POST TRAVMATİK STRES BOZUKLULUĞU

A - Aşağıdakilerden her ikisinin de bulunduğu bir biçimde kişi travmatik bir olayla kaşılaşmıştır.

1 - Kişi gerçek bir ölüm yada ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma yada kendisinin yada başklarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş, yada böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir.

2 - Kişinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır.

Not: Çocuklar bunların yerine dezorganize ya da ajite davranışla tepkilerini dışavurabilirler.

B - Travmatik olay aşağıdakilerden biri (ya da daha fazlası) yoluyla sürekli olarak yeniden yaşanır:

Olayın, elde olmadan tekrar tekrar anımsanan sıkıntı ya da algılar vardır. Not: Küçük çocuklar, travmanın kendisini ya da değişik yönlerini konu alan oyunları tekrar tekrar oynayabilirler.

Olayı, sık sık, sıkıntı veren bir biçimde rüyada görme. Not: Çocuklar, içeriğini tam anlamaksızın korkunç rüyalar görebilirler.

Travmatik olay sanki yeniden oluyormuş gibi davranma ya da hissetme (uyanmak üzereyken ya da sarhoşken ortaya çıkıyor olsa bile, o yaşatıyı yeniden yaşıyor gibi olma duygusunu, illüzyonları, hallüsinasyonlar ve dissosiatif “flashback” epizodlarını kapsar).

Travmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran iç ya da dış olaylarla kaşılaşma üzerine yoğun bir psikolojik sıkıntı duyma.

Tarvmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine fizyolojik tepki gösterme.

C - Aşağıdakilerden üçünün (ya da daha fazlasının) bulunması ile belirli, travmaya eşlik etmiş olan uyaranlardan sürekli kaçınma ve genel tepki gösterme düzeyinde azalma (travmadan önce olmayan)

Travmaya eşlik etmiş olan düşünce, duygu ya da konuşmalardan kaçınma çabalar.

Travma ile ilgili anıları uyandıran etkinlikler, yerler ya da kişilerden uzak durma çabaları.

Travmanın önemli bir yönünü anımsayamama.

Önemli etkinliklere karşı ilginin ya da bunlara katılımın belirgin olarak azalması.

İnsanlardan uzaklaşma ya da insanlara yabancılaştığı duyguları.

Duygulanımda kısıtlılık (örn. Sevme duygusunu yaşayamama)

Bir geleceği kalmadığı duygusunu taşıma (örn. Bir mesleği, evliliği, çocukları ya da olağan bir yaşam süresi olacağı beklentisi içinde olmama)

D - Aşağıdakilerden ikisinin ( ya da daha fazlasının) bulunması ile belirli, artmış uyarılmışlık semptomlarının sürekli olması:

Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük

İrritabilite ya da öfke patlamaları

Düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunluştırmada zorluk çekme

Hipervijilans

Aşırı irkilme tepkisi gösterme

E - Bu bozukluk, (B,Cved Tanı Ölçütlerindeki semptomlar) 1 aydan daha uzun sürer.

F- Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur.


TRAVMA YASAMIS OLANLARA VE AILELERINE KILAVUZ ,YARDIMCI OLACAK, ABD DE TAM 100 ADET PTSH UZMANINA DANISILARAK HAZIRLANMIS POST TRAVMA STRES HASTALIGI=PTSH TESHIS, TEDAVI BILGILENDIRME BROSURUDUR

TRAVMA; cocukken cinsel tacize,agir ihmale/tacize ugrayanlar, savas yasayanlar, savasa katilanlar, savas nedenli yerlerinden yurtlarindan ayrilip baska sehirlere,baska ulkelere gocmek,multeci olmak zorunda kalanlar, deprem dahil tabii felaketler yasayanlar,agir taciz, tecavuze,inseste,iskenceye ugrayanlar,ani beklenmedik olum yasayanlar,agir trafik kazasi,ucak kazasi gecirenler ve yakinlari, yetiskin olup hala bu travmalari yasayanlar veya travmaya sahit olanlar bu sayfalari da okuyunuz.

[url]www.psychguides.com[/url] Expert Consensus Treatment Guidelines For Posttraumtic Stress Disorder;A Guide For Patients and Familes

Eger siz veya sevdiginiz birisine post travma stres hastaligi PTSD=PTSH teshisi konmussa, probleminize cok ender rastlanan bir sey gibi bakabilirsinizve yalniz oldugunuzu dusunursunuz. Ama bu dogru degildir.Ayni durumda olan bircok insan vardir ve size yardim edilebilir.ABD de yetiskinlerin % 70 si yasamlari boyunca en az bir adet onemli buyuk travma yasamislardir ve cogu da PTSD denen duygusal reaksiyonlar yasamislardir.Su anda nufusun % 5sinin halen PTSD hastaligi oldugu,% 8 zinin de gecmiste bir zamanlar PTSD oldugu bilinmektedir.Erkeklere gore,PTSD kadinlarda iki kat fazla gorulmektedir.sansliyiz ki,size etkin sekilde yardim edebilecek, bu problemi yenmenize ve normal yasama geri donmenize yardim edecek cok etkin tedaviler var simdi. Bu brosur PTSD hakkinda en cok sorulan sorulara cevap vermek icin ABD de 100 adet PTSH uzmaniyla yapilan gorusmelerden,calismalardan alinan cevaplarla hazirlanmistir.

POST TRAVMATIK STRES HASTALIGI PTSD=PTSH NEDIR?

PTSH teshisi konabilmesi icin asiri stres yaratan ve bir seri karakteristik semptomlarin olusmasina ve en az bir ay surmesine sebep olacak bir olay yasanmis olmasi lazimdir.

ASIRI YOGUN STRES YARATAN SEYLER NELERDIR?

Ornekleri sunlardir;

· Ciddi bir kaza veya deprem,hortum,sel felaketleri vs gibi tabii felaket

· Tecavuz veya kriminal saldiri,size karsi agir suc islenmis olmasi

· Savasta gorev almis, savas bolgesinde bulunmus olmak

· Cocuk cinsel tacizi veya fiziksel taciz veya asiri agir ihmal

· Rehine olmak/tutukluluk /iskence gormek/ gocmen olarak yer,ulke,sehir degistirmek zorunda kalmak

· Travmatik bir olaya sahit olmak

· Sevilen birisinin beklenmedik ani olumu

Oteki cins agir ama asiri olmayan stres de insanin cok uzulmesine sebep olabilir ama PTSH ye sebep olmaz (mesela isini kaybetmek, bosanmak, okulda basarisiz olmak, yasli bir aile uyesinin beklenen olumu).

PTSH HASTASININ UC ADET ANA TIP SEMPTOMU VARDIR;

1-Sunlarla belirlenen,hayatindaki travmatik olayi tekrar yasamak;

· Olayin asiri stres yaratan,aniden ortaya cikan hatirlanmasi olayi vardir

· Flashbacks=flesbekler ki bunlar siz uyanikken sanki olay o anda, simdi tekrar oluyor gibi yasanmasi duygulari yasanir

· Gece kabuslari-olayin kendisi veya ruyada korkutucu goruntuler sik sik gorulur

· Insana olayi hatirlatan, tetikleyen olaylara kisinin asiri abartili duygusal ve fiziksel reaksiyonlari vardir

2-Sunlarla belirlenen kacis, engelleme ve duygusal hissizlik/katilasma vardir;

· Travma ile ilgili aktivitelerden,yerlerden ,dusuncelerden,hislerden veya konusmalardan tamamen,asiri bir sekilde kacis

· Ilginin kaybolmasi

· Baska insanlardan kendini uzak ve kopmus hissetmek

· Kisitlanmis duygular

3-Asagidakilerde artis gorulur;

· Uyumada zorluk

· Sinirlilik ve ofke nobetleri,kizginlik puskurmeleri

· Konsantre olmakta zorluk

· Uyku saatleri dahil asiri uyanik ve korunma amacli asiri dikkatli olmak

PTSH ILE ILGILI BASKA NE PROBLEMLER VARDIR?

Yukarda aciklanan 3 tip ana PTSH semptomu travmalarda en cok gorulen reaksiyonlardir.Ama yine sik gorulen, yasanan baska semptomlar da vardir.PTSH semptomlari basarili bir sekilde tedavi edildikce bunlarin cogu iyileseceklerdir-daha iyi duruma geleceklerdir.Ama bazilari da ilave tedaviler gerektireceklerdir.

PANIK ATAKLAR

Travma yasayan kisilerde, travmayi hatirlatan bir seye maruz kaldiklarinda panik atak gorulebilir (mesela tecavuz eden kisiye benzeyen bir adam gorduklerinde,kotu bir kazadan sonra arabayla yolculuk etmek,evini,mahallesini yerle bir eden bir tayfun yasamis insan tekrar bir firtina olusmasi haberi duydugunda gibi). Panik atak,fiziksel veya psikolojik semptomlarin da eslik ettigi cok yogun korku veya rahatsizlik duygusudur.Fiziksel semptomlar kalbin hizli atmasi,yarisir gibi hizli carpmasi, terleme,vucudun titremesi veya ellerin vs titremesi,nefes alamama, boguluyormus gibi hissetmek,goguste agri,mide bulantisi,soguk ter dokmek , usumek, alev/ates basmasi,hissizlik veya biryerlerine igneler batiyor gibi hissetmek. Kiside hem de psikolojik semptomlar da gorulebilir ki bunlar- kendini gercekten varmis gibi, gercekmis gibi hissetmemek,veya insanlardan ,cevreden kopmus hissetmek,veya aklini kacirdigindan korkmak,olmekte oldugunu veya kalp krizi gecirdigini sanmak.

ASIRI ENGELLEME ,KACIS DAVRANISI

PTSH nin karakteristik bir semptomu da travmayi hatirlatan seylerden kacmak, engellemektir. Ama bazen bu engelleme,kacis orijinal travmanin onlenmesi sinirlarinin cok otesine kadar gider ve gunluk yasamin her turlu cephesini kapsar.Bu o kadar agir bir duruma gelebilir ki,kisi evden disari cikamaz ve sadece yaninda birisi oldugu zaman disari cikabilir.

DEPRESYON

Travma yasayan bircok insan sonra depresyona girer ve artik daha onceleri hoslarina giden, keyif aldiklari seylerden hoslanmaz olurlar.Ve de gereksiz sucluluk ve kendini suclama duygulari gelistirirler ve yasanan travma tecrubesinin kendi suclari oldugunu dusunurler ki bu tamamen yanlistir;dogru degildir.Mesela tecavuze ugrayan bir kurban kisi, araba park edilen alanda aksamin erken saatlerinde arabasina yurudugu icin kendini suclar;endustri felaketlerine ugrayan bir kurban neden kendisinin patlamayi onleyebilecek bir olmayan motor sesi vs yi duymadigini dusunup kendini suclar.

INTAHARA MEYILLI DUSUNCE VE DUYGULAR

Bazen depresyon o kadar agirlasir ki,insanlar artik yasamaya degmeyecegini dusunurler. Yapilan calisma ve arastirmalara gore,tecavuz kurbanlarinin % 50 si gibi cok buyuk bir cogunlugu intahar dusunceleri yasadiklarini rapor etmektedirler.Eger bir travmatik olaydan sonra siz veya sevdiginiz birisinin intahar dusunceleriniz varsa,derhal profosyonel bir danismana basvurmak ve bu durumu asmaniz icin gereken yardimi almaniz cok onemlidir.

BAGIMLILIK=ALKOL VE OTEKI UYUSTURUCULAR

PTSH li ,travma yasamis kisiler cektikleri acilari oldurmek icin alkol ve uyusturuculara basvurabilirler.Ayni zamanda receteli ve/veya recetesiz satilan oteki ilaclari da amclari disinda kullanabilirler.Bu anlasilabilir bir reaksiyondur ancak uygunsuz sekilde alkol ve uyusturucu kullanmak kisideki semptomlari/belirtileri daha da azdirir/tetikler/kotulestirir ve basarili sekilde tedavi olmalarini da cok guclestirir. Alkol ve uyustuucular sadece gecici rahatlama saglarlar; ama uzun vadede zaten su anda kotu olan durumu daha da kotulestirirler.Alkolsuz ve uyusturucusuz bir sekilde,problemle yuzlesmek,sizin daha kisa surede iyilesmenizi saglar ve daha az problem yasarsiniz.

DISLANMIS VE IZOLE EDILMIS OLMAK ,YALNIZLIK HISLERI

PTSH li hastalara asiri sosyal destek verilmeli,yardim edilmelidir,ama onlar cogunlukla kendilerini cok yalniz hissederler ve tecrubeleri,yasadiklari yuzunden izole olmus hissederler ve baskalarindan yardim istemek onlar icin cok zordur.Ozellikle de kendilerinin neler yasadiklarini anlayabilecek insan bulabileceklerine inanmalari cok zordur. PTSH semptomlari hemde bu insanlarin sosyal olarak fonksiyonlarini surdurmelerini cok zorlastirir. Mesela yabanci birisi tarafindan saldirilmis,veya tecavuz edilmis birisi tum yabancilardan korku duymak hisleri ,endiseleri yasayabilir.Asiri yogun bir travmadan sonra evlilik ve aile ici yanlis anlasilmalar da oldukca sikdir.

GUVENSIZLIK VE ALDATILMISLIK HISLERI

Muthis felaket bir tecrube yasadiktan sonra, baska insanlara guveninizi kaybedebilir ve aldatildiginizi dusunebilir veya dunyanin ,kaderin veya hatta Tanrinin sizi aldattigini dusunebilirsiniz.Ama iyilesmek icin yardim istemeniz ve oteki insanlara sizi anlama sansini vermeniz sarttir.Terapistinizle,ve/veya spiritiuel danismaninizla baglantilarinizi tekrar kurabilmek icin cok yol alabilirisiniz.

