Inanilmaz bir sahneydi okudugum: Görmeyenler arasi futbol müsabakasi...
Görmeyen bir forvet, görmeyen bir kaleciye penalti atacak.
Iyi de kaleyi nasil "görecek"?
Iste Halis Kuralay, Ayse Arman'a buna bulduklari çözümü anlatiyordu.
Kale diregi niyetine, görmeyen iki insan koyuyorlarmis. Penaltiyi çeken bagiriyormus:
"- Sag kale diregi?.."
Karsidan ses geliyor:
"- Buradayim!.."
"- Sol kale diregi?.."
"- Ben de buradayim!.."
"- Kaleci?.."
"- Burada!.."
Sut.!..
***
Selis yayinlarindan çikan "Hayata Dokunmak" kitabinda görme özürlülerin sorunlarini yazan, Bogaziçi Psikoloji mezunu Ingilizce ögretmeni Halis Kuralay, o söylesisinde - görenleri kastederek - "Sizler" diyordu "Bogaz köprüsünden geçerken köprünün üzerinde oldugunuzu titresimlerden fark etmeyi düsünmezsiniz degil mi? Ya da 'Otobüs birazdan sola meyil yapip duracak, iki durak sonra da ben inecegim' demezsiniz. Titresimlerden meyillerden size ne?"
Hayata bir baska gözle "bakmami" saglayan bir söylesiydi.
Zil sesi duysak, "Telefona bak" diyorduk. Oysa telefona kosan, cihaza gözünü dikip bakmiyordu degil mi?
Rüya da öyleydi.
"Rüya gördün mü" diye soruyorduk. Peki görmeyenler rüya(yi da) görmüyor muydu?
Kuralay, rüyasinda yumusak bir yastigi hissediyordu. Arkadan esen rüzgari, ortalikta dolasan kedinin sesini, kagitlarin hisirtisini...
Görüntü yoktu yani... sadece sesler ve hisler...
***
Alti Nokta Körler Dernegi'nden gelen mesajla animsadim bu söylesiyi...
Mesaj "Körlügün Nezaket Kurallari"ni siraliyordu, görenlerin acemiligini gidermek istercesine...
"Ben siradan bir insanim, yalnizca görmemek gibi bir engelim var. Konusurken sesinizi yükseltmenize ya da bana çocukmusum gibi davranmaniza gerek yok.
Ne istedigimi yanimdaki kisiye sormayin, 'Kahvesine krema ister mi' demeyin, bana sorun.
Yolda beyaz baston ya da rehber köpek kullanabilirim veya kolunuza girmeyi rica edebilirim. Karari bana birakin ve lütfen koluma sarilmayin; izin verin ben sizin kolunuza gireyim.
'Görmek'le ilgili sözcükleri kullanmaktan kaçinmayin. Onlari ben de kullanirim. 'Sizi gördügüme sevindim' gibi...
Bana acinmasini istemem. Ama körlügü yüceltircesine konusmanizi da istemem.
Eger sizin misafirinizsem bana banyoyu, lavaboyu, pencereyi ve hatta isik anahtarini gösterin; isigin açik olup olmadigini bilmek isterim.
Çok merak ediyorsaniz, körlük hakkinda konusabiliriz, ama bu benim için eski bir hikaye. Benim, sizin oldugu gibi, farkli alanlara ilgim var".
***
Bugün caddelerde daha çok görme engelliye rastliyoruz. Bunun nedeni sayilarinin artmasi degil, kendi ayaklari üzerinde durmayi ögrenen ve disari çikan görmezlerin çogalmasi...
Kuralay'in bir cümlesi çarpti beni:
"Görenler bana görmedigimi söylemese, ben görmedigimi bilmiyordum ki!.."
Bu cümleyi söyleyen adam, söyleside öyle bir sevda tarifi yapiyor ki, insan "Bunu görebilen biri söylemese, ben aski görmedigimi hiç bilemeyecektim" diyor.
Gören bir esi var Kuralay'in... "Görür görmez" âsik olmamis tabii... Onun nesini begendigini anlatirken, "Konusmasi, ses tonu, ama asil, bana olan ilgisi ve paylasmak, ayni seyleri hissetmek, ortak hedeflere ilerlemek önemliydi" diyor.
"Kariniz güzel mi?" sorusuna yaniti bir yasam dersi:
"Kendisi 'Degilim' diyor. Bence güzel!.."
Iste - görebilene - güzellik bu!..
Yüzde degil, bizde...

Can DÜNDAR

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 320
favori
like
share
Köse Tarih: 27.09.2004 15:57
zaten sakin gözü kör degilmi ellerine saglik