Çocuk meraklıdır. Çocuk heveslidir. Çocuk saf, temiz, iyi niyetlidir. Davranışları, düşünceleri ön yargısızdır. İçinden geldiği gibi, düşündüğü gibi yapar. Hayal dünyası geniştir. Olmazların içinde hayaliyle gezinir ve onların güzelliği ile hep güler. Çiçekler solmayınca, çocuklar ağlamayınca güzeldirler. Onları ağlatmamak gerekir. Bombaların, enkazların, yoksulluğun, sadizmin, bencilliğin altında ezilmemeli çocuklar. Çocuk güzelin, iyinin, mutluluğun kahramanı olmalıdır.

Ramazan bir hoş, bir güzel aydır, aylar içinde. Oruç da o ayın gülü. O gülden koklamak, o gülü seyretmek güzeldir. Ramazan gibi has bir ayın, has gülü orucu Mü’minler doya doya koklarlar, onu tâ ciğerlerine kadar doldururlar. Mü’minlerin çocukları da o aydan büyük zevk alırlar.

Normal ibadetlerden biri olan oruçta, senede bir kere gelmesinden dolayı evlerde büyük bir değişim yaşanır. Evlerde gece hayatı başlar. Ramazan öncesi tatlı bir heyecan ve telaş kaplar evleri. Alınmayan müstesna yiyecekler o ayda borç harç alınır. O ayda, yemeklerin, tatlıların sayısı ve çeşidi çoğalır. Hele iftar öncesi evin hanımının memnun, edalı telaşı ve ezan dakikasında yemeğin sofrada oluşu...

Aile fertleri uyuyor. Evin hanımı gece ikinci yarısında kalkmış, mutfakta uykulu gözlerle, ama mutlu, yemek yapıyor. Sofra hazırlığında. Derken, sofra kurulmaya hazır hale gelince, oruç tutma yükümlülüğü olanlar uyandırılır. Mahmur gözlerle, el yüz yıkamaya gidenlerin sallanışları da pek hoştur hani. Sofraya oturulur, besmele çekilir, mahmur bakışlarla yemek faslı başlar. O da ne? İçerden bazı sesler gelir. Bu, evin küçük çocuklarının sesleridir. Kaşık seslerini ve yanan ışığı merak ederler. Akşam demişti ya “Beni de sahura kaldırın, ben de oruç tutacağım.” Büyükler de “Sen küçüksün” demişlerdi. Ama merak öldürülür mü, merak uyutur mu? “Acaba ne yiyorlar?” Yorganın altında sağa-sola dönerek, uyanık olduğunu belli etmeler. Acaba biri “gel” der mi? Hele bir “gel” dese çocuk nasıl mutlu oturur sofraya. Böylece merakı gider, yorganın altında kıpır kıpır eden gözlerin sahibinin.

Oruç tutmak büyük zevk verir çocuklara. Açlığın zorluğunu, ailesine kendisini ispat etmenin mutluluğu yeter. O gün oruç tutar. Sonra iftar saati yaklaştıkça heyecan artar. Dakikalar geçmek bilmez. Bir elinde bir meyve, diğer elinde şeker gibi kırıntılar, akşam yemeğinin hoş kokuları arasında beklenen ses: Top sesi. Ha atıldı ha atılacak derken “gümm” sesiyle, mutluluğun doruğuna ulaşan çocuklar. Hangisini önce yiyeceğini bilmeyen çocuklar. Sonra sofradaki, mutluluğun en küçük üyesi olmanın güzelliği. Çocuğun orucu güzeldir. Şeytanın belini kıran bir oruç, çocuk orucu.

Yemek sonrası, neler neler yemek ister. O gün büyümüştür. Öyleyse, babasının gittiği yere gitmelidir. Camiye, teravih namazına... Arka saflardaki çocukların kıkırdamalarını, ön saftaki çocuklar merak eder. Büyükler rükûya varınca hemen koşuşmaya, etrafı kolaçan etmeye başlayan çocuklar. Teravihin uzunluğundan usanıp yarıda bırakılması, büyüklerin sert uyarıları ve homurdanmaları sonucu gerçekleşebilir.

“Bak sakın orada koşturma, gülme, yaramazlık yapma.” gibi tembihlerle camiye götürülen çocukların, tüm masumiyeti camiye yansırken, vakit geçtikçe, çocuklara galebe çalar ve verdiği sözleri unuturlar. Kıkırdar, güler, oynar, koşar, elleri bağlı yürür, gözleriyle her yeri kolaçan eder ama yine de camide olduğunu unutmazlar.

