PETROL

Tanımı: Petrol kendine has hafif bir kokusu olan 0.80 ile 0.95 arasında değişen yoğunluklu, çok koyu renkli ve hidrokarbonlardan oluşan rafine edilmemiş tabii mineral yağ olarak tanımlanır.(ÖNERTÜRK-1983)
Ölçülmesi: Amerikan petrol enstitüsü tarafından saptanan API gravite derecesi kullanılmaktadır.

Endüstriyel Aşamaları

Çok eski çağlardan beri bilinen ve çeşitli hastalıkların tedavisinde dahi kullanılan petrol 17 yy. ve 18 yy. yapılan coğrafi keşiflerle elde edilmiştir.Ancak endüstrisi 19 yy. da Amerika’da 1859 yılında 2000 varil ile başlayan üretimle gerçekleşmiştir.

Bunu izleyen endüstriyel aşamaları şöyledir.
1.Gazyağı Devri (1860-1885) [Only Registered And Activated Users Can See Links] fiğer damıtma ürünleri devreye girmemiştir.1860 yılında dünya üretimi 60.000 ton olurken 1870’de 800.000 tona çıkmıştır.
2.Yağlama Devri (1885-1900) : Petrol yağlarının,evlerde ve sanayide yağlama yağı olarak kullanılan bitkisel yağların yerini almasıyla belirlenir.1900’de dünya üretimi 20 milyon tondur.
3.Benzin Devri (1900-1914) : Otomobilin bulunması ve yaygınlaşması sonucu petrole olan ihtiyaç artmıştır.Üretim 1913 ‘de 52 milyon tondur.
4.(1914-1930) Devri : Bu yıllar sürekli damıtma işlemlerinin arttığı ve fuel-oil kullanımının yaygınlaştığı bir devirdir.1920’de dünya üretimi 99 milyon tondur.
5.(1930-1940) Devri : Kaliteli ürün için ısıl reforming ve eritici ile işleme usulleri geliştirilmiştir.1936’da dünya üretimi 250 milyon ton 1939 ‘da 285 milyon tondur.
6.(1940 ve sonrası) : Katalizörler yardımıyla petrokimya doğmuştur. 1954 yılında dünya üretimi 594 milyon tondur.

Petrol ekonomisinin nitelikleri

Petrol ekonomisini incelerken iki gruba ayırmak gereklidir.
1.Piyasa ekonomilerine ilişkin gelişmeler
2.Merkezi planlı ekonomilere ilişkin gelişmeler
Piyasa ekonomilerine ilişkin gelişmeler : Bu grubu incelerken süreci iki gruba ayırmamız gerekmektedir.
•Uluslararası Pazarın Evrimi (Şirketler Dönemi)
•OPEC ‘in kuruluşu
A)Uluslararası Pazarın Evrimi : Bu devre petrolün 27 ağustos 1859 ‘Pensilvanya’da bulunmasıyla başlar. Bu tarihte petrol fiyatı varil başına 2 $ iken 1862’de 10 cente kadar düşmüştür.
Bunun başlıca sebebi üretimin tüketimde fazla olmasıdır.Takip eden yıllarda petrolün büyük kar marjı nedeniyle bir çok şirket kurulmuştur.Bunların en büyükleri -7- kızkardeşler adıyla tanınan şirketlerdir.
- Standart Oil of New Jersey
- Royal Dutch Shell
- BP
-Gulf
-Texaco
-Standart Oil of California
-Mobil Oil



Bu şirketler Amerika’daki petrol üretiminin % 30’nu petrolün devlet tekelinde olmadığı ülkelerde ise dünya üretiminin % 80 ‘ni ellerinde bulundurmaktadırlar.
Bu şirketlerin petrolün üretimi, taşıması ve petrokimya ürünleri üzerindeki tekelleri hala devam etmektedir.Bu dönemdeki rekabet ya üretimi arttırarak yada birim fiyatı düşürerek gerçekleşmektedir.Dolayısıyla buda kar marjını düşürmektedir.Bunun için 17 eylül 1928 ‘de “Achnacary” antlaşmasını imzalamışlar fakat bu antlaşmanın süresi 12 yıl sürebilmiştir. Çıkarlar çatışmış ve rekabet yeniden başlamıştır.Petrol ekonomisinin asıl can alıcı noktası üretildiği coğrafya ile tüketildiği coğrafyanın farklı olması ve taşımadaki ranttır.Buda bu -7- şirket arasında paylaşılmıştır.

