Sindirim Sistemine Yararlı Şifalı Bitkiler
Sindirim aksaklıklarında kullanılabilecek pek çok bitkisel ilaç vardır. Bu bağlamda, bazı şifalı bitkilerin sebze ve besin olarak tanımlanmasına şaşırmamak gerekir. Şifalı bitkiler genelde ağız yoluyla alınarak doğrudan sindirim sistemine ulaşır ve böylece, iyileştirici güçleri hemen etkili olmaya başlar. Akılları karıştırabilecek çok uzun bir bitki listesi yerine, burada, sindirimi kolaylaştırıcı önemli bitkileri etkinlik alanlarını gözden geçireceğiz.
İyileştirici etkiler genel anlamda iki guruba ayrılabilir: Hareketliliği arttırmak veya düzenlemek için, beden sistemlerinin değişik organlarını uyaranlar (sindirimi uyarıcı ilaçlar) ve doku yatıştırıcı veya sistem içindeki herhangi bir aşırı etkinliği azaltanlar (sindirimi yatıştırıcı ilaçlar).
Uyarıcı ilaçlar (Stimulantia):
Acı ilaçlar
Acı ilaçlar, çok çeşitli nitelikler ve çok çeşitli kimyasal maddeler içerirler; tek benzerlikleri ise acı tatlarıdır. İşte bu özellik iştahı açar ve genel anlamda sindirimi kolaylaştırır. Daha önce de değinmiş olduğumuz gibi, bu süreç yalnızca tat alma sinirleri sayesinde beyinde oluşan bir refleks tarafından başlatılır. Eğer bu bitkisel ilaçlar kapsül içinde yutulur ve tadı alınamazsa, sindirimi uyarıcı etkinlikleri açığa çıkamaz. En önemli acı ilaçlar: Centiyane kökü, civanperçemi, pelinotu, frenk kimyonu, kekik, biberiye, eğir kökü, melekotu kökü. Bu bitkilerin etkin oldukları başka alanlar da vardır doğal olarak. Örneğin, kekik, bronşit hastalıklarında, akciğerlerin güçsüzlüğü yanı sıra, iştahsızlık ve sindirim sorunlarına karşı da başarıyla kullanılabilir.
Tükürük arttırıcı ilaçlar (Sialagoga)
Tükürüğün sindirim işlevindeki büyük öneminin her zaman göz önünde bulundurulması gerekir. Mide ve bağırsaklarda tamamlanan sindirim süreci ağızda başlar. Sistemin öteki organları tarafından rahatlıkla özümlenebilmeleri için, büyük karbonhidratlar çiğneme sırasında tükürük tarafından küçük parçalara ayrıştırılırlar. Besinler yeterince çiğnenip tükürükle karıştırılmadığında, sindirim sisteminin işi çok zorlaşır. Tükürük arttırıcı acı ilaçlar: Zencefil kökü, acı biber, ravent kökü, meyan kökü.
Karaciğer ilaçları (Hepatika)
Karaciğer ilacı olarak bilinen bitkiler, karaciğerin salgı işlevini uyarır, düzenler ve güçlendirir. Böylece safra salgısı artar. Ayrıca, safra salgısını onikiparmakbağırsağına ulaştıran ilaçlara da, safra ilaçları(Cholagoga) denir. Tüm bedenin tedavi edilmesi gereken durumlarda, öncelikle karaciğer işlevlerinin desteklenmesi düşünülmelidir, çünkü bu çok önemli organ bedenin tüm organları ile yakın ilişki içindedir ve tüm dokuların sağlığında katkısı vardır. Sindirim problemlerinde karaciğerin başlıca rolü safra salgılamasıdır. Karaciğerin öneminin düşündürebileceği gibi, karaciğeri güçlendirici özelliğe sahip pek çok bitki vardır ve en önemlileri ise şunlardır: Hindiba, devedikeni tohumu, kara turp, kırlangıçotu, eğir kökü, ısırganotu ve sinirliot.