OFKE,KIZGINLIK VE SINIRLILIK

Travma yasamis ve ayakta ve hayatta kalmayi basarmis kisilerde ofke ve sinirlilik cok sik gorulen bir reaksiyondur.Tabii ne zaman bize kotu muamele edilse,ozellikle de saldiriya ugradigimizda,haklarimiza tecavuz edildiginde ofke,kizginlik tabii ve anlasilabilir bir reaksiyondur. Ancak asiri ofke iyilesmeyi engeller ve kisinin evde,iste ve tedavide oteki insanlarla bir arada yasamasini zorlastirir.

GUNLUK YASAMDA AGIR FONKSIYON BOZUKLUGU

PTSH li,travma yasamis bazi kisilerde hem sosyal olarak hem de iste veya okulda, travmadan sonra uzun zaman agir fonksiyon bozukluklari gorulebilir.Mesela sadirilan/tecavuz edilen kurban hava karardiktan sonra evden cikmayi reddedebilir,boylece de agir sekilde sosyal ve keyif aktivitelerini engeller.Kisi konsantre olabilme yeteneklerini yitirir ve isindeki yapmak zorunda oldugu sorumluluklarini yerine getiremeyebilir.Cinsel tacize/tecavuze ugrayan kurban cok korku dolu oldugu icin yalniz basina bir evde kalamayabilir ve 10 sene bagimsiz ve tek basina yasadiktan sonra ailesi ile birlikte yasamak zorunda kalabilir.Derhal ve hemen tedavi ile bu problemlerin olusmasi da engellenebilir.

GARIP INANCLAR VE ALGILAMALAR

Ara sira agir travma yasamis birisi gecici olarak garip fikirler veya algilamalar gelistirebilir/ yasayabilir;mesela olmus bir aile uyesini gercekten gorebilmek veya onunla konusabilmek gibi.Bu semptomlar korkutucudurlar ve deluzyonlari ve halusinasyonlara benzerler;ama genellikle gecici sure yasanir ve siklikla da kendiliklerinden yok olurlar.

ASIRI YOGUN STRES VERICI BIR OLAY YASAMIS KISIDEKI OLAYLAR NASIL GELISIR,NE KADAR SURER?

Travmadan sonra psikolojik rahatsizliklarin ne kadar surecegi cok degisir herkese gore.Bazi insanlarda az veya hic uzun sureli olmayan etkiler gorulur;oysa bazilari trav,adan sonra aylarca,hatta yillarca problemler yasayacaklardir ve de bir profosyonel tarafindan tedavi edilmedikce iyilesmeyeceklerdir.Travmaya karsi muhtemel kisisel reaksiyonlar agirlik derecesine gore asagida siralanmistirlar.

TRAVMAYA SADECE KISA VE HAFIF REAKSIYON

Bazi insanlarda travmadan ,cok buyuk felaket tecrubeden sonra hic problem gorulmeyebilirse de, travmadan sonra en azindan bazi semptomlarin gorulmesi daha sik gorulur.Bunlar tedavi edilmeden cogunlukla kendiliginden gecerler.

AKUT STRES BOZUKLUGU

Akut stres hastaligina ,semptomlar 1 aydan daha az surerse teshis konur-ama bircok insanda yasanandan daha agirdir.Bu PTSH denebilmek icin cok kisadir ama daha sonra PTSH gelismesi riskini arttirmaktadir.

AKUT PTSH

Semptomlar bir aydan daha fazla surdugunde,ve kisinin fonksiyonlarina ciddi sekilde engel oluyorsa,teshis PTSh dir.Eger semptomlar 1-3 ay surduyse ,buna akut PTSH denir.Travmadan sonra bir aydan fazla agir semptomlar yasayan herkes saglik profosyoneline basvurmalidir.

KRONIK PTSH

Semptomlar 3 aydan daha fazla surerse,buna kronik PTSH teshisi konur.PTSH bir kere olusunca,tedavi olmadan gecmez,iyilesmez ve kesinlikle yardim istemeniz,saglik profosyoneline gitmeniz gerekir.

GECIKMIS/ERTELENMIS PTSH

PTSH semptomlari genellikle travmadan hemen sonra,genellikle ilk haftalarda baslamasina ragmen,bazen de travmadan aylar veya hatta yillar sonra ortaya cikar.Bu daha cok travmatik olayin yildonumunde yasanir daha cok;veya baska bir tavma daha yasanirsa ve hele de bu insan veya olay daha onceki orijinal olayi hatirlatiyorsa.

NEDEN BAZI KISILER TRAVMADAN SONRA IYILESIRLER,BAZILARI IYILESMEZLER?

Henuz neden bazi insanlarin travmadan sonra iyilestiklerini bazilarinin yillar sonra bile aci cektiklerini,semptomlari yasadiklarini bilemiyoruz.Ama asagidaki faktorler kiside PTSH olusmasinda etken olacaklardir;

· Travmanin daha agir olmasi

· Travmanin daha uzun yasanmis olmasi

· Kisinin travmaya yakin olmasi

· Travma daha tehlikeli oldukca

· Kisinin birden fazla defa travmatize edilmis olmasi

· Travmanin kisiye baska kisilerce yapilmis olamsi-tecavuz gibi

· Kisi arkadaslarindan ve ailesinden negatif reaksiyonlar aldiysa

Mesela eger birisine gercekten silahla ates edildigini gorurseniz veya size ates edilirse,sizde PTSH muhtemelen gorulecektir;ama silahla ates edilmeyi sadece dyduysaniz ve cinayeti daha sonra ogrendiyseniz durum baskadir.Hayati tehlikede olan tecavuz kurbani muhtemelen kronik PTSH olacaktir yine tecavuz edilmis ama hayatinin tehlikede olmadigina inanan oteki kurbana gore. Insanlar depremler,tayfunlar/hortumlar yasayanlara gore dahi ,aslinda TECAVUZ EDILDIKLERINDE VE ISKENCE EDILDIKELRINDE PTSH OLACAKLARDIR.Tecavuz edilen kadinin erkek arkadasi,kadini daha dikkatli/yeterince dikkatli olmadigi icin suclayabilir veya kurbanin arkadaslari onu anlayis ve sevgiyle,sempatiyle dinlemeyebilirler ve ona kesinlikle derhal,hemen “olayi unutmasini ve hayatina devame tmesini” soyleyebilirler.

Sucluluk ve yogun kizginlik/ofke iyilesmeyi engelleyebilir.Sizin icin onemli olan oteki kisilerle travmatik olaylari paylasmamaniz,travmanin etkilerini asmanizda sizi cok zorlayabilir.Nihayet uyusturucular (alkol dahil) kullanilmasi da,travmadan sonra yasananlarla basa cikmak beceri ve kapasitenizi yokedecek ve isinizi zorlastiracaktir.

PTSH NIN TEDAVISI

Ptsh DE IKI TURLU TEDAVI ETKILIDIR;PSIKOTERAPI VE ILACLAR.bazi kisiler PTSH den sadece psikoterapilerle iyilesirler;bazilarininsa psikoterapi+ilac kombinasyonlarina ihtiyaclari vardir;bazilarininsa sadece ilaclara ihtiyaci vardir.Siz ve doktorunuz sizin icin en iyisi hangisi konusacaksiniz.

Eger sizde sunlar varsa tek basina psikoterapi sizin icin en iyi cozum olabilir;

· Semptomlariniz hafiftir

· Hamilesiniz veya bebeginize sut veriyorsunuz

· Ilac kullanmamayi tercih ediyorsunuz

· Ilaclarla birbirine karisacak ve ters etkileri olabilecek bir tibbi hastalik durumunuz vs var

Eger sunlar varsa genellikle ilacla tedaviye ihtiyac vardir;

· Semptomlariniz agirdir veya uzun surmustur

· Baska bir psikiatrik durumunuz da var-mesela depresyon veya endise –ve bu da sizin PTSH den iyilesmenizi zorlastiriyor

· Intahar dusunceleriniz var

· Yasaminizda cok fazla stres yasiyorsunuz

· Gunluk yasam fonksiyonlarinizda cok zorlaniyorsunuz

· Tek basina psikoterapilere gidiyorsunuz ama hala bircok rahatsiz edici PTSH semptomlari yasiyorsunuz

PSIKOTERAPI

PTSH uzmanlari bunu tedavide ozellikle 3 tip psikoterapiler oldugunu soyluyorlar-endiseyi yonetmek,kognitive terapi,olayi yasamak/YUZLESMEK terapisi.Oyun terapileri ise PTSH li cocuklarda faydali bir tedavidir.

ENDISEYI YONETMEK TERAPISI

Endiseye hakim olmak,yonetmek terapisinde,terapist psikolog size PTSH semptomlari ile daha etkili basa cikabilmeniz icin asagidaki becerileri ogretecektir;

· Gevseme teknikleri egitimi- Korku ve endiselerinizi ,vucudunuzdaki ana kas gruplarini sistematik olarak gevseterek kontrol etmeyi ogrenirsiniz

· Nefes almak teknigi egitimi- yavas ve karindan nefes alarak gevseme ve/veya genellikle korkutucu fiziksel duygular yaratan-kalp carpintisi,bas donmesi,uyusma-gibi hos olmayan korkutucu yan etkileri olan,korktugumuzda yasanan hizli ve cabuk nefes almayi onlemeyi ogrenirsiniz

· Pozitif dusunme ve kendi kendine konusma teknigi-negatif dusuncelrin yerine poztif dusunceleri koymayi ogrenirsiniz-mesela travmayi.stres veren olayi hatirlatici durumlarda “Kontrolumu kaybediyorum” yerine “daha once basardim ve simdi de tekrar basarabilrim “ demek.

· Kendine guvenmek,kendini ifade edebilmek-isteklerini,dusuncelerini ve duygularini baskalarini dislamadan ifade etmeyi ogrenirsiniz

· Dusunceyi durdurmak-kendi kendine icinden “dur’ diye bagirarak, stres veren sikintili dusunceleri durdurmayi, yenmeyi basarabilirisiniz.

KOGNITIF TERAPI

Terapist sizin duygularinizi rahatsiz eden ve gunluk yasamda fonksiyon gostermenizi zorlastiran mantiksiz olan inanclarinizi degistirmenize yardimci olur.Mesela travma kurbanlari genellikle gercekci olmayan bicimde kendilerini suclayabilirler daha dikkatli olmadiklari icin veya savasa giden bir kisi ise,arkadasinin olumunden dolayi kendini suclayabilir.Kognitif terapinin amaci size ozellikle de uzuntu veren dusuncelerinizi tanimayi,onlarla karsi gercekci olmanizi,delil var miyi olcmenizi, ve de daha sonra,sizin daha dengeli duygulari basarmaniz icin daha gercekci dusunceleri benimsemenizi saglar;yardimci olur.

YUZLESME TERAPISI

Bu terapide, terapist size travmayi hatirlatan ve simdi gunluk hayatinizda realistik olmayan yogun korkulariniza sebep olan ozel durumlarla, insanlarla, objelerle, hatiralarla, veya duygularla yuzlesmenize yardim eder .Bu ikis ekilde yapilabilir;

· Hayalinizde yuzlesmek- terapist size israrla ve surekli travmatik hatiralarinizi anlatmanizi soyler –ta ki artik sizde bu anlattiklariniz eskisi kadar yuksek sevityede strese sebep olmayana kadar

· Realiteyle yuzlesmek-Terapist size su anda emin tehlikesiz olan,ama sizin yogun korkularinizi tetikledigi icin yapmaktan kacindiginiz seylerle yuzlesmenizi saglar;yardimci olur-mesela bir kaza gecirdikten sonra tekrar araba kullanmak, asansorde saldirildiktan sonra tekrar asansore binmek,evde soyulduktan sonra eve geri gitmek vs.O durumdan kacmak yerine, o durumda olmakta israr ettiginiz surece,kendinizi zorladiginiz surece korkulariniz yavas yavas yok olacaktir.Bu duruma kendinizi tekrar tekrar zorlamakla da ,kokrtugunuz durumun artik tehlikeli olmadigini ve durumla emin bir sekilde basa cikabildiginizi gosterecektir size.

OYUN TERAPISI

PTSH li cocuklari tedavide kullanilir.Terapist baska turlu basa cikilamayan, daha direkt konusulamayan, baslatilamayan konulara,basliklara oyunlari kullanarak girer.Bu cocuklarin travma hatiralari ile basa cikmalarini ve iyilesmelerini saglar.

EGITIM VE DESTEK DANISMANLIGI

Uzmanlar PTSH li kisilerin ve ailelerinin ,PTSH semptomlarini ogrenmelerini ve degisik tedavilerin oldugunu bilmelerini cok onemli buluyorlar.PTSH semptomlarini cok uzun suredir yasiyorsaniz bile, onlari kontrol edebilmek icin ilk adim problemi anlamaktir ve buna yardimci olabilmek icin neler yapilabilecegini ogrenmektir.

OTEKI PSIKOTERAPI TIPLERI

Baska psikoterapi yontemleri de vardir-goz hareketleri ile EMDR,hipnoterapi,,,,,,ve psikodinamik psikoterapi gibi oteki teknikler de PTSH tedavisinde kullanilmislardir ve bazi insanlara yardimci olabilir.Ama gorusu alinan PTSH uzmanlari bu terpailerin .yukarda detayli verilen terapiler gibi oldukca etkili olmadiklarini soylediler.