B)OPEC ‘in kuruluşu : Şirketlerin fiyatlandırmalarına bir tepki olarak eylül 1960’da İran,Irak,Kuveyt,Suudi Arabistan ve Venezuella önderliğinde kurulmuştur.Buğün;
-Cezayir
-Endonezya
-İran
-Irak
-Kuveyt
-Libya
-Nijerya
-Katar
-Suudi Arabistan
-B.A.E
-Venezuella

ülkelerden meydana gelmiştir.

2) Merkezi planlı ekonomilere ilişkin gelişmeler : Bu tarz ülkeler petrolün devlet eliyle aranıp çıkartıldığı ülkelerdir.Eski SSCB,Venezuella,Meksika ve1954 ‘de kadar ki Türkiye Cumhuriyeti bu gruba dahildir.

Türkiye’de Petrol ve Ekonomisi

1860’larda Amerika’da,Romanya’da ve Rusya ‘da petrol üretilirken Osmanlı İmp. Konuya pek değinilmemiştir.
1887 ‘de Ahmet Naci Bey adında birine petrol imtiyazı verilmiş,
1897’de bir fermanla Trakya dolayları Halil Rıfat Paşaya verilmiştir.

Cumhuriyet Dönemi (1923-1954) : 1926 yılında 792 sayılı petrol kanunu çıkarılmış ve petrol arama yetkisi hükümete verilmiştir.
20 mayıs 1933 tarihinde 2189 sayılı kanunla Altın ve Petrol Arama İşletmeleri İdareleri kuruluyor.
22 haziran 1939 ‘da yürürlüğe giren 2804 sayılı kanunla MTA kurulmuş Altın ve Petrol Arama İşletmeleri İdareleri kapatılmıştır.
14 şubat 1941 tarihinde Petrol Ofisi kuruluyor.

1954 Sonrası : Bu tarihte özel sektörü çekmek için yeni petrol kanunu çıkarılması zaruriyeti meydana gelmiş ve iki yıl önce İsrail petrol kanununu da hazırlamış olan Max Ball’a kanun için baş vurulmuştur.Max Ball 6326 sayılı petrol kanununu hazırlamış 1954 ‘te yürürlüğe girmiştir.
Aynı yıl 1954’te 6327 sayılı TPAO kanunu yürürlüğe girmiştir.
6326 satılı kanun özel sektörü teşvik amacıyla 1955’de 6558 ,1957 ‘de 6987 sayılı kanunlarla değiştirilmiştir.

TÜRK PETROL KANUNU İLE GETİRİLEN DÜZENLEMELER

1)Doğrudan veya dolaylı olarak yabancı devletler adına hareket eden özel veya tüzel kişilerin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti petrollerinde hak sahibi olmasını, mülk ve tesis edinmesini yasaklayan hükümler kaldırılmıştır. (6326 s. Kanun 12-1.maddesi)

Bu maddenin kaldırılması, zengin ve güçlü yabancı devletlerin ülkemiz petrolleri üzerinde tekelleşmesi tehlikesini yaratmaktadır. Bu durum, tam bağımsızlık ilkesine, Anayasamıza, milli güvenliğimize ve hayatın olağan akışına aykırıdır.
2) Ülkemizde çıkarılacak petrolün %65 lik kısmının memleketimizin ihtiyacına ayrılması şartı ve memleket ihtiyacı kavramı kaldırılmıştır. Çıkarılan petrolün tamamı dışarı gönderilebilecektir. ( Md.2, Md.24)
Ülkemizde çıkarılacak petrolden memleket ihtiyacı için pay ayrılmaması, Türkiye Cumhuriyeti Devletini enerji krizlerine karşı korunmasız bırakmaktadır. Bu durum, milli güvenliğimiz açısından sakıncalı bir durumdur.
3)Türkiye Cumhuriyeti topraklarında veya sularında petrol arama sahalarını belirleyen veya (Askeri bölgeler dışında) sınırlandıran yasal bir düzenleme kalmamış bulunmaktadır.
Ormanlarda, milli parklarda, şehirlerde, milli sınırlarımızda ve yapılarda dahi "izin almak ve bedel ödemek şartıyla" petrol aranabilecektir. (Kaldırılan 6326 sayılı Petrol Kanununun 7. maddesi, Yeni Kanun Md.12, Md. 20/son paragraf)