Müshil ilaçları (Laxativa)
Bağırsakların boşaltılmasında kullanılan bitkiler de vardır ve bunlar etkinlik açısından farklıdırlar. Güçlü müshil ilaçları ancak özel durumlarda ve eğer mümkünse kalifiye gözetim altında uygulanmalıdır. En sağlıklı müshil ilaçları, sindirim salgılarının artmasını sağlayarak iyi bir sindirim oluşturan ve bu yolla bağırsakları boşalmaya özendiren şifalı bitkilerdir. Bu tür bitkiler: Hindiba, meyankökü, akdiken meyvesi, barut ağacı kabuğu, eğir kökü.
Gerçek ravent kökü, küçük dozda alındığında sıkıştırıcı, büzüştürücü (Adstringent) etkisi olan, normal dozda alındığında ise etkili sayılabilecek bir müshil ilacıdır. Öteki etkili müshil ilaçları ise, sarısabır ve sinameki yaprağı.
Bu etkili müshil ilaçları, kimyasal veya sinirsel etkileşimle bağırsak mukozasını uyararak, hızlı dışkılamanın gerçekleşmesini sağlarlar.
Keten tohumu unu ise kendine özgü bir müshil ilacıdır. Bol suyla alındığında bağırsaklarda şişerek, mekanik bir etkiyle önündeki dışkıyı dışarı iter. Kronik kabızlıklarda bile, 3-4 günlük bir kullanım sonunda, dışkılama saati isteğe göre düzenlenebilir!
Solucan ilaçları (Anthelmintika)
Bu alanda etkili olan bitkisel ilaçlar, sindirim sistemine doğrudan etki yapmayıp, yalnızca parazitleri etkilerler. Konu hakkında ayrıntılı bilgi, “enfeksiyonlar ve parazitler” bölümünde verilmiştir.
Yatıştırıcı ilaçlar (Relaxantia)
Uyarıcı ilaçların tanıtımının ardından, sindirim sistemi organlarının dokularını gevşetip rahatlatan veya bu organlardaki herhangi bir aşırı çalışmayı normal düzeye indiren ilaçların etkinlik alanları ve biçimlerini gözden geçireceğiz.
Mukoza koruyucu ilaçlar (Demulcentia)
Mukoza koruyucu şifalı bitkiler, tahriş olmuş veya iltihaplanmış sindirim sistemi mukozasını koruyucu ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Sindirim sisteminde olduğu gibi, başka organlarda da başarılı olabilen şifalı bitkilerden, ebegümeci, hatmi(kök-çiçek-yaprak), yulaf, şerbetçiotu, öksürükotu, ayva çekirdeği, mayıs papatyası, salep, keten tohumu, ceviz yaprağı, meşe kabuğu en önde gelenlerdir.
Şişkinlik giderici ilaçlar (Karminativa)
Aromatik bitkilerin pek çoğu uçucu yağlar içerirler. Özellikle bu yağlar, mide kaslarını gevşetip, bağırsak çalışkanlığını arttırarak, sistemde gaz oluşumunu azaltırlar. Böylece, sindirim sistemindeki maddelerin hareketliliğini destekleyerek, şişkinliği önleyebilirler. Bu özelliğe sahip olan bitkilerin önde gelenleri, frenk kimyonu, rezene, anason, melekotu kökü, zencefil, eğir kökü, mayıs papatyası, kakule, kişniş, acı biber, nane ve kekik.
Sıkıştırıcı/ Büzüştürücü ilaçlar (Adstringentia)
Bu bitkilerin başlıca özelliği, mukoza hücre zarlarını sıkıştırıp-büzüştürerek, dokuları sıklaştırmak-sağlamlaştırmak ve böylece, istenmeyen salgılanmaları durdurmaktır. Doğanın bize sunduğu bu tür bitkilerin en uygun olanları, amberparis kökü, ceviz yaprağı, meşe ağacı kabuğu, ısırganotu, keçisakalı, koyunotu.
Kramp çözücü ilaçlar (Antispasmodika)
Kramp çözücü bitkiler, sindirim kramplarına veya koliklere neden olan her tür sinirsel gerginliği kısa sürede sona erdirebilirler. Çağımızın yaşam biçiminden kaynaklanan gerginlikler çeşitli sindirim rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Bu durumlarda, yatıştırıcı ve sinir sistemini güçlendirici veya kaslarda oluşan krampları çözücü bitkiler kullanılması gerekir. Bu bağlamda, sindirim problemlerini çözebilen en etkili bitkiler, kediotu kökü, şerbetçiotu, mayıs papatyası, kaside, ökseotu, kekik ve sarı kantaron.
