Adam tarlasını kazarken toprağın altında naylona sarılı bir şey bulmuş... Hemen açmış... Başlığında kendi lisanıyla, “Bunu okuyan hazineyi bulur!” yazılıymış...

Ancak yazının alt tarafı ise okuyamadığı bir lisanmış..

Hemen yazıyı almış köyün imamına koşmuş... Köyün imamı ona göre büyük adam; belki de zamanın gavsı ya da müceddidi!.

İmam efendi Kurân kursunu bitirmiş... Kur'ân okumasını biliyor...

Hemen almış kağıdı eline ve bakar bakmaz konuşmuş:

"-- Bunu “okuyan hazineyi bulur!” yazıyor... Altında da Arapça bir dua var!... Hemen bunu çoğaltalım!.. Ve herkes okusun!" demiş...

Mübarek elleriyle, bulunan yazıdakileri kopyalamışlar ve tüm köy halkına dağıtmışlar!..

Herkes okumaya başlamış imam efendinin kendi dillerinin harfleriyle yazdığı onbeş satırlık yazıyı... Aradan bir zaman geçmiş...

Derken biri köy kahvesinde demiş:

"-- Efendiler bu böyle günde bir kere okunmakla olmayacak sabah akşam okuyalım şunu... Elbette bir kerameti vardır!"

Birkaç gün daha geçmiş, günde kırk defa okumaya karar vermişler!.

Derken günde yüz defa!..

Bazıları bakmış, "hazine bulunmuyor" demişler:

"Bu safsata!.. Bizi umutlandırmak için böyle bir masal uydurmuş birisi!."

Kimi de inançla ve ısrarla devam etmiş okumaya..

Aradan aylar geçmiş ama ne çare ki hazineyi bulan yok!..

Derken günün birinde bir gezgin uğramış köye... Camide yatsıyı kıldıktan sonra bakmış bir dua yapıyor insanlar birlikte, hiç duyulmamış o güne kadar öyle birşey!

Demiş camiden çıkarken imama, "bana da öğretsenize bunu"...

Hemen yazılısını vermiş ona da imam...

Adamı misafir etmişler misafirhanede...

El etek çekilip insanlar uyuduktan sonra adam kalkmış mumu yakmış kağıttaki Arapça dua(!)yı okumaya başlamış!!!

Misafirhaneden çıkmış elinde mum ve kâğıt, köyün ortasındaki ulu çınarın altına gelmiş... Gene kâğıttaki duayı okumuş; çınardan köyün kuzey çıkışındaki dere boyuna doğru yürümüş.. Sonra Arapça dua(!)yı okumuş gene, dere yatağından uzanan salkım söğütün yanına varmış. Dua(!)da yazılı olduğu üzere söğüt ağacının yanından yüzünü köye dönüp yirmibir adım atmış ve oradaki koca kayanın dibini kazmaya başlamış...

Bulmuş orada bir tahta kutu ve içinde çil çil altınlar!. Alıp yoluna devam etmiş!.

Köylünün her gün okuduğu dua(!) doğruyu yazıyormuş meğer inanmayanların aksine!

“OKU”muş duayı köylülerin okumasından farklı olarak; anlamış anlamını yazılanların ve gereğini de uygulayarak; hazineyi bulmuş!.

Köylülerse hâlâ devam ediyormuş sabah akşam anlamını bilmedikleri imam efendinin kendi lisanlarında yazıp ellerine verdiği Arapça duayı okumaya!!!

Okuyorlar...

Tıpkı imamın köylüsü gibi okuyorlar gün be gün okumak olsun diye... Yahut okumaya çalışıyorlar... Ya da okuyamıyorlar...

( bu bir alıntıdır )

Iyi OKUmalar...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 385
favori
like
share
mihmandar Tarih: 19.09.2007 05:47
Teşbihte hata olmasın, konuyu daha kavranır ve güncelleştirme adına ;

Kuran'ı Kerim ve hadisleri İNSANIN KULLANMA KLAVUZU olarak düşünürüm. Bir eşya aldığınızda nasıl klavuzu OKUmadan kullanamıyorsanız. Bizleri yaratanda bizi BAŞIBOŞ bırakmamış doğruları yanlışları bildirmiş ve UYGULAyıcı olarakta peygamberler göndermiş ve yüce kitabında da OKU demiş.

İnşallah bizlerde satır satır anlayarak ve uygulayarak OKUyalım ki DÜNYA ve AHİR ömrümüzde arızalar ve hastalıklar yaşamayalım...

Teşekkürler okyanus01.


Ancak yüce kitabımızı, dinlemenin, okumanın da sevabı ayrıdır hiçbirine gücü yetmeyenin ise sayfalarına bakmaları bile tavsiye edilmektedir.
eskitoprak Tarih: 18.09.2007 12:53
tesekkurler
Asiyan Tarih: 18.09.2007 08:23
çok güzeldi Allah razı olsun
GÜLSiMA Tarih: 18.09.2007 01:15
anlamını bilmediğiniz dehlizlerde boğulur insanoğlu.ve nedense hiçde anlamaya çalışmaz.oku, İkra demiş Cenabı Hak ama bilerek oku.

Allah (c.c) razı olsun
BoNcuKK Tarih: 18.09.2007 00:32
mükemmel gerçektendee ne denirkii hakkatende anlamadan ne yazdıgını mrk bile etmeden okuyoruzz uygulama yok anlama yok sadece bomboş okuu