ILACLARLA TEDAVI

PTSH de degisik bazi ilaclar kullanilabilir.

SSRI ANTIDEPRESANTLAR

PTSH nin semptomlarini tedavide ,uzmanlar en iyi ilk secimin SSRI denen (SELECTIVE SERATONIN REUPTAKE INHIBITOR) anti depresyon ilaclari oldugunu soyluyorlar.ABD de suanda 5 adet SSRI vardir;

· Zoloft (sertraline)

· Paxil (parotexetine)

· Prozac (fluoxetine)

· Luvox (fluvoxamine)

· Celexa (citalopram)

OTEKI YENI ANTI-DEPRESYON ILACLARI

Uzmanlar oteki yeni ikiadet anti depresyon ilacini da cok etkili bulmaktalar.Ve bunlardan birisi de,eger SSRI lar ise yaramadiysa veya yan etkileri nedeniyle baska bir ilaca gecilmesi gerektiyse, tavsiye edilmektedir;

· Serzone (nefazodone0

· Effexor (venlafazine)

Doktorunuz bazen baska ilaclari yazabilir recetenize,ozellikle de yukardaki yeni ilaclardan birisi sizde tedaviye cevap vermediyse.

TRICYCLIC ANTI DEPRESYON ILACLARI

Imipramin,amitripty-line (Elavil)gibi bu ilaclar da PTSH de faydalidir ama genellikle ilk secilmesi gereken ilaclar degildirler cunku yan etkileri daha fazladir yeni anti depresyon ilaclarina gore.

MOD TABILIZE EDICI ILACLAR

Uzmanlar divalproex(Depatoke) gibi mood stabilize edici ilaclarin anti depresyon ilaclarina ilave edilmesini tavsiye etmektedirler eger kisi kismen cevap veriyorsa tedaviye.Mood satbilize edici ilaclar bipolar hastalikta= manik depresiv hastalikta genel tedavide kullanilan ilaclardir ve bipolar+PTSH birlikte teshis konan hastalara da tedavide kullanilmasi tavsiye edilir.Ozellikle de PTSH belirtilerinden belli semptomlari ,mesela cok belirgin irritabilasyon ve kizginlik/ofke tedavisinde.

ANTI ENDISE ILACLARI

Benzodiazepine denen ilaclar endiseyi azaltir genellikle kisa surede veya ara verilerek tekrar kullanilarak.Bunlar;

· Valium (diazepam)

· Xanax (alprazolam)

· Klonopin (clonazepam )

· Ativan (lorazepam)

Eger gecmiste veya su anda uyusturucu/alkol problemleriniz varsa doktorunuz size benzodiazepine yazmamalidir; cunku bu ilaclara bagimlilik kazanabilirsiniz.

BuSpar (buspirone) de endise tedavisinde uzun vadeli kullanilan baska bir ilactir ve ise yaramaya baslamasi bircok haftalar alabilir.bagimlilik yaratmadigi icin cok buyuk avantaji vardir.

HANGI ILACLAR HANGI SIRADA ONCELIKLE KULLANILIR VE ILACLARI BIRLESTIRMEK

Cogunlukla SSRI ilaclarindan biri tedavideki ilk secim olacaktir.Eger bu tedavinize yardimci olmazsa,doktorunuz baska bir ilac verebilir,belki de nefazodone veya venlafaxine.Ucuncu secim de ,eski tricyclic anti depresyon ilaclarindan biri olabilir.Doktorunuz hem de baska bir tip ilacla bu ilacinizi birlestirebilir de;ozellikle de mod stabilize edici ile anti depresyon ilacinizi birlestirebilir eger tek ilacli tedavideki ilaciniz sizin tedavinize sadece kismen cevap verdiyse.(mod=mood stabilize edici ilaclar).Doktorunuz ayrica BuSpar veya benzodiazepine gibi endise onleyici=anti endise ilaci da ekleyebilir anti-depresyon ilaci recetenize/tedavinize.

ILAC TEDAVISI GENELDE NE KADAR SURER?

Akut PSTH de (ki bu sizin semptomlariniz eger 3 aydan az surduyse), uzmanlarin cogunlugu ilaclariniza 6-12 ay devam edilmesini tavsiye ediyorlar.Kronik PTSH de ise (semptomlariniz 3 aydan fazla surduyse),ilaclarinizi en az 12-24 ay almaniz ve hatta eger onemli semptomlariniz hala varsa belki daha da uzun sure kullanmaniz istenmektedir.

PTSH TEDAVISINDE KULLANILAN ILACLARIN YAN ETKILERI NELERDIR?

Her ilacin,ozellikle de ilk kullanilmaya baslandiginda yan etkileri vardir.Eger ilaci almaya devam ederseniz,genellikle buna alisirsiniz ve yan etkileri de kendiliklerinden yok olurlar.Ama bazen ilacin dozunun azaltilmasi gerekebilir bunun basarilmasi icin-doktorunuza bahsedin.Gorulen herhangi bir ilac yan etkisini mutlaka doktorunuza soyleyin ki probleminize yardimci olabilmek icin ilacin dozu tekrar ayarlansin.KENDI BASINIZA ILACI KULLANMAYA ASLA SON VERMEYIN.

Yeni tip anti-depresyon ilaclari mide bulantisi,diskilama belirtileri,kilo kaybi veya kilo almak, seksuel fonsiyonda bozulma,uyku bozukluklari ve artan sinirlilik hallerine sebep olabilirler. Yukarda siralanmis yan etkileri yani sira,eski tip depresyon onleyici ilaclarda ise,agiz kurulugu,kabizlik,bas donmesi, uykulu olma hali,ve kalp atislarinda degismeler gorulebilir.Benzodiazepine ler ise kiside sakinlestirici/uyutucu etkiye, yorgunluk, unutkanlik, yerinde duramamak/stabil olmamak,dikkat eksikligi,araba kullanmada reaksiyon bozulmasina/eksilmelerine, fiziksel bagimliliga yol acabilir.

PTSH LERDE RELAPSLERDE,TEKRAR ALEVLENMELERDE ILAC SECIMLERI

Ilaclariniza son verildikten sonra eger sizi endiselendiren,problemli PTSH semptomlari tekrar baslarsa,doktorunuz muhtemelen daha once size yardimci olmus olan ilac/ilaclara baslayacaktir tekrar.Eger ilaclarinizi alirken,tekrar relaps gorulurse,o zaman doktorunuz muhtemelen ilaclarinizi yukarda anlatilan siralamada, bir otekine gecerek degistirecektir VEYA KULLANMAKTA OLDUGUNUZ ILACA BIR ILAC DAHA ILAVE EDECEKTIR.

PTSH DEN KAYNAKLANAN ILGILI OTEKI PROBLEMLERIN TEDAVISI

Bazen PTSH li kisilerde ilave tedavileri de gerektirecek kadar agir depresyon belirtileri gorulur.Ozellikle de eger intahar dusunce ve hisleri yasiyorsaniz,mutlaka tedavi olmaniz gerekir.Doktorunuz size psikiterapi veya ilac tedavisi veya ikisini birlikte tavsiye edebilir sizin depresyonunuzun ne kadar agir olduguna gore. Psikoterapinin iki cinsi, kognitif-davranis terapisi ve interp[ersonal/kisilik terapisi ozellikle de depresyon icin faydalidir.Doktorunuz hem de anti depresyon ilaci verebilir henuz birini kullanmiyorsaniz.

Bazen PTSH li insanda oteki endise semptomlari gorulur,mesela panik hastaligi gibi ve bu da ilave ek tedavi gerektirir.Doktorunuz size ozel endise yonetimi tekniklerinin psikiterapilerle ogretilmesini ve /veya semptomlarinizi azaltmak icin receteye ilac yazabilir.

Sansliyiz ki halen PTSH yi tedavide en etkili olan anti depresyon ilaclari,hem de endise ve depresyonu tedavide kullanilan ilaclardir. Doktorunuz PTSH semptomlarinizi ve varsa herhangibir endise ve depresyonla ilgili problemleri tek bir ilacla tedavi edebilir boylece.

PTSH si olan kisiler siklikla rahatlayabilmek icin alkol ve oteki uyusturuculara basvururlar. Ancak alkol dahil uyusturucu kullanimi PTSH den tedavi olup iyilesmek sansinizi cok zorlastirir cunku iyilesebilmek icin travmanin hatiralari ile yuzlesmeniz gerekir,kacmak,unutmak degil.Eger tedavinize engel olan alkol/uyusturucu probleminiz varsa,doktorunuz sizin ozel tedavi merkezlerine kaydolmanizi saglayabilir ve uyusturucu/alkol kullanimizin tedavisine baslanabilir.

NEDEN COK FAZLA INSAN GEREKLI VE UYGUN SEKILDE PTSH TEDAVISI OLMAK ICIN BASVURMAZLAR?

PTSH li insanlar yardim istemek,tedavi olmak icin basvurmazlar.Bunun nedeni cunku bir problemleri oldugunu farketmeyebilirler veya problemin tedavi edilebilecegini bilmezler.Hem de travmanin sebep oldugu bu istenmeyen hos olmayan zor dusunce ve hislerin yasandigi travmayla ilgili herseyden kacmak gibi bir tabii egilimleri vardir.PTSH nin kendi kabuguna cekilme,toplumdan uzaklasmak,sucluluk duygulari veya guvensizlik gibi tipik semptomlari da kisinin ,en azindan bazilarinin, yardim isteme ve tedavi olmalarini zorlastirir.

Son 10 yilda PTSH =Post Travma Stres Hastaligi hakkindaki bilgilerimiz cok fazlalasti ve bu hastalikla ilgili cok genis arastirmalar yapildi ve medyanin dikkatine sunuldu.Bu da PTSH li insanlarin kendilerinde var olan semptomlari/belirtileri tanimalarina,anlamalarina ve tedaviye basvurmalarina,doktora gitmelerine sebep oldu.Etkin bircok tedavi sekli vardir ve tedaviyle iyilesmek,kendini cok daha iyi hissetmek sansi da artik mumkundur.

PTSH YI ONLEMEK YONTEMLERI VAR MIDIR?

Insanlarin kendilerine aci verecek seyleri onlemeye tabii bir yatkinliklari vardir ve de travmatik hatiralarla surekli iliskili bicimde yasamak da cok aci verici bir tecrubedir.Ancak eger travmanin hatiralarini bastirmak ve yok saymak isterseniz,kacarsaniz, PTSH semptomlari/ belirtileri muhtemelen daha da agirlasacaktir ve daha da uzun surecektir. Iste bu nedenle de travma hatiralari ile yuzlesmek,duygulari hissetmek,ve bunlarla basa cikmayi ogrenmek cok cok onemlidir.Ayni zamanda size destek verecek, yasadiklarinizla ilgili travma duygularinizi paylasacak insanlara ulasmak,paylasmak cok yardimcidir.Travmadan sonra sucluluk hissetmek dogaldir ve sikca yasanir ama hem de mantiksizdir ve hic de yardimci degildir bu duygu insana.Guvendiginiz oteki insanlara bu sucluluk duygunuzu anlatmak,paylasmak, olup bitenlerin sizin sucunuz olmadigini gormenize,anlamaniza yarar.En kisa surede eskiden surekli yaptiginiz seyleri yapmaga ,gunluk hayatiniza donmeniz lazim.

KENDI TEDAVIME YARDIMCI OLMAK ICIN BEN NE YAPABILIRIM?

PTSH den iyilesirken kendi tedavinize yardimci olabileceginiz bircok sey yapabilirsiniz;

· Hastaliginiz hakkinda bilgilenin-herseyi ogrenin

· Baskalari ile bu problemler hakkinda konusun

· Size travmayi hatirlatacak durumlar,hisler,seylerle yuzyuze gelin;ayni ortamlara gidin,tekrar yasanan duygularin,anlarin ustune gidin

· Tedavi olun

· Eger ilac verilmisse,ilacinizi/ilaclarinizi size receteye yazildigi gibi aynen kullanin ve varsa yan etkilerini doktorunuza bildirin

· Alkol veya uyusturuculari,receteli veya recetesiz bu amacla kullanilan ilaclardan uzak durun

· Tedaviden vazgecmeyin;umidinizi yitirmeyin

· Size destek verecek,bilgilendirecek,yardim edecek bir gruba uye olun;mesela tecavuz edilmis ve/veya insest yasamis kadinlar-insanlar grubu, gay yardimlasma grubu, savasa katilmis gaziler/ erler/ askerler grubu,savas yasamis siviller yardimlasma grubu, iskenceye ugramislarin olusturduklari bir destek ve bilgilendirme grubu,inseste ve cocuk tacizine ugramis yetiskinlerin bilgilendirme ve destek grubu,depremde sevdiklerini kaybetmisler destek grubu,cocuklari/sevdikleri intahar etmis kisilerin bilgilendirme ve destek grubu vs vs.



AILELER VE ARKADASLAR YARDIMCI OLMAK ICIN NE YAPABILIRLER?

ONA DUYGUSAL DESTEK VERIN VE IYI,SABIRLI BIR DINLEYICI OLUN.