Mikrop kırıcı ilaçlar (Bakteriostatika)
Sindirim aksaklıkları, herhangi bir hastalık nedeniyle sindirim sisteminin güçsüzleşmesinden kaynaklanabileceği gibi, enfeksiyonlardan da kaynaklanabilir. Her iki durumda da mikrop kırıcı ilaçlar önerilebilir. Daha önce de anmış olduğumuz bu bitkiler, kekik, mirra, echinacea kökü veya preparatları, pelinotu, ısırganotu, aynısafa, mayıs papatyası.
Sindirim Sistemi Hastalıklarının Belirtileri (Semptom)
Bu bölümde sindirim sistemini, ağızdan düzbağırsağa(rektum) kadar gözden geçirecek ve sıklıkla görülen hastalıkların temelden tedavilerini açıklamaya çalışacağız. Öncelikle, çeşitli hastalıklara eşlik eden, tüm beden sistemlerini etkileyebilen, ama aynı zamanda da sindirim sistemi ile özel ilişkileri olan belirtileri dikkatle ele almamız gerekecek. Kabızlık, ishal, kusma, ağrılar ve iştahsızlık başlıca belirtilerdir.
Kabızlık

Genelde bir hastalık olduğuna inanılmasına karşın, kabızlık bir hastalık değil, nedeni derinde yatan bir problemin belirtisidir. Ama ayrıca, ölçüsüzce yemekten, bir karaciğer rahatsızlığından veya sistemdeki fiziksel bir blokajdan da kaynaklanabilir. Ama nereden ve neden kaynaklandığının mutlaka teşhis edilmesi ve tedavisi gerekir. Çünkü kronik kabızlığa müshil ilaçları ile uzun süreli çareler arandığında, baş ağrısı, kolik ve hatta sarılık hastalığı oluşabilir. Eğer kişi dengeli ve posası bol besinlerle beslenir ve gerektiğince hareketli olursa, genelde kabızlık sıkıntısı çekmeyebilir.
Kronik kabızlıklarda, bağırsak içeriğini harekete geçirmek için, bağırsak kaslarının yeniden çalıştırılması gerekir. Bütün kalınbağırsak duvarının yaptığı kasılma hareketi(gastrokolik refleks), çok ayrıntılı bir refleksin kaslara kumanda etmesiyle gerçekleşir ve bu kasılmanın doğru zamanda, yeterli bir güçle dışkıyı dışarı doğru itebilmesi gerekir. Dalga şeklindeki bu doğal hareket(peristaltis), uzun süreli müshil kullanımı sonucunda durma noktasına gelebilir. İşte bu durumda, uygulanacak iki önlem sayesinde bağırsak hareketliliği yeniden sağlanabilir: Uygun bir beslenme biçimi ve uygun şifalı bitkilerin kullanımı, örneğin keten tohumu unu ve eğir kökü.
Önemsenmesi gereken bir başka etken de, kabızlık çeken kişinin dünya görüşü ve ruhsal durumudur. Gergin olan, her şeye ve herkese karşı direnen, yardım etmeden yardım arayan kişiler genellikle kabızlık çekerler. Bu durumlarda, gevşeme alıştırmaları veya meditasyon en başta gelen müshil ilaçları olmalıdır.
Kabızlık eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, birikmiş olan bağırsak içeriğini sistemin ikinci bir kez özümlemesini önlemek için, hastalıkla birlikte bu belirti de tedavi edilmelidir.
Gerçek ravent kökü, müshil etkisine sahip bitkilerin arasında, en geniş kullanım alanına sahip olanı ve bedensel işlevleri normalleştirici olarak, örnek gösterilebilecek bir bitkidir. Yüksek dozda alındığında etkili bir müshil ilacı olduğu halde, alçak dozda alındığında bağırsak duvarlarını güçlendirir ve sıklaştırır, iştah açar ve her tür gaz oluşumunu önler.
