TERÖR KAVRAMI VE SEBEPLERİ



Yaşadığımız dünyada devletlerin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehditlerden biri olan terör, ülkemizi de önemli ölçülerde etkilemektedir. Ülkemizde uzun süreden beri gündemde kalan en önemli sorunlarımızdan biri olan terörizm, halen genel güvenliği tehdit edici ve huzur bozucu bir faktör olarak etkisini devam ettirmektedir.
Bilindiği gibi ülkemiz sosyo-ekonomik ve siyasi sıkıntıların fazlaca olduğu 1950'li yıllardan bugüne terör olayları ile karşı karşıyadır.1960'dan 1980'li yıllara kadar sağ-sol, 1980'den sonra ise Türk-Kürt ve en son olarak ta Laik-Antilaik diye bölünerek insanlarımız birbirine kırdırılmak istenmektedir. Her şeyden öte bütün bu olaylar ülkemizin siyasi, ekonomik ve kültürel yönden büyük bir sıçrama noktasında olduğu dönemlerinde çıkarılmaktadır.
Türkiye'de terörün çok çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Ekonomik ve sosyo*kültürel sebeplerden, ülkemizin sahip olduğu bölgesel özelliklere kadar pek çok etken bu geniş yelpaze içinde yerini almaktadır. Özellikle Dünya hakimiyetine aday olan güçler kendine yeterli ve güçlü bir ülke istememektedirler. Terör olayları bir taraftan dış destekler ile ortaya çıkarken; bir taraftan da kültür farklılaşması, sosyal değerlerin değişmesi, toprak bütünlüğümüze ve hükümranlık haklarımıza saldırı, topluma yabancılaşma, sapma davranışlar, nesiller arası kopukluk gibi iç etkenler ile de paralellik göstermektedir.
Güvenlik güçlerimiz yıllardan bu yana terörizm ile mücadele etmektedirler. Bu mücadelelerin sonucunda bugün ciddi bir birikime sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Fakat bu bilgi birikiminin sistematiği ve bilimselliği yeterli sayılamaz. Terörizm konusunda uzmanlaşanların bilgi birikimleri ise, şahsi birikimler olarak kalmaya devam etmektedir. Bu bilgiler Türkiye'nin bugünü ve yarını için kullanılmak üzere bir havuzda bugüne kadar toplanamamıştır.
Güvenlik güçleri; terör örgütlerinin sistematiği, kaydetmek istedikleri gelişme, strateji ve taktikleri, mücadele usullerinde uyulması gereken taktikler konusunda tam olarak bilgilendirilmeli, ülke içinde ve dışında kurulacak istihbarat ağları ile terör örgütleri sıkı bir kontrol altına alınmalıdır. Terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin yetkileri de açık olarak belirlenmelidir.
Dünden bugüne, ülkemizde terörizm ile mücadele bilimsel verilerin ışığında yürütülemediği için sadece güvenlik güçlerinin bir mücadelesi olarak algılanmış, bu yüzden "terörizm" ile değil "terörist" ile mücadele edilmiştir. Bundan dolayı da terör örgütleri kaybettikleri her bir militanın yerine yeni militanlar yetiştirerek varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Terörle mücadelede başarılı olunabilmesi için sadece güvenlik güçlerinin önlem ve çalışmalarının yeterli olmayacağı açıktır. Çünkü terörizm, sadece bir güvenlik sorunu değildir. Aynı zamanda ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi nedenlere de bağlı bir olgudur. Bu nedenle terörle mücadele de bütün kurum ve kuruluşların ortak tavır takınmaları ve bu konuda üstlerine düşen görevleri en iyi şekilde yapmaları gerekmektedir.
