SERBEST BÖLGELER



Giriş
• Ülkemizde ihracat için yatırım ve üretimi artırmak,
• Yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak,
• Ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek,
• Dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak üzere kurulmuş olan Serbest Bölgeler;
• Ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin yasal düzenlemelerin uygulanmadığı,
• Yapılan sınaî ve ticari faaliyetler için daha geniş muafiyet ve teşviklerin tanındığı,
• Ülkenin diğer kısımlarından fiziki olarak ayrılan ve
• Ticari, endüstriyel ve hizmet faaliyetlerinin yapıldığı yerler olarak tanımlanmaktadır.
Türkiye'de faaliyet gösteren ve yıllık ticaret hacmi 15 Milyar dolar seviyelerinde olup yaklaşık 36 bin kişinin istihdam edildiği 21 serbest bölgeyi yakından ilgilendiren yeni vergi düzenlemeleri yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
Serbest Bölgelerin Yapısı
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarınca Türkiye’de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. 3218 sayılı Kanun’un bu yetkisi çerçevesinde 1985 yılından bu güne kadar ülkemizin tüm coğrafi bölgelerinde 21 adet serbest bölge faaliyete geçmiştir.
Serbest bölgelerde yer alan firmalar, sağlanan teşvik ve avantajlarla sınai ve ticari faaliyetlerde düşük maliyet ile çalışma imkanı elde ederek rekabet üstünlüğü kazanmaktadırlar. Bürokratik işlemlerin en alt düzeyde olması nedeniyle verimliliğin artırılması ve değişen şartlara daha hızlı uyum imkânı doğmaktadır.
Serbest Bölgelerin sağladığı imkânlar şu şekilde özetlenebilir:
Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen kazanç ve gelirler hiç bir izne ve vergiye tabi olmaksızın yurt dışına veya Türkiye’ye transfer edilebilir.
Serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayıldığından, serbest bölgeler ile Türkiye’nin diğer yerleri arasında yapılan ticarette dış ticaret rejimi hükümleri uygulanır. Başka bir deyişle, Türkiye’den serbest bölgeye satılan mallar ihracat rejimine, serbest bölgeden Türkiye’ye satılan mallar ise ithalat rejimine tabi olup, serbest bölge kullanıcıları Türkiye’den ihraç fiyatına (KDV’siz) mal ve hizmet satın alabilirler. Diğer taraftan, serbest bölge ile diğer ülkeler ve diğer serbest bölgeler arasında dış ticaret rejimi hükümleri uygulanmaz.
Mallar serbest bölgede süre sınırlaması olmaksızın kalabilir.
Serbest bölgedeki faaliyetlerle ilgili her türlü ödemeler dövizle yapılır.
Başvuru ve faaliyet süresince her türlü bürokrasi en aza indirilmiştir.
Serbest bölgeler özel sektör şirketlerince işletilmektedir.
Serbest bölgeye getirilen Türkiye veya AB menşeli ya da buralarda serbest dolaşımda bulunan malların, serbest dolaşımda bulunma statüsü değişmediğinden, Türkiye’ye veya AB üyesi ülkelere girişinde gümrük vergisi ödenmez. Ayrıca, üçüncü ülke menşeli malların serbest bölgeye girişinde ve bu malların Türkiye veya AB üyesi ülkeler dışındaki üçüncü ülkelere gönderilmesi halinde de gümrük vergisi ödenmez. Ancak, serbest bölgeden Türkiye’ye veya AB üyesi ülkelere gönderilen serbest dolaşım durumunda olmayan üçüncü ülke menşeli mallar için Ortak Gümrük Tarifesi’nde belirtilen oran üzerinden gümrük vergisi ödenir.
Ülke içinde vergiye dayalı mali yüklerden ve bürokrasiden kurtulmak isteyen, ithal girdi kullanarak ürettiği ürünleri dış pazarlara satan, emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren, re-export ve takas ticareti ile uğraşan, altyapısı hazır, modern bir iş ortamı arayan tüm firmalar için bu bölgeler cazip olabilmektedir.
Serbest Bölgelerde Vergi
Serbest Bölgeler 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu yanında Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği ile belirlenmiş usul ve esaslara göre çalışmaktadır.
2004 Tarihinden Sonra Ruhsat Alan Mükellefler
Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin elde ettikleri kazançları üzerinden vergiye tâbi olmamaları ve aynı zamanda bu mükelleflerin bölgeden Türkiye'ye doğru herhangi bir sınırlama olmaksızın faaliyette bulunabilmelerinin aynı alanlarda serbest bölge dışında çalışan mükellefler açısından haksız rekabete neden olduğu düşüncesi ile 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 5084 sayılı Kanun ile değişik “Muafiyetler ve Teşvikler” başlıklı 6. maddesinde;
“Serbest bölgeler gümrük bölgesi dışında sayılır.
Bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.
Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
İşleticiler ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilir.” Hükmüne yer verilmiştir.
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde 06.02.2004 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 5084 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile yapılan değişiklikle serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılmış olup bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek bu bölgelerde vergi mevzuatının geçerli olması sağlanmış ve tam ve dar mükelleflerin serbest bölgelerdeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verilmiştir. Kısacası getirilen yeni düzenleme ile serbest bölgelerde “Muafiyet” uygulamasından “İstisna” uygulamasına geçilmiştir.
Yapılan düzenleme ile 06.02.2004 tarihinden sonra Serbest Bölgelerde faaliyet göstermek amacıyla ruhsat alarak Serbest bölgelerde kurulan şirketler veya Türkiye’nin diğer yerlerinde kurulup da serbest bölgede şube açan mükellefler serbest bölgelerde elde ettikleri kazançlar için vergi ödeme mükellefiyeti altına girmişlerdir. Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından bu bölgede bulunan mükelleflerin ülkemizin diğer yerlerinde faaliyet gösteren mükelleflerden herhangi bir farkı kalmamıştır.
Diğer taraftan, serbest bölgelerde elde edilen kazançların vergilendirilmesi kazancın belgelendirilmesi konusunu da gündeme getirdiğinden kayıt ve belge düzeni ile ilgili olarak serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin uluslararası ilişkileri ve ortaklıkları da dikkate alınarak, Maliye Bakanlığı özel düzenlemeler yapma konusunda yetkili kılınmıştır.
5084 sayılı Kanun ile Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde yapılan değişiklik ile ilgili olarak Kanun’un madde gerekçelerinde şu açıklamalara yer verilmiştir:
“Türkiye'de uygulanmakta olan serbest bölge rejiminin en belirgin özelliği bölgede faaliyette bulunan kullanıcılara (mükelleflere) hiçbir koşula bağlı olmaksızın tanınan, sınırsız ve süresiz vergisel teşviklerdir. Bu teşvikler 6.6.1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde yer alan, bölgede vergi resim ve harç mükellefiyetlerine dair hükümlerin uygulanamayacağı ve bölgede elde edilen kazançların Türkiye'nin diğer yerlerine getirilmesi halinde gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacağına ilişkin düzenlemelerde ifadesini bulmaktadır.
Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin elde ettikleri kazançları üzerinden vergiye tâbi olmamaları ve aynı zamanda bu mükelleflerin bölgeden Türkiye'ye doğru herhangi bir sınırlama olmaksızın faaliyette bulunabilmeleri, aynı alanlarda serbest bölge dışında çalışan mükellefler açısından haksız rekabete neden olmaktadır.
Serbest bölgede dolaysız vergi yükümlülüğünün olmaması transfer fiyatlandırması yoluyla vergiye tâbi olacak kazançların bölgeye kaydırılmasına neden olmaktadır. Bölgede yer alan mükelleflerin incelemeye tâbi olmaması ve bu mükelleflerden Türkiye'deki mükelleflerle ilişkileri konusunda bilgi alınamaması bu durumun önlenmesini de engellemiştir.
Yapılan değişiklikle bölgede Türk vergi kanunlarının geçerli olması sağlanmaktadır. Ancak, serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin uluslararası açılımları dikkate alınarak kayıt ve belge düzeni konusunda esneklik sağlanması amacıyla Maliye Bakanlığına bölgede yer alacak firmalar ile ilgili özel düzenlemeler yapılabilmesi konusunda yetki verilmiştir.
Yapılan düzenleme sonrasında, katma değer vergisi ve benzeri dolaylı vergiler açısından bugüne kadar geçerli olan uygulama devam edecektir.”
Ancak, imalat işi ile uğraşanlar için farklı bir uygulama söz konusudur. 5084 sayılı kanun ile 3218 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 3 üncü madde uyarınca 06.02.2004 tarihinden sonra serbest bölgede faaliyet göstermek için ruhsat almış olan mükelleflerden imalat işi ile uğraşanların elde etmiş oldukları kazançlar Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. Elde edilen kazancın istisna edilmesinde, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içinde satılmasının bir önemi bulunmamaktadır.
Bu durumda olan mükellefler vermiş oldukları gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları beyannamenin istisna kazançları arasında göstererek vergi dışı tutacaklardır. 06.02.2004 tarihinden sonra serbest bölgede faaliyet göstermek için ruhsat almış olup imalat dışında faaliyet gösteren firmaların kazancı istisna kapsamında olmadığından genel esaslara göre beyan edilerek vergilendirilecektir.