Her müshil ilacının kendine özgü bir etkisi vardır, ama aşağıdaki bitki karışımı çok değerli ve çeşitli tedavi yeteneklerine sahiptir. Devedikeni tohumu karaciğeri, pelinotu ise safrakesesini destekler, mercanköşk sindirimi uyarır, eğir kökü bağırsak hareketliliğini arttırır, zencefil koliklere karşı korur, ravent kökü ve meyan kökü ise bazı bitkilerin acı tadını azaltır.
Devedikeni tohumu 2 ölçek, pelinotu 1 ölçek, mercanköşk 2 ölçek, eğir kökü 1 ölçek, zencefil 1 ölçek, meyan kökü 1 ölçek, çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Her gün yatmadan yarım saat önce 1 bardak çay, tatlandırılmadan içilir.
Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.
İshal

Bir veya iki günden fazla sürmeyen ishal, bağırsak duvarındaki akut enfeksiyondan veya ruhsal stresten, örneğin aşırı heyecan, sinirlenme veya yorucu bir yolculuktan kaynaklanabilen ve sıklıkla görülen bir belirtidir. Genellikle, organizmanın sistemden sindirim zehirlerini dışkılamak zorunda oluşundan kaynaklanan bu tür ishalleri önlemeye çalışmamak gerekir. Ama yine de durumun kontrol altında tutulması, bağırsak duvarlarını güçlendirici ve sıkılaştırıcı özelliğe sahip bitkilerle sistemin desteklenmesi doğru bir davranış olacaktır. Arslanpençesi, bozotu, koyunotu, meşe kabuğu, ceviz yaprağı, böğürtlen yaprağı ve kekik, bağırsak duvarlarını güçlendirici ve sıkılaştırıcı özelliğe sahip en uygun bitkilerdir ve rahatlıkla her tür ishale karşı kullanılabilirler. Çocuk ishallerine karşı uygun bir bitki çayı, arslanpençesi ve böğürtlen yaprağı eşit karışımından elde edilebilir, balla tatlandırılarak, az miktarda ama sık sık içirilir. Yetişkinlerin akut ishallerine karşı da aşağıdaki eşit karışım öncelikle önerilir: Böğürtlen yaprağı, meşe kabuğu veya ceviz yaprağı, lavanta, mercanköşk, adaçayı, frenk kimyonu, hatmi çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.
Bu çay, belirti sona erene kadar, gün boyuna yayılarak (15-20 dakikada 2-3 yudum) içilir ve daha sonra da sindirim sistemi normal işleyişine kavuşana kadar, yemeklerden yarım saat önce bir bardak içilmeye devam edilir.
Ağrılar
Sindirim sistemi ağrıları, sistemde bir hastalık olduğunun belirtisidir. Karın bölgesindeki tüm şiddetli ve batıcı ağrılarda acil doktor kontrolü gereklidir. Hafif ağrılar ise genelde sindirim sorunlarına eşlik eden belirtilerdir. Kolik veya sıkıştırıcı ağrılar, bağırsaklardaki yoğun kramplardan kaynaklanabilir. Böyle bir durumun ise iki açıklaması olabilir: Bağırsak, gaz veya dışkıdan oluşan bir yığılmayı ortadan kaldırmaya çalışıyordur veya kramplar sinirsel kökenlidir. Gaz kolikleri, gaz söktürücü bitkilerle tedavi edilmelidir, ama ağrıları sona erdirebilmek amacıyla, gaz oluşumunun nedenlerinin de ortadan kaldırılması gerekir. En etkili kramp çözücü bitkiler, kediotu kökü, zencefil, frenk kimyonu, mercanköşk, eğir kökü, kekik.
İştahsızlık (Anorexie)
İştah, sindirim sisteminin sağlığı hakkında önemli bilgiler edinilmesine yardımcı olur. Mide problemlerinde iştah genellikle azalır. Böylece, daha az çalışacak olan mide, eski sağlığına kavuşabilme şansını elde etmiş lur. Aynı durum, karaciğere ağır yük bindirildiğinde karşılaşılan karaciğer kökenli rahatsızlıklarda da görülür. Bir hastalık sonrasındaki iyileşme (nekahat) döneminde, örneğin grip sonrasında iştahsızlık görüldüğünde, centiyane kökü, kediotu kökü, ve eğir kökü gibi, sindirim sistemini uyarıcı bitkiler kullanılmalıdır.