2004 yılında yapılan değişiklik ile Maden Kanunu da değiştirilmiş ve Devlet ormanlarında dahi madencilik faaliyetlerine izin verilmiş idi. (3213 sayılı Maden Kanununu değiştiren 5177 s. Kanun)
4)İşletme ruhsatını en çok 40 yıl ile sınırlayan hüküm kaldırılmıştır. (6326 s. Kanun Md. 65-1)
Bir petrol hakkı sahibinin en çok 150 bin hektar petrol işletme sahalarına sahip olabileceğine ve bu kısıtlamaları bertaraf edemeyeceğine dair hükümler kaldırılmıştır. (6326 s.K. Md.61 ve Md.74)
İşletme ruhsatnamelerinin süresindeki ve yüzölçümüne sınırlama getirerek milli çıkarlarımızı koruyan maddelerin kaldırılması, Türkiye petrolleri üzerinde tekelleşme tehlikesi yaratmaktadır, hayatın olağan akışına ve milli güvenliğimize aykırıdır.
5)Bir petrol arama sahasının en çok 50 bin hektar ve bir tüzel kişinin en çok 8 arama ruhsatnamesine sahip olabileceği ve bu kısıtlamaları bertaraf edemeyeceği hükümleri kaldırılmıştır. (6326 s. K. md. 53-1-2-3-4 ve Md. 74)
Arama ruhsatnamelerinin sayısındaki sınırlamanın kaldırılması, milli çıkarlarımıza aykırıdır. Böylece, güçlü Uluslararası şirketlerin tekelleşmesine engel olacak yasal bir düzenleme kalmamıştır. Gerek yerli şirketlerin, gerekse TPAO'nun, "Uluslararası şirketlerle işbirliği yapmadan petrolde hak sahibi olma şansı" neredeyse kalmamıştır.
6)Yeni Petrol Kanununda, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin standart olarak aldığı sekizde bir (%12.5) petrol hissesi geliri, %2'den %12'ye kadar artan oranlarda olmak üzere düşürülmüş bulunmaktadır. (Kaldırılan 6326 s. Kanun Md. 78 Yeni Kanun Md.19)
Böylece Devlet, önemli bir gelir kaybına uğrayacaktır.
7)Yeni Kanun'la ; Petroldeki Devlet hissesinin yarısının (% 50'sinin) işletme ruhsatının bulunduğu şehrin İl Özel İdaresi'ne ödeneceği öngörülmüştür. ( Md.19/son)
Bu hüküm, madenlerin ve petrolün bir ülke halkının ortak zenginliği ve değeri olması bakımından, petrol bulunmayan iller aleyhine imtiyaz yaratmaktadır. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üniter yapısına ve devlet geleneğine uyumlu değildir, ayrımcılığı yasaklayan Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır.
8)Devletin bütün petrol ruhsatlarından yüzölçüme ve yıllara göre artan miktarlarda aldığı "Devlet Hakkı" geliri,arama ruhsatnamelerinden alınmayacaktır. (6326 s. K. Md.56)
Araştırma sahaları için hektar başına ve "bir defaya mahsus" 50 Yenikuruş Devlet hakkı alınacaktır. ( Md.13)
İşletme ruhsatlarından ( ve hektar başına 1 YTL olarak) Devlet hakkı alınacaktır. (Kaldırılan Md. 69-1, Yeni Kanun Md.18)
Böylece, Devlet'in petrol ruhsatnamelerinden aldığı bir petrol gelir kaynağı ve süratle petrol bulunması için yapmış olduğu malî baskı, fiilen kaldırılmış, diğer ruhsatnamelerden artan miktarlarda alınan Devlet hakkı ise, sembolik bir miktara düşürülmüştür.
9)Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) nun devlet adına petrol arama ve işletme hakkı ve bu hakları devir yetkisi ile öncelikli tercih hakları kaldırılmıştır. (6326 s. Kanun 6. madde, Yeni Kanun Md-4)
