"]19. yüzyılın yetiştirdiği en güçlü halk ozanlarından biridir. Esas adı Mehmet Tahir'dir. Develi ilçesinin Camiikebir Mahallesinde doğmuştur.15 yaşlarındayken rüyasında pir elinden bãde içerek "Seyrani" mahlãsını almıştır. O tarihten itibaren şiir söylemeye başlamıştır. 1839 yılında 40 ãşıkla birlikte saraya giren Seyrãni devlet idaresinde gördüğü bozuklukları vezirden padişaha kadar ağır bir dille hicvettiği için, İstanbul’u terkederek Halep’e geçmiştir.

1873 yılında Develi’de öldü


Dadaloğlu

[COLOR="yellow"]19. yüzyılın halk ozanlarındandır. Afşar boyundandır. Toros yaylalanndan Kayseri'ye gelerek Tomarza, Pınarbaşı, Sarız ilçe ve köylerine yerleştirilen Afşarlar içinde bulunmuştur. Asıl adı Velidir. Aşiretine vurgun, Kahraman bir ozan olan Dadaloğlu koşma, koçaklama ve güzellemeleriyle çağdaşı birçok aşığı etkilemiştir Dadaloğlunun nerede öldüğü ve mezarı bilinmemektedir

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6158
favori
like
share
refik Tarih: 09.09.2007 00:55
emeklerine saglık teşekkürler su-perısı
HaSaN Tarih: 07.09.2007 13:05
canay Tarih: 07.09.2007 11:07
SU-PERISI Tarih: 07.09.2007 09:47
Ahmet Nazif Efendi (1860-1914)

Kayseri tarihi ve meşhurları hakkında Mir’at-ı Kayseriyye (Kayseri'nin Aynası) ve Kaysseriyye Meşãhiri (Kayseri Meşhurları) adlı iki önemli eser yazmıştır

Ahmet Remzi Akyürek (1872-1944)

[COLOR="yellow"]Üsküdar son Mevlevi şeyhidir. İlk tahsilini Kayseri’de yapmış, 1892’de İstanbul’a gelerek memuriyete atılmış, Yenikapı Mevlevihanesinde sikke giymiştir. Son görev yeri Üsküdar Selimağa Kütüphanesi müdürlüğüdür

Nuh Mehmet BALDÖKTÜ


[COLOR="yellow"]1916 senesinde doğdu. İlkokuldan sonra öğrenimine ara verip bir manifaturacıda çırak olarak iş hayatına atıldı. 1936’da patronunun kızıyla evlenip şirkete ortak oldu. 1944 yılından beri de kendi firmasını kurarak Tekstil üretimi ve ihracatı işini sürdürmekteydi.

Kurucularından olduğu“Birlik Mensucat” adıyla şirketleşen fabrikada entegre iplik üretimi ve dokuma işleri yapılan ilavelerle 62 yıldır sürmektedir.
1961 yılında işini İstanbul’a nakletmiş 1967 yılında Nuh Çimento şirketinin kurucuları arasında yer almıştır. 1974 yılında Emintaş Emlak ve İnşaat Şirketi’ni üç arkadaşıyla kurmuş, uzun süre yönetim kurulu başkanlığını üstlenmiştir.

Bu güne kadar gerek kişisel, gerekse ortak olduğu şirketlerin işleriyle bizzat ilgilenmiştir.

En büyük ideali bu memleketin evlatlarına daha çok iş vermek daha çok ihracat yaparak döviz getirmek, daha çok insanımıza hizmet vermekti. Çünkü O,”İnsani olan her davranış İslami”olduğuna ve insanlara yardımın büyük bir ibadet olduğuna yürekten inanmaktaydı.
Sade ve mütevazı kişiliğiyle herkesin gönüllerinde yer eden Sayın Baldöktü aynı zamanda fikir ve gönül adamıydı. Her sözü her davranışı ayrı bir eser oluşturacak kadar anlamlı bir hayat yaşadı.

“Başarının yolu çalışmak ve doğruluktur” diyen Sayın Nuh Mehmet Baldöktü’nün, Baldöktü Ailesi adına Kayseri ilimize Kazandırdığı ve himayeleri “Baldöktü Sosyal Hizmetler Ve Kültür Vakfı” tarafından sürdürülen Eğitim ve Sosyal Tesisiler aşağıdaki sıralı tablodaki gibidir.