Psikolojik iştahsızlık (zayıflık hastalığı)
Günümüzde zayıflık hastalığı olarak da tanımlanan psikolojik iştahsızlıkta, genelde beslenme isteksizliği ve hatta bazen hiçbir şey yiyememe durumları görülebilir. Bu durum hızlı kilo kaybına yol açar. Hastalık psikolojik nedenlerden kaynaklanır ve bu nedenle, psikoterapi yoluyla tedavi edilmesi doğru olur. Ama yine de, bu problem, sindirimi uyarıcı ve sinir sistemini güçlendirici bitkilerle, örneğin aşağıdaki bitkilerin eşit karışımının çayı ile desteklenebilir: eğir kökü, centiyane, mayıs papatyası, meyan kökü.
Ağız
Sindirim sisteminin başlangıcı olduğuna göre, ağzın sağlık durumu tüm sistemi yakından ilgilendirir. Sağlıklı çiğnemeye engel olabilecek kronik bir diş rahatsızlığı veya bir enfeksiyon, örneğin bir apse, sistemi olumsuz etkiler ve de zehirler. Ayrıca, yeterli tükürük üretilmediğinde veya tükürüğün bileşiminde yetersizlikler olduğunda, sindirim sistemi yavaşlar. Bu nedenlerden ötürü, ağız temizliğine ve sağlığına gereken önemin verilmesine dikkat edilmelidir.
Dişler
Diş hastalıklarını diş doktorları tedavi edebilir, ama diş yıkımına karşı şifalı bitkiler bir önlem olabilir. Diş fırçasının henüz bilinmediği çağlarda, turp kökü, hatmi kökü ve meyan kökü gibi köklerle temizlenirdi dişler. Özellikle meyan kökü bu amaç için en kolay hazırlanabilen türdür: Kökün bir ucunun kabuğu soyulur ve biraz ezilerek veya ısırılarak, kök lifleri gevşetilir. Buna karşın, hatmi kökünün hazırlanışı epey karmaşıktır: 10-15cm uzunluğunda bir kök seçilir, kabukları soyulur ve yumuşayana kadar, içine karanfil ve tarçın eklenmiş suda kaynatılır. Daha sonra, bir gün boyunca konyağa yatırılır ve kurumaya bırakılır. Kullanımdan önce, kullanılacak uç kısaca kaynar suya daldırılır. Ayrıca diş macununa gerek yoktur, çünkü, çok hoş bir tadı olan kökte gerekli tüm temizlik maddeleri zaten vardır.
Son zamanlarda, şifalı bitki katkılarıyla hazırlanan diş macunları kullanıma sunuluyor. Bunların en iyileri, mikrop kırıcı etkisi olan myrrhe(mirra) ve echinacea içerenlerdir.
Diş ağrısına karşı ilkyardım olarak karanfil çiğnenebilir. Karanfilde, ağrı kesici özelliği olan Euganol adlı yağ bol miktarda vardır. Ayrıca, karanfil yağına batırılmış bir pamuk ağrıyan dişin yanına sıkıştırılabilir. Nane yağı da ağrı kesici özelliğe sahiptir, ama karanfil kadar etkili değildir.