Bu durum, konusunda uzman kamu kuruluşu TPAO'nun, milli çıkarlarımızı koruyucu etkinliğinin azalmasına sebep olacaktır. Kamu kurumu olan TPAO'nun Uluslararası şirketlerle işbirliği yapmadan kendi başına petrol faaliyetinde bulunma şansı önemli ölçüde azalmıştır.
10)Yeni Petrol Kanunu ile 1926 yılında çıkarılan Kabotaj Kanununun 3. 4. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler, Kabotaj Kanununun özüne, 1. ve 3. maddesine ve milli çıkarlarımıza aykırıdır :
Getirilen değişikliklerle, sadece Türk vatandaşlarına verilen deniz esnaflığı yetkisi, (Kabotaj K.md.3 ), petrol faaliyetleri yapanlara da tanınmıştır. Bu durum, Kabotaj Kanununun özüne ve milli çıkarlarımıza aykırıdır. (Kabotaj Kanunu 3. md.ye eklenen cümle) ( Md.30)
Yine, Türk sahilleri arasında sadece Türk gemilerine verilen nakil yetkisi, (Kabotaj K.md.1), petrol deniz vasıtalarına da tanınmıştır. Böylece Türk gemilerinin, Türk sahillerindeki mutlak hakkı fiilen yürürlükten kaldırılmaktadır. (Kabotaj Kanununun 4. maddesine yapılan ekleme) ( Md.30)
11)Bir petrol hakkı sahibi, Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun'a bağlı olmaksızın yabancı personel çalıştırabilecektir. (27/2/2003 tarihli ve 4817 sayılı Kanun'a bağlı olmadan)( Md.25) Bu durum, AB İlerleme Raporlarında ısrarla üzerinde durulan kabul edilemez "direktiflerden" biridir.
12)Sondaj kuyularına ilişkin bilgi ve veriler ve laboratuar bilgi ve verileri, beş ilâ sekizinci yılın sonunda açık hale gelecektir. (Madde11/son fıkra)
Petrol konusunda araştırma sonucu elde edilen verilerin kamuoyuna açık olması gerekli olduğu tartışmasızdır. Çünkü petrol, bir ülkenin ortak zenginliğidir.
13)Petrol hakkı sahiplerinden alınacak vergi en çok %40 ile sınırlandırılmıştır. ( Md.22 ) Sınırlandırma doğru olmamakla birlikte, eski Kanun'daki vergi sınırlandırması bile %55 idi. (Kaldırılan md.95-1)
Devletin vergi kaybı bir tarafa bırakılsa dahi, gerek 6326 sayılı Kanun ve gerekse 5574 sayılı Kanun'da yer alan ve Petrol hakkı sahiplerinin ödemekle yükümlü oldukları vergileri, diğer vergi Mükelleflerine göre ayrıcalıklı duruma getiren düzenlemeler, milli çıkarlara ve Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır.
14)Petrol ihtilâflarının çözülmesi için genel idarî yargılama usûllerine istisnaî bir durum ve özel bir yargılama usûlü öngörülmektedir. Petrol ihtilâfları, Genel Müdürlüğün ve Bakan'ın kararı üzerine doğrudan Danıştay'a yapılacak başvuruyla ve öncelikle ele alınarak çözümlenecektir. ( Md.8)
15)Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinden "Teftiş Kurulu makamı ve Müfettişler" ibaresi çıkarılmıştır. ( Md.31) Hayati öneme sahip bir Kurumun bünyesinde yapılan bu değişikliğin doğru olmadığı ortadadır.
16)Son olarak, Yeni Petrol Kanununda, "milli menfaatlere uygun olma kıstasları ve kavramı" kaldırılmıştır. (6326 sayılı Kanun Md.1 ve 4)