2004 Tarihinden Önce Alınmış Ruhsata Göre Faaliyette Bulunan Mükellefler
3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanun ile eklenen geçici 3.üncü madde aşağıdaki gibidir:
3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin;
a) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur.
b) Bu bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınır.
c) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır.
Serbest bölgelerde faaliyette bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur.”
3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanun ile eklenen geçici 3 üncü maddesi ile serbest bölgelerde 6 Şubat 2004 tarihi itibariyle faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolaysıyla elde ettikleri kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilerek mevcut firmaların dolaysız vergilere yönelik kazanılmış hakları korunmaya çalışılmıştır. Ancak bu istisna sadece faaliyet ruhsatında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde yürütülen esas faaliyetlerden elde edilen kazançları kapsamakta olup serbest bölgelerde elde edilmiş olsa bile faiz, repo vb. faaliyet dışı gelirler istisna kapsamı dışında olup vergilendirilmesi gerekmektedir.
Yapılan yasal düzenlemelere göre, 06.02.2004 tarihi itibariyle sahip oldukları ruhsata dayanarak serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti tesisi ettirmeleri gerekmektedir. Ancak bu mükelleflerin faaliyet kazançları (faiz, repo gibi faaliyet dışı kazançlar hariç) ruhsatlarında belirtilen süre sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Bu durumdaki mükellefler 6 Şubat 2004 tarihinden sonra serbest bölgede elde etmiş oldukları faaliyet gelirlerini Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uyarınca beyan edeceklerdir. Ancak bu kazançlar beyannamenin “Zararda olsa Dahi İndirilecek İstisnalar” bölümünde yer alan “Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlar” satırında gösterilmek suretiyle vergi dışı bırakılmış olunacaktır. Faiz, repo vb. işletmenin esas faaliyet konusu dışında elde edilen gelirler ise genel esaslar çerçevesinde beyan edilecektir.
Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler 06.02.2004 tarihinden itibaren geçici vergi yükümlülüklerini de genel esaslar dâhilinde yerine getireceklerdir. Ancak, bu tarih itibariyle ruhsat almış olan mükellefler ruhsatın sona erdiği tarihe kadar vermiş oldukları geçici vergi beyannamelerinde serbest bölgeden elde ettikleri faaliyet gelirlerini “Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisnalar” kısmında göstererek bu kazançlar için geçici vergi ödenmeyecekler faiz, repo gibi faaliyet dışı kazançlar ise geçici vergi matrahına dahil edilerek vergilendirilecektir.
06.02.2004 tarihinden önce, bölgede faaliyette bulunmak üzere faaliyet ruhsatlı mükelleflerin serbest bölgelerdeki firmada istihdam etmek üzere işe aldıkları personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınacaktır. Kısacası, istihdam edilen personelin ücretlerine yönelik gelir vergisi istisnasından yararlanma hakları, faaliyet ruhsatlarında maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kalan süre 5 yıldan uzun olsa dahi, 5 yıllık süre ile sınırlı tutulmuştur.
6 Şubat 2004 tarihi itibariyle faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin serbest bölgede yaptıkları faaliyetlere ilişkin yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar damga vergisi, harç veya başka bir işlem vergisine tâbi olmayacaktır.
Diğer taraftan, genel olarak ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmak ve serbest bölgelerin istihdam yaratan alanlar olmasını teşvik edebilmek için serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu faaliyetleri kapsamında elde ettikleri kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar vergiden istisna edilmiştir. Bu istisnadan bölgede yeni faaliyete geçen mükellefler ile halen bölgede faaliyette bulunanlardan faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin dolmasıyla normal vergileme rejimine tâbi olacak mükellefler yararlanabilecektir. Elde edilen kazancın istisna edilmesinde, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içine satılmasının bir önemi bulunmamaktadır.
GVK’nın 94. maddesinin 1. fıkrasının “6” numaralı bendinin (b-i) alt bent hükmüne göre, tam mükellefiyete tabi kurumlar tarafından; tam mükellefiyete tabi gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin ikinci fıkrasının “1”, “2” ve “3” numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye ilavesi kâr dağıtımı sayılmaz), gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Buna göre, tam mükellefiyete tabi kurumlarca serbest bölgelerden elde edilen kazançların (elde edilen kazanç imalat faaliyetleri neticesinde elde edilmiş olsa bile) gerçek kişilere dağıtılması durumunda anılan madde hükmü uyarınca % 10 oranında stopaj yapılacaktır.