Arkadas ve ailelerin agir bir tarvmadan sonra sevdikleri kisiyi aci cekerken seyretmeleri cok aci verici olabilir.Malesef aklinizla,mantikla size uygun gelen ,sizin bulacaginiz cozumler kisinin daha da izole olmasina ve umidini kaybetmesine yol acabilir.Suphesiz siz tekrar tekrar kisiye artik gecmiste olanlari yasamaktan vazgecmesini soyleyerek yureklendirmek,cesaretlendirmek istersiniz ve basit sekildetravmayi unutmasini ve hayatina devam tmesini soylersiniz.Malesef bu cok akli basinda tavsiyeler genellikle hic de yardimci degildir bu durumda ve herseyin daha da kotulesmesine sebep olacaklardir.

Uzun vadede,kisinin iyilesmesi ve tekrar kaliteli bir yasam surmesi sansi cok arttirilacaktir eger siz onun travmatik tecrubelerini, acisini ve ilgili hatiralarini, hatirladiklarini sizinle paylasmasini,anlatmasini cesaretlendirirseniz, dinlerseniz, anlarsaniz.PTSH li kisinin travmatik olayi tekrar,tekrar,tekrar anlatmasi, konusmasi aile uyelerinin, arkadaslarin da sempatiyle, anlayisla, sabirla dinlemeleri yapabilecekleri en iyi seydir.Acisini ve hislerini paylasmasi mumkun olunca PTSH li kisi kendisini daha az yalniz hissedecektir.Arkadaslar ve aile onemli duygusal destek olabilirler ve kisinin yasadigi travmadaki gercek olmayan sucluluk duygularindan kurtulmasina yardimci olabilirler.Yapabileceginiz en onemli sey ona su mesaji vermektir;”Sen suclanamazsin,suclu degilsin-ve sen yalniz degilsin”. Kisinin iyilesmesi surecinde gercekci beklentiler icinde olmaniz da cok onemli-kisiden cok fazla veya cok az seyler beklemeyin.

Varsa PTSH li sevdiginiz kisinin destek gruplarina katilmasini saglayin-cesaretlendirin. Asiri travmalar yasamis insanlarla ayni grupta bulunmak,kisilere yalniz olmadiklarini anlamalarina ve semptomlari ile basa cikma ve kendi iyilesmelerini basarmalarini saglar.

HASTALIK HAKKINDA BULABILDIGINIZ HERSEYI OGRENIN

Eger ailenizden birisi,arkadasinizda PTSH varsa, hastalik ve tedavisi hakkinda herseyi ogrenin.Bu size eger bilgili olmazsaniz,sizi ofkelendirecek veya basa cikmanizi cok zorlastiracak davranislari anlamaniza yarayacaktir.Bu sayfalarin sonunda kaynak olarak bircok kitap verilmistir.

KISIYE TEDAVIDE KALMASI,SURDURMESI ICIN CESARET VERIN

Tedavisi sirasinda terapist ,sevdiginiz kisinin travma duygulari ile tekrar ve surekli yuzlesmesini deneyebilir.Bu cok zor olabilir ve semptomlarda ve stres seviyesinde gecici bir artis gorulebilir. Aile ve arkadaslardan duygusal destek verilmesi ozellikle de bu donemde cok faydalidir.Bazen de bu terapinin bir parcasi olan yuzlesme calismalarina yardimci olabilirisniz;mesela ciddi bir trafik kazasindan sonra tekrar araba kullanmasina yardimci olmak,cantasinin kapildigi yerlerde suruklendigi sokaktan tekrar gecmek vs gibi.

Sevdiginiz kisinin tedaviye sadik kalmasi ve surdurmesi zor olabilir;ozellikle de terapisti tum korkutucu ve onu uzen hatiralarla yuz yuze gelmesini isteyince.Eger sevdiginiz kisi bu terapi tedavisinden vazgecmeyi dusunuyorsa,sizin desteginiz cok buyuk farklilik yaratacak,ona yardimci olacaktir tedavisinin surdurulebilmesi icin.

AILENIZIN BIRLIKTE TERAPIYE KATILMASINI DUSUNEBILIRISNIZ-FAMILY COUNSELING

Eger aile uyenizden birisinde PTSH semptomlari varsa ve bu sizin ailenizin fonksiyonlarini ciddi sekilde engelliyorsa, terapiste ailenizin birlikte terapiye alinmasini isteyebilirisniz.Boyle danismanlik hizmeti verilmesi kominikasyonlarin ve ailenizin tekrar normale donmesine yardimci olur;durum iyilesebilir,normale doner.

SON DUSUNCELER

PTSH=Post Travma Stres hastaligindan ne kadar uzun suredir rahatsiz olsaniz da,bunu yenmeniz ve iyilesmeniz icin,yasaminizi onemli olcude iyilestirmek icin birseyler yapilabilir.Tedavinin sizden de birseyler isteyecegini onceden kabul etmeniz cok onemlidir-aci veren ve hic tekrarlamamasini istediginiz travma tecrubelerinizi tekrar ziyaret etmeniz ve bazi yan etkileri olabilen ilac kullanmaniz istenebilir.Ama eger tedaviye karar verir ve teslim olursaniz,ve sadik kalirsaniz,tedaviden vazgecmezseniz, yakinda kendinizi cok daha iyi hissedeceginiz sansi cok yuksektir ve yasam kalitenize tekrar kavusabilirsiniz.Hayatinizi tekrar geri kazanabilirsiniz.PTSH malesef cok aci vericidir-ama sansliyiz ki tedavi edilebilen bir durumdur ve siz iyilesebilirsiniz.

FAYDALANABILECEGINIZ OTEKI KAYNAKLAR

[url]www.adaa.org[/url] Endise Hastaliklari Amerikan Cemiyeti-ADAA –165 adet kendi kendine yardim gruplaridir-tuketici veprofosyonellere egitim malzemeleri vardir

[url]www.try-nova.org[/url] Kurbanlara Ulusal Yardim Organizasyonu-NOVA

[url]www.nvc.org[/url] Kurban Ulusal Merkezi

[url]www.istss.org[/url] Milletlerarasi Travma Stres Calismalari Cemiyeti

[url]www.ndmda.org[/url] Ulusal Depresyon ve Manik–Depresiv Cemiyeti-NDMDA

[url]www.nmha.org[/url] Ulusal Mental/Beyin Davranis Sagligi Kurumu-NMHA

[url]www.mentalhelp.net[/url] Ulusal Mental Saglik Tuketicilerin Kendi Kendine Yardim Merkezi

[url]http://www.trauma-pages.com/[/url] David Baldwin, PhD’s Trauma Pages



DAHA FAZLA BILGI ICIN ASAGIDAKI KITAPLAR TAVSIYE EDILMEKTEDIR

ADAA’den satin alinabilir bu kitaplar [url]www.adaa.org[/url]

1. Allen JG- COPING WITH TRAUMA;A GUIDE TO SELF UNDERSTANDING .American Psychiatric Press,1995

2. Brooks B, Siegel PM. THE SACRED CHILD;HELPING KIDS OVERCOME TRAUMATIC EVENTS.John Wiley,1996

3. Coffey R. UNSPEAKABLE TRUTHS AND HAPPY ENDINGS;HUMAN CRUELTY AND THE NEW TRAUMA THERAPY.Sidran press,1998

4. Davidson,JRT,Foa EB,eds. POSTRAUMATIC STRESS DISORDER;DSM-IV AND BEYOND, American psychiatric Press,1993

5. Finney LD.CLEAR YOUR PAST;CHANGE YOUR FUTURE.New harbinger,1997

6. Foa EB, Rothbaum BO. TREATING THE TRAUMA OF RAPE;COGNITIVE-BEHAVIORAL THERAPY FOR PTSD.Guilford,1998

7. Frances,AF,First MB. YOUR MENTAL HEALTH,Scribner,1999

8. Gorman,J. THE ESSENTIAL GUIDE TO PSYCHIATRIC DRUGS..St Martin’s,1995

9. Herman JL.TRAUMA AND RECAOVERY.basic Books. 1997

10. Matsakis,A.TRUST AFTER TRAUMA;A GUIDE TO RELATIONSHIPSFOR SURVIVORS AND THOSE WHO LOVE THEM.New Harbinger,1998

11. Porterfield KM.STRAIGHT TALK ABOUT POST-TRAUMATIC STRESS DISORDER;COPING WITH THE AFTERMATH OF TRAUMA.FACTS ON FILE,1996

12. Rothbaum,B, Foa E. RECLAIMING YOUR LIFE AFTER RAPE.Psychological coorporation,1999

13. Hepsinin kaynagi- bu brosurun kaynagi- [url]www.psychguides.com[/url] Expert Consensus Treatment Guidelines For Posttraumtic Stress Disorder;A Guide For Patients and Familes



“….bir psikologa da gitmem gerektigini söylemissin.. dr xxx bey ile görüsmeye basladigimizda ayni zamanda oradaki psikolog ile de görüsüyorduk sonra bana ikimizle birden görüsemezsin dediler.. yani senin ortak calismalari gerektigini düsündügün insanlar ya ben ya da onunla görüs dediler.. ben de hic biri ile görüsmemeye karar vermistim.. ta ki, kötü bir gece daha gecirip xxx beye tekrar gidene kadar.. o günden sonra da bir daha psikologdan bahsedilmedi.. Dr xxxxxx bey de hic bahsetmedi, ilac tedavisinin yanit vermeyecegi hic bir depresyon yokmus.. “ Gece Mavisi- COCUK CINSEL TACIZI/INSEST yasamis ve ayakta kalmak mucadelesi ve tedavisi hala devam eden ve bu mucadelede hepinizin destegine ihtiyaci olan,yardimla,destek ve sevgiyle ,TEDAVI VE TERAPILERLE birlikte yardim edebileceklerimizden biri o da . Onun oteki “sonsuz travma siirleri “ ve ask hikayesi ise [url]http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=6589[/url]



PTSH VAR MI BENDE NASIL EMIN OLABILIRIM?

PTSH ciddi ama tedavi edilebilen bir tibbi hastaliktir.Bu hastalik kisilik zayifligi belirtisi de degildir.Eger sizde PTSH olabileceginiz dusunuyorsaniz,asagidaki sorulara cevap verin ve bu ceklisti doktorunuza gosterin

· Hic yasaminizi tehdit eden ve asiri yogun korku,caresizlik ve dehsete sebep olan bir olay yasadiniz mi veya sahit oldunuz mu? Evet, Hayir

· Bu olayi en azindan asagida siralanmis sekillerden birindeki gibi tekrar yasiyor musunuz?

1. Ruyalarinizda tekrar tekrar korkulu,stresli goruntuler yasiyorsunuz veya ruyalarinizda bunlari yasiyorsunuz.Evet,Hayir

2. Olay tekrar oluyormus gibi hissediyor veya tekrar yasiyor gibi mi hareket ediyorsunuz? Fleshbekler veya adeta o olayi tekrar yasadiginiz hisleri var.E,H

3. Size olayi hatirlatan seylerle karsilastiginizda cok yogun fiziksel ve/veya duygusal stres,korku yasiyor musunuz? Evet,hayir

· Olayi hatirlatan seylerden kaciyor musunuz ve daha once hissetmenize gore kendinizi adeta uyusmus hisediyormusunuz asagidaki bircok sekilden en az ucunde anlatildigi gibi?

1. Bu konu hakkinda dusunce,duygu veya konusmalardan kaciyor musunuz?E,Hayir

2. Size bunu hatirlatan aktivitelerden,yerlerden,veya insanlardan kaciyor musunuz? E,H

3. Bu olayin onemli kisimlarini,buyuk bir kismini hatirlamiyorsunuz degil mi? E,H

4. yasaminizdaki onemli aktivitelere ilginizi kaybediyorsunuz mu? E,H

5. Oteki insanlardan kendinizi kopmus,uzaklasmis mi hissediyorsunuz? E,H

6. Dugu ve hislerinizin yelpazesindeki seceneklerinizin kisitlandigini,sinirlandigini mi dusunuyorsunuz?E,Hayir

7. Geleceginiz kuculmus,cekmis,kisalmis gibi bi hissediyorsunuz-mesela meslek hayatinizda kariyeriniz,evlilik,cocuklar veya normal bir yasam suresi beklentilerinizde degisiklikler var mi? E,H

· Asagidakilerden 2 veya daha fazlasi sizi rahatsiz ediyor mu?

1. Uyumada probleminiz var mi? E,H

2. Sinirlilik ve kizginlik/ofke puskurmeleri, krizleri var mi? E,H

3. Konsantre olmada problemler var mi? E,H

4. Her an nobet tutuyormuscasina etrafa karsi dikkatli misiniz?E,H

5. Asiri abartili saskinlik ,sasirmak,ani reaksiyon tepkiniz mi var? E,H

· Semptomlariniz gunluk yasaminizin akisini etkiliyor,engelleiyor mu?E,H

· Semptomlariniz en az 1 ay surdu mu? E,H

Birden fazla hastaligin bir arada yasanmasi teshis konmasini ve degisik durumlarin birlikte tedavisini zorlastirabilir.PTSH ni zorlastiran oteki hastaliklara depresyon,ve alkol/uyusturucular dahildir.oteki problemler sizde de var mi anlamak ve tedavi olmak icin,lutfen asagidaki sorulari cevaplayin.

· Uyku uyuma ve yeme/beslenme aliskanliklarinizda degisiklikler yasadiniz mi?E,H

· Bircok gun sunlari hissediyor musunuz?

