VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

NİÇİN DERS ÇALIŞMALIYIM?

Değerli öğrenciler öncelikle nasıl ders çalışmalıyız sorusundan çok niçin ders çalışmalıyız sorusunu kendimize sormamız daha güzel olacaktır.

İster okula yeni başlamış olsun isterse üniversiteye hazırlanıyor olsun bütün öğrenciler bu soruların cevabını bulması gerekir.’’Niçin ders çalışmalıyım? Hedefim ne? Hedefimi gerçekleştirmek için neler yapmalıyım?’’ bu soruların cevabını bulan öğrencilerin tembellik yapması mümkün değildir.Bu nedenle sizin öncelikli olarak bir hedef belirlemesi gerekir.

Yıllar önce Trabzon’un Çaykara ilçesinin bir köyünde bir çocuk vardı. Büyüdüğündeki en büyük hedefi şuydu: Doya doya kavurma yiyebilmek!

Çünkü ailesi çok fakirdi.Dar gelirli oluşlarından dolayı zaten okula zor şartlarda gidebiliyordu.Liseyi bitirirse bile artık ailesinin onu üniversiteye gönderecek gücü yoktu.Babasının ödenmemiş bir sürü borcu vardı.Bir gün eve gelen postacıyı icra memuru zannedip evlerinde kalan son malları da götüreceklerini düşünür.Sonra onun posta memuru olduğunu anlar..Posta memurunun zarfından üniversite sınav sonucu çıkar.Kağıda bakar üniversite sınavını kazanmış.Hem de Türkiye birincisi olarak !

Üniversiteyi burslu olarak okur.Üniversiteyi bitirince Amerika’ya davet edilir..Yıllarca Amerika da kaldıktan sonra Türkiye’ye döner .Devletin değişik kademelerinde görevler yapar.Hala onun adı anıldığında insanlar saygı duyar.Çok zeki ve çalışkan bir insan olduğu söylenir.Trafik kazasında hayatını kaybetmesiydi ülke için çok şeyler yapabilirdi denir.

Küçüklüğünde sadece doya doya kavurma yemeye yetecek kadar bir paraya kavuşmak isteyen Adnan Kahveci büyüdüğünde bir ülkenin maliye bakanı olacak kadar büyük paralara hükmedebiliyor.Ne sayesinde? Çok çalışmak..Adnan Kahveci’ nin çalışmak için yeterince nedeni vardı ve niçin çalışması gerektiğini biliyordu.

Arkadaşlar bu hikayeden çıkaracağımız sonuç öncelikli olarak kendimize ulaşılabilir bir hedef belirlemeliyiz ve bu hedefe ulaşmak için çaba göstermeliyiz. Ders çalışmaya başlamadan önce ilk olarak hedef belirlemeliyiz.

İkinci olarak başarıya inanmak gerekmektedir.

Kişinin önündeki en büyük engel yine kişinin kendisidir.O işle ilgili olumsuz düşünceler ve başaramama korkusu aşılması ve geçilmesi en zor olan engeldir.

Bir kişi şunu yada bunu başaramayacağına inandığı sürece bunları yapmamaya kararlı demektir.Sonuçta başarılı olması imkansızdır.



Verimli ders çalışmanın en önemli kurallarından biriside etkin dinlemedir.

Dersi derste öğrenmek öğrenmenin temelidir.verimli ders çalışmanın ve konuyu anlamanın temelinde etkin dinleme yatar.


--------------------------------------------------------------------------------


ETKİN DİNLEMENİN KURALLARI
KONUŞAN KİŞİYLE GÖZ İLİŞKİSİ KURMAK GEREKİR

Öğrenciler derste bazen başka şeylerle ilgilenirler. Arkadaşlarıyla konuşur dikkati dağılır.Sadece öğretmenin sesini duyar onun jest ve mimiklerini hareketlerini göremezler.

Derste başarı için ağzı ve gözleri arasındaki üçgene bakmamız göz ilişkisi kurmamız gerekir.

Biz:

Okuduklarımızın %10’unu

İşittiklerimizin %20’sini

Gördüklerimizin %30’unu

Hem görüp hem işittiklerimizin %501’sini

Söylediklerimizin %80’ini

Davranışlarımız doğrultusunda söylediklerimizin %90’ını hatırlarız.





ÖNDE OTURMALISINIZ:

Özellikle arkalarda oturmak zamanla öğrencinin ders veriminin düşmesine ve dersten uzaklaşmasına neden olabilir.

SADECE ÖĞRETMENİ DİNLEMELİSİNİZ:

DİNLEMEYE UYGUN POZİSYON ALMALISINIZ:

Asık suratla mı yoksa güler yüzle mi ders dinlediğiniz çok önemlidir.Ağzın kenarlarının kulaklara yakınlığı ölçüsünde öğrencinin dikkati artar veya azalır.

Almanya’da yapılan bir araştırmada:İyi bir öğretmen dersine her zaman ki gibi çok güzel hazırlanıyor.Sınıfta konuyu asık suratla hiç espri yapmadan anlatıp çıkıyor.Dersten sonra konuyla ilgili yapılan teste öğrencileri başarı oranı %60 çıkıyor.

Daha sonra yine aynı öğretmen derse girdiğinde öğrencilerinden bir şey istiyor.”herkes ağzına bir kalem alıp ısırır gibi ağzında tutsun” diyor.Ağızlarında kalem varken öğretmen dersi anlatıyor dersten sonra konuyla ilgili yapılan teste öğrencilerin başarı oranı %70’e çıkıyor.

Deneyin üçüncü aşamasında ise öğretmen derse giriyor.Dersi ciddi ama güler yüzle anlatmaya çalışıyor.Dersin on beş dakikasına doğru bir espri yapıyor. Çocukları güldürüyor,onları dersin stresli ortamından uzaklaştırmaya çalışıyor. Konuyu dağıtmadan tekrar dersi işlemeye devam ediyor. Dersten sonra konuyla ilgili yapılan teste öğrencilerin başarı oranı %80’e çıkıyor.

Sonuç : Öğrencilerin derste başarılarının artması için dersi gülerek dinlemeleri gerekmektedir.


--------------------------------------------------------------------------------




VERİMLİ DERS ÇALIŞMANIN KURALLARI:

1-SAĞLIK:

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diyerek başarının ilk kuralını belirlemişlerdir.

Öğrenmenin %80’i gözle gerçekleşiyor.Göz tembelliğinin oluşmaması için her gün iki üç defa göz egzersizi yapmanız gerekmektedir.

Beyin Yorulur mu?

Öğrenciler genellikle anne ve babalarına iki üç saat çalıştıktan sonra çok yorulduklarını söylerler. Gerçekten beyin çok çalışmaktan yorulur mu?

Kolumuzla bir şeyi çok fazla kaldırdığımız zaman kollarımız yorulabilir.Çok koşuyorsak ayaklarımızda bir yorgunluk oluşabilir. Ama beyin sinir hücrelerinden oluştuğu için yorulma diye bir şey söz konusu değildir.

Bir öğrenci oturup beş saat matematik sonra da beş saat fen bilgisi çalışsa beyni yorulmaz.

Derin Nefes Almanın Faydaları:

Fiziksel Egzersizler:

Günde yirmi dakikanızı fiziksel egzersize ayırmalısınız. O zaman vücut serotenin diye bir madde salgılıyor.

Serotenin ne işe yarar? Kaygı azalır öğrenme verimi artar.Uyku düzene girer. İnsan kendini daha zinde hisseder.

İntihar edenleri kanları incelendiğinde vücutlarında hiç serotenine rastlanmıyor. Yani bu madde salgılanmamaya başladığı zaman insan hayattan kopmaya başlıyor.



2- SEVMEK:

· Kendisini

· Ailesini

· Öğretmenini

· Dersi

· Sınıfı

· Okulu

· Çalışmayı sevmelidir

3-ÇALIŞMA YÖNTEMLERİNİ BİLMEK:

Bir Amerikalı ve bir Japon işadamı bir toplantıya katılıyorlar. Toplantı arasında ikisi dolaşmaya çıkıyorlar. Kaldıkları otel bir ormanını içinde olduğundan ormanda geziyorlar. Bu ormanda gezerlerken çok uzaklardan bir aslan sesi duyarlar. Bir de bakarlar ki aslan kendilerine doğru koşarak geliyor. Amerikalı hemen kaçmaya başlar Japon oturuyor.Tabi Amerikalı merak ediyor. Niye öyle yaptığını anlamaya çalışılıyor. Japon sırt çantasından spor ayakkabısını çıkarıyor ve giymeye başlıyor. Amerikalı Japon’a “ Sen spor ayakkabılarını giyerek aslandan daha hızlı koşacağını mı zannediyorsun ?” diyor.

Japon cevap vermiyor. Ayakkabılarını hızlı bir şekilde giyiyor ve bağcıklarını bağlıyor. Amerikaya önce yetişip sonra geçerken ona şöyle diyor: “ Sevgili dostum elbette ben aslandan daha hızlı koşamam. Ama senden daha hızlı koşsam yeter. Aslan kimi yakalarsa önce onu yer”.

Bu hikayeyi niye anlattım ?

Türkiye’de her yıl 1,200,000 kişi ilkokula başlıyor. Ailelerinin hayalinde çocuklarının güzel bir üniversite okuması var. Öğrencilerin hepsi okullarını bitirip sınava giriyor. Bazıları başarılı olurken bazıları başarısız oluyor. Kazananlarla kazanamayanlar arasındaki en büyük fark zeka farkı değil ; öyleyse aradaki fark ne?

Verimli ders çalışma yöntemlerini bilmeleri ve bunu sürekli olarak uygulamalarıdır. Eğitim hayatında belli kararlılıkta çalışan ve belli bir süre sonra başarıya ulaşan öğrencilerdir.


--------------------------------------------------------------------------------




HAYATTAN NE BEKLEDİĞİNİZİ, AMACINIZIN NE OLDUĞUNU BİLİN:

Bir yelkenli ile okyanusun ortasındasınız fırtınalar esiyor elinizde ne bir rota ne bir pusula var hedefinizi belirlememişsiniz “nereye gideceksiniz” diye sorarlarsa “rüzgar bizi nereye götürürse” diye cevap vereceksiniz. Rüzgar biraz batıya biraz doğuya eserse sonuçta ortada kalırsınız.

Hedefi belli olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez!

Kendinizin 6ay,1yıl, 5 yıl 10 yıl sonra nerede olmak istediğinizi düşünmeli ve ona göre plan yapmalısınız.

Öğrenci lise üçüncü sınıfa geliyor hala bir kararı yok. Ne olmak istiyorsun diye sorulduğunda bilmiyorum diyor.”Üniversite sınavına gireyim kaç puan alırsam ona göre tercih yaparım” diyor



Amacınıza ulaşmak için hangi dersi ne zaman çalışacağınızı ne kadar gayret göstermek zorunda olduğunuzu bilmeniz gerekmektedir.



Yıllık ,aylık ,haftalık ve günlük ders çalışma planınız olmalı bu ders çalışma planlarına uygun ders çalışmalısınız.



Unutmayınız ki her problem öğrenmek için bir fırsattır.Risksiz kar tehlikesiz tecrübe ve çalışmaksızın ödül kazanmak doğmaksızın yaşamda olmak kadar imkansızdır.



GÜNLÜK ÇALIŞMA PLANI YAPIN

Program :

Zamanı etkin şekilde kullanmanızı,

Neye nereden başlayacağınızı karar vermenizi,

Bilgileri ne kadar özümsediğinizi görmenizi

Ne zaman dinlenip ne zaman çalışacağınıza karar vermenizi

Geleceğinize bir adım daha yaklaşmanızı kolaylaştıran çok önemli bir adımdır.



Unutmanın engellenebilmesi için o günkü dersin mutlaka tekrarı gerekiyor. Ertesi gün o ders olmasa bile



Günlük çalışma programı:

1- O gün öğrenilen konuların tekrarı

2- Ödevlerin yapılması ve test çözümü

3- Bir gün sonra işlenecek konuların ön hazırlığını içermelidir.


--------------------------------------------------------------------------------




TÜRKÇE DERSİ NASIL ÇALIŞILMALI:

ÖSS de yaklaşık 45 sorunun konulara göre dağılımı

· Sözcük ve cümle anlamı 15

· Dilbilgisi 15

· Paragraf 15



Dilbilgisi soruları temel bilgiler öğrenilmeden çözülemez. Türkçe konuları birbirinin devamıdır.Birini anlamadan diğerine geçmeyiniz.

Yorum gerektiren sorular çok fazla bilgi gerektirmez.Okuduğunu anlamak ve anladığını yorumlamakla ilgilidir. Bu da ancak konularla ilgili çok fazla soru çözmekle mümkün olur.

· Sınavda sabırlı olmalı hiç üşenmeden bütün soruları çözmelisiniz. Çıkmış sorular çıkabileceklerin aynasıdır. Bu nedenle çıkmış soruları mutlaka çözmeniz gerekmektedir..



TARİH DERSİ NASIL ÇALIŞILMALI:



· Öncelikli olarak konularla ilgili temel bilgiler çok iyi bilinmelidir.

· Tarih konularıyla kavramlar ilgili çok iyi bilinmelidir. Örneğin manda ve himaye gibi.

· Temel bilgiler ve kavramlar arasında bağlantılar kurulmalıdır.

· Konular bu şekilde tamamlandıktan sonra konularla ilgili bolca test çözülmelidir.



COĞRAFYA DERSİ NASIL ÇALIŞILMALI:



· ÖSS sınavında coğrafyanın bütün konularından soru gelebilmektedir.

· Bazı yıllarda bazı konulara ağırlık verilebilmektedir.

· Son yıllarda ekonomik coğrafya soruları coğrafya sorularının %25-%30 unu oluşturmaktadır.

· Geçmiş ÖSS lerde çıkmış sorular gelecek soruların benzeri olacağından sınava girmeden mutlaka çıkmış soruların çözülmesi gerekmektedir.


--------------------------------------------------------------------------------




MATEMATİK DERSİ NASIL ÇALIŞILIR:



Matematik bir insanın yalnız başına öğrenebileceği bir ders değildir. Öncelikli olarak öğretmenin iyi bir şekilde dinlenmesi gerekmektedir.

Öğrenmenin ilk aşaması kişinin bilmediğini fark etmesidir.

Bu nedenle biz size bazı ölçütler verelim:

· İşlem kabiliyetim az konuları anlayamıyorum diyorsanız;

İlk tavsiyemiz temel konulara çalışmanızdır. Nasıl ki alfabenin harflerini bilmeyen kişi okuyamaz, yazamaz matematiğin temel kurallarını bilmeyen öğrenci de matematik dersini anlayamaz.

· İşlem kabiliyetim iyi fakat konulara yabancıyım;

Diyen öğrencilere tavsiyem bilgi eksiği olan konuların tam olarak öğrenilmesidir.İşlem kabiliyetinin iyi olması matematik konularını öğrenebileceğini gösterir.



*Konuları anlıyorum fakat işlem kabiliyetim az diyorsanız;

Diyen öğrencilerimize tavsiyemiz bol bol soru çözmeleridir





*İşlem kabiliyetim iyi hem konuları da biliyorum fakat çok yanlış yapıyorum;

Diyen öğrencilerimize tavsiyemiz soruları dikkatlice çözmeleridir.Yanlış yapmamanın veya az yanlış yapmanın bol bol soru çözmektir



Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 7468
favori
like
share
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:46
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI

Öğrenmenin En İyi Yolu

Bir öğretmenle öğrencisi arasında geçen şu hikayeciği okumak ister misiniz.?

Bence okumalısınız...Hem Öğrenciler...Hem de öğretmenler...

***

- Öğretmenim, dün gece sınavdan önce ne kadar tekrar ettiysem de, bir türlü konuları kafama yerleştiremedim.

- Tekrarlayarak öğrenilenler kolayca unutulurlar.

- İnşallah üniversite sınavında hatırlarım!..

- Üniversite sınavında ve benim sınavlarımda hiç tekrar yapmadan başarılı olman mümkün ama...

- Nasıl yani, hangi yolla yapabilirim hocam?

- Bak, bir arkeolog düşün. Bir arkeolog önce kendine bir kazı yapacak yer seçer.
Diyelim ki, Pamukkale yakınlarındaki antik Afrodisyas kenti, henüz ortaya çıkmamış olsun. Arkeolog önce birkaç değişik noktada kazı yaparak şehrin gömülü olduğu yeri belirler. Daha sonra tarihî eserler zarar görmesin diye, çay kaşığı büyüklüğünde gereçlerle kazı başlar. Gün be gün, tarihî taşlar, amforalar, sütunlar, duvarlar ve diğer tarihî eserler ortaya çıkar. Tarihî eserler kayıtlara geçtikten ve bir kısmı da müzelere aktarıldıktan sonra şehir turistik ziyaret amaçlı, tarihî dokuya zarar vermeyen bir restorasyona tabi tutulur. Şimdi sorayım sana, bu arkeolog, taşların yerini hatırlamak ya da sütunların, duvarların hikayelerini anlatmak zorunda kalsa, bunlarla ilgili metinleri yeniden okumaya ihtiyaç duyar mı?

- Duymaz, öğretmenim.

- İşte tekrara ihtiyaç duymayan bu öğrenme tipi, arkeolog tipi öğrenmedir; diğer bir deyişle tek defada öğrenmedir.
Hikayeye devam edelim. Söz konusu arkeoloğun bulduğu şehir turistik ziyarete açıldı. Rehberler, arkeoloğun şehirle ilgili yazdığı bir kitabı ezberleyerek, gelen turistlere anlatıyorlar. Turistler, bir yarım saat rehberi dinleyerek şehri tanıyorlar. Şimdi bu turistleri, Afrodisyas'la ilgili bir sınav yapacak olsak, turistlerin ne yapması gerekir?

- Rehberlerin anlattıklarını tekrar etmesi gerekir.

- İyice netleştirmek için soruyorum, arkeoloğu sınav yapacak olsak?

- Elini kolunu sallayarak sınava gelir hocam.

- İşte senin sınavlardan önce tekrar yapmana yol açan şey, derslere ilişkin bilgiyi, kendine ait bir araştırma sonucu öğrenmemen. Okula bir turist gibi gidip geliyorsun. Acıklı olan şu ki, ben de bir turist rehberi gibiyim. Ben de, size anlattıklarımı üniversitede turist gibi öğrendim, çok tekrarlayarak sonunda turist rehberi modelinde öğretmen oldum.

- Peki hocam ne yapmalıyız?

- Sanırım, hepimiz öğrenilecekler karşısında turistlikten çıkarak, kendi yaşamlarımızda birer arkeoloğa dönüşmeliyiz.
Arkeolog örneğine dikkat edecek olursan, arkeolog hayatını bir öğrenci olarak geçiriyor; bir öğretmen ise "öğretmen" olarak. Sanırım, benim ihtiyaç duyduğum şey, öğrencilerimin "öğrenme ortağı"na dönüşmem. Yani sürekli arkeolojik kazılar yapar gibi birlikte ekip olarak araştırmalıyız. Bir arkeoloğu geceli gündüzlü çalışmaya yönelten şey, onun duyduğu öğrenme heyecanıdır. Eğer ben bir konuyu öğrenme ya da keşfetme konusunda heyecan duysam, yani öğretme tavrından vazgeçip sizinle birlikte bir ekip olarak araştırma yapıyor olsam, tahmin ediyorum sizin de tavrınız olumlu yönde değişirdi.

- Hocam ama, bir arkeolog da turist gibi yetişmez mi, kazı yapacak uzmanlığa gelinceye kadar o da okuldan bilgi almıyor mu
ya da kazıyı yaparken başkalarının hazırladığı kaynaklara bakmıyor mu?

- Elbette bakıyor; ama bir farkla o kendi kafasındaki soruların cevabını bulmak için bakıyor. Diğer bir deyişle, kazı bölgesinde toprağı kazarak taşları, sütunları bulurken, kütüphanede de kitapları kazarak bilgiye erişiyor. Birileri sınav yapacağı için değil, kendi merak ettiği için öğreniyor.

- Peki, okuldan diyelim ki, arkeoloji bölümünden mezun olması, turistik bilgi alması sayılmaz mı?

- Bir ölçüde evet, bir ölçüde hayır. Arkeoloji bölümünden mezun olan herkes arkeolog olmaz. Tahmin ediyorum, okulda arkeoloji projelerine hocalarının öğrenme ortağı olarak katılan az sayıda genç arkeolog oluyor; turistik ezber yaparak mezun olanlarsa, yaşamlarına turist olarak devam ediyor

- Peki öğretmenim, benim bir öğrenci olarak arkeoloğa dönüşmem neye bağlı?

- Sanırım, benim her dersi size bir kazı projesine dönüştürebilmeme bağlı. Sahi, neden öyle yapmıyorum?!!

Bu son satırlar forumdaki değerli öğretmenlerimizin bilgilerine ...
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI
SINAVLARA NASIL HAZIRLANMAK GEREKİR...
Sınava Girmeden 1 Hafta Önce

• Sınav sözcüğünün sizde yarattığı olumsuz ve kötü çağrışımların yerine,
sınavın sadece bir değerlendirme yöntemi olduğunu ve başarısızlığınızın hayatınızın sonu olmadığını düşünün.
• Bu hafta geçmiş konulara dair tekrar ve deneme sınavları yapın fakat son üç gün mutlaka çalışmayı bırakın.
• Bu hafta boyunca yediklerinize dikkat edin, enerji veren sizi zinde tutacak yiyecekler tüketin
fakat bunu yaparken hiç yemediğiniz veya sevmediğiniz yiyecekleri tüketmeyin.
• Mümkünse alkolden uzak durun.
• Sınav günü zinde olmanızı sağlayacak uyku düzeninizi önceden oluşturun. Son hafta günde ortalama 8 saat uyuyun.
• Fazla yorucu olmayan egzersizler, derin ve dinlendirici nefes açma hareketleri yapın.
• Bu dönemde heyecanlı ve gergin olmanız normaldir.
Unutmayın ki bu heyecan ve gerginlik sadece sizde değil sınava giren tüm öğrencilerde vardır.
• Sınav yerini gidip görün, mümkünse orda birkaç soru çözün.
• Sınavdan önceki günü sevdiğiniz kişilerle, mümkünse açık havada geçirin.

***
Sınav Günü

• Önceden ayarladığınız saatte kalkın.
• Mümkünse ılık bir duş alın.
• Her zaman yaptığınız gibi bir kahvaltı yapın. Alışık olmadığınız yiyecekler tüketmeyin. Çok fazla çikolata yemeyin.
• Eğer sabahları kahvaltı yapma alışkanlığınız yok ise kendinizi kahvaltı yapmak için zorlamayın. Hafif bir şeyler atıştırın.
• Bir parça çikolata yiyin.
• Kendinizi rahat hissettiğiniz kıyafetler giyin.
• Eğer marka giyinince kendinizi rahat hissettiğinizi düşünüyorsanız marka giyinin.
• Daha önceden ayarladığınız evrakları yanınıza alın.
• Trafik riskini de düşünerek yola erken çıkın.
• Evden çıkmadan evrakları tekrar kontrol edin.
• Yanınıza su, şeker, kolonyalı mendil alın.
• Sınavda gerekli olacak iki adet yumuşak uçlu kurşun kalem, yumuşak ve kaliteli bir silgi, kalemtıraş
yada yeterince kurşun kalem ucu, saat almayı unutmayın.
• “Lavabo” ihtiyacınızı sınavdan önce mutlaka giderin.

***
Sınav Anı

• Sınav salonuna girdikten sonra öncelikle soğukkanlı olunuz, telaşlanmanıza gerek yoktur.
• Sınavda gerekli olan eşyalarınızı sıranızın üzerine yerleştiriniz. Dökülebilecek gıda maddelerine dikkat ediniz.
• Kimlik kontrolü sırasında vakit kaybetmemek için kimliğinizi masanın üzerine bırakınız.
• Bildiğiniz sorulardan başlayın.
• Her sorunun bir süresi olduğunu düşünerek soruyla inatlaşmayın.
• Soruları ve işaretlediğiniz yeri kontrol edin böylelikle kaydırma riskini azaltırsınız.
• Cevap anahtarını asla buruşturmayın.
• Sınavda süre bitene kadar bekleyin, zamanınız artarsa cevaplarınızı kontrol

***

Hafızanızı güçlendirecek öneriler

Yaşlılıkla birlikte hafızanın zayıfladığı biliniyor. Ancak uzmanlar alınacak önlemlerle hafızanın zayıflamasının geciktirilebileceğini belirtiyor. Vücudun bütün organları gibi beyin de sağlıklı bir şekilde gelişmek için egzersiz, vitamin ve mineral içeren besin maddelerine ihtiyaç duyuyor.

Hafızayı kuvvetlendirmek için beyne ihtiyaç duyduğu malzemelerin sağlanması gerekiyor.

Hafızayı güçlendirdiği bilimsel yolla kanıtlanan besin maddeleri ve yöntemleri daha yakından tanıyalım:

1. Soya: Soyadaki doğal östrojen hafızayı hem kuvvetlendiriyor hem kıvraklaştırıyor.
2. Hafıza mineralleri: Vücutta demir ve çinko azlığı, belleği zayıflatıyor,
çünkü azalan hemoglobin nedeniyle beyne yeterince oksijen taşınmıyor.
3. Kahve: Kafein zihin performansını, hafıza ve yoğunlaşmayı (konsantrasyonu) artırıyor.
4. Zihin egzersizi: Zihnini aktif tutanlarda bellek daha kuvvetli.
5. Vücut egzersizi: Haftada üç kez yarım saatlik egzersiz, hafızayı zayıflatan stresi azaltıyor.
6. Sakız çiğnemek: Sakız çiğnerken beynin ‘hippocampus’ bölümü daha iyi çalışıyor.
7. Gingko Biloba: Aynı adlı ağaçtan elde edilen madde, damarları açıp beyne daha fazla oksijen taşıyor.
8. Yağlı balık eti: Haftada üç kez yağlı balık veya üç gün 330 mg. balık yağı hapı,
hafızayı güçlendirecek ‘Omega 3’ yağ asitlerini almanız için yeterli.
9. Adaçayı: Zihin yorgunluğu için en iyi çare.
Adaçayı familyasından limonun yağından elde edilen esansın da yoğunlaşmayı arttırdığı keşfedilmiş.
10. B vitamini: Beyni serbest radikallerden koruyup beyne daha fazla oksijen gelmesini sağladığı için
Niacin, B3, B13 vitaminleri bellek için çok önemlİDİR.
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:40
Öğrenmenin Üç Seviyesi

İnsanlar, problemleri üç seviyede çözerler.

Birinci seviyede sadece problemi çözerler ya da problemin belirtisini ortadan kaldırırlar.

İkinci seviyeye çıkmayı başaracak olurlarsa, problemin kök nedenini bulur ve onu ortadan kaldırırlar; olasılıkla bir kural değişikliği yaparlar.

Üçüncü seviyede ise söz konusu probleme yaklaşımlarını gözden geçirirler ve söz konusu probleme olan yaklaşımlarının başka hangi alanlarda yaygın olduğunu ve soruna yol açtığını araştırıp bu konuda harekete geçerler.

Bunun ne önemi var diye düşünebilirsiniz.
İnsanlar, genellikle problemleri birinci seviyede çözerler;
böylece o problemler sürekli tekrar ederler ve insanların yaşamları problemden geçilmez.

Örneğin, İnsan grip olursa, doktora gider ve ilaç alır.
Bu "birinci seviyede öğrenme"dir.
“Hasta olursam, doktora gider, ilaç alır ve iyileşirim.”

"İkinci seviyede öğrenme" ise şöyledir:
“Beni grip yapan neden nedir?”
“Ben ince giyiniyorum; onun için çabuk hasta oluyorum.”
“Öyleyse bundan sonra hava koşullarına uygun giyineyim.”
"İkinci seviyede öğrenme"de, insan problemin nedenini araştırır ve kalıcı bir çözüm alır.


"Üçüncü seviyede öğrenme"de ise, problem olan yaklaşım gözden geçirilir.
Kişi sorunu yaratan anlayışını ve sorunu çözme yaklaşımını irdeler...
“Ben niçin ince giyiniyorum?”
“Çünkü gençler üşümez diye bir genellemem var.”
“Bu doğru olmayan bir genelleme, uygun giyinmeyen gençler üşüyebilirler de terleyebilirler de...”

ve şimdi esas soru:
“Peki, acaba aklımdaki hangi başka genellemeler, farkında olmadan birçok soruna yol açıyor?”

Bunun önemini daha iyi kavramak için;
İnsanların hem kafasının içinde dolaşalım; hem de sorunlarını yine üç aşama açısından inceleyelim.
Öğrenci, matematikten zayıf alır. Anne, babası ona öğretmen tutar ve O'nun sınıfını geçmesini sağlar...


(Birinci seviyede öğrenme).

Peki,Öğrenci, neden matematikten zayıf alıyor?
Çünkü, O'nun matematik hocası, farklı bir oturma düzeni uyguluyor.
Matematik dersinde O, en arka sırada oturuyor ve tahtayı göremiyor; çünkü gözleri bozuk.
Öyleyse Öğrenci, göz doktoruna gitsin

(İkinci seviyede öğrenme).

“Öğrenci’nin gözleri bozuk, niçin bozuk?”
“Çünkü Ali, evde televizyonu yakından izliyor.”
“Niçin, yakından izliyor; çünkü evin yerleşim düzeni bozuk.”
“Hımmm... Öyleyse, evin yerleşim düzeni başka sorunlara da yol açıyordur.”
“Acaba evin yerleşim düzenini nasıl değiştirirsek, yaşamımızdan birçok sorunu çıkarabiliriz.”

(Üçüncü seviyede öğrenme)

"Üçüncü seviyede öğrenme"nin bir boyutu da, sorun çözme yaklaşımını gözden geçirmektir.

Genel olarak,yukarıdaki sorunlara benzeyen birçok sorunu çözme yaklaşımımızdaki temel model, yangın söndürme yaklaşımıdır.

Yangın çıkar ve biz onu söndürmeye çalışırız.
Hasta oluruz ve ilaç alırız.
Sınıfta kalırız ve ders alırız.
Arabayı çarpar, tamire götürürüz.
Evde bir şeyi kaybederiz ve ararız.

Eşimizle kavga eder, barışmaya çalışırız.
Yemek yerken üstümüze döker ve temizlemeye çalışırız.
Fazla kilo alır, onları vermeye çalışırız.
Çocuğumuz evi terk etmeye karar verir; onu durdurmak için ikna edici konuşmalar yapmaya başlarız.

"Birinci seviyede öğrenme" ile çözdüğümüz binlerce problem söz konusu olabilir.

"Üçüncü seviyede öğrenme", bir sorunun kök nedenin başka alanlardaki yansımalarını da önlemeye çalışmakla birlikte, bir taraftan da sorunlara çözüm getirme yaklaşımımızı da sorgular.

Örneğin, çocuğumuz evi terk ediyorsa ve biz ona “gitme evladım, her şey düzelecek” diyerek problemi çözmeye çalışıyorsak niye böyle diyoruz da, başka türlü bir eylem yaparak problemi çözmeye çalışmıyoruz?

Bizi bu problemi bu şekilde çözmeye iten ne?
Nickeledeon isimli çocuk kanalındaki Küçük Bill isimli çizgi dizide, Küçük Bill evi terk etmeye kalkınca, anne hiç karşı çıkmıyor. Anne, baba ve kardeşi de bavullarını hazırlıyorlar ve Bill’e diyorlar ki: “Biz de evi terk ediyoruz.”

Çocuk şaşırıyor ve evi terk etmeyi anlamsız bularak evde kalmaya karar veriyor. Küçük Bill’in ailesi problemi bu türlü çözmeyi akıl edebilirken, biz niçin sadece klasik ikna konuşması yapıyoruz?

***

İşte "üçüncü seviye"de öğrenmenin bir boyutu da, problemi çözme yaklaşımımızın arka planını araştırmak ve bu zihniyeti değiştirmektir.

Türkiye’de yaygın olarak birinci seviyede öğrenmeye dayalı bir problem çözme yaklaşımı kullanıyoruz; Dolayısıyla çevremiz sorundan geçilmiyor.

Uygar bir toplum olmak, sorunları "üçüncü seviyede öğrenme" ile çözmek demektir.
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:38
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI

ÇALIŞMA ORTAMINA İLİŞKİN DÜZENLEMELER
* Çalışma odası mümkün olduğunca fazla sıcak ve ya soğuk olmamalıdır.
* Çalışma odası düzenli olarak havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.
* Çalışma masası ve yüksekliği çalışan kişinin boyuna uygun olmalıdır.
* Ders çalışırken müzik televizyon vs dinlenmemelidir.
* Ders çalışma ortamında, dikkatin dağılmasına yol açacak resim, afiş gibi malzemeler olmamalıdır,
* Çalışma masası ders faaliyetinin dışında kullanılmamalıdır.
* Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatin dağılmaması açısından önemlidir.

ZİHNİN DAĞILMASINI ÖNLEME
* Zihnin dağılması herkesin karşılaştığı bir durumdur. Buna yol açan sebepler içten ve dıştan gelir.
* Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler; hayal kurmak ve endişe etmektir.
*Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz ya hayal kurmayı kendinize ödül olarak vererek,
bunu dinlenme aralığınıza erteleyin yada hayalinizi kurmaya devam edin ve tamamlayınca da dersinize dönün.
* Hayalinizi bir türlü bitiremiyorsanız kalkıp dolaşın veya hafif fizik egzersizi yapın.
* Zihnin dağılmasına yol açan dışsal sebepler; odada asılı posterler,yatarak ders çalışmak,
müzik dinlemek, televizyon izlemek, bir şeyler atıştırmak ve gezinmektir.

AMAÇLARIN VE ÖNCELİKLERİN BELİRLENMESİ
* Zamanı kontrol etmek hayatı kontrol etmektir.
* Başarılı olabilmek için enerjinizi, günlük olayların peşinde harcayarak geçirmek değil,amaçlarınız doğrultusunda kullanmak önemlidir.
* Zamanı öncelikleriniz doğrultusunda kullanabilmek için uzun,orta ve kısa dönemli amaçlarınızın belirlenmesi gerekir.
(Örnek; kısa dönemli amaç;okul derslerinde başarılı olmak, orta dönemli amaç;lise diploması almak,uzun dönemli amaç;üniversiteye girmek.)
* Listenin en üstünde yer alan hayat amacınızı büyük harflerle bir kartona yazıp,çalışma masanıza asın. Bu daha iyi motive olmanızı sağlayacaktır.
* Bir çok amacı bir arada gerçekleştirmek kolay değildir. Bu nedenle seçim yapıp en önemli ve kendinizi en güçlü hissettiğiniz amaca yönlendirin.
* Amacınızı gerçekleştirmek için her gün belli bir süre ayırın ve bu süreye kesinlikle uyun.

ZAMANI DÜZENLEMEK VE PROGRAM YAPMAK
* Zamanın etkili bir şekilde kullanılması günlük programın düzenlenmesiyle mümkündür,
* Zamanı iyi kullanmak için geçmişte zamanın nasıl ziyan edildiğinin bilinmesi gerekmektedir.
* En iyi ders çalışma yöntemi; çalışmak, tekrarlamak ve dinlemektir.
* Zaman tasarrufu için televizyon uzak durun ve programlarda seçici olun.
* Boş geçen her süreyi tekrar yaparak geçirin,

ÇALIŞMA VE TEKRAR PROGRAMI
* İnsan öğrendiğini çok hızlı unutur.
* Başta ve sonda öğrenilen daha çok akılda kalır.
* Uzun bir listeyi öğrenmeye çalışmak yerine, listeyi daha küçük parçalara bölerek öğrenmek daha kolaydır.
* Yapılacak çalışmada en iyi verimi almak için öğrenmeyi 20-40 dakikalık aralıklara ayırmak gerekmektedir.
* Problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar ara vermemek gerekir.
* 20-40 dakika arası ders çalıştıktan sonra 10 dakika tekrar yapmak gerekir,
* Her çalışma aralığı sonunda 10 dakika dinlenmek gerekmektedir,
* Hiç tekrar yapılmazsa öğrenilenlerin % 80’i unutulur,
* Notların tekrar yazılması ve ya çalıştıktan sonra notların tekrar, hızla gözden geçirilmesi, hatırlamayı pekiştirir,
* Öğrenilenlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması gerekir,
* Gece yatmadan önce gün içinde öğrenilenlerin 10 dakika süreyle hızlı bir şekilde tekrarlanması, sabah kalkınca da gözden geçirilmesi bilgiyi pekiştirir.

ETKİN DİNLEME
* Konuyla ilgili ön okuma yapın.
* Sorular çıkarın, konunun fikirleri üzerinde yorum yapın,
* Hızlı okuma yavaş okumadan daha iyi anlaşılır. Bu nedenle hızlı okumaya çalışın,
* Dudakları kıpırdatarak okuma, okumanın hızını düşürür. Yapılması gereken kelime gruplarını okuyacak şekilde dikkati toplamaktır.

ÖĞRENMEK İÇİN OKUMA (ETKİN OKUMA)
* İzleme, sorma, okuma anlatma ve tekrarlama basamaklarından meydana gelmektedir.
* İzle; genel fikir edinme ve ana fikri anlamak için bölüme 3-4 dakika göz atmaktır.
* Sor; bölümün hangi amaçla okunacağı konusunda sorular hazırlamak ve neleri öğrenmek istediğinizi belirlemektir.
* Oku; hazırlanmış sorulara cevap alacak şekilde okumaktır.
* Anlat; sadece notlara bakarak önemli noktaları anlatmaktır.
* Tekrarla; bütünüyle hafızadan yapılan tekrarlar 4-5 dakika sürer.

Unutmamak gerekir ki öğrenmek için ders başında çok vakit geçirmek değil, çok sayıda tekrar yapmak gerekir.
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:36
Etkin bir dinleyici olmak için "İFİKAN" adlı bir yöntemini uygulayabilirsiniz.
Bu yöntem;
İ - İleriye
F - Fikirler
İ - İşaretler
K - Katıl
A - Araştır
N - Not tut
olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:35
Öğrenmek İstediklerinizi;
Okuyun,
yazın,
yüksek
sesle tekrarlayın…
Birinin size soru sormasını
sağlayıp
Cevaplamaya çalışın.
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:34
DERS ÇALIŞMANIN VE BAŞARILI OLMANIN PÜF NOKTALARI

En ideal ders çalışma süresi 40 dakikadır
40 dakikalık ders çalışmasından
sonra mutlaka 10
dakikalık bir tekrar yapılmalıdır.
10 dakikalık tekrardan
sonra mutlaka 10 dakikalık dinlenmeye vakit
ayrılmalıdır.
10 dakikalık dinlenmede TV’den uzak durun.
40’ ders çalışma
+ 10’tekrar+10’dinlenme
İlk tekrar 40 dakikalık çalışmanın sonunda yapılmalıdır.
Bu tekrar öğrenilen konunun 24 saat hafızada kalmasını
sağlar.
DERS ÇALIŞIRKEN AYRI BİR ODANIZ VEYA SİZE AİT BİR DERS ÇALIŞMA KÖŞENİZ OLSUN
TV İZLEYEREK YADA MÜZİK DİNLEYEREK DERS ÇALIŞMAYIN

DERS ÇALIŞIRKEN VERİMLİ OLDUĞUN ZAMANLARI KEŞFET
DİKKATİNİZİ TOPLAMADAN DERSİN BAŞINA OTURMAYIN VARSA ÖNCE SİZİ MEŞGÜL EDEN SORUNLARINIZI ÇÖZMEYE ÇALIŞIN
SİZİ ÇALIŞMANIZDAN ALIKOYACAK KİŞİLERE, DURUMLARA “HAYIR” DEMESİNİ BİLİN
OLUMLU DÜŞÜNÜN, ÖĞRENMENİN TADINA VARIN
Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak kesintileri önlemek açısından yararlıdır.
Ders çalışma seansınızı tamamlamadan hiçbir şekilde kimseyi aramayın. Ders için bir şey soracak dahi olsanız bunu dinlenme aranıza erteleyin. Telefonla konuşmayı kendinize ödül olarak koyun
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:28
Neleri unutmayız…!
Okuduklarımızın-----------------------------%10’ unu
Duyduklarımızın------------------------------%20’ sini
Gördüklerimizin------------------------------%30’ unu
Hem görüp, hem duyduklarımızın-------%80’ ini
Davranışlarımızla birlikte
söylediklerimizin------------------------------%90’ ını

HATIRLARIZ
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:28
ETKİN OKUMANIN 5 PÜF NOKTASI…!

İzle (göz atma)
Sor (soru sorma)
Oku (okuma ve işaretleme)
Anlat (sesli anlatım)
Tekrarlama (bütün konunun tekrarı)
şefkat eli Tarih: 14.03.2012 18:27
NOT TUTMA



Derste edilgin durumdan etkin duruma geçersiniz
Dersi dinlemeye konsantre olmanızı sağlar
Dikkatiniz dağılmaz
Zaman ve enerjiden ekonomi sağlarsınız
Sınavdan önce yaşadığınız kaygı azalır
Sınavlarda çıkacak soruların neler olacağını önceden bilirsiniz.