Dişeti iltihabı (Gingivitis)
Genellikle, yetersiz ağız temizliğinden veya çok fazla yemekten kaynaklanabilen, dişeti mukozası iltihabıdır. Özellikle şekerden, saflaştırılmış(rafine) veya yapay katkılı besinlerden kaçınılması gerekir. Tedavi için öncelikle, mikrop kırıcı echinacea, ökaliptus, mirra tentürleri ve İsveç Şurubu uygundur. Hafif enfeksiyonlarda, günde birkaç kere mirra tentürü ile ağız uzunca çalkalanmalıdır. Daha etkili bir ilaç gerektiğinde ise, echinacea ve mirra tentürleri eşit oranda karıştırılarak çalkalamalar yapılmalıdır. Gerçi bu tentürlerin pek hoş bir tadı yoktur, ama çok etkilidir. Bu tür rahatsızlıklara karşı İsveç Şurubu da çok etkilidir ve hatta dişeti çekilmelerine karşı bile başarıyla kullanılabilir. Ayrıca yatmadan önce dişetine ökaliptus yağı ile masaj yapılmalı ve sabahları da adaçayı destilasyonu ile ağız iyice çalkalanmalıdır. Kullanım biçimlerini, bitkilerin tanıtıldığı bölümde bulabilirsiniz.
Dişeti apsesi
Dişetinin dokusunda erimeye yol açan bu kronik ve ağrılı hastalığın, tüm bedeni olumlu etkileyebilecek, mikrop kırıcı, kan temizleyici ve lenf sistemini temizleyici özellikler taşıyan bitkilerle tedavi edilmesi gerekir. Dişetinin doğrudan tedavisi ise, dişeti iltihabı için önerilen reçetelerle gerçekleştirilebilir. Ayrıca yüksek dozda C Vitamini alımı ile bu tedavi desteklenmelidir. Tedavinin en önemli bölümü ise aşağıdaki bitki karışımının kullanımıdır: Süsen kökü 1 ölçek, şekerci boyası kökü ¼(dörtte bir) ölçek, çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. 1,5 tatlı kaşığı kök, orta boy 2 su bardağı dolusu soğuk suya eklenir ve hafif ısıda 10-15 dakika kaynatılır, süzülür ve temiz bir termosa aktarılır. Isırganotu 1 ölçek, yoğurtotu 1 ölçek, aynısafa 1 ölçek, ince kıyılarak iyice karıştırılır. 1,5-2 tatlı kaşığı bitki, orta boy 2 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür ve termostaki kök çayı ile karıştırılır. Aç karnına veya öğün aralarında günde içilecek olan 3 bardak çayın her bir bardağına, yarım tatlı kaşığı echinacea tentürü ve yarım tatlı kaşığı İsveç Şurubu eklenir. Echinacea tentürü bulunamadığında, echinacea drajelerinden günde 3 kere 1 adet, çayla birlikte yutulabilir (echinacea preparatları eczanelerden temin edilebilir, bitki ülkemizde tanınmaz). Bu tedavi 1-3 hafta boyunca, hastalık belirtileri ortadan kalkana kadar uygulanır.
Ağız boşluğu ülseri

Ağız boşluğu ülseri, çoklukla, genel bir bedensel rahatsızlığın belirtisidir ve en başarılı tedavi biçimi, organizmanın tümünün güçlendirilmesini hedef alan bir yöntemdir. Genelde, antibiyotik kullanımından sonra veya grip sonrası nekahat dönemlerinde görülür. Her iki olayda da beden, alışılmışın üstünde bir fiziksel yükü sırtlayarak gücünden pek çok şey yitirmiş olur. Bu durum da öncelikle, değişik sistemlerle doğrudan ilişkisi olan ağzın içinde ülser biçiminde belirtiler oluşmasına yol açar. Ağır ruhsal bunalımlar ve stres de bu tür belirtilere yol açabilir. Rahatsızlığın kaynağının fizyolojik veya psikolojik olmasına bakılmadan, genel sağlık durumunun güçlendirilmesine yönelik bir tedavi uygulanması gerekecektir. Ağız boşluğu ülserinde adaçayı, basit ama çok etkili bir ilaçtır(sık sık çalkalamalar yapılır). Taze adaçayı yaprakları çiğnenebilir de. Yarı yarıya suyla inceltilmiş mirra tentürü ile yapılan çalkalamalar da etkilidir.
Ağız boşluğu ülseri nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, bu rahatsızlıkla birlikte ortaya çıkan sinirsel baskıları geçiştirmek için B Vitamini kompleksi ve C Vitamini alınması çok yararlı olacaktır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 7344
favori
like
share
sinan93 Tarih: 15.04.2009 16:08
ARKLAR GİZLİ MABET ÖZETİLAZIMYA