1. Uzgun veya depresyonlu?E,H

2. Hayatla,yasamla hic ilgili degil misiniz?E,H

3. Degersiz veya suclu? E,H

· Gecen sene boyunca alkol ve uyusturucu kullaniminiz

1. isinizle,okulla veya aile hayatinizla ilgili sorumlulularinizi yerinize getirememe basarisizligi ile sonuclandi? E,H

2. Sizi tehlikeli durumlarla basbasa birakti-mesela alkol/uyusturucu etkisindeyken araba kullandiniz? E,H

3. Tutuklandiniz Mi?E,H

4. Sizin icin ve aileniz icin problemlere sebep olmasina ragmen alkol/uyusturucu kullanmaya devam ettiniz mi? E,H

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 2120
favori
like
share
vgencer Tarih: 22.05.2008 11:54
Arkadaşlar elinize sağlık ama benim trafik kazası ında ölen 2 öğrencim ,kazyı yaşayan 5 öğrencimve kazayı gören ölümleri bve ölüm şekillerini gören 385 öğrencim var tüm bunlara nasıl bir program uygulamalıyım ki genel anlamda tramva sonrası kritik olan 4 haftayı atlatmamız (öğrenci,veliler )açısından kolay olsun
CA-CHALLENGE Tarih: 22.09.2007 23:55
evet çok uzun bir konu ama bu hastalıkta önemli bir hastalık. uzundur deyipte okumaktan kaçmıyalım. her bilgi hazine değerindedir
SU-PERISI Tarih: 21.09.2007 00:06
çok uzun bir konuymuş emeklerine saflık degerli paylaşımlarınız için
CA-CHALLENGE Tarih: 20.09.2007 17:51
POST TRAVMATİK STRES


Sevgi ARSLAN

Komiser

Psikolojik Danışman

Ankara Eğitim Şube Müdürlüğü




GİRİŞ

Trafik ve uçak kazaları, deprem, sel gibi doğal afetler, ağır dayak, işkence altında kalmak, zorla ırzına geçilmek, terörist elinde rehin tutulmak, çok olumsuz koşullarda toplama kampında kalmak, savaşta uzun süre siperde ya da bombardıman altında kalmak gibi herkes için ağır stres sayılacak durumlarda ortaya çıkan bir bozukluktur. Çoğu kez travmatik olaydan birkaç saat, birkaç gün, daha seyrek olarak da birkaç hafta, birkaç ay sonra ortaya çıkar (Öztürk, 1997).

Travma DSM-IV’te “kişinin gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kişinin fiziksel bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşaması ya da başka bir kişinin ölümüne veya ölüm tehdidi altında kalmasına, yaralanmasına ya da fizik bütünlüğüne bir tehdit oluşturan bir olaya tanıklık etme veya ailesinden birinin ya da başka bir yakının beklenmedik ölümünü veya şiddete maruz kalarak öldürülmesini, ağır yaralanmasını, ölüm ya da yaralanma tehditi altında kaldığını öğrenmesi ve kişinin yoğun korku, çaresizlik ya da dehşet ile tepki vermesi” olarak tanımlanmaktadır (Altaylı, 2000).

R.J Liftron, Hiroşima’da sağ kalanlar üzerine yazdığı “Yaşam İçinde Ölüm” (1967) adlı kitabında ölümün çok yakınına geldikten sonra sağ kalmış olmanın, sonraki yaşamda kalıcı bir etki oluşturduğundan söz eder. 1972 yılı sonunda Florida’da düşen bir uçakta sağ kalanlar üzerinde yapılan bir inceleme sonucu edinilen bulgular, Hiroşima’dan sağ kalanlarınkine oldukça benzemektedir. Kazadan kurtulanların çoğu uzun süre psikolojik bir kapanma durumu yaşadıklarını bildirmişlerdir. Yanmakta olan uçaktan kurtulanlar, kurtarma ekipleri gelmeden önce bir arada oturup, hangi işlerde çalıştıklarını birbirlerine anlatmışlar ve bir ara hostesin yönetiminde şarkılar söylemişlerdi (Geçtan, 1995).

1972 yılında And dağlarına düşen bir uçağın yıkıntısı günlerce bulunamadığında, karla kaplı dağın tepesinde sağ kalan yolcular ölen yolcuların etini yemek zorunda kalmışlardı. Günler sonra kurtarma ekipleri kendilerine ulaştığında, ölen 29 yolcunun kimlikleri saptanırken, yolculardan biri delinmiş bir kafatasını diğerine uzatıp, “Bu adamın kim olduğunu bilmen gerekir, beynini sen yedin” diyerek şakalaşmışlardır. Bu gibi kazalarda sağ kalanların çoğu, aylarca, böyle bir olayı gerçekten yaşamış olduklarının bilincine varamamaktadır. 1972’de Chicago havaalanında düşen başka bir uçağın sağ kalan 8 yolcusu üzerinde kazadan bir hafta sonra yapılan gözlemde, bu kişilerin açık bir anksiyete yaşamadıkları, ama buna karşılık her gece kötü rüyalar gördükleri ve olaya ilişkin bir yadsıma içinde oldukları saptanmıştır (Geçtan, 1995).





SINIFLANDIRMA

Shakespeare “IV. Henry”de travmatik stresi, DSM IV kriterlerine benzer şekilde, olayı tekrar tekrar yaşama, kaçınma ve aşırı duyarlılık olmak üzere üç semptom grubu ile tanımlamıştı. Travmatik stres ile ilgili ilk tıbbi yaklaşımların 19. yüzyılda ortaya çıktığı, erkek savaş gazileri ile kadınların travmatik stres yaşantıları sonucu ortaya çıkan semptomları alkol ve opiyatlarla bastırmaya çalıştıkları rapor edilmiştir. O dönemde bu tablonun organik yapısal bir nedenden ya da psikojenik sapmalardan kaynaklandığı fikrini savunanlar vardı (Battal ve Özmenler, 1997).

Büyük savaşlar travmatik nöroz tablosu ile ilgili bilgi ve deneyimlerin artmasına neden olmuştur. I. Dünya Savaşı’nda bu bozukluk “siper şoku” ve “asker kalbi” olarak adlandırıldı. Deneysel çalışmalarda, bu hastalarda karbondioksit intoleransı ve epinefrin injeksiyonundan sonra abartılı psikolojik ve fizyolojik cevapların ortaya çıktığı gösterildi. II. Dünya Savaşı’nda ise benzer tablolar “muhabere yorgunluğu” ve “savaş nörozu” adları ile tanımlandı. II: Dünya Savaşı’nda bu tip kayıpları gözleyen Abraham Kardiner bütün ciddi travmatik yaşantılardan sonra yaygın olarak ortaya çıkan bir semptom kümesi tanımladı. Abraham Kardiner’in “fizyonöroz” olarak adlandırdığı bu semptomlar; atipik rüyalar, travmatik yaşantılar ile meşguliyet, kişilikte değişiklikler, korku ve irritabiliteydi. Yine II. Dünya Savaşı sıralarında toplama kamplarında anksiyete, motor huzursuzluk, uyku bozukluğu, gece kabusu, yorgunluk, fobik reaksiyonlar, aşırı endişe, şüphecilik tanımlanmış ve bunlar “toplama kampı sendromu” olarak adlandırılmıştı (Battal ve Özmenler, 1997).

II. Dünya Savaşı ve 1941 yılındaki ünlü “Coconut Grove” gece kulübü yangınından sonra görülen ve psişik bir travmaya bağlanan bu semptomlar önemli bir akıl hastalığı olarak kabul edilmiş ve 1952’de yayımlanan DSM-I’de yer almıştır. DSM-I’de travmatik stres cevabına ayrı bir kategori olarak yer verilirken sivil ve asker alt tipleri olduğu belirtilmiştir. DSM-II’de erişkin yaşamda uyum bozukluğu başlığı altına yerleştirilmiştir. 1980’de yayımlanan DSM-III’te ise 1970’ler boyunca süren çatışmaların ve Vietnam Savaşı’nın deneyimlerinden faydalanılmış ve “Posttravmatik Stres Bozukluğu” (PTSB) adı verilen yeni bir kategoride ele alınmıştır (Battal ve Özmenler, 1997).

DSM-IV-TR’de son şeklini alan tanı ölçütleri aşağıdaki gibidir:

A. Aşağıdakilerden her ikisinin de bulunduğu bir biçimde kişi travmatik bir olayla karşılaşmıştır:

(1) (1) kişi gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin ya da başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir.

(2) (2) Kişinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır (Çocuklar bunların yerine dezorganize ya da ajite davranışla tepkilerini dışa vurabilirler).

B. Travmatik olay aşağıdakilerden biri (ya da daha fazlası) yoluyla sürekli olarak yeniden yaşanır.

(1) (1) olayın, elde olmadan tekrar tekrar anımsanan sıkıntı veren anıları; bunların arasında düşlemler, düşünceler ya da algılar vardır (Küçük çocuklar travmanın kendisini ya da değişik yönlerini konu alan oyunları tekrar tekrar oynayabilirler).

(2) (2) Olayı, sık sık, sıkıntı veren bir biçimde rüyada görme (Çocuklar içeriğini tam anlamaksızın korkunç rüyalar görebilirler).

(3) (3) Travmatik olay sanki yeniden oluyormuş gibi davranma ya da hissetme (uyanmak üzereyken ya da sarhoşken ortaya çıkıyor olsa bile, o yaşantıyı yeniden yaşıyor gibi olma duygusunu, illizyonları, hallüsinasyonları ve dissosiyatif “flashback” epizodlarını kapsar).

(4) (4) Travmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine yoğun bir psikolojik sıkıntı duyma

(5) (5) Travmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine fizyolojik tepki gösterme

C. Aşağıdakilerden üçünün (ya da daha fazlasının) bulunması ile belirli, travmaya eşlik etmiş olan uyaranlardan sürekli kaçınma ve genel tepki gösterme düzeyinde azalma (travmadan önce olmayan)

(1) (1) travmaya eşlik etmiş olan düşünce, duygu ya da konuşmalardan kaçınma çabaları

(2) (2) travma ile ilgili anıları uyandıran etkinlikler, yerler ya da kişilerden uzak durma çabaları

(3) (3) travmanın önemli bir yönünü anımsayamama

(4) (4) önemli etkinliklere karşı ilginin ya da bunlara katılımın belirgin olarak azalması

(5) (5) insanlardan uzaklaşma ya da insanlara yabancılaştığı duyguları

(6) (6) duygulanımda kısıtlılık (örneğin sevme duygusunu yaşayamama)

(7) (7) bir geleceği kalmadığı duygusunu taşıma (örn. Bir mesleği, evliliği, çocukları ya da olağan bir yaşam süresi olacağı beklentisi içinde olmama)

D. Aşağıdakilerden ikisinin (ya da daha fazlasının) bulunması ile belirli, artmış uyarılmışlık semptomlarının sürekli olması:

(1) (1) uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük

(2) (2) irrabilite ya da öfke patlamaları

(3) (3) düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırmada zorluk çekme

(4) (4) hipervijilans

(5) (5) aşırı irkilme tepkisi gösterme

E. Bu bozukluk (B, C ve D tanı ölçütlerindeki semptomlar) 1 aydan daha uzun sürer.

F. Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmaya neden olur (Çev.Köroğlu, 2001).

DSM-IV’e göre travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısının konulabilmesi için yeniden yaşanan belirtilerden en az bir ölçütün, kaçınma ve genel tepki düzeyinde azalma belirtilerinden en az iki ölçütün karşılanması gerekmektedir. Bu klinik durum bir aydan uzun sürmeli ve işlevsellikte bozulmaya neden olmalıdır. Belirtiler 3 aydan kısa sürerse akut, uzun sürerse kronik, stres etkeninden en az 6 ay sonra başlamışsa gecikmiş olarak tanımlanır (Yorbık ve ark. 2002).



BELİRTİLER VE BULGULAR

1-Genel Görünüm ve Davranış: Hasta aşırı telaşlı ve kaygılıdır. Normalde aldırış edilmeyecek uyaranlara karşı aşırı derecede duyarlıdır ve en küçük uyaranlarla irkilme tepkisi gösterir. Yerinde duramayacak kadar huzursuzluk belirtileri olabilir. Ellerde büyük titremeler görülebilir.

2-Konuşma ve İlişki Kurma: Belirgin bir bozukluk yoktur; fakat aşırı bir telaş ve duyarlılık nedeni ile hasta uyarıcı durumlardan kaçınmak isteyebilir. Bazı hastalarda, ilişkilerde bir duygu azalması, ilgisizlik ortaya çıkabilir

3-Duygulanım: Duygulanımda bunaltı egemendir. Travmatik olay anımsandıkça, rüyalar tekrar yaşandıkça hastanın sıkıntısı artar. Çok huzursuz ve tedirgin olur. Bunaltı çok uzun sürerse bazen depresyon gelişebilir, Bu hastalarda sıklıkla kişiler arası ilişkilerde ilgi azalması ve duygusal uyuşukluk olur.

4-Bilişsel Yetiler: Travmatik olayla ilgili anılar için bellek çok güçlenmiş, fakat başka olaylara karşı ilgi ve dikkat azalmıştır. Eğer kazada kafa travması da olmuşsa bellek ve yönelim bozukluğu görülebilir en tipik belirti olayın sık sık anımsanması ve her anımsanışta yeni baştan yaşanıyor gibi olmasıdır. Olayın yineleyici biçimde anımsanması düşlerde olur. Kişi travmatik olayı düşlerinde aynı biçimde sık sık görür korkuyla uyanır. Algılama ileri derecede artmıştır. Hafif uyaranlar şiddetli algılanır; irkilme tepkisi doğurur; dikkatin belli bir konuda tutulması güç olabilir. Yönelimde bozukluk yoktur. Çok ağır durumlarda şaşkınlık, zihin karışıklığı ve yönelim bozukluğu olabilir.