Kanuni ve iş merkezi serbest bölgede bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri 06.02.2004 tarihinden sonra GVK’nun 94 üncü maddesi ve KVK’nun 24 üncü maddesi uyarınca nakden veya mahsuben ödemede bulunmaları halinde kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu vergi dairesine muhtasar beyanname yönünden mükellelefiyet tesis ettirerek stopaja tabi tuttukları bu vergileri ödeyeceklerdir.
Serbest Bölgelerde KDV Uygulaması
Serbest Bölgeler ülkenin siyasi sınırları içerisinde olmakla birlikte gümrük hattı dışında kaldıklarından bölge içinde yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları KDV’ye tabi değildir. Serbest Bölgeler Kanununda 5084 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gelir ve kurumlar vergisi açısından yeni bir durum yaratmış ancak katma değer vergisi ve benzeri dolaylı vergiler açısından yeni bir düzenleme getirmemiştir. Bu nedenle bu vergiler açısından bugüne kadar geçerli olan uygulama devam edecektir.
Sonuç
Ülkemizde vergi istisna ve muaflıklarının daraltılması yönünde atılan adımlardan sonuncusu serbest bölgelerde uygulanmakta olan vergileme rejiminde yapılan düzenlemeler olmuştur. Yaklaşık 36 bin kişinin istihdam edildiği ve 2003 yılı sonu itibariyle yıllık 16 Milyar Dolar tutarında bir işlem hacmine sahip olan serbest bölgeler ile ilgili olarak yapılan vergi düzenlemelerinin ihracatın artırılması ve yabancı sermayenin ülkeye girişinin özendirilmesi açısından olumsuz etkilerinin olacağı ileri sürülmektedir. Ancak, ülkemizde bulunan serbest bölgelerin ekonomik yapısı ve bugün itibariyle ulaştığı nokta göz önünde bulundurulduğunda daha objektif ve tutarlı sonuçlara ulaşmak mümkün olabilecektir.
Serbest Bölgelerde 30.04.2004 tarihi itibariyle toplam 4092 firma faaliyet göstermektedir. Bu firmaların 3421’i yerli, 671’ise yabancıdır. Üretim yapan firma sayısı sadece 737 adet olup (%18) bunun 619 adedi (%84) yerli yatırımcı 118 adedi ise yabancıdır. Serbest bölgelerde kurulu bulunan firmaların % 82’si üretim dışında kalan faaliyetlerle bulunmakta olup bu 3355 firmanın 2746 adedi alım-satım, 279 adedi işyeri kiralama, 95 adedi depo işletmeciği, 63 adedi montaj ve bakım onarım, 59 adedi de bankacılık ve sigortacılık faaliyeti ile uğraşmaktadır.
Yukarıda yer alan rakamlar ülkemizde bulunan Serbest Bölgelerin ihracat için yatırım ve üretimi artırma, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırma ve ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etme fonksiyonlarını gereği gibi yerine getirmediklerini ortaya koymaktadır. Bu veriler yanında bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin elde ettikleri kazançları üzerinden vergiye tâbi olmamaları ve aynı zamanda bu mükelleflerin bölgeden Türkiye'ye doğru herhangi bir sınırlama olmaksızın faaliyette bulunabilmeleri, aynı alanlarda serbest bölge dışında çalışan mükellefler açısından haksız rekabete neden olmaktadır.
Diğer taraftan, Serbest bölgede dolaysız vergi yükümlülüğünün olmaması transfer fiyatlandırması yoluyla vergiye tâbi olacak kazançların bölgeye kaydırılması sonucunu doğurmaktadır. Bu doğrultudaki gelişmeler vergilemede adaleti sağlama ve rekabet eşitsizliğinin giderilmesi yönündeki yasal düzenlemeleri kaçınılmaz kılmaktadır.
5084 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle imalat işi ile uğraşan ve bu yolla istihdam ve ihracata katkı sağlayan firmaların vergisel avantajlarının korunması yanında imalat işi ile uğraşmak üzere yeni kurulan işletmelerin de Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar elde etmiş oldukları kazançlarının gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi, Serbest Bölgelerdeki firma profilinin alım-satım, kiralama ve hizmet sektöründen üretim yönüne doğru kaymasına yol açacaktır. Diğer taraftan, bu yöndeki gelişme Serbest Bölgelerin ülke ekonomisinin gelişmesi ve ihracatın hedeflenen rakamlara ulaşması yönündeki katkılarının daha büyük olması sonucunu doğuracaktır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 793
favori
like
share