Ahmet Baldöktü adına Fevzi Çakmak Semtinde bir İlköğretim Okulu Ve Lojmanı
Fevzi Çakmak Semtinde Ahmet Baldöktü adına bir camii ve iki adet lojmanı.
Fevzi ÇakmakAhmet Baldöktü adına kimsesiz çocuklar kız yurdu ve bir adet lojmanı.
Kiçikapı Semtinde Ayşe Baldöktü Kur’an Kursu ve iki adet lojmanı
Kiçikapı Semtinde Yeniden ihya edilen Baldöktü Camii ve lojmanı
Nuh Mehmet Baldöktü Anadolu Lisesi ve Kapalı Spor Salonu
Yeni Sanayi içinde Ayşe Baldöktü Çıraklık Merkezi kısmi inşaatı ve 300 öğrenci kapasiteli müstakil Öğrenci Yurdu ve beraber birer adet müdür lojmanı.
Gesi’de Ahmet Baldöktü Yatılı Bölge İlköğretim Okulu. Ve Lojmanları
Bu tablo incelendiğinde Baldöktü’nün hayır kurumlarını kurmada gösterdiği hassasiyet ve toplumun öncelikli problemlerine vukufiyeti takdire şayandır.
Sayın Baldöktü birçok hayırseveri de teşvik etmiş onlara öncü ve örnek olmuştur.

KENDİ SOYADI ve ADINI TAŞIYAN HAYIR KURUM ve KURULUŞLARININ DIŞINDA BİZZAT GÖREV YAPTIĞI HAYIR KURUM ve KURULUŞLARI ŞUNLARDIR;

Kayseri Yüksek Öğrenim ve Yardım Vakfı’nın Kurucusu ve 15 yıl Yönetim Kurulunda görev almıştır.
Bakırköy Akıl Hastanesi’nin Yönetim Kurulunda 12 sene görev almıştır.
Kayseri Bedensel Engelliler Vakfı’nın kurucuları arasında yer almıştır.
Sayın Baldöktü’ye Allah’tan rahmet dileriz. Mekanı Cennet olsun…


Mustafa Asım KÖKSAL (1913-1998)

[COLOR="yellow"]1913 yılında Kayserinin Develi ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Develi Numune Mektebinde gördü. Kayseri ulemasından develi müftüsü İzzet Efendi'den medrese usulune göre Mukadimat-ı Ulum eğitimi aldı.

Sonra Ankara'ya geldi ve kendi çabalarıyla bilgi ve görgüsünü artırdı. Ankara’da bulunduğu sıralarda Kerkük ulemasından Muhammed Efendi'nin öğrencisi oldu.

İskilipli İbrahim Ethem’den tasavvuf terbiyesi alan Asım Köksal, aynı kişiden icazet aldı. 1933 senesinde Diyanet İşleri Başkanlığında memuriyete başladı ve 31 yıl boyunca üst kurullarda çeşitli vazifelerde bulundu.1964 senesinde İslam Tarihi adlı eserini yazabilmek için emekli oldu.

Bu güne kadar kaleme aldığı eserler şunlardır.İslam Tarihi-Hz Muhammed Aleyhisselam ve İslamiyet(18 cilt) Hz.Hüseyin ve Kerbela Faciası, Peygamberler Tarihi, Gençlere Din Klavuzu, Tevbe, Reddiye (Caetani'nin islam tarihine reddiye) Peygamberler (manzum) Peygamberimiz (manzum bir siret) Sohbetler, Armağan, Ezanlar, Bir Amerikalının 23 sorusuna cevap,Türkçe ezan meselesi, Şeyh Beddettin (basılmamıştır) Şeyh Ahmed Kuddusi-hayatı, mesleği, üstün kişiliği ve eserleri, İslam İlmihali.

M.Asım KÖKSAL,18 ciltlik İslam Tarihi eseriyle 1983 yılında Pakistan siret ödülünü kazanmış, 1995 yılında Türkiye yazarlar birliği tarafından Yılın Kültür adamı seçilmiştir. Büyük İslam Alimi Mustafa Asım Köksal 28 Kasım 1998 tarihinde vefat etti..

Cingözoğlu Seyyid Osman

[COLOR="yellow"]Avşarların Dadaloğlu’dan sonra yetiştirdiği en güçlü, en tanınmış ozanlarıdır.

1865 yılında Bozoka sürgün edilen aşiretlerle birlikte Yozgat’a gitmiş, daha sonra Kayseri'ye bağlı Pınarbaşı ilçesinin Cingöz köyüne gelerek yerleşmiştir.

Sazı ve deyişleri oldukça güçlü bir aşıktır. Ne zaman öldüğü ve mezarının yeri bilinmemektedir.



Gevher Nesibe Sultan


[COLOR="yellow"]Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından, meşhur Kılınç Aslan’ın kızı ve Gıyaseddin Keyhüsrev I’in kızkardeşidir. Yaşamı XII. Yüzyılın sonu ve XIII. Yüzyılın başlangıcına rastlar (1167?-1206).