5-Düşünce Akımı ve İçeriği: Düşünce akımında genellikle belirgin bozukluk yoktur. Düşünce içeriğinde olayın yineleyici olarak anımsanması hastayı çok tedirgin eder. Hasta olayı unutmak, düşünmemek ister; bunun için çabalar, fakat travmatik olay bütün sahnesiyle ayrıntılarıyla tekrar tekrar düşüncede yaşanır. Travmatik olayı anımsatan ya da simgeleyen uyaranlarla belirtiler daha da şiddetlenir. Bunların yanı sıra hastada suçlanma, çevreyi suçlama, hipokondriyak uğraşlar, gelecek kaygıları bulunmaktadır.

6-Fizik ve Fizyolojik Belirtiler: Korku ve bunaltıya ilişkin bütün fizik ve fizyolojik belirtiler vardır. Organizma sürekli bir uyarılış içinde irkilmeye hazır durumdadır. Ayrıca, travmatik olay düşlerde sık sık yinelendiğinden uyku çok bozulur. Hatta bu düşleri görmemek için hasta bilinçli olarak uykusunu önlemeye çalışır (Öztürk, 1997).



TSSB’nda Disosiyatif Belirtiler

Disosiyatif yaşantılar genel olarak, iki ya da daha fazla zihinsel işlemin, bilinçten kopması ve/veya kendi içindeki bütünlüğünü yitirmesi, kişinin duygu ve düşünceleriyle ilgili farkındalığının azalması ve kişinin bu konudaki farkındalıktan kaçınması olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu yaşantıları kısaca, travmatik olaylarla ilgili anıların “kompartımanlara” ayrıldığı bilinç bölünmesi olarak tanımlamak mümkündür. Disosiyatif yaşantılar, travma sonrası stresin temel bileşenlerinden ya da göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Travma sırasında ya da travmadan hemen sonra ortaya çıkan disosiyatif yaşantılar, travma sonrası stresin çeşitli formlarıyla ilişkilendirilmektedir. Disosiyatif durumlara geriçakmalar (flashbacks) eşlik edebilir ve normal algısal, bilişsel ve motor işlevlerin bozulduğu gözlenir (Altaylı, 2000).

Disosiyatif yaşantıları üç temel grupta toplamak mümkündür:

1- 1- Çevrenin daha fazla ya da daha az farkında olunması,

2- 2- Ayrı ve birbirinden bağımsız kişilikler geliştirilmesi,

3- 3- Travma sırası disosiyasyon,

Disosiyasyon ve travma arasındaki ilişki sistematik olarak ilk kez Janet tarafından tartışılmıştır. Janet’in görüşüne göre disosiyasyon, travmatik deneyime yanıt olarak ortaya çıkan nihai sonucun temel bileşenidir. Travma sonucu ortaya çıkan ve başedilemeyen duygusal yaşantılar, olayın içeriğinin ve izlerinin kişi tarafından absorbe edilmesini zorlaştırır. Süregen bir zafiyet yaratan enerji kayına yol açar. Tarihsel yaklaşım bağlamında, ortaya çıkan duygusal yanıtın niteliği ve şiddetinin travmanın kendisinden çok ilişkili olarak yaşanan öznel tepkilerle bağlantılı olduğu düşünülmüştür. Rahatsızlık veren ve istenmeyen duyguların disosiyasyon yoluyla unutulması süreklilik kazanmalarına yol açar. Bu tip olgularda kişiler travmanın olgusal içeriğini anımsayarak anlatamazlar. Bu yüzden travma ile ilgili olumsuz duygular çözümlenemez ve süreklilik kazanır. Ancak travma ile ilgili somatosensoryel belirtiler, kendiliğinden ve/veya anımsatan-benzeşen ortamlarda yeniden canlanır (Geyran, 1998).

Benzer şekilde bir çok travma kuramcısı, travma sırası disosiyasyonun ve travmadan hemen sonra gözlenmeye başlanan disosiyasyonun, travmatik olayın etkilerini bütün şiddetiyle yaşamamak için kullanılan bir savunma olduğu fikrini ortaya atmışlardır. Disosiyatif belirti gösteren TSSB hastaları, içinde bulundukları durumdan belli bir süre koptuklarını, bazen de olup bitenleri herhangi bir acı ya da gerginlik yaşamadan, dışarıdan gözleyebildiklerini söylemektedirler. Bu şekilde düşünüldüğünde, disosiyatif yaşantıların gerçekten de o andaki ağır şartlara rağmen, kişinin işlevselliğini devam ettirebilmesi açısından, önemli ve işlevsel bir düzenek olabileceği dikkat çekmektedir (Altaylı, 2000).

Freyd (1996), çocukların, bakım veren kişilerle yaşadıkları travmalara yönelik olarak ihanet travması kuramını ortaya atmıştır. Çocuklar bakıma muhtaç olduklarından, onlara bakım veren kişilerin onlara travma yaşatmaları halinde, fiziksel olarak onlardan uzaklaşmaları mümkün olmamaktadır. Freyd’e göre çocuklar, ortamdan ve kişilerden fiziksel olarak uzaklaşamadıklarından, durumu onlar için daha katlanabilir hale getiren “bilişsel kaçınma” stratejileri geliştirerek disosiyatif yaşantılara girmektedirler. Böylece duygusal açıdan uzaklaşabilmek için gerçek dünyadan kopmaktadırlar. Freyd’in kuramının yetişkinlikte gözlenen travmaya bağlı disosiyatif yaşantıların açıklanmasında da yararlı olabileceği düşünülmektedir (Altaylı, 2000).

Freyd ile benzer bir çizgide Gershuny ve Thayer (1999), disosiyatif yaşantıları, tehdit edici durumlara verilen “savaş ya da kaç” tepkisiyle bağlantılandırmışlardır. Kişinin travma sırasında durumla savaşma ya da durumdan fiziksel olarak kaçma imkanı olmayabilir. Bu nedenle, Herman (1997)’a göre kişi, disosiyatif yaşantıyla kendine başka bir “oluş hali” yaratarak durumdan bilişsel ve duygusal olarak kaçmaktadır. Sözü edilen bu oluş hali de savaş ya da kaç tepkisinde olduğu gibi, temelde korunma amaçlıdır (Altaylı, 2000).

Konu hakkında biriken bilgi ve deneyimler, TSSB’nun ortaya çıkışı ve dissosiye olabilme yatkınlığı arasında gösterilebilen bir ilişki olduğunu desteklemektedir. Özellikle çocukluk çağı travmaları ve disosiyasyon arasında ilişki olduğu konusunda bir uzlaşmanın sağlandığı söylenebilir. Benzer şekilde travma sırasında yaşanan disosiyasyonun TSSB gelişimini predikte ettiği ve erişkin dönem travmalarına yanıt olarak TSSB geliştirenlerde daha yüksek oranlarda disosiyasyon belirtisi saptandığı yönündeki görüşlerin henüz tartışmalı olsa da genel bir kabul aldığı görülmektedir (Geyran, 1998).

Geç Başlangıçlı PTSB.

Nadir görülür ve çalışmalarda, özellikle gazilerle ve küçük yaşta cinsel tacize uğrayanlarda belirgin olarak rastlanmıştır. Anlaşılması güç olmakla birlikte tablo, travmadan 30-40 yıl sonra yeniden alevlenebilir. Ya da ortaya çıkabilir. Bu olgularda bir tetikleyicinin orijinal travmanın çözülmemiş yönlerini aktif hale getirdiği düşünülmektedir. Ayrıca, çalışma ve fiziksel aktivite gibi travmatik olayın başarılı bir şekilde inkarını kolaylaştıran başa çıkma mekanizmalarının, emeklilik veya fiziksel hastalık gibi nedenlerden dolayı işlememesi sonucu mevcut olayın yeniden canlandığı düşünülmektedir (Battal ve Özmenler, 1997).

EPİDEMİYOLOJİ

TSSB’nin yaşam boyu prevalansı %1-14 arasında değişmektedir.Risk gruplarında ise bu oran %3-58’dir. Posttravmatik Stres Bozukluğu prevalansı ile ilgili hem genel toplum, hem de risk gruplarını hedef alan pek çok çalışma yapılmıştır. Epidemiyolojik çalışmalar çoğunlukla tedaviye müracaat etmemiş genel toplumda yapılmıştır. Örneğin bir çalışmada genel toplumda tespit edilmiş 20 olgunun yalnızca birinin psikiyatrik tedavi aldığı bildirilmiştir. Epidemiyolojik çalışmalarda tanı için yaygın olarak DIS kullanılmıştır. Bu ölçeğin eski versiyonu ile yaşam boyu prevalans %1-3, ayrıca %6-14 kadar da subklinik form bulunmuştur. DIS’ın gözden geçirilmiş yeni versiyonu ile yapılan bir çalışmada da yaşam boyu prevalans %9, yaşam boyu travmatik olayla karşılaşma olasılığı %39 olarak gösterilmiştir. Değişik ölçekler bir arada değerlendirildiğinde, bir stresörle karşılaşan insanlarda PTSB gelişmesinin yaşam boyu prevalansı %3.6-75 arasında değişmektedir. ABD’de Vietnam gazilerinde erkeklerde %30, kadınlarda %26 sıklık gösterilmiş, ayrıca %22 kadarında kısmi veya subklinik PTSB olduğu bildirilmiştir (Battal ve Özmenler, 1997).



Çocuklarda TSSB.

Travmaya maruz kalan çocukların %30 kadarında TSBB’nun oluştuğu bilinmektedir. Hugo kasırgasına maruz kalan 5687 çocuk ile yapılan bir çalışmada, bu çocukların %5.5’inde TSBB’nun geliştiği ileri sürülmektedir. Kentlerde toplumsal şiddete maruz kalan çocukların %24 ile %34.5’inde TSSB’nun gelişmediği, belirtiler düzeyinde kaldığı bulunmuştur. Bu çalışmaya ailelerinden ve çevrelerinden uzakta yatıla okul yaşamına başlayan ve deprem yaşantısına tanık olan 32 ergen alınmıştır. 17 Ağustos 1999 Marmara depremini yaşayan çocuklar ve ergenlerde yapılan bir çalışmada 1100 çocuk ve ergenin 84’ünde akut stres bozukluğu geliştiği bildirilmektedir (Yorbık ve ark. 2002).



Cinsiyet Açısından TSSB.

Kadınlarda cinsel tecavüzler ve fiziksel taciz daha yüksekken, erkeklerde silahlı saldırı ve çatışma şeklindeki etkenler daha önde gelmektedir. Kadınlarda belirtiler daha şiddetlidir. Hastalığın süresi kadınlarda daha uzun sürmektedir. Kadınlarda travmatik olayın 15 yaş öncesinde başlama riski çok daha yüksektir(özellikle cinsel taciz ve tecavüzlerde).

Travmaya maruz kalan bireylere yardım çalışmalarında görev alan kişiler üzerinde yapılan çalışmalarda TSSB belirtilerinin kadın travma çalışanları arasında, erkeklere oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kassam-Adams (1995) cinsel travma mağdurlarının tedavisini yürüten psikoterapistlerle yaptığı çalışmasında, kadın terapistlerin, erkek terapistlerden daha fazla TSSB belirtisi bildirdiklerini belirtmektedir. Benzer şekilde, Çöl Fırtınası Operasyonu çalışmasında cenaze işleriyle uğraşan kadın çalışanların, erkeklerden daha fazla rahatsızlık bildirdikleri bulunmuştur. Kadın polislerin de erkekler polislerden daha fazla belirti bildirdikleri saptanmıştır (Oral, 2002).



ETYOLOJİ

Her organizmanın başedemeyeceği kadar ağır stres durumları vardır. Böyle koşullarda herhangi bir kişide ağır bunalımlar olabilir. Benliğin bütünüyle dağıldığı, çaresiz kaldığı, ileri derecede regresif davranış biçimlerine başvurduğu görülebilir. Ancak TSSB’nun tipik belirtilerini her kişide görmeyiz. Kimileri konversiyon bozukluğu, donakalım ve başka psikoz belirtileri gösterebilir. Bu nedenle gerçek oluş nedeni yalnızca stresin ağırlığına bağlanamaz. Belli bir yapının ve kişilik yatkınlığının da bulunması gerekir. Fakat bu yapının, bu kişiliğin özellikleri henüz aydınlatılamamıştır. Psikodinamik açıdan travmatik nevroz Freud’un tanımladığı yineleme zorlantısı görüşüyle açıklanmaya çalışılmıştır. Çocuklarda acı, korku veren bir uyarana tekrar tekrar yaklaşma ve böylelikle korkunun üstesinden gelme eğilimi sıklıkla görülür. Yetişkin kişinin başedilemeyecek kadar ağır bir stresle karşılaşınca düşüncelerinde, düşlerinde bu olayı tekrar tekrar yaşaması yineleme zorlantısına benzeyen bir durumdur. Bu da çocuklukta görülen stresle başetme doğal çabasının benzeridir (Öztürk, 1997).

Son yıllarda TSSB’nun ortaya çıkışındaki psikolojik ve biyolojik etkenler üzerinde çalışmalar artmıştır. Bunun nedenleri arasında şunlar sayılabilir: ABD’de Vietnam savaşından dönenler üzerinde savaşın kısa ve uzun süreli etkilerini yakından izleme ve değerlendirme olanaklarının bulunuşu; bütün dünyada savaş, terör ve işkencenin kamu oyunda sergilenmesi ve bunlar üzerinde bilimsel incelemelerin yapılmaya başlanması; çocukluk çağında karşılaşılan travmatik olayların etkileri üzerinde bilimsel çalışmaların artması (Öztürk, 1997).

