Her şeyin kendine mahsus bir usûl, adâp ve erkânı vardır. İnsan, müsbet bir neticeye ancak bu adâp ve erkâna riâyet ederek ulaşabilir. Başka türlü olan, usûle uymadan yapılan ameller- ibâdetler, boşa sarfedilen gayretten başka bir şey ifade etmez.

Onbir ayın sultanı olan ve istisnâsız her mü'minin, ihlâs, gayret ve liyâkati nisbetinde istifade ettiği, mânen birşeyler kazandığı mübârek Ramazan ayının gelişiyle, her sene olduğu gibi, bu yıl da inşâallah câmiler dolup taşacak. Ancak, büyük bir hızla câmilerden, bircok insanın 'bir an evvel bitse de çıksak' duygusu içerisinde oldukları da maalesef duyulan ve müşâhede edilen bir gerçek. Hatta bundan dolayıdır ki, hızlı terâvihlerin kılındığı câmiler tercih ediliyor. Bu câmilerin imamları da halk arasında 'jet imam' diye tanınıyor. Halbuki câmide yarım veya bir saat duramayan insanın, câmi dışında, daha farklı bir yerlerde saatlerce durduğuna ve sıkılmadığına da başta kendisi şâhit.

Dünyaya ait basit işlerde bile muayyen kâide ve düzen aranırken, Efendimiz (s.a.v.)'in 'Gözümün nûru' dediği namazda belli kâide ve esaslar olmaz mı? Elbetteki vardır ve namazlar, kendi adâp ve erkânı üzere kılınmalıdır. Bu hususta mü'munleri ikaz eden Allah Resûlü (s.a.v.), bir defasında namazda acele ile imamdan başını secdeye koyan birisi için, 'İmamdan evvel başlarını secdeye koyanlar, secdeden merkep başlı olarak kalkacaklarından korkmuyorlar mı? buyurarak işin vahâmetini ifade etmişlerdir.

İnsan, azîz bildiği birisine bir hediye vereceği zaman nasıl kusursuz, hatasız olmasına dikkat gösteriyorsa, azîz olan Allah için kıldığı namazın da bilhassa tam ve kâmil olmasına dikkat ve hassasiyet göstermelidir... Huşû ve huzur içinde olmalı, tâdil-i erkâna mutlaka riâyet ederek kılmalıdır.

Yine bir başka zamanda isa Allah Resûlü (s.a.v.), âdap ve erkâna riâyat etmeden namaz kılan birisini, 'Tavukların yem topladığı gibi acele acele kılmaması' için ikaz etmiştir. Zira namazda tâ'dil-i erkan mühimdir, bütün fıkıh kitaplarında ehemmiyetle üzerinde durulmuştur. Bununla beraber namazın fazla uzatılmaması, zira cemaat içerisinde hasta ve ihtiyarlarında bulunabileceği bildirilmiştir. Bu bakımdan namaz; farz da olsa nâfile de olsa namazdır ve her hâlükârda edâ ediliş şekli ve şartları aynıdır. Hiç kimse sünnetleri sünnet olduğu için hızlı-acele ve bilhassa terâvihi de çok olduğu için jet hızıyla kılayım diyemez. Ölçü; ne kimsenin rahatsız olacağı kadar uzun, ne de namazın ifsad olacağı kadar hızlı ve süratli olmamalıdır.

Hulâsa mü'min, bütün ibâdet ve amellerinde olduğu gibi namazında da, 'İhsan Şuuru' ile hareket etmeli... Yani, her ne kadar Allah'ı görmüyorsak da, o bizi görüyor şuuru ile huzura durmalıyız.

Rabbimiz şu mübârek günler hürmetine bizleri 'ihsan şuuru'na erenlerden eylesin, ibâdetlerimizi de dergâh-ı izzetinde en güzel kabul ile makbul buyursun.


fazilet takvimi

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 595
favori
like
share
kul34 Tarih: 14.08.2009 09:28
Allah razı olsun
M.Kutsi Çil Tarih: 29.07.2009 08:53
"Bir an evvel bitse de çıksak" dedirten sebep nedir biliyor musunuz,camideki görevliler.İmam ve de müezzin,doğru dürüst okuyorlar,cemaati sıkmıyorlarsa,hiç kimse "Bitse de çıksak"demez.Ama bu kişiler cemaati rahatsız ediyorsa,cemaat usanır.Yıllar önce İstanbulda Laleli camiinde bir müezzin vardı.Adam kışın camları açar,yazın sıkı sıkı kapatırdı.Bir gün sordum "Niye böyle yapıyorsun" diye."Cemaat üşüsün veya terlesin de camiyi çabuk terketsin"dedi.Yoksa bizim insanımız camiden kolay kolay sıkılmaz.
MAVi Tarih: 23.07.2009 22:43
Emeğinize sağlık güzel bir paylaşım...:3: