[FONT="Arial Black"]Dinsiz bir ortamda öncelikle aile kavramı ortadan kalkar. Aileyi oluşturan sadakat, vefa, bağlılık, sevgi ve saygı gibi değerler tamamen yok olur. Unutulmamalıdır ki aile, toplumun temelidir ve eğer aile çökerse toplum da çöker. Dolayısıyla devlet ve millet olmanın bir anlamı kalmaz, çünkü devleti ve milleti oluşturan tüm manevi değerler yıkılmış olur. Ayrıca dinsiz toplumlarda kimsenin kimseye saygı, sevgi ve merhamet duyguları duyması için bir neden kalmaz. Bunun sonucunda ise sosyal anarşi oluşur. Zenginler fakirlere, fakirler zenginlere kinlenir, sakat veya muhtaç olanlara karşı kızgınlık oluşur. Farklı kavimlere karşı saldırgan olunur, isçiler patronlarına patronlar isçilerine, baba okula oğul babaya karşı saldırganlaşır. Sürekli kan dökülmesinin, gazetelerdeki "uçuncu sayfa haberleri"nin nedeni dinsizliktir. Bu haberlerde her gün gözünü kırpmadan ve çok sıradan sebeplerle birbirlerini öldüren kişilerin haberleri verilir.Oysa ahrette hesabini vereceğini bilen bir insan, silahı başka bir insanin yüzüne doğrultup onu öldüremez. Allah'tan korkar ve kötü hesaptan kaçınır. Allah insanları bozgunculuk çıkarmaktan Kur'an'da şöyle men etmiştir:

Düzene konulmasın (ıslah)dan sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (Araf Suresi, 56)

İntiharların bu kadar yaygınlaşmasının temelinde de dinsizlik vardır. İntihar eden aslında cinayet islemiş olur. Örneğin kız arkadaşı kendisini terk ettigi için intihar etmeye kalkışan kişi sunu düşünmelidir: O kız sakat kalsa, yaslansa veya yüzü yansa onun için intihar etmeyi düşünür muydu? Elbette düşünmezdi ama bakımlı ve sağlıklı gördüğünde onu gözünde büyütür, Allah'tan, ahretten ve dinden daha önemli görerek onu Allah'a ortak koşmuş olur. Onun için
ölmeyi göze alır. Ama Kur'an'a bağlı bir insan bunu kesinlikle yapmaz, böyle bir düşünceyi bir an olsun aklından dahi geçirmez. İnanan bir insan ancak Allah rızası için yasar ve Allah'ın kendisine dünyada verdiği her turlu zorluk ve sıkıntı karşısında sabreder. Ve bu sabrın karşılığını hem dünyada, hem de ahrette kat kat fazlasıyla alacağını unutmaz.Dinsiz toplumlarda hırsızlık da çok yaygın olur. Hırsızlık yapan kişi eşyasını çaldığı kişiye nasıl bir sıkıntı verdiğini düşünmez. Karşısındaki kişinin 10 yıllık emeğini 1 gecede alıp gider, o kişinin ne kadar mağdur olacağını hiç hesaplamaz. Karşısındaki kişiye acı verdiği gibi kendisi de vicdan azabı ile ayrı acı çeker. eğer vicdan azabı çekmiyorsa bu, onun için daha da kötüdür. çünkü böyle bir insan her turlu ahlaksızlığa açık hale gelmiş demektir.
Dinsiz toplumlarda misafir ağırlama, insanların birbirleri için fedakarlıklarda bulunmaları, dayanışma, cömertlik gibi değerler tamamen ortadan kalkar. Herşeyden önce insanlar birbirlerine insan olarak değer vermezler çünkü birbirlerini maymundan evrimleşmiş varlıklar olarak görürler. Bir insan,maymundan evrimleştiğini düşündüğü bir insana hizmet etmek, onu ağırlamak, ona güzellikler sunmak istemez. Bu düşüncedeki insanlar birbirlerine değer vermezler. Kimse kimsenin sağlığını, huzurunu, rahatını düşünmez.
İnsanlara bir zarar dokunmasından endişelenmez, buna engel olmaya
çalışmaz. Örneğin, hastanelerde ölmek üzere olan insanlar sedyelerde uzun sure bırakılır, onlarla hiç ilgilenen olmaz. Veya son derece
sağlıksız ve temizlikten uzak şartlar altında isletilen bir lokantanın sahibi, orada yemek yiyen insanların sağlığına vereceği zararı hesaplamaz. Ancak kendi kazanacağı paranın derdine düşer. Bunlar günlük hayatta sik karşılaşılan birkaç örnektir. Burada önemli olan mantık, kişilerin ancak bir çıkar karşılığında birbirlerine iyi davranmaya yanaşmalarıdır. Oysa Kuran ahlakında
insanlar birbirlerine Allah'ın birer kulu olarak değer verirler. İyilik yapmak için bir çıkar gözetmez, aksine sürekli iyi isler yapıp hayırlarda yarışarak Allah'ın rızasını kazanmaya çalışırlar

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 578
favori
like
share
poyraz Tarih: 02.10.2007 12:58
bizler islamı Allah rızası için hayatımızda yaşayabilirsek zaten hem hayatımızın her anı ibadet hükmüne gecer hende sosyal hayatta insanları saygı duyduğu iyi bi yaşantıya sahip olurz
Marat Tarih: 30.09.2007 23:34
Dinsiz milletler,zahiri anlamda ne kadar güçlü olursa olsun çökmeye,rezil olmaya mahkumdur.Mesela SSCB,görünüş itibari ile süper güçtü,fakat 1 asır bile yaşayamadan yıkıldı,rezil oldu.Buna karşılık,6 asır boyunca tüm dünyanın binbir türlü saldırılarına maruz kalan Osmanlı'nın nasıl destan yazdığını tüm dünya hatırlamaktadır.
mehmetuysal Tarih: 28.09.2007 16:02
çok güzel olmuş
GÜLSiMA Tarih: 27.09.2007 12:18
bu güzel yorumun için ben sana teşekkür ederim kardeşim
mihmandar Tarih: 25.09.2007 21:39
RAMAZAN AYında olmamız nedeniyle, dinimizin ''sosyal hayatımıza'' etkilerine, bu pencereden bakmak istedim, Meğer ORUÇ ibadeti ne çok birliktelikler yaşatırmış bizlere, bunu bizlere de farkettirdiğin için teşekkürler...

Ev halkı olarak aynı saatte gecenin bir yarısı kalkıp yemek yiyorsun bazen sahur saatini kaçırmak endişesiyle HEP BİRLİKTE,

İftar saatinden önce ANNEciğinin veya evin HANIMının, belki de daha önce hiç dikkatini çekmeyen koşturmaca, telaşe ve zorluklarla bir sofranın nasıl hazırlandığını görerek onları birkez daha takdir ediyorsun, ellerine sağlık diyerek HER BİRLİKTE,

Günlük koşturmacadan vakit bulup ziyaret edemediğin AİLE BÜYÜĞÜ, BABA DOSTU, KOMŞU, AKRABA belki de HİÇ TANIMADIĞIN BİRİyle iftar yapıyorsun HEP BİRLİKTE,

Allahın sana verdiği rızkı paylaşıyorsun adı FİTRE, ZEKAT,SADAKA neyse HEP BİRLİKTE,

Teravihler kılınıyor, kelime-i tevhidler çekiliyor, bayram namazları kılınıyor HEP BİRLİKTE,

sadece bu kadarcık birliktelikler, paylaşımlar mutlu etmez mi ki bir toplumu?

ORUÇ ibadeti ile, KULLARını (müslüman, hıristiyan, musevi, her neye inanıyorsa) ayrım göstermeden biraraya getittiren RABBİM

Oruclarını O'nun istediği gibi tutmaya çalışan aciz ve günahkar inanan kullarını cennetine de koyar mı HEP BİRLİKTE .......................