Dört nala fasılasız koşturup durduğum ve alabildiğine yorulduğum nahoş bir yılın sonunda, tenha bir ormanda zamanın dinginlerine asılıp yavaşladım; yaşlı bir ağacın gölgesinde konakladım.
Orman, fısıldaşan yapraklardan dev bir koroyla uğultulu şarkılar söyledi kulağıma; burnuma kekik kokuları taşıdı.
Kah kan kırmızı dağ çileklerinden tadarak, kah fırtınadan devrilmiş ağaç gövdeleri arasına dalarak, dostlarla kol kola yürüdük uçsuz bucaksız bir çam ormanının çamurlu patikalarında...
Sağanak yağmur altında tepelere tırmanan rampalar arşınladık, zirveyi sucuk - ekmekle kutladık.
Yolumuza çıkan köy kahvelerinde adaçayı içip evlatlarınca ölüme terk edilmiş yapayalnız ihtiyarlarla söyleştik; tütün, torunlar ve dünyanın halleri üzerine...
Dostlarla tavla oynadık, mars ettikçe neşeyle dalga geçerek...
Bir kamyonet sırtında seyahat ettik, saçlarımızı yele vererek...
Peşimizde tüyleri safrana çalan, çakı gibi bir köpek vardı.
Yanımızda güzel gözlü, eksik dişli çocuklar...
Güler yüzlü, temiz kalpli, riyasız arkadaşlar...
* * *
Sadece seyircisi olduğumuz "çılgın televizyon eğlenceleri" yoktu; "yılbaşına eğlenerek girmeliyim" ıkınması da...
Gece, dingin ve mutedildi.
Ellerimizde tutuşmuş çıralar taşıyarak ormanın derinliklerine daldık, neşeli bir ateşböceği ordusu gibi...
Hem seyrine doyulmaz, hem yanına yanaşılmaz bir dilber hararetiyle gürüldedi kamp ateşi; alevden saçlarını dolunaya savurdukça, ışık damlaları halinde mehtaba koştu kıvılcımlar; eski anılar gibi uzaklaştılar...
Biz, eski şarkılar söyledik, yeni senenin heyecanıyla...
Alevin sıcağı, şarabınkine karıştı; yıl boyu somurtup duran hayat, o gece bizimle barıştı.
* * *
Binbir diyar dolaştıktan sonra, arayıp durduğu mutluluğu evinin bahçesinde bulan gezgin öyküsündeki gibi, peşine düştüğümüz huzurun hiç de o kadar uzak, o kadar pahalı olmadığını keşfettik.
Kaf dağlarının ardında sandığımız şeyi, Kaz Dağları'nın eteklerinde bulduk.
Kamp ateşinin karşısında, yanı başımızda uyuklayan bir köpeğin safrana çalan tüylerindeydi huzur...
Güzel gözlü, eksik dişli çocukların kahkahasında...
Bahtiyar bir kadının gözbebeklerinde...
Neşesinde, bir orman buluşmasının...
Yalansız bir dost meclisinde...
* * *
Öylesine bir yılbaşıydı işte...
Gösterişsiz, yalın ve sade...
Tatsız geçmiş bir senenin son günü, omuzumuzdaki keder, yağmura karışıp gitti.
Yorgun bir aralıktan bakınca, eskisinden çok daha iyi bir yeni yıl gördük; Hepimiz için...
gemlenen zaman, soluklandı ormanda bir ağaç gölgesinde...
Güzel köpek yuvasına döndü.
Son kadehler de kalktı dolunaya doğru...
Kampın ateşi söndü.
Gece, eksik dişli bir oğlan, yüzünde çıraların isi, sesinde mahmur bir huzurla yanağıma yaslanırken;
"- İşte baba" dedi, "...ben mutluluk diye buna derim".
Hayatta daha ne isterim?
"- Ben de..." dedim yüzümde tomurcuk güllerle:
"- Ben de bebeğim!.."

Can DÜNDAR

can dundar,can dundar kimdir,can dündar,can dundar yazilari,can dundar yazıları,can dundar hayatı,can dundar şiirleri,can dundar siirleri,can dundar şiir,can dundar siir,can dündar com,can dündar yazılar,can dündar yazilari,can dündar yazıları,can dündar aşk yazıları,can dundar neden,can dundar in hazirladigi,can dundar com,can dundar in,www can dundar,can dundar e,www can dundar com,aşk can dündar,www can dündar com,can dündar babam,aşkları can dündar,can dündar hikayeler,can dündar mektupcan dündar uğur dündar,can dündar hikayeleri,can dündar bir kadın,can dündar bir kadın çocuktur,can dündar felluceyim ben,ben can dündar,can dündar kimdir,can dündar e mail,can dündar en,can dündar in,can dündar mail,www can dündar,youtube can dündar,can dündar yanlızlığa alışmalı,can dündar 1,can dündar 12,can dündar 14,

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 559
favori
like
share
Bitanesinin_Bebegi Tarih: 27.09.2004 18:00
[quote]Orijinalin yazari .::simon::.
kalemde kalem yaniii[/quote]


bencede
Köse Tarih: 27.09.2004 16:36
ellerine saglik arkadas
simon Tarih: 27.09.2004 00:00
kalemde kalem yaniii