Nörobiyolojik alanda yapılan çalışmalarda beyinde nöradrenerjik ve özellikle serotonerjik dizgelerde değişiklikler olduğuna, lokus seruleusun uyarılma düzeninde bir bozulma olabileceğine ilişkin varsayımlar ortaya atılmışsa da bu görüşler henüz başlangıç aşamasında olup, TSSB’ndaki nörobiyolojik değişikliklerin gerçek doğasını açıklayabilecek düzeyde değildir (Öztürk, 1997).



RİSK FAKTÖRLERİ

Epidemiyolojik çalışmalarda ve tedaviye gelen olgularda; ailede psikiyatrik hastalık öyküsünün varlığı (özellikle anksiyete bozukluğu), yüksek nörotizm ve düşük kendine güven gibi kişilik özellikleri, aileden erken ayrılık-boşanma, ailede antisosyal kişilik bozukluğuna sahip üyenin olması, çocuklukta davranım bozukluğu, kötüye kullanım, düşük eğitim seviyesi, ek stresli yaşam olayları, kadın olma, fazla miktarda alkol alıyor olma, daha önce anksiyete bozukluğu veya depresyon geçirmiş olma, travma ile karşılaşmış olma, TSSB’nun birer risk faktörü olarak bulunmuştur (Battal ve Özmenler, 1997).



AYIRICI TANI

TSSB’nun eskiden travmatik nevroz diye bilinen klinik şekli travmatik olayın sık sık yeni baştan yaşandığı düşünceler ve düşlerle kolay tanınır. Fakat bütün hastalarda ayrıca organik beyin bozukluklarının (beyin zedelenmesi) olup olmadığı iyice incelenmelidir (Öztürk, 1997).

Doğal afetlerden sonra hayatta kalanlarda TSSB olduğu kadar yaygın anksiyete bozukluğu ve majör depresyonun da ortaya çıktığı saptanmıştır. TSSB’nun semptomları olan irrabilite, tepkisizlik, uyuşukluk diğer anksiyete bozukluklarında, depresyon ve madde kullanım bozukluklarında da görülebilir. Hastada çoğu kez TSSB ile birlikte travma ile ilişkili veya ilişkisiz başka ruhsal bozuklukların da olabileceği bilinmelidir. Bir çalışmada kontrol grubu ile karşılaştırıldığında TSSB olanlar iki kat daha fazla eşlik eden tanı almışlardır. Alkol ve maddeyi kötüye kullanım %20-80 oranı ile en çok eşlik eden bozukluktur. Uyum bozukluğu ayırıcı tanıda dikkat edilmesi gereken bozukluklardandır. Yaygın anksiyete bozukluğu, TSSB’nun artmış irrabilitesine benzer. Travmanın ve tekrar tekrar hatırlamanın varlığı ayırımda yardımcı olur. TSSB’nda depresif semptomlar görülür ve depresyonla karışabilir. Ayırıcı tanıda ise travmaya bağlı saplantı tarzında hatırlamanın depresyonda görülmemesi dikkati çeker. Saplantılı tekrarlamaların varlığı ayırıcı tanıda obsesif kompülsif bozukluğu gündeme getirse de travmanın varlığı ile saplantılı düşüncelerin travma ile ilişkisi ayırımda yol gösterici olabilir. Flashback, duyarsızlık, amnezi olması disosiyatif bozukluğu düşündürebilir. TSSB’na sıklıkla eşlik eden bozukluklardan birisi de borderline kişilik bozukluğudur. Alkol ve psikoaktif madde intoksikasyonu ve yoksunluklarında da TSSB artabilir. TSSB’nun yapay bozukluklardan ve temaruzdan da ayrılması gerekebilir. Travmanın varlığı, hastanın bu travmadan etkilenmiş olması, sıklıkla travmayı anlatmaya gönülsüz olması yardımcı ipuçlarıdır (Battal ve Özmenler, 1997).

Bir travma ile karşılaşan insanların büyük bir bölümü akut stres bozukluğu veya buna benzer semptomlar gösterebilirler. Bu tepki genellikle kısadır. Ancak bir aydan daha uzun süren kişilerin %70-90’ında TSSB’nun tüm kriterleri görülür (Battal ve Özmenler, 1997).



GİDİŞ VE SONLANIŞ

TSSB genellikle akut bir rahatsızlıktır. Travmatik olaydan birkaç saat, birkaç gün, hatta birkaç ay sonra ortaya çıkabilir. Eğer ikincil kazanç sorunları yoksa (örn. Tazminat davası, işten uzaklaştırılma gibi), hastanın kişiliği de önemli derecede uyumsuz değilse, bozukluk çoğu kez kendiliğinden birkaç hafta veya ayda düzelir. Uygun tedavi ve rehberlikle hasta kısa sürede normal yaşama döner. Hastaların küçük bir bölümünde süregenleşme olabilir ve bunlar çoğu kez yetersiz kişilik gösteren hastalardır. Ayrıca uzun süre yatakta hareketsiz kalma, uzun süren tazminat ya da suç davaları rahatsızlığın süregenleşmesine yol açabilir (Öztürk, 1997).

II: Dünya Savaşı’ndaki gözlemler, baştan beri var olan ve tedaviye cevap vermeyen aşırı uyarılmışlık halinin kötü prognozu gösterdiği yönündedir. Ayrıca komorbid hastalığın alevlenmesi ile TSSB semptomları da şiddetlenebilir (Battal ve Özmenler, 1997).



TEDAVİ

1- Önce hastanın ağır bunaltısını yatıştırmak ve uykusunu düzene sokmak gerekir. Kısa süreli olmak koşulu ile bunaltı giderici ilaçlar kullanılabilir. İlaca tutkunluk olasılığı varsa bunlardan kaçınılmalıdır.

2- Hastayı rahatlatacak, gevşetecek, korku ve endişelerini azaltacak psikoterapötik yaklaşım zorunludur.

3- Hastada organik bir engel yoksa en kısa zamanda işine, görevine ya da kıtasına dönmesinin veya başka uğraşlara yönelmesinin yararları büyüktür ve bu hastaya açıkça belirtilmelidir. Bu yönde sürekli olarak desteklenmelidir. Organik engel olmadığı halde uzun süren dinlenmeler süregenleşmeye yol açabilir.

4- Süregenleşme eğilimi gösteren dirençli hastalarda uzun süre psikoterapi gerekli olabilir (Öztürk, 1997).

Bireysel Psikoterapi

Travmadan hemen sonra krizin değerlendirilmesi hem kronik TSSB gelişimini, hem de diğer komplikasyonların önlenmesi açısından önemlidir. Bu yaklaşım temelde destek sağlama, olayın yargısız kabulü, bilgilendirme ve genel tıbbi bakımı içermelidir.

Travmaya odaklanmış bireysel psikoterapi, olayı ele alan zaman sınırlı bir dizi kognitif davranışçı tedavi şeklinde uygulanabilir. Yeterli kontrollü çalışmalar olmamasına karşın olayla ilgili yaşantılar üzerinde odaklanan psikoterapinin, farmakoterapiden daha üstün olduğunu gösteren bulgular ileri sürülmektedir. Ancak olayla ilgili yaşantı üzerinde odaklaşan psikoterapilerin, farmakoterapi uygulanan gruplardan farklı gruplara uygulanmış olması, bu sonucu tartışmalı kılmaktadır (Battal ve Özmenler, 1997).



Grup Psikoterapisi

Bir çok bilimadamı TSSB’nda grup terapisini önermektedir. Travmatik olay mağduru üyelerin sağlayacağı anlaşılma ve destek, grupta yoğun duygusal aktarımın yaratılabilmesi, bireysel terapideki hasta-terapist arasındaki problemlere alternatif olabilmesi bazı yazarlara göre kaçınma ve tepkisizlik semptomları üzerinde daha etkili olabilmesi gibi avantajları belirtilmektedir (Battal ve Özmenler, 1997).

Çocuklarda Tedavi

Çocukların TSSB tedavisinde bireysel, aile, grup, davranışsal, bilişsel ve psikofarmakolojik yaklaşımlarda bulunulmaktadır. Çocuklarda TSSB’nun tedavisi ile ilgili araştırma sayısı çok az olmasına rağmen, genel olarak tedavide travmanın doğrudan araştırılması, stres ile başa çıkma tekniklerinin uygulanması, travma ile ilgili yanlış düşüncelerin düzeltilmesi, anne ve babaların tedaviye dahil edilmesi gerektiği kabul edilmektedir

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?

Özellikle doğal afetler göz önüne alındığında, yaşanan bir afet sonrası mağdurlar yaklaşık % 10-15 olaydan çok kısa bir süre sonra toparlanır; olayın etkileriyle başa çıkabilir ve hatta “lider” rolü üstlenebilir. Yaklaşık %70 gibi bir bölümü ise olaydan etkilenir ve “stres tepkileri” gösterir. Bu gruba giren kişilere yapılacak her tür destek ve özellikle psikososyal destek çalışmaları çok önemlidir. Kişilerin vermiş oldukları “stres tepkileri”nin uzun ya da kısa süreli olması kendilerine verilebilen destekle doğru orantılıdır. Geriye kalan %10-15 gibi bir bölüm ise travmatik olaylardan uzun süreli olarak etkilenir. Yaklaşık rakamlarla verilen bu oranlar insan eliyle oluşan travmatik olaylarda daha farklı oluşmaktadır.
Aşağıdaki tablo, sıklıkla görülen travmatik olaylara göre Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu tanılarını alabilecek ölçüde travma belirtileri çıkartma oranlarını göstermektedir.

Akut Stres Bozukluğu (ASB)
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)










Endüstriyel Kaza
%6
İş Kazası
%6

Kasırga
%7
Kasırga
%7

Yanma ve Saldırı
%13
Yanma ve Saldırı
%13

Motorlu Araç Kazası
%14
Motorlu Araç Kazası
%14

Şiddet
%19
Şiddet İçeren Saldırı
%19

Silahla Tarama
%33
Silahla Tarama
%33
















Tablo:Travmatik olaylara göre ASB ve TSSB gösterme oranları.


Her üç kişiden biri, hayatlarının belli bir evresinde, travmatik bir olaya maruz kalır. TSSB bunlardan % 10-15’ini etkilemektedir. Bununla birlikte çoğu kişi TSSB yaşasa bile, bu konuda bir yardım almamıştır.

(a) Travma Sonrası Stres Tepkileri

Yaşanan olayın “olağanüstü” olarak algılandığı bir durumda gösterilen stres tepkileri, “anormal bir olaya verilen normal tepkiler” olarak görülür. Hemen ertesinde verilen tepkileri gözönüne alarak ciddi bir psikolojik rahatsızlıkla karşı karşıya kalındığına karar verilmesi yanlıştır. Yaşanan travmatik bir olay sonrası herkes stres tepkileri gösterir; birkaç gün boyunca yaşamak normal ve beklenen bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre çoğu vak’ada orta şiddetteki stres tepkileri dahi, herhangi bir müdahale yapılmaksızın 6-16 ay içinde tamamen ortadan kalkabilmektedir.

Stres yaratan olaylara verilen tepkileri fiziksel, duygusal, bilişsel ve kişilerarası tepkiler olarak dört ana başlıkta toplamak mümkündür:



1. Fiziksel Tepkiler : Sözü edilen normal stres tepkileri, vücudumuzda sempatik ve parasempatik sinir sistemine dayalı olarak ortaya çıkar.

Sempatik sinir sistemi tehlike algılandığı anda devreye girer. Bedenin tehlikeli durumdan kaçmaya veya tehlikeyle savaşmaya hazırlanması için gerekli değişikliklerin meydana gelmesini sağlar. Aktivitesi, kalp atışlarında ve nefes alıp vermede hızlanma, terleme, sindirim sisteminde hareketlenme, kaslarda gerginlik, yorgunluk, uykuya dalmada güçlükler, vücudun değişik yerlerinde ağrı ve acı, iştahta değişiklikler, mide bulantısı ve cinsel dürtülerde değişiklikler olarak hissedilir. Tehlike ortadan kalktıktan sonra ise parasempatik sinir sistemi devreye girer; sempatik sistemin vücutta ortaya çıkardığı değişikliklerin geri dönüşümünü, beden aktivitelerinin normale dönmesini sağlar.

Bütün bu değişikler doğal olarak programlanmıştır; normaldir hatta hayatta kalmak için gereklidir. Buna karşın bazı durumlarda, sempatik sinir sistemi o kadar yoğun ve uzun süreli çalışmak durumunda kalır ki parasempatik sinir sisteminin devreye girmesi ve işlemin geri dönüşümü güçleşir. Bu noktada psikolojik travmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir takım sorunlar söz konusu olur. Genel Uyum Sendromu (General Adaptation Syndrome) yaklaşımına göre, stres yaratan bir olayla karşılaşıldığında vücut ilk önce dikkatin ve bütün duyuların keskinleştiği alarm durumuna geçer. Daha sonra olayın etkilerini azaltmaya yönelik direnç aşaması ile vücut stres yaratan durumla savaşmaya ya da ondan kaçmaya başlar. Eğer bu aşamada yapılanlar işe yaramazsa, vücutta bir tükenme hali söz konusu olur ve doku yıkımı, hatta ölüm görülebilir. Diğer bir deyişle devam eden yoğun stres karşısında, sıklıkla gözlenen psikolojik tepkilerin yanısıra vücut da zarar görebilir.