CUMHURBAŞKANININ TÜRK PETROL KANUNUNU VETO GEREKÇELERİNDEN

"Petrol, dünyanın stratejik değere sahip en önemli ürünlerinden biridir. Dünyadaki tüm anlaşmazlıklar, çatışmalar ve savaşlar enerji kaynaklarına egemen olabilmek içindir.
İncelenen Yasa'da, yabancı devletlerin doğrudan ya da dolaylı yönetiminde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet için ya da yabancı bir devlet adına hareket eden kişilerin ülkemizde petrol etkinliklerinde bulunmaları, mülk edinmeleri ve tesis kurmalarının yasaklanmadığı, böylece, stratejik öneme sahip bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller kaldırıldığı için ulusal güvenlik yönünden yaratılan risk daha da artmaktadır.
İncelenen Yasa'da, Devlet'in petrol ve doğalgaz arama ve işletme hakkından vazgeçerek bunu yerli ya da yabancı gerçek ya da tüzelkişiler eliyle yapma amacında olduğu anlaşılmaktadır. Durum böyle olunca, ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir kısmının ülke gereksinimi için ayrılmasının, ulusal çıkarlar yönünden önemi daha da belirginlik kazanmaktadır.
Dünyada birçok ülkede, esasen yüksek olan Devlet payının daha da yukarılara çekilmesi için uğraş verilirken, ülkemizde bu oranın yüzde 2'ye, kimi durumlarda yüzde 1'e kadar düşürülmesi haklı bir nedene dayanmamaktadır. 5574 sayılı Yasa'nın Devlet payı tutarının düşürülmesine neden olacak 19. maddesindeki düzenleme ulusal çıkarlar ve kamu yararı ile bağdaşmamaktadır.
5302 sayılı Yasa'yla il özel idarelerine tanınan "mali ve idari" özerklik, merkezi yönetimin denetim ve gözetim yetkisinin zayıflatılması yerel yönetimleri oldukça güçlendirmiştir. Bunun yanında, kimi özel idarelere petrol ve doğalgaz üretiminden alınan Devlet payının yarısının aktarılması, idarenin bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacak sonuçlar doğuracak niteliktedir.
Ayrıca, Devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idaresinin hesabına aktarılması, ülke kaynağının tüm toplumun çıkarı yönünde kullanılması yerine, bir ya da birkaç ilin hizmetine sunulması, petrol zengini iller yaratarak bölgesel dengesizlikleri artıracaktır

PETROL BORU HATLARI

Hattı Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru :
Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi, Azerbaycan'da üretilen ham petrolün boru hattı ile Gürcistan üzerinden Ceyhan'daki bir deniz terminaline, buradan da tankerlerle dünya pazarlarına ulaştırılmasını amaçlamaktadır.

Proje'nin Teknik Özellikleri

Maksimum Kapasite 50 Milyon ton/yıl (1 Milyon varil/gün)
Toplam uzunluk 1,730 km
Türkiye kesimi 1,070 km
Çıkış noktası Sangachal (Bakü-Azerbaycan)
Varış noktası Ceyhan Terminali, Türkiye
Boru çapı 42-inç ve 34-inç
Dizayn basıncı 100 Bar
Pompa istasyonu 10-12
Türkiye 4
Petrol gravitesi 330 API

IRAK-TÜRKİYE HAM PETROL BORU HATTI
Irak - Türkiye Ham Petrol Boru Hattı Sistemi, Irak'ın Kerkük ve diğer üretim sahalarından elde edilen ham petrolü Ceyhan (Yumurtalık) Deniz Terminali'ne ulaştırmaktadır. 35 Milyon ton yıllık taşıma kapasitesine sahip bulunan sözkonusu boru hattı, 1976 yılında işletmeye alınmış ve ilk tanker yüklemesi 25 Mayıs 1977'de gerçekleştirilmiştir.
1983 yılında başlayıp, 1984 yılında tamamlanan I. Tevsi Projesi ile hattın kapasitesi 46.5 Milyon ton/yıl'a yükseltilmiştir. I. Boru Hattı'na paralel olan ve 1987 yılında işletmeye alınan II. Boru Hattı ile de yıllık taşıma kapasitesi 70.9 Milyon ton'a ulaşmıştır.
Körfez Krizi sırasında Birleşmiş Milletler'in (BM) Irak'a uyguladığı ambargo nedeniyle Ağustos 1990'da işletmeye kapatılan Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, BM'nin 14 Nisan 1995 tarih ve 986 sayılı kararına istinaden, 16 Aralık 1996 tarihinde, sınırlı petrol sevkiyatı için tekrar işletmeye alınmış olup, altışar aylık dönemler itibariyle petrol sevkiyatına devam edilmektedir.
Birleşmiş Milletler tarafından Irak'a verilen izinler doğrultusunda 2006 yılında Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı ile taşınan ham petrol miktarı 12,930 Bin Varildir.

CEYHAN - KIRIKKALE HAM PETROL BORU HATTI

Kırıkkale Rafinerisi ham petrol ihtiyacını karşılayan bu boru hattı, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'ndan Ekim 1983 tarihinde devralınmış olup, Eylül 1986 tarihinde işletmeye açılmıştır. 448 km. uzunluğundaki hattın yıllık taşıma kapasitesi ise 5 Milyon ton'dur. Ceyhan Deniz Terminali'nden başlayarak, Kırıkkale Rafinerisi'nde son bulan boru hattı üzerinde 2 pompa istasyonu, 1 pig istasyonu ve 1 adet dağıtım terminali mevcuttur.