Mezar taşı olmadığından, Gevher Nesibe’nin ölüm tarihi bilinmemektedir. Doğum tarihi de bilinmemektedir. Ölümünün, 1206 yılından önce olduğu tahmin ediliyor. Bir gönül kırıklığını takiben, o zamanın tıbbi imkanlarıyla tedavi edilemeyen, ince hastalığa (Tüberküloz) yakalandığı söylenmektedir.

Hastalığın sebebi ise efsaneye göre gönül verdiği Selçuklu Kumandanı ile evlenmelerine rağmen ağabeyinin muhalefeti ve az sonrada bu kumandanın harpte, şehit düşmüş olmasıdır. Bu üzüntüler içerisinde yemez içmez ve sonunda ince hastalığa yakalanır. Ölüm döşeğinde, ağabeyi Gıyaseddin Keyhüsrev, ondan özür diler ve son arzusunu sorar;

“Son arzum benim gibi, çaresiz hastaları tedavi edebilecek hekimlerin yetişeceği bir Tıp Fakültesinin açılmasıdır. Babam Kılınç Aslandan kalan bütün servetimi bağışlıyorum” der.

Otuzdokuz yaşına gelmeden hayata gözlerini kapadığı söylenmektedir. O devirde, Kayseri’nin büyük bir kısmı göl olduğundan, iklimi rutubetlidir. Bilindiği gibi, bu iklimlerde tüberküloz hastalığı, genellikle yaygın olmaktadır. Sivas Darüşşifası’nı yaptıran, İzzettin Keykavus’un da Tüberkülozdan öldüğü bilinmektedir.

Gıyaseddin Keyhüsrev I, ikinci defa tahta çıktığında, kızkardeşinin vasiyetine uyarak önce Gıyasiye’yi (Temel Bilimler), daha sonra da Şifaiye’yi (Hastane), birlikte yaptırır ve iki yılda tamamlanır. Şifahane’nin niçin Kayseri’de yapılmış olmasında gelince.. Gevher Nesibe Sultan; ülkenin onbir erkek kardeşi arasında bölünmüş olmasına rağmen, muhtemelen burada ikamet etmiş olmasından dolayı bu eser Kayseri’de yaptırılmıştır.
Gevher Nesibe önce, Kayseri Meliki kardeşi Nurettin Şah’ın daha sonra da, Kayseri’yi ele geçiren Sivas Meliki ve kardeşi olan Kutbüddin Melikşah’ın, ölümünden önce de ağabeyi Gıyaseddin Keyhüsrev I zamanında Kayseri’de ikamet etmiştir. Ayrıca mezarı da Gıyasiye Medresesinin içerisinde bulunmaktadır.

Hastanenin taç kapısında, ortada, dikdörtgen şeklinde, beyaz mermer bir kitabe yerleştirilmiştir. Arapça kitabenin Türkçe karşılığı şöyledir:

Bu hastahane Kılıçaslan’ın kızı iffetli
Melike Gevher Nesibe’nin vasiyeti üzerine
Kardeşi Ulu Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’in
Zamanında 1206 yılında yapılmıştır.

Bu kitabede Melike Gevher Nesibe’nin isminin yazılmış olması Selçuklular’ın kadınlara ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

1500 ve 1584 yılında tanzim edilmiş olan, Konya’daki Tahrir ve Evkaf Defteri’ndeki Vakfiye’ye göre Gevher Nesibe’nin türbesinin bakım ve onarım için 954 Akçe ayrıldığı kaydedilmiştir. Bu kayda göre, Gevher Nesibe’ Sultan’ın Gıyasiye Medresesi’nin içinceki türbede yattığı ve mezarın ona ait olduğu kesinleşmiştir. Mezarın üzerinde otuz kişilik bir mescid vardır. Talebe ve hocaların ibadeti için yapılmıştır. Bugün batı ülkelerinde okullar ve hastahanelerde rastladığımız, Kapelle (Chapelle) adı verilen, mektep camilerinin dünyada ilkidir.
Gıyasiye’yi yaptıran , Ağabeyi Gıyaseddin Keyhüsrev I, Bizanslılar’la çarpışırken, 1211 yılında şehit düşmüştür. Naaşı, Konya’daki Alaaddin Camiinin bitişiğindeki sultanlara ait olan, kümbethaneye defnedilmiştir.

Kayseri Tıbbiyesi, Selçukoğulları zamanındaAnadolu’da açılan ve hastahanesi ile birlikte olan, ilk Tıp Fakültesidir. Avrupa’da bu tip Fakülteler, çok sonra açılabilmiştir.
Bu eserle gurur duyuyor ve onu bütün dünyaya tanıtmak istiyoruz.