2. Duygusal Tepkiler : Travmatik bir olay karşısında yoğun stres sonucu ortaya çıkan duygusal tepkiler eğer ilk iki hafta gözleniyorsa normal karşılanmalıdır. Travmatize olmuş kişiler şok, korku, yas, öfke, suçluluk, utanç, çaresizlik, ümitsizlik, duygusal uyuşukluk (sevgi, yakınlık, herhangi bir şeye ya da birine duyulan ilgi, gündelik faaliyetlerimizden aldığımız keyif gibi duyguların hissedilmesinde çekilen güçlük) gibi duyguları yoğun bir şekilde yaşayabilirler. İlk 1-2 haftadan sonra eğer bu duygular varlıklarını ve yoğunluklarını korurlarsa bu, muhtemel bir psikolojik soruna işaret edebilir.



3. Bilişsel Tepkiler : Strese verilen bilişsel tepkiler duygusal tepkilerle bağlantılıdır. Verilen bilişsel tepkiler hem olayın kendisi hem de verilen fiziksel ve duygusal tepkiler nedeniyle ortaya çıkabilirler. Söz konusu tepkiler şaşkınlık, dalgınlık, mekan ve/veya zamana oriyantasyonda güçlük, hafıza problemleri ve kafa karışıklığı olarak özetlenebilir.



4. Kişilerarası Tepkiler : Aşırı stres durumlarında evde, okulda ve/veya işteki arkadaşlık, eş ve ebeveynlik ilişkilerinde de ortaya çıkan bir takım belirtilerden sözetmek mümkündür. İlişkilerde gözlenebilen bu değişiklikleri güvensizlik, tedirginlik, artan çatışma eğilimi, içe kapanma, yalnız kalma kendini reddedilmiş ya da terk edilmiş hissetme, uzaklaşma, önyargılı olma eğiliminde artış ve kontrol etme ihtiyacında artış olarak gruplanabilir.



(b) Travma Sonrası Gelişim



Travma sonrası gelişim, bazı yazarların yaşanan travmatik olaylardan sonra yaşantıya bağlı ortaya çıkan olumlu özellikleri ifade etmek için kullandığı bir kavramdır. İlk bakışta insana oldukça alışılmadık gelebilmekle birlikte “insan bir felaketten yararlanabilir mi ?’” sorusu da doğaldır.

Büyük felaketler yaşamış insanların bir kısmı, bir süre sonra, yaşantıları vasıtasıyla kriz durumlarıyla nasıl başa çıkabildiklerini gördüklerini, ne kadar olumsuz ve yaralayıcı olursa olsun, iyileşebildiklerini ve bunun kendilerine güvenlerini arttırdığını anlatmaktadır. Ayrıca bu tür olayların insanların kendi küçük topluluklarını daha yakın ve birbirine destek olabilen bir sosyal yapı haline dönüştürdüğünü, bireylerin hayattaki önceliklerini, hedeflerini ve değerlerini gözden geçirmelerine fırsat tanıdığını, dolayısıyla kişisel gelişimlerine katkıda bulunduğunu düşünenler bulunmaktadır. Görüldüğü gibi “her felaket hayatın iyileşmesi için bir fırsattır” anlayışını destekleyen kişilerde bu anlayış, stres ve travma sonrası iyileşme sürecine yardımcı olmakta, süreci hızlandırmaktadır.



TSSB Habercisi Ağır Stres Tepkileri



(a) Ağır Stres Tepkileri



Her ne kadar felaketlere maruz kalanların çoğu bu yaşantı karşısında hafif düzey stres tepkileri verirlerse de, her üç kişiden biri Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun (TSSB) habercisi olabilecek bir takım daha ağır stres tepkileri verebilmektedir. Söz konusu olan ağır stres tepkileri şunlardır:

Disosyasyon : kendini gerçek-dışı ya da bedeninin dışındaymış gibi hissetme; belirli dönemleri hatırlamak istendiğinde kafanın tamamen boş olması ve hiç bir şey hatırlayamama.

Hayatı sekteye uğratacak şekilde yeniden-deneyimleme (re-experiencing) : dehşet verici anıları, kabusları yeniden yaşıyormuş gibi hissetme ve duyumsama.

Rahatsız eden anılardan kaçınabilmek için normalde yapılmayacak davranışların sergilenmesi : evden dışarı çıkamama, vb.

Madde ve alkol kötüye kullanımı ve bağımlılığı

Aşırı derecede duygusal uyuşma (emotional numbing) : içi boşmuş gibi duyumsayarak hiçbir duygu hissedilememesi.

Aşırı tepkisellik (hyperarousal): panik ataklar, öfke nöbetleri, aşırı gerginlik, aşırı tedirginlik hissedilmesi).

Yoğun kaygı : hayatı durduran derecede endişe duymak, aşırı çaresizlik hissi, düşünce veya davranışlardaki takıntılar.

Ağır depresyon : umudun, kendilik değerinin, motivasyon ya da hayatın anlamının tamamen yitirilmesi.

Psikotik belirtiler : halüsinasyon, delüzyon, tuhaf düşünceler ve imgeler.



(b) Ağır Stres Tepkilerine Haberci Olabilecek Olayla İlgili Faktörler



Yapılan araştırmalarla, ağır stres tepkilerinin ve uyum sürecinin uzun süreceğine dair ipucu veren, yaşanan olayla ilgili bir takım risk faktörleri belirlenmiştir. Belirlenen bu risk faktörlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

- Yaşamı tehdit eden ya da ağır yaralanmaya neden olan bir olayı yaşamak ya da buna şahit olmak.

- Aşırı şiddet nedeniyle ölümlere, yaralanmalara ya da çevresel hasarlara şahit olmak.

- Kişinin evini, değerli eşyalarını, önem verdiği ve kendisi için destek grubu niteliği taşıyan ilişkilerini kaybetmesi.

- Aşırı derecede yorgunluk, uykusuzluk ve aç kalma.

- Tehlikelere uzun süreli maruz kalma ve kayıp yaşama.

- Zehirli maddelere maruz kalmış olma (zehirli gazları soluma, radyoaktif maddelere maruz kalmış olma).



(c) Tarihçedeki Risk Faktörleri



Yapılan araştırmalar bireylerin travmatik deneyimden önce yaşamış oldukları bir takım olayların da ağır stres tepkileri göstermelerinde risk faktörleri oluşturabileceğini ortaya çıkartmışlardır. Bunun nedeni, halihazırda yaşanan travmatik olayın geçmişte yaşanmış olan olayların anılarını ve daha sonra neden oldukları tepkileri yeniden alevlendirmeleridir. Tarihçede belirlenen risk faktörleri şunlardır:

- Başka travmalara maruz kalmış olma (büyük kazalar, taciz, savaş, kurtarma çalışmalarına katılmış olma, vb.).

- Kronik tıbbi rahatsızlıklar ya da kronik psikolojik bozukluklara sahip olma.

- Kronikleşmiş yoksulluk, evsizlik, işsizlik durumlarında yaşamak ya da ayrımcılığa maruz kalmış olmak.

- Önemli ve zorlayıcı yaşam olaylarına maruz kalmış olmak (birden bire tek başına çocuk yetiştirme durumunda kalmış olmak, vb.).



(d) Stres Etkilerini Azaltmak ve Uyumu Arttırmak



Araştırmalar felaketlerden sonra stres tepkilerini azaltmak için yapılabilecekler konusuna odaklanmaya başladı. Konuyla yapılan gözlemleri temel alarak, felaket sonrasında stres tepkilerini azaltma ve felaket sonrası uyumu arttırma yönünde faydalı olabileceği düşünülen önlemler önerilebilir:

Korunma: Güvende olabileceğiniz, gıda ve içecek bulunan, sessizce oturup rahatlayabileceğiniz temiz bir yer bulup kısa bir süre uyuyun.

Yönlendirme: Kişisel ve aile üyeleriyle ilgili önceliklerinizi belirleyip bunlar üzerinde çalışmaya başlayın. Böyle durumlarda ortaya çıkması muhtemel olan ümit, amaç ve özgüven yitimi engellenebilsin.

Bağlantı Kurma: Kendi deneyiminizi anlatabilmek ve onların deneyimlerini dinleyebilmek için aile üyeleri, arkadaşlar ve psikolojik danışmanlarla bağlantı kurun. Böylece+ yaşanan felaketin yarattığı stresin yavaş yavaş yatışması mümkün olabilir.

Arama ve Seçme: İhtiyaçlarınızı karşılayabilecek kurumları biran önce araştırmaya başlayın ve içlerinden ihtiyaçlarınızı en uygun koşullarda karşılayabilecek
olanları seçin.



Uyum Süreci Olarak Ortaya Çıkan Travma Sonrası Belirtiler



Travmaya yol açan olay ortadan kalktığı halde, olaya verilen tepkilerin ortadan kalkmaması, travma kurbanlarının en önemli sorunudur. Yeniden-deneyimleme (re-experiencing) da denilen süreç, travma etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan birçok belirti ve bozukluğun açıklamasında kritik rol oynamaktadır. Bu süreçte kişinin yaşayabileceği sorunları sıkıntı veren ve istenmediği halde zorla akıldan geçen anılar ve görüntüler, kabuslar ya da kişinin başaçıkmakta zorlandığı çok yoğun duygular olarak özetlemek mümkündür.

Gündelik deneyimlerin bilgilerinin beyin tarafından işlenmesi sırasında sıkıntı verici yaşantılar ortaya çıkmaz; beyin zaten normal hızında çalışırken onları zorlanmadan işleyebilme kapasitesine sahiptir. Dolayısıyla travma sonrasında yaşanan bütün sıkıntılar, ilk başta beynin, travmatik olay nedeniyle normalden çok daha fazla sayıda ve yoğunlukta hücum eden uyarıcıları diğer bütün yaşantılar gibi işlemeye çalışmasının bir sonucu olarak ortaya çıkar; uyuma yönelik bir sürecin yan etkileri olarak değerlendirilebilirler.

Problem ancak işlenmesi gereken bilgileri zihninden değişik yollarla uzaklaştırdığı ve bu bilgilerin işlenmelerine engel olduğu zaman başlar. Travma deneyimlerinin neden oldukları yoğun ve dayanılmaz duygular nedeniyle, bir savunma mekanizması olarak kişi, değişik yollarla zihninden işlenmesi gereken bilgileri uzaklaştırabilir. Bu durumda, hala işlenmesi gereken malzeme gündemde olur ama bilgi işleme süreci her seferinde yarım kaldığından kişi kendisini aşağıdaki şekilde de görülen bir kısır döngünün içinde buluverir.



Uyumsuz Başaçıkma Stratejilerinin Kullanılması

Özellikle uzun süren travma yaşantılarında (aileiçi cinsel taciz gibi) travma kurbanları, olay sırasında olanlara katlanmak için kullanageldikleri ve kendilerini korumaya yönelik olan başaçıkma stratejilerini, sözkonusu durum ortadan kalktıktan sonra da kullanmaya devam edebilirler. Bu stratejiler (aşırı duyarlılık, disosyasyon, kaçınma ve duygusal uyuşukluk) zamanında gerçekten yardımcı olunmasına karşın, travmatik durum ortadan kalktıktan sonra da kullanılırlarsa kişinin hayatını problem yaratacak ölçüde engellemeye başlarlar.

Dolayısıyla travmayla bağlantılı olan bütün “belirtileri” uyum çabaları olarak düşünmek yararlı olabilir. Söz konusu olan belirtiler, travma kurbanlarının kendilerini zorlayan yoğun duygularıyla başaçıkma çabalarını yansıtır. Problem, şimdiki durumlarıyla daha uyumlu olabilecek başaçıkma stratejilerini bilmemeleri; geçmişteki travmatik durumda kullandıkları davranış örüntülerini sürdürmeleridir. Buna bağlı olarak, travma kurbanlarının belirtileri karşısında, sözkonusu davranışın neye hizmet ettiğinin sorgulanması gerekir. Eğer uyumsuz olan davranışların işlevleri anlaşılabilirse, bunların yerine aynı amaca hizmet edecek olan daha uyumlu davranışların yerleştirilmesi mümkün olabilir.



Travmanın Kalıcı Etkileri



Psikolojik olarak travmatize olan kişilerin yaşayabilecekleri bütün belirtileri barındıran bir tanı bulunmamaktadır. Buna karşın, travmatize olan kişilerin sahip oldukları birçok tanı bulunabilir. Travmatize olan kişilerde sıklıkla görülen bozukluklar şunlardır:

- Madde kötüye kullanımı ve bağımlılığı

- Kişilik bozuklukları (özellikle Sınır Kişilik Bozukluğu [Borderline Personality Disorder]).

- Depresyon

- Kaygı bozuklukları (bu gruba Travma Sonrası Stres Bozukluğu [TSSB] da dahildir)

- Disosyatif bozukluklar

- Yeme bozuklukları

Bunlar arasında TSSB, psikolojik travma etiyolojisine dayalı tek tanı kategorisidir. Herhangi birinin TSSB tanısı alabilmesi için, tarihçesinde bir travmatik olay bulunması gerekmektedir. Tanıların çoğu açıklama yerine betimlemeye yönelik olduğundan, bağlamdan bağımsız olarak belirti ve davranışlara odaklanırlar; kişinin sözü edilen davranışları neden ve nasıl geliştirmiş olabileceğiyle ilgili bilgi vermezler (travmatik stresle başa çıkabilmek için, vb.). Travma ve bağlantılı belirtilerini ortaya çıkarabilmek için “bu kişinin nesi var?” yerine “bu kişi ne yaşamış?” sorusunu sormak gerekir.