Ceyhan-Kırıkkale Ham Petrol Boru Hattı ile 2006 yılında 27.381 bin varil ham petrol taşınmıştır

BATMAN - DÖRTYOL HAM PETROL BORU HATTI

Batman ve çevresinden çıkarılan ham petrolü tüketim noktalarına ulaştırmak üzere 4 Ocak 1967 tarihinde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından işletmeye açılan bu hattın mülkiyeti, 10 Şubat 1984 tarihinde BOTAŞ'a devredilmiştir. Yıllık taşıma kapasitesi 3.5 Milyon ton olan boru hattının uzunluğu ise 511 km.'dir.


2006 yılında, Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı ile taşınan ham petrol miktarı 10.822 Bin varildir.

ŞELMO - BATMAN HAM PETROL BORU HATTI

Şelmo sahasında üretilen ham petrolü Batman Terminali'ne taşıyan boru hattının uzunluğu 42 km. olup, yıllık taşıma kapasitesi 800.000 ton'dur.

Şelmo-Batman Ham Petrol Boru Hattı ile 2006 yılında 535 Bin varil ham petrol taşınmıştır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME


Anayasa'nın 168. maddesine göre, doğal madenler ve petrol devlete aittir.
Anayasa'nın 10/3. maddesine göre; Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Yine, Anayasamızın başlangıç bölümünde belirtildiği üzere; "Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği " temel ve vazgeçilmez bir hükümdür.
Türk Petrol Kanunu ile değiştirilen Kabotaj Kanunu ise, Atatürk ilke ve devrimlerinin yabancılara verilen kapitülasyonların kaldırılmasının göstergelerinden biridir.
TBMM'de 17.01.2007 tarihinde kabul edilen 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu, Anayasa'ya, Kabotaj Kanunu'na ve milli çıkarlarımıza aykırılıklar ile, muğlak ve riskli hükümler taşımaktadır.
Petrol konusunda uzman kuruluşlar olan, Jeoloji Mühendisleri Odası, TBMMOB-Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası Birliği, Petrol-İş Sendikası ile Ankara Ticaret Odası, 5574 sayılı Petrol Kanunu hakkında hazırladıkları raporlarla kamuoyunu uyarı görevlerini fazlasıyla yerine getirmişlerdir.
Petrol İşletme ruhsatı sahibi, Türkiye'nin petrolünü çıkararak, satmakta ve para kazanmaktadır. Bu arada bizim topraklarımız ve doğal bitki örtümüz zarar görmektedir. Bu nedenlerle, çıkarılan petrolden alınan %12.5 oranındaki devlet hissesi zaten çok azdır ve en azından %30-40 seviyesinde olması gerekmektedir. Yeni Kanun'la bu hisse, %1'e kadar düşürülmüştür.
Asıl yapılması gereken, Anayasamıza göre Türkiye'nin petrollerimizi Devletimizin çıkarması, işlemesi ve değerlendirilmesi suretiyle, petrol gelirinin %2 ilâ %12 'lik kısmının değil, tamamının bütün Ulusumuza kalmasıdır. Uzay teknolojisine sahip olunan böyle bir devirde, Türkiye bunu başarabilir. Yeter ki Atatürk'ün ilke ve devrimlerinden geri adım atılmasın.
Türkiye halen, 1947'de üyesi olduğu IMF ile değişik dönemlerde imzaladığı stand-by anlaşmaları ve verdiği iyi niyet mektupları (Yapmayı taahhüt ettiği yasal ve ekonomik değişiklikler) çerçevesinde ekonomisini yönetmektedir. 1999-2006 döneminde toplam 803.8 milyar dolar ana para ve faiz borcu ödemesi yapmıştır. Bu borçların çoğunu da yine borçlanarak ödeyebilmiştir. Halen toplam 352 milyar dolar borcumuz bulunmaktadır.
Türkiye'nin borç sarmalından süratle kurtulması, yer altı ve yer üstü zenginliklerini kendisinin değerlendirmesi ile mümkün olabilir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 9941
favori
like
share