Terörle mücadele konusunda öncelikle yapılması gereken husus, gençliğin, terör örgütlerinin hedefi olmaktan çıkarılmasıdır. Bilinçlenmenin yeni başladığı, duyguların mantığa üstün geldiği, arama, öğrenme ve dinamizm çağındaki bu dönemde en etkin duygu otoriteden kurtulmaktır. Terör örgütleri de planlarını genç neslin bu özellikleri üzerine bina etmektedir. Ülkede olması gereken koruyucu kurumların eksikliğinden dolayı ortaya çıkan bilgi boşluğu, bilimsel fikirler yerine siyasi tartışmaların doğmasına, sağ-sol, ilerici-gerici gibi akımların sempati ile karşılanmasına neden olmuştur. Bütün bu zararlı sonuçların ortaya çıkmasını engelleyecek tek çare eğitim olmaktadır. Takip edilecek milli eğitim politikası çerçevesinde, gençlerin milli hedef ve menfaatler doğrultusunda yetiştirilmesi, tarihi ile barışık, milli birlik ve bütünlüğü en iyi şekilde kavramış olması gereklidir. Sağlam ve güçlü toplum, gençlere sunulan eğitim ile doğru orantılıdır. Eğitim; yalnızca bilgilerin öğrencilere anlatılması değil, aynı zamanda ruhi eğitimi de içermelidir. Zihnen, bedenen, ruhen sağlıklı nesiller yetiştirilmesi ancak devlet menfaatleri ve ülke hedeflerinin gençliğe sindirilmesi ile mümkün olacaktır. Bu sayede, yasadışı terör örgütleri gençleri kendi ideolojilerine alet edemeyeceklerdir.
Bütün bunların gerçekleşmesini sadece devletten beklemek hata olacaktır. Bu konuda basına, üniversitelere vb. kuruluşlara büyük görevler düşmektedir. Terörle silahlı mücadele yetkililerin ve güvenlik güçlerinin işidir. Ancak, başta bölücülük olmak üzere terörle kültürel mücadele her Türk insanının görevidir. Bugün en büyük eksiklerimizden birisi kültürel mücadele görevinin gereği gibi yapılamamasıdır. Bu başanlamadığı taktirde, terör örgütleri yok edilse bile, terörün alt yapısı mevcut kalacak ve terör yeniden hortlayacaktır.
Terörle mücadelenin diğer bir etkin yolu da devletin; terörle iç içe yaşayan Doğu ve Güneydoğu halkı ile az gelişmiş diğer bölge insanlarının yanında olduğunu her fırsatta göstermesidir. Bu durumda, Devlet bu bölgelere kendi eliyle veya şahsi teşebbüsleri destekleyerek yatırımları arttırmalı, işsizlik sorununa bir çözüm getirmeli, bu bölgelerin alt yapı, su ve elektrik ihtiyacını tamamen gidermelidir.
Kısacası, ülkemizi her geçen gün siyasi ve ekonomik açıdan biraz daha yıpratan terörizm sorununa el yordamıyla değil, bir an önce bilimsel verilerin ışığında çözüm yolları üreterek faaliyete geçirilmelidir. Bunun yanında, terörizmle mücadelede başarılı olabilmek için, güvenlik güçlerimizin yanı sıra, bütün resmi ve sivil kuruluşların bu konuda üstlerine düşen görevleri en iyi şekilde yapmaları gerekmektedir.
Özellikle kamuoyunu aydınlatmak ve fertleri doğru yönlendirmek bakımından gerek TRT'ye gerek özel TV kuruluşlarına görev düşmektedir. Diğer demokratik ülkeler terör ve terör olayları karşısında ne gibi düzenlemeler yapıyorlarsa, nelere sınırlamalar getiriyorlarsa, biz de aynı şeyleri yapmalıyız. Terörü ve teröristi haber yaparken özendirici olmak son derece yanlıştır. Bazen belki de istenmeyerek teröristin reklamı yapılabilmektedir. Bir dönem PKK ile pazarlığa Devlet adeta teşvik bile edilebilmiş ve bu konuda yazılı ve görüntülü basında yazılar çıkmıştır. Daha sonra ise, bölücü terör örgütü terör yoluyla başarılı olamayınca örgüt dış desteklerle siyasallaşma sürecine sokulmaya çalışılmıştır. Sol terör örgütü mensuplarına anlaşılmaz atıflar yapılmış, örgüt üyeleri de kendilerinde bir takım insan üstü özellikler olduğu vehmine kapılmışlardır.
Türkiye sahip olduğu tarihi geçmişi, bütün dünyayı kıskandıran jeopolitik konumu ve genç nüfus potansiyeli ile bulunduğu coğrafyada lider bir ülke olmaya adaydır. İnanıyoruz ki, ülkemiz önümüzdeki yıllarda siyasi, ekonomik, eğitim, kültürel problemlerini en kısa sürede çözerek 21. yüzyıl da yıldızı parlayan bir ülke olacaktır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2616
favori
like
share