Mevlid ve çocuk. Okutulan mevlidin arkasından dağıtılan simit, lokum, tatlı, çocuk için o kadar değerlidir ki. Onun için mevlidi usanma pahasına dinlemeye çalışır. Mevlid öncesi dağıtılırsa ne alâ, dinlemek, oturmak zorunda değil. Ama, sonra dağıtılırsa, o zaman iş kötü. Sahi, mevlid şekerlerini niçin önce büyüklere dağıtırlar? Ondan çocuklar daha sevinçli olmaz mı? Hele yetmeyiverirse şekerler. Çocuğun ümidi, hayal kırıklığı ne olacak? Bu sebeple, sevindirme önce çocuklardan başlamalıdır. Bir şekerlik mutluluğu çocuklardan esirgemeyelim. Mevlid maksadına ulaşsın.

İftarı, sahuru, teravihi, mevlidi ile çocuklar ramazanı severler. Onun, insanları mutlu edici havasını doya doya solurlar. İftar sofrasında, önünde mis gibi kokan ve insana gülen yemekleri, tatlıları iftar saatinde beklemenin anlık tadını, hiçbir dış baskı olmadan, açlığa rağmen sabretmenin büyüklüğünü, göremediğimiz ama bize her türlü güzellikleri bahşeden Allah’ı öğrenir, yaşar çocuklar. İftarla beraber yemenin zevkiyle, yiyemeyenlerin acısını da hatırlar.

“Tekne orucu”yla başlayan ve ömrün sonuna kadar giden oruç yükselişi, ramazan maneviyatı, çocuklar için çok önemli, büyükler için özlenesi günlerdir.

Bu zevkten, bu mutluluktan çocukları mahrum etmeyiniz. Onların oruç isteklerine karşı çıkmayınız. Tutulan oruçlardan, kılınan namazlardan dolayı çocukları tebrik edelim, ödüllendirelim. Çünkü çocuk hafızası unutmaz. Cami, teravih, mevlid, iftar, sahur... Hepsini büyükler şu anda “Ahh eski ramazanlar!” diye hasretle anıyorsa, çocuklar da bu kavramları ve bu kavramlarla yaşamayı öğrenecek ve unutmayacaktır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 577
favori
like
share
GÜLSiMA Tarih: 24.09.2007 08:10
beğendiğinize sevindim dostlar
Lulu Tarih: 20.09.2007 15:23
çok duygu yüklü bir yazı ve çok güzel teşekkürler
MechhuL Tarih: 18.09.2007 11:05
Çok güzel ve faydalı bilgiler teşekkürler...
Gönülce Tarih: 18.09.2007 10:22
yazıyı okurken heyecanlanmamak eskiyi hatırlamamak imkansız

teşekkürler canım bize bunları yaşattığın için

şimdide bizim çocuklarımıza aynı duyguları yaşatabiliyorsak ne mutlu bize
missx Tarih: 17.09.2007 15:49
yazıyı okurken çocukluğum aklıma geldi..
aynen yazıdada belirtildiği gibi o heyecanı yaşardık elimde bakkaldan aldığım iftarlık şeker veya çikolata ile ezanı beklediğim anlar aklıma geldi..ne kadar masum ve ne kadar mutlu olurduk o halde..
şimdi aynı şeyi çocuklarıma yaşatmaya çalışıyorum ve gördüğüm kadarıyla onlarda benim yaşadığım o heyecanı o mutluluğu yaşıyorlar..
sağol toprak bu güzel ve manidar konu için..
BoNcuKK Tarih: 14.09.2007 20:06
allah razı olsun ablacım keşke hep çocuk kalabilsek çocuklugumuz gibi saf mrklı hayalperes çocuklugumuz güzeldi hep büyümek isesekse şimdi çocuklugumu arıyorum

çocukken namaz kılmak
başımızı kapatmak
oruç tutmak sahura kalmak
çok büyük zevktii çünkü bizi dürten şeytanımız yoktuu büyüklerin yaptıgı herşeyi yapmak isterdik
hamolsun küçükken zevkle yaptıgımız şeyleri gerçekleştirdim başımı kapattım namazımı kılıyorum orucumu tutuyorum yüce rabbim bizi sapıtmadan bu güne getirdii inşallah bundan sonra sapıklıga ugramayız

ramazan bayram çocukken bir başka oluyo gerçektendee
ismailatak Tarih: 14.09.2007 15:43
tersekkurler guzel